İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/682 E. 2026/205 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/682
Karar No
2026/205
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/682 Esas KARAR NO : 2026/205

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/09/2025 KARAR TARİHİ : 10/03/2026

Mahkememizde görülmüş olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesi ile; Müvekkili ... A.Ş., gıda sektöründe üretim, ithalat ve ihracat ve lojistik faaliyetleri yürüten köklü bir sanayi kuruluşu olduğunu, Türkiye çapında geniş bir üretim ve dağıtım ağı bulunan müvekkil şirketin, taşımacılık faaliyetlerini dış kaynak kullanımı ile gerçekleştirdiğini, davalı ...A.Ş. ile 2022 – 2023 yılları arasında düzenli ticari ilişki kurulduğunu, bu kapsamda lojistik ve taşıma hizmeti aldığını, davalıdan alınan hizmetler nedeniyle Vergi Denetim Kurulu tarafından müvekkil şirket hakkında vergi incelemesi yapıldığını ve 112.170,03 TL ve 145.341,37 TL tutarında olmak üzere toplam 257.512,40 TL vergi cezası tahakkuk ettirildiğini, işbu tutarın müvekkili tarafından 19.12.2024 tarihinde ilgili vergi dairesine ödendiğini, taraflar arasında 03.12.2024 tarihinde imzalanmış olan protokolde açıkça düzenlendiğini ve davalı şirketin bu tür vergi cezalarından sorumlu olduğunu kabul ettiğini, kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bu yükümlülüğe rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkil şirket tarafından noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini; ihtarnamede 257.512,40 TL vergi cezasından cari hesap borcu mahsup edilerek 161.311,20 TL bakiye alacağın ödenmesi talep edildiğini, ihtarnamede bahsedilmeyen ancak ... Sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda; 2024/2 döneminde 38.880,77 TL KDV iadesi alındığı, bu iadenin haksız iade olduğunun tespit edildiğini ve geri alınması gerektiğinin ifade edildiğini, bu nedenle 40.217,07 TL tutarında vergi iadesi, beyanname verilmek sureti ile vergi dairesinde mahsup edildiğini, davalının alacağı mahsup edildikten sonra toplam alacağın 201.528,27 TL olarak tespit edildiğini, işbu sebeplerle 07.01.2025 tarihinde ... 28. İcra Dairesi’nin ...E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın ise haksız ve dayanaksız şekilde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek ... 28. İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, alacağın tamamına takip tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesine, davalıların haksız itirazları nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesi ile; Huzurdaki dava dosyasından tarafına dava dilekçesi ile tensip zaptı tebliğ edildiğini ve yasal süre içerisinde davaya cevaplarını sunduklarını, davacı tarafından, davalı müvekkiller aleyhinde ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası nezdinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacının işbu icra takibine dayanak olarak protokolü gösterdiğini, davacının bütün iddia ve taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde müvekkil şirket ... şirketine ilamsız takibin ... adresine 07/01/2025 tarihinde tebliğ edildiğini, İcra dosyası incelendiğinde müvekkil şirketin süresinde itiraz etmediği için takibin müvekkil şirket yönünden kesinleştirilerek icra işlemleri/haciz işlemleri yapıldığını, davacı tarafından açılan İtirazın iptali davasının gerekli unsurları taşımadığını, işbu sebeple borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini, alacaklının itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, itirazın iptali davası açılmasındaki amacın, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağılamak olduğunu belirterek davanın esastan reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: İşbu dava konusu uyuşmazlık; 03/12/2024 tarihli protokole dayalı olarak davacı tarafça ... 28. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Öncelikle davalı ... A.Ş yönünden yapılan değerlendirmede; icra dosyası kapsamı incelendiğinde davalı şirket yönünden icra takibine yönelik yapılmış herhangi bir itirazın yapılmadığı, bu sebeple de icra takibinin davalı şirket yönünden kesinleşmiş olduğu ve hatta hakkında haciz işlemlerinin tatbik edildiği görülmekle, icra dosyası kapsamında davalı tarafça yapılmış mevcut bir itiraz olmadığı halde davalı şirket yönünden açılmış olan itirazın iptali davasında herhangi bir hukuki yararın mevcut olmadığı açık olup bu davalı yönünden itirazın iptali talebine dair davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. Diğer davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede ise; ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça ispat noktasında 03/12/2024 tarihinde imzalanmış olan protokole dayandığı, ilgili protokol incelendiğinde davalı ...'nun kefil sıfatıyla protokolde yer aldığı ve klavye yazısı ile yazılmış ad ve soyadı haricinde belge üzerinde yalnızca imzasının bulunduğu görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581. maddesine göre; kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Bir sözleşmenin kefalet sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için, asıl borçtan sorumlu olmayan bir kişinin (kefilin), alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde ortaya çıkacak olumsuz sonuçları kişisel olarak karşılamayı üstlenmesi gerekir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere kefalet sözleşmesinde, borçlunun borcunu ifa etmemesi riskine karşı üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya kişisel teminat sağlanmaktadır. TBK'nın 582. maddesine göre ise kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, kefaletle teminat altına alınan bir borcun mevcut ve geçerli olarak bulunması gerekir. Bu yönüyle kefalet sözleşmesi, geçerli bir asıl borca bağlıdır. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, 584. maddesinde eşlerin diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği ve bu rızanın da sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Anılan düzenlemeden anlaşıldığı üzere şekle uymamanın yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular. Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır. (Yargıtay HGK 13.03.2013 tarih ve ...E. ...K. sayılı ilamı) Somut davaya konu protokol evrakının 1 numaralı bendinin; "Bu protokol, ... A.Ş. ile .. A.Ş. arasında tarafların ticari ilişkilerinden kaynaklanan 96.201,20 TL tutarındaki cari hesap borcunun ödenmesi ve taraflar arasındaki mutabakatı düzenlemek amacıyla hazırlanmıştır. ... sözleşme kapsamındaki tüm taahhütlere şahsen kefil olduğunu kabul beyan ve taahhüt etmiştir." şeklinde olduğu, ...'nun kefil olarak, sorumlu olduğu azamî miktarı ve kefalet tarihini, sözleşmede kendi el yazısıyla belirtmemiş olması sebebiyle kefaletin kesin şekilde hükümsüz olduğu, dolayısıyla kefil sıfatıyla davalı ... tarafından yapılmış itirazın iptaline karar verilmesi kanunen mümkün olmadığından bu davalı yönünden de davanın reddine dair hüküm kurmak gerekmiş olup, yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere itirazın iptaline dair davanın reddedilme sebepleri göz önüne alındığında davalı tarafın yasal koşulları oluşmamış kötüniyet tazminatı talebinin reddine ve tüm dosya kapsamına yönelik aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın yasal koşulları oluşmamış kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Dava açılırken yatırılmış olan peşin harçtan, karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00-TL'nin Hazine'ye gelir kaydı ile kalan 1.701,96-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan yatırılmış ve kullanılmamış olan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine, Dair davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzlerine karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/682, K. 2026/205, T. 10.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-22-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-682-e-2026-205-k-4883f2c75461