İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/58 E. 2025/792 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/58
- Karar No
- 2025/792
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/58 Esas KARAR NO : 2025/792 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/01/2025 KARAR TARİHİ : 19/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın davalı borçlu firmadan olan cari alacağının tahsili amacıyla -------- İcra Müdürlüğü -------- E. Sayılı dosyasından,''09.01.2024 tarihli, --------- Fatura Numaralı ve 8.069.733 TL bedelli'' faturadan kaynaklı cari hesap bakiye alacağına istinaden ilamsız takibe başlanıldığı ve davalı borçlu firmanın 02.08.2024 tarihli borca itirazı üzerine takibin durduğunu, Davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazının iptali amacıyla kanuni zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da davalı taraf ile anlaşılamadığı ve bu husus --------- Arabuluculuk Dosya Numaralı 12.09.2024 tarihli 'Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı' ile tutanak altına alındığı, Borçlu davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile 2.735.678,06 TL yönünden takibin devamına, İtirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itiraz olunan kısım üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya tebligatın usulüne uygun yapıldığı, yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, faturanın dipnot kısmında, faturaların döviz cinsi kesilip, cari hesabın dövizli olarak takip edildiğini ve TL ödemelerin -------- Bankası Döviz Satış Kuru ile çevrilerek düşüleceğini açıkça belirttiğini iddia etmektedir. Davalı taraf ise ödemenin döviz üzerinden olması yönünde bir anlaşma bulunmadığını ve yasal şartların oluşmadığını iddia etmektedir.Davalı şirket tarafından 2024 yılı içinde faturaya karşılık toplam 199.605,65 USD tutarında tahsilat yapıldığı tespit edilmiştir. Takip tarihi olan 24.07.2024 itibarıyla bakiye 70.394,35 USD alacak, o tarihteki ------- Bankası döviz alış kuru (32,8805 TL/USD) esas alınarak 2.314.601,43 TL olarak hesaplanmıştır. İcra takibindeki asıl alacak 2.320.634,22 TL ve işlemiş faiz 415.043,84 TL olmak üzere toplam 2.735.678,06 TL talep edilmiştir. Ticari ilişkinin temeli, davacının davalıya -------- kimyasal madde satışı ve teslimatı olup, uyuşmazlığın özü, bu satıştan kaynaklanan döviz bazlı faturanın kalan bakiye borcunun (70.394,35 USD) tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın geçerli olup olmadığınına ilişkindir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(1) maddesine göre; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ---------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla; fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir . Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya -------- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. Somut olayda; davacı şirketin, davalı şirkete 09.01.2024 tarihli --------- numaralı fatura ile toplam 270.000 USD (KDV dahil 8.069.733 TL) tutarında satış gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Bu satışa konu olan 100.000 kg "--------" malın, aynı tarihte düzenlenmiş 5 adet e-irsaliye ile teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirket tarafından 2024 yılı içinde bu faturaya karşılık toplam 199.605,65 USD tutarında tahsilat yapıldığı tespit edilmiştir. Yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan bakiye alacağın 70.394,35 USD olduğu, bu bakiye USD alacak, icra takip tarihi olan 24.07.2024 itibarıyla -------- Bankası’nın 32,8805 TL/USD döviz alış kuru esas alınarak Türk Lirası'na çevrilmiş ve karşılığı 2.314.601,43 TL olduğu anlaşılmaktadır. Tespit edilen asıl alacağa göre de davacının talep edebileceği işlemiş faizin 413.964,88 TL olduğu Mahkememizce yargılamanın hızlılığı ilkeleri gereğince hesaplanmıştır..Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı değerlendirmeler hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının -------- İcra Müdürlüğü ---------- esas sayılı dosyasında 2.314.601,43 TL asıl alacak 413.964,88 TL işlemiş faiz yönünden itirazının iptali ile takibin devamına, b-Takip konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 186.388,36 TL'nin başlangıçta alınan 33.040,16 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 153.348,20 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 33.040,16 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı olmak üzere bakiye toplam 33.655,56 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 28.500,00 TL bilirkişi masrafı, 221,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 28.721,00 TL'nin davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 28.646,33 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 396.713,62 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 7.111,75 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.600,00 TL'nin davanın red-kabul oranına göre hesaplanan 3.590,65 TL'sinin davalıdan tahsili ile bakiye kalan 9,35 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 19/11/2025