İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/564 E. 2025/878 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/564
Karar No
2025/878
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/564 KARAR NO : 2025/878

DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 26/06/2025 KARAR TARİHİ : 13/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREKÇE : Davacı vekili, müvekkili tarafından TASFİYE HALİNDE -----aleyhine ----.İş Mahkemesinin ------- sayılı dosyasında dava açtığını, yargılamaya devam edilirken davalı şirketin 08/05/2023 tarihinde tasfiyesini tamamlayarak sicilden terkin edildiğini öğrendiklerini; davaya devam edebilmek ve verilecek kararın infazı yönünden bu şirketin yeniden tüzel kişilik kazanmasının zorunlu olduğunu; bu sebeple mahkemece kendilerine yetki ve mehil verildiğini bildirerek; şirketin ihya yoluyla sicile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili; söz konusu şirketin genel kurulunca tasfiye kararı alındığını, tasfiye memuru atandığını, tasfiye memuru tarafından tasfiye sürecinin tamamlandığı beyan edilerek sicile başvurulduğunu; bu tür durumlarda ticaret sicilinin denetim yetkisinin son derece sınırlı olduğunu, genel kurulca tasfiye kararı alınıp alınmadığı, tasfiye raporunun atanan tasfiye memuru tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı hususlarına bakılabildiğini; şirketin borçlu olup olmadığı, hakkında dava olup olmadığı hususlarının denetlenemediğini; bu nedenle ticaret sicilin herhangi bir kusurunun bulunmadığını; davanın reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte olursa aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini; zaten mevzuat olarak da yasa gereği davalı gösterilen müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilemeyeceğini savunmuştur.Tasfiye memuru ... vekili de davaya yazılı olarak cevap vermiş olup; şirketin genel kurulunca tasfiye kararı verildiğini, müvekkilinin tasfiye memuru olarak atandığını; genel kuruldan yetki alan müvekkili tarafından tasfiye sürecinin usulünce tamamlandığını ve şirketin terkin ettirildiğini; şirketin tüm mal varlığı tasfiye edilmiş olduğundan iş bu davada hukuki menfaatin bulunmadığını; şirket ihya edilse ve İş Mahkemesi de davacıyı haklı görse dahi; davacının elde edebileceği bir sonucun bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunduğu görülmüştür. Diğer davalılar davaya cevap vermemiş olup; Mahkememizce davanın TTK 547 madde gereğince açılan ''Ek tasfiye'' davası olduğu, davanın alacaklı şahıs tarafından açıldığı, bu şahsın ihyası istenen şirket yönünden üçüncü şahıs konumunda olduğu; üçüncü şahıslar yönünden açılan davalarda herhangi bir zaman aşımının söz konusu olmadığı,Terkinden önceki ikametgahına nazaran mahkememiz yargı sahasında bulunan şirket için mahkememizin yetkili mahkeme olduğu,Her ne kadar davalı tasfiye memuru vekili şirketin herhangi bir mal varlığı kalmadığından dolayı iş mahkemesi davasından dolayı davacının herhangi bir kazanımda bulunamayacağı, bu sebeple bu davada hukuki menfaat bulunmadığı ileriye sürülse de; bunun davayı gören iş mahkemesi tarafından nazara alınabileceği, o mahkemece bu davanın açılması yönünden davacıya yetki ve mehil verildiğinden mahkememizce esasen hukuki menfaatin tartışılamayacağı; kaldı ki tasfiye ile sona eren şirket borçlarından şirket ortaklarının, tasfiye sonunda kazandıkları ''tasfiye artığı'' ile sınırlı olarak sorumlu oldukları;Davacının TTK 547 madde gereğince açılan bu davada talebinin haklı olduğu, taraf teşkili olmaksızın iş davasının yürüyemeyeceği, gerek yargılama süreci ve gerekse karar sonucuna göre hükmün infazı gerekirse bununla sınırlı olarak şirketin ticaret siciline kaydında zorunluluk bulunduğu;Mahkememizce verilen ihya kararı ile şirketin sınırsız bir tüzel kişilik kazanmayacağı, sadece İş Mahkemesi dosyasındaki yargılama süresi ve kararın infazı aşaması ile sınırlı olarak ihyanın gerçekleşeceği, bu süreç ve infaz süresi sona erdiğinde tasfiye memuru tarafından derhal şirketin yeniden ve ek tasfiye sonunda sicilden terkin ettirilmesi gerekeceği,Bu tür davalarda ticaret sicil müdürlüğünün zorunlu davalı olduğu, ''yasa gereği davalı'' sıfatından dolayı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilemeyeceği,Tasfiye memuru, bir dava mevcut iken yada şirketin ödenmemiş bir borcu varken tasfiyeyi tamamlayamayacağı; somut olayda İş davasının 2024 yılında açıldığı ancak tasfiye sonuçlandırması ve sicilden terkin daha evvel ve 2023 yılında gerçekleştiği için; tasfiye memurunu açılacak bir davayı ön görerek tasfiyeyi bekletmesinin kendisinden beklenemeyeceği; bu sebeple tasfiye memurunun da davaya sebep olmadığı, aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, Bu tür davaların ticaret sicil müdürlüğü ve şirket kendi tasfiyesi ile sona ermişse tasfiye memuruna karşı açılması gerektiği, ticaret sicil odasına husumet düşmediği, bu nedenle bu davalı yönünden davanın husumetten reddi gerektiği, İş bu davada ayrıca ihyası istenen şirketin de davalı gösterildiği, zaten buna gerek bulunmayıp kaldı ki henüz o şirketin tüzel kişiliği bulunmadığından aleyhine davada açılamayacağı nazara alınarak bu iki davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiş, Bu gerekçelerle aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN davalılardan ------ Ticaret Sicil Müdürlüğü ve ... yönünden KABULÜNE; Davanın diğer davalı ... Odası Başkanlığı ve Tasfiye Halinde------Şirketi yönünden HUSUMETTEN REDDİNE, ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ------- sicil numarası ile kayıtlıyken ticaret sicil tarafından 08/05/2023 tarihinde sicilden terkin edilen TASFİYE HALİNDE ----- ŞİRKETİ'nin; -----.İş Mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyasının yargılama süreci ve verilecek kararın infazı süreci ile ilgili ve sınırlı olmak üzere İHYASINA, Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicile işlemin yapılması için yeterli suretin gönderilmesine, Şirkete tasfiye memuru olarak ...(TC:...)'ın atanmasına, Dava maktu harca tabi olup, maktu karar hrcı dava açılırken alındığından yeniden harç alınmasına mahal olmadığına,Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına; yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa davacıya iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/564, K. 2025/878, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-564-e-2025-878-k-aca128d0f193