İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/67 E. 2026/115 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/67
- Karar No
- 2026/115
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/67 Esas KARAR NO : 2026/115
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 24/01/2025 KARAR TARİHİ : 03/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "01.10.2024 tarihinde; Sürücü ...” nın idaresindeki ... plakalı otomobil ile yaptığı trafik kazası sonucu, araçta yolcu konumunda bulunan ...' in yaralandığı ve hastanede öldüğü; Kazada sürücü ...' nın aslı ve tam kusurlu olduğu; Kazaya sebebiyet veren aracın tespit edilemediğinden müvekkilin uğradığı maddi zararların ... Hesabı tarafından karşılanması gerektiği; Davacıların ölen ...' in mirasçıları olduğu ve adı geçenin ölümü sonucu desteğinden yoksun kalmış oldukları; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik; Davacılardan anne ... için 100,00-TL, baba... için 100,00-TL, eş ... için 100,00-TL, oğlu ... için 100,00-TL, oğlu... için 100,00-TL kızı ... için 100,00-TL, kızı ... için 100,00-TL olmak üzere toplamda 700,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının ... Hesabından kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsiline; Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesi" talep ve dava edilmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Husumetin müvekkil kuruma yöneltilebilmesi için kazaya neden olan aracın müvekkil ... Hesabı’nın sorumluluk kapsamında bulunan araçlardan olması gerekmektedir. Dava dilekçesinde ilgili aracın ölümlü trafik kazasına sebebiyet vermesi, araç sürücüsünün kusurlu olması ve meydana gelen kazaya sebep olan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi’nin bulunup bulunmadığının belirlenememesi nedeniyle müvekkil kuruma başvurulduğu belirtilmiş ise de SBM verilerinden görüleceği üzere ... plakalı araç, kaza tarihinde ... Sigorta A.Ş.’ye sigortalıdır. Aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesinin mevcut olması nedeniyle davanın husumetten reddi gerekir. Bilindiği üzere ... Hesabı Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi gereği zorunlu sigortası bulunmayan araçlar için ödeme yaptıktan sonra, zorunlu sigortası yaptırmayan aracın işletenine, sürücüsüne varsa diğer sorumlulara mevzuat gereği rücu etmek ve ödediği tazminatları tahsil etmek durumundadır. Müvekkil kurum tarafından yapılan sorgulamada araç malikinin Mustafa Bozkurt araç sürücüsünün ... olduğu anlaşılmıştır. Araç ruhsatnamesinin dosyaya celbi ile tarafımıza tebliği akabinde talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla, hak kaybına uğramamak adına dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden araç maliki ve sürücüsünün mirasçıları olduğu görülen kişilere davanın ihbarını talep ederiz.Öncelikle davaya konu kazanın trafik kazası niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de kazayı gören kamera kaydının bulunmadığı, tanık ifadesinin yer almadığı görülmektedir. Her ne kadar olay trafik kazası olarak nitelendirilmiş ise de 3 kişinin yoldan 21 metre uzaklıkta olan su tahliye kanalına uçması ve aralarından sadece müteveffanın sudan çıkamadığı dikkate alındığında olayın kasıtlı işlenen başka bir suç kapsamında girebileceği kanaati hasıl olmuştur. Nitekim ... vermiş olduğu ifadede kendi tarafındaki kapıdan müteveffanın da çıktığını belirtmiştir. Araçtan çıkan müteveffanın vefat sebebi net olmamakla birlikte bu hususta kesin ölüm nedenini gösterir otopsi tutanağı da bulunmamaktadır. Kesin ölüm nedenini belirtmeyen otopsi tutanakları olayı trafik kazası sonucu ölüm olarak değil, suda boğulma nedeniyle ölüm olarak belirtmiştir. İncelemelerde de müteveffanın 15 dakika suda kalarak vefat ettiği tespit edilmiştir. Müteveffanın trafik kazası sonucunda değil de suda boğulma nedeniyle vefat ettiğinin tespiti halinde müvekkil kurumun da sorumluluğu bulunmayacaktır. Yine belirtmek gerekir ki ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi laboratuvar sonuçlarında müteveffanın alkollü olduğu tespit edilmiştir. Şahsın alkol dışında başka bir madde etkisi altında olup olmadığının da mahkemenizce tespitini talep ederiz. Bu kapsamda olayın daha detaylı araştırılması ve netleştirilmesi gerektiğinden ceza dosyasının neticelenmesi gerekmektedir. Davacı yanın iddiasına dayanak olarak yeterli delil sunmadığının kabulü gerekmekle birlikte aksi halde dahi ceza dosyasının celbi ve dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep ederiz. Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil kurum, kaza tarihindeki teminat limiti dahilinde sorumludur. Bu limit kaza tarihi itibariyle 1.800.000,00-TL’dir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında, sigorta poliçesi ile poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, işletene düşen hukuki sorumluluk temin edilir. Dolayısıyla Karayolları Trafik Kanunu 86. madde gereğince araç işleteninin ve sürücüsünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının ve dolayısıyla müvekkil kurumun da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacaktır. Kaza tespit tutanağında yer alan kusur tespitini kabul etmiyor, itiraz ediyoruz. Belirtmek gerekir ki sigortasız araca ilişkin kusur tespiti yapılabilmesi için kazadan önceki hızı, olay yerindeki fren izleri, durma mesafesi, kazanın gerçekleştiği mahaldeki yolun yapısı gibi hususlara ilişkin tespitlere yer verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma numaralı dosyasının akıbetinin öğrenilmesi gerekmekte olup soruşturma dosyasının ve varsa kovuşturma dosyasındaki evrakların celbini talep ederiz. Konu dosyada kolluk tarafından tanzim edilen görgü tespit tutanağında kazayı gören kamera kaydı ve tanık bulunmadığı ifade edilmiştir. İşbu sebeple kazadaki kusurun çelişkiye mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi önem arz etmektedir. Araç sürücüsünün kusursuz olması durumunda müvekkil kuruma yükletilebilecek herhangi bir sorumluluk da bulunmayacaktır. Ayrıca kazanın gerçekleştiği ilgili mahalde yol, ışıklandırma ve trafik levhaları bulunup bulunmadığı hususları bakımından Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ve İdare’nin de kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacılar tarafindan destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için müteveffa ile davacılar yönünden düzenli ve eylemli yardımın varlığı gerekmektedir. TBK'nın 53.maddesinde belirtilmiş olan destek kavramı, bir başkasının veya başkalarının geçimini kısmen veya tamamen karşılayan ve ileride ona bakması muhtemel olan kişiyi ifade etmektedir. Maddi yardım ihtiyacı olmayan kişiye yapılan yardımlar ne kadar düzenli, sürekli ve karşılıksız olursa olsun, bu bakım yardım niteliğinde değildir. Müteveffanın destek sayılması için; yardımın eylemli olması, destekten yoksun kalan kimsenin devamlı ve gerçek bir ihtiyacının olması gerekmekte olup davacıların müteveffanın desteğine ihtiyaç duyup duymadığı araştırılmalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatının belirlenebilmesi açısından davacıların maddi durumunun önem taşıması nedeniyle, davacıların maddi durumu ve geliri mutlaka araştırılmalıdır. Bununla birlikte, müteveffanın vefatı nedeniyle davacıların elde edeceği miras menfaati de araştırılmalıdır. Davacılar tarafından elde edilen miras menfaatinin bakım ihtiyacını ortadan kaldırdığı oranda destekten yoksun kalma tazminatının da ortadan kalkacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıdaki itirazlarımız saklı kalmak ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tazminat miktarının tespiti amacı ile dosyanın bir aktüer bilirkişiye tevdiini talep ederiz. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 21. madde hükmü ile düzenlenen aktüer sicili ve 15.08.2007 tarih ve 26614 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Aktüerler Yönetmeliği gereğince sicile kayıt olunmadan aktüerlik yapılamaz. Bu kapsamda bilirkişinin aktüer siciline kayıtlı olması gerekmektedir. Bu şekilde davacılar ancak seneler sonra elde edebileceği bir parayı, ödeme anı ile toplu olarak elde etmiş olacaktır. Dolayısıyla, alacaklının tazminatı peşin ve erken almasından kaynaklanan faydaları sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı için tazminat miktarından indirilmelidir. İşbu davada, tazminat hesaplaması yapılması durumunda destek paylarının doğru hesaplanabilmesi için müteveffaya ait nüfus kaydı incelenmeli, tazminat hesaplamasında müteveffanın gelirinin destekçiler arasında paylaştırılması yapılırken müteveffanın destek olduğu tüm şahısların paylarının dikkate alınması gerekmektedir. Müteveffanın vefatı sebebi ile işbu davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimseler varsa re’sen tespit edilmelidir. Müteveffanın kendisinin, eşinin, çocuklarının, anne ve babasının güncel nüfus kayıtları dosyaya celp edilmeli, hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde, hesap raporundan ilgili pay oranları dikkate alınmalıdır. Müteveffanın kaza tespit tutanağında koruyucu ekipman ve emniyet kemerinin takılı olup olmadığı tespit edilememiştir. Yine görülebildiği kadarıyla müteveffanın araçtaki konumu ve ifade tutanaklarından anlaşılacağı üzere emniyet kemerini takmadığı sabit olduğundan müterafik kusur indirimi uygulanmasını talep ederiz. Aktüeryal hesaplamada esas alınacak gelirin maaş bordrosu, banka kayıtları, vergi levhası gibi resmi kayıtlarla ispatlanması, gelirin ispatlanamaması halinde ise asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerekmektedir. Söz konusu trafik kazasının aynı zamanda iş kazası niteliğinde olması halinde TBK madde 55 gereği Sosyal Güvenlik Kurumu aylık gelir bağlamakta ve bu bağladığı gelirin peşin sermaye değerini sigorta şirketlerine rücu etmektedir. Bu sebeple SGK'ya müzekkere yazılarak davacıların rücuya tabi bir ödeme alıp almadığının sorulması, henüz peşin sermaye değeri bağlanmadıysa bu hususu bekletici mesele yapılmasını, SGK tarafından bağlanmış/bağlanacak aylığın peşin değerinin hesaplanan tazminattan düşülmesini talep ederiz.Ceza soruşturma ve kovuşturma dosyasının celbi ile, taraflar arasında CMK madde 253 kapsamında uzlaşmaya varılıp varılmadığı incelenmelidir.Müvekkil kuruma usulüne uygun başvuru yapılmaması ve müvekkil kurum başvuru yapılmasına sebebiyet vermediğinden faiz ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekmektedir. Kabul anlamına gelmemek üzere, ancak işbu dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebilir. Zarar gören ile davalı kurum arasında ticari bir ilişki olmadığı gibi karşılıklı olarak akdedilmiş bir sigorta sözleşmesi de mevcut değildir. Müvekkil kurum ticaret şirketi de değildir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunmaması nedeniyle davada hükmedilen tazminata avans faizi işletilmesinin talep edilmesi kabul edilemez. Verilebilecek olan faiz türü, dava tarihinden itibaren yasal faiz olup aksine bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Davanın reddini, Usule ilişkin itirazlarımızın kabulünü, İhbar talebimizin kabulünü, Tüm taleplerin reddini, Aksi halde dahi, kusur ve tazminat miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasını, Müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmasını, Faiz talebinin reddini ve her halde yasal faiz uygulanmasını, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan dava 01/10/2024 tarihinde dava dışı sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilde yolcu olarak bulunan davacıların desteği olan ...'ın trafik kazası nedeniyle vefat ettiği, ilgili aracın ZMM sigortasının bulunmadığı iddiasıyla destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili isteminden ibarettir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... E. ... K. Sayılı ilamında özetle; "Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı...vekili cevap dilekçesinde ve yargılamanın her aşamasında, davacıların murisinin hatır için taşındığını ve alkollü sürücünün aracına bilerek bindiğini ileri sürmüştür. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK.’nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim, tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. O halde mahkemece, bu savunma üzerinde durularak, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması gerekmektedir. Ayrıca Borçlar Kanunu'nun "Tazminat miktarının tayini" başlıklı 43. maddesinde; hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş, "Tazminatın tenkisi" başlıklı 44. maddesinde de; zarar gören taraf zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmış; eğer zarar kasten veya ağır bir ihmal ya da tedbirsizlikle yapılmamış ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bırakacak ise hakimin, zarar ve ziyan miktarını hakkaniyete uygun olarak indirebileceği belirtilmiştir. Somut olayda; davacıların murisi ile içinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün ve davalının dava dışı oğlunun arkadaş oldukları ve olay günü de birlikte gezintiye çıktıkları hususu ve dolayısıyla taşımanın bir hatır taşıması olduğu hususu sabittir. Bu durumda mahkemece hakkaniyete uygun bir miktarda tazminattan indirim yapılması gerekirken, davalının itirazları tartışılmaksızın karar verilmiş olması doğru değildir" denilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: " Önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK' nun 36, 46/a, 47/c,d, 52/b. 67/a.. Md. ile KT. Yönet. 137/A. Md. Sürücü belgesi alma, Trafiğin akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Araç manevraları) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen idaresindeki ... plakalı otomobil sürücüsü iken kaza sonucu ölen ...' nın “96100 oranda Asli ve Tam Kusurlu” olacağı; Sürücü belgesi bulunmayan arkadaşı ölen ...' nın idaresindeki ... plakalı otomobilde yolcu olarak seyahat etmekte iken kazada yaralanan ve sonra hastanede ölen, Trafik Kaza Tespit Tutanağında emniyet kemeri takılı olup- olmadığının tespit edilemediği belirtilen ve herhangi bir kural ihlali bilgisi belirtilmeyen ...' ın sürücü belgesi bulunmayan arkadaşının idaresindeki araçla seyahat etmekle kendi güvenliği için tedbir almadığı, kendi yaralanması ve ölümünde “Müterafik kusurlu” olacağı; Davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre belirlenen zarar tutarlarından %20 hatır taşıması ve %20 müterafik kusur indirimi sonucu kazada vefat eden ...'ın geride kalan hak sahiplerinden; ¸ Tüm hak sahiplerinin destek zararı toplamı davalının zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden kaza tarihi itibariyle sorumlu olduğu 1.800.000,00 TL.lık limiti aşması nedeniyle davalının limit ile sınırlı olarak sorumlu olacağı ve bu tutarın davacıların payına isabet eden tutarlarının aşağıdaki gibi olduğu, Başvuru tarihine göre temerrüdün 12.11.2024 tarihinde gerçekleşmiş olacağı, Sigorta poliçesi bulunmayan aracın kullanım şeklinin ticari olduğunda dair bir belge bulunmadığından ticari faizi talebine ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait bulunduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor alındığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle: " Önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK' nun 36, 46/a, 47/c,d, 52/b. 67/a.. Md. ile KT. Yönet. 137/A. Md. Sürücü belgesi alma, Trafiğin akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Araç manevraları) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen idaresindeki ... plakalı otomobil sürücüsü iken kaza sonucu ölen ...' nın “9100 oranda Asli ve Tam Kusurlu” olacağı; Sürücü belgesi bulunmayan arkadaşı ölen ...' nın idaresindeki ... plakalı otomobilde yolcu olarak seyahat etmekte iken kazada yaralanan ve sonra hastanede ölen, Trafik Kaza Tespit Tutanağında emniyet kemeri takılı olup- olmadığının tespit edilemediği belirtilen ve herhangi bir kural ihlali bilgisi belirtilmeyen ...' ın sürücü belgesi bulunmayan arkadaşının idaresindeki araçla seyahat etmekle kendi güvenliği için tedbir almadığı, kendi yaralanması ve ölümünde “Müterafik kusurlu” olacağı; Davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre belirlenen zarar tutarlarından %20 hatır taşıması ve %20 müterafik kusur indirimi sonucu kazada vefat eden ...'ın geride kalan hak sahiplerinden; ¸ Tüm hak sahiplerinin destek zararı toplamı davalının zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden kaza tarihi itibariyle sorumlu olduğu 1.800.000,00 TL.lık limiti aşması nedeniyle davalının limit ile sınırlı olarak sorumlu olacağı ve bu tutarın davacıların payına isabet eden tutarlarının aşağıdaki gibi olduğu, ¸Başvuru tarihine göre temerrüdün 12.11.2024 tarihinde gerçekleşmiş olacağı, Sigorta poliçesi bulunmayan aracın kullanım şeklinin ticari olduğunda dair bir belge bulunmadığından ticari faizi talebine ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait bulunduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiştir. Soruşturma dosyasının incelenmesinde; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sürücü ...'nın kazada yaşamını yitirdiği, kazanın tek taraflı olarak meydana geldiği gözetildiğinde olayda motosiklet sürücüsü ... dışında kimseye atfı kabil kusur bulunmadığı, olayın failinin kazada yaşamını yitirdiği anlaşılmakla; " şeklindeki gerekçe ile takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Kazanın gerçekleşmesi ve kusur oranları bakımından yapılan değerlendirmede; Dava konusu kazanın 01.10.2024 günü saat 20:30 sıralarında: .... İli yönünden gelen ve Akçakale İlçesi yönünde seyreden sürücü ...’ nın idaresindeki ... plakalı otomobil ile 28. Km.’ ye geldiğinde bilinmeyen nedenle aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun sağında bulunan atık su kanalına uçması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı tek taraflı olarak meydana geldiği anlaşılmıştır. Olayın meydana gelmesinde kaza sonucu ölen sürücü ...’ nın idaresindeki ... plakalı otomobil ile kazada tehlike yaratan ve ilk kusurlu davranışta bulunan olduğu, olması gerekenden hızlı seyrettiği, Araç içinde teybe bakarken aracının direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve aracını gidiş yönüne göre yolun sağından taşıt yolu dışına çıkarıp yolun sağında bulunan atık su kanalına düşürmüş olması sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davacıların desteği ...'ın sürücü belgesi bulunmayan arkadaşı müteveffa ...'nın idaresindeki araçla seyahat etmekle kendi güvenliği için tedbir almadığı anlaşılmakla zararın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğu, yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda ise müterafik kusurunun %20 olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Mahkememizce yargılaması yapılan olayda soruşturma aşamasında verilen ifadelerin incelenmesinde davacıların desteğinin dava dışı ...'nın idaresindeki araca kendi rızası ile herhangi bir ücret ödemeden bindiği sabittir. Dolayısıyla mahkememizce söz konusu olay Yargıtay içtihatlarına da uygun olarak hatır taşıması olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle Borçlar Kanunun 43. Maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Davalının sorumluluğu bakımından yapılan değerlendirmede; Dava dışı ... idaresindeki aracın ZMM sigortasının bulunup bulunmadığı yönünde yapılan araştırmada ise ... Sigorta tarafından sunulan yazı cevabı ve eklerinden kazaya karışan ... plaka sayılı araç için 30/05/2024 tarihli ZMMS poliçesinin düzenlendiği ancak 14/06/2024 tarihinde poliçenin devir nedeniyle sonlandırıldığı bildirilmiş olup zeyilnamenin bir sureti de sunulmuştur. Bu kapsamda dava dışı ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle yürürlükte bir ZMMS poliçesinin bulunmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusurundan yasa gereği davalının sorumluluğu bulunduğu anlaşılmıştır. Müteveffa ...'ın anne ve babası bakımından destekten yoksun kalma istenip istenemeyeceğine ilişkin yapılan değerlendirmede; Emsal mahiyette Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin...E... K sayılı ilamında özetle; "Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Eldeki davaya konu kaza, tek taraflı trafik kazası olup, desteğin araçta yolcu olduğu gözetilerek kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunması beklenemez. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)(...) Asıl ve birleşen dosyalarda davacı Süleyman Sarıbuğa ve Tozak Sarıbuğa desteğin anne ve babası olup Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile Türk aile sisteminde desteğin gelirinin destek, eş, çocuklar, anne ve baba tarafından paylaşılacağı kabul görmüş olup davalı Güntaylar Ltd. Ştd. vekilinin anne ve babanın destekten yoksun kalma tazminatı alamayacağına ilişkin istinaf sebebi haklı bulunmamıştır." şeklinde karar verilmiştir. Emsal mahiyette Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin....Esas ... Karar sayılı ilamında özetle; "Destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken, doğru belirlenmesi gereken hususlardan biri de destek paylarıdır. Trafik kazası sonucu ölen çocuk ölmeseydi ana ve babaya bakması muhtemeldir. Çocuğun gelir elde edeceği ana ve babasına destek olacağı varsayılmalıdır. Ancak ileriki yaşlarda çocuğun evleneceği ve en az iki çocuğunun olacağı gelirinin bir kısmını ana ve babasına da ayıracağı varsayılır. Bu şartlarda hayatın olağan akışı içinde 18 yaşına gelen çocuğun gelir elde etmesi ile birlikte evleninceye kadar elde ettiği gelirinin yarısını kendisine, yarısını da ana ve babayla paylaşacağı varsayılmalıdır. İleriki yıllarda evlenmesi ile birlikte desteğin kendisine 2, eşine 2 ve ana babasına 1’er pay, yine evlendikten bir müddet sonra ilk çocuğunun olacağı bu kez desteğin kendisine 2, eşine 2, çocuk ve ana ve babaya birer pay verilerek destek tazminatları hesaplanacaktır." şeklinde karar verilmiştir. Davacılar ... ve ... müteveffa ...'in anne ve babalarıdır. Davacılar müteveffanın ölümü ile birlikte desteğinden yoksun kaldıklarını iddia etmişlerdir. Davalı taraf ise müteveffanın eşi ve dört çocuğu olduğu gözetilerek anne ve babasına eylemli desteğinin olamayacağını savunmuştur. Emsal mahiyetteki istinaf ilamlarında da vurgulandığı üzere Türk aile sisteminde desteğin gelirinin destek, eş, çocuklar, anne ve baba tarafından paylaşılacağı kabul görmüş olup sosyo-kültürel etkiler dikkate alındığında davacıların müteveffanın desteğinden kanaati mahkememizde oluşmuştur. Davacıların talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanması yönünden yapılan değerlendirmede; Davacıların desteğinin 05/12/1996 doğumlu olduğu ve kaza tarihi itibariyle 27 yıl 9 ay 26 günlük olduğu, TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel yaşının 74 olduğu ve bakiye ömrünün 46 yıl olduğu, bakiye ömrünün 30 yılının aktif devre 14 yılının ise pasif devre olduğu bilirkişi tarafından tespit edilerek davacıların isteyebilecekleri tazminat miktarları hesap edilmiştir. Ayrıca bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken destek süreleri; eş bakımından müteveffanın bakiye ömür süresi ile sınırlı olarak, orta öğrenimin zorunlu olması nedeniyle erkek çocuklar bakımından rüşt yaşı olan 20 yaşına kadar, Yargıtay kararlarına göre kız çocuklar bakımından muhtaçlık yaş sınırı olarak kabul edilen 22 yaşına kadar, anne ve baba bakımından kendi bakiye ömür süresi ile sınırlı olarak müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları süreler hesap edilmiştir. Ayrıca güncel Yargıtay ilamları doğrultusunda müteveffa ve eşe eşit, çocuklar ile anne babaya eşlerin yarısı kadar destek payı verilerek hesaplama yapılmıştır. Bu doğrultuda yapılan hesaplama doğrultusunda davacıların talep edebilecekleri tazminat miktarı toplam 4.127.498,86 TL olsa da davalının sorumluluğu teminat limiti olan 1.800.000,00 TL kadardır. Bu sebeple bilirkişi tarafından her bir davacının zarar miktarının gerçek zarara oranlaması yapılarak elde edilen oran ile davalının teminat limiti çarpılmış ve neticeten Davacı Eş ...'ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı 1.098.530,06 TL, davacı oğlu ...'ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı 135.961,81 TL, davacı kızı ...'ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı 135.961,81 TL, davacı anne ...'ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı 135.961,81 TL, davacı baba...'ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı 106.216,03 TL, davacı kızı ...'ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı 97.540,18 TL ile davacı oğlu...'ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı 89.828,31 TL olmak üzere davacıların toplam talep edebilecekleri destekten yoksun kalma tazminatının 1.800.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacıların desteği ...'ın ölmesine sebebiyet veren kazanın oluşumunda dava dışı ...'nın tam kusurlu olduğu, davacıların desteği bakımından %20 oranında hatır taşıması indirimi ve %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, kazaya karışan aracın kaza tarihi itibariyle geçerli bir ZMMS poliçesinin bulunmaması sebebiyle davalının dava dışı ...'nın kusuru oranında ve teminat limitlerinde sorumluluğu bulunduğu, davacıların esasen toplam zararlarının 4.127.498,86 TL olduğu ancak davalının teminat limiti olan 1.800.000,00 TL üzerinden sorumluluğu bulunduğu dikkate alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KABULÜNE, 1-Destekten yoksun kalma tazminatı olarak 1.098.530,06 TL'nin 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 2-Destekten yoksun kalma tazminatı olarak 135.961,81 TL'nin 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Destekten yoksun kalma tazminatı olarak 135.961,81 TL'nin 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Destekten yoksun kalma tazminatı olarak 135.961,81 TL'nin 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-Destekten yoksun kalma tazminatı olarak 106.216,03 TL'nin 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı...'a verilmesine, 6-Destekten yoksun kalma tazminatı olarak 97.540,18 TL'nin 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 7-Destekten yoksun kalma tazminatı olarak 89.828,31 TL'nin 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı...'a verilmesine, 8-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 122.958,00 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 6.765,40 TL'nin mahsup edilerek bakiye 116.683,10 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 9-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Davacı tarafından yatırılan 6.765,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 7.380,80 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 11-Davacılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 1.800.000,00 TL üzerinden hesaplanan 270.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 12-Davacılar tarafından yapılan 490,50 TL tebligat, posta gideri ile 15.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.490,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 13-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; tarafların yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/03/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır