İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/524 E. 2026/43 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/524
Karar No
2026/43
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/524 Esas KARAR NO : 2026/43

DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 02/06/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın kendisine daha iyi bir yaşam kurma umuduyla yanıp tutuşurken, 2005 yılında yolunun davalı ... ile kesişmiş olduğunu, kendisine, bu şirkette iş sağlanacağı, emeğinin karşılığını alacağı yönünde parlak vaatlerde bulunulmuş, bu vaatlerin cazibesine kapılan müvekkilinin, işe gireceğini düşünerek kendisine verilen tüm evrakları imzalayarak şirkette çalışacağını düşünürken şirkete ortak edilmiş olduğunu, nitekim, Bakırköy .... Noterliği’nin 17 Ekim 2005 tarih ve ... sayılı hisse devir ve temlik sözleşmesiyle, şirketin önceki ortaklarından ...’e ait olan 16.000,00 TL değerindeki hisseyi devralarak, şirketin toplam 20.000,00 TL sermayesi içinde %80 gibi ezici bir çoğunluk payına sahip olmuş olduğunu, bu ortaklığın, müvekkilinin saf duyguları ve kendisine sunulan iş umudu üzerine inşa edilmiş, ancak ne yazık ki bu iyi niyetinin, şirketin diğer %20 hissesine sahip ortağı ve aynı zamanda müdürü olarak atanan ... tarafından yıllar içinde acımasızca istismar edilmiş olduğunu, müvekkilinin, bir iş hayaliyle girdiği bu ortaklıkta, ne bir iş sahibi olabilmiş ne de ortağı olduğu şirketin kaderinden haberdar olabilmiş olduğunu, ortaklığın tesis edildiği 17 Ekim 2005 tarihinden bugüne dek geçen yaklaşık 19 yıllık kahredici süreçte, müvekkili ...'ın, ortağı olduğu şirketin kapısından içeri bir kez dahi davet edilmemiş, şirketin işleyişi, mali durumu, geleceği hakkında en ufak bir malumata sahip olamamış olduğunu, şirketin %80 hissedarı olmasına rağmen, adeta bir hayalet ortak muamelesi görmüş, varlığının yok sayılmış olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 614. maddesi ile her ortağa tanınan, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi isteme ve belirli konularda inceleme yapma hakkının, müvekkili için kağıt üzerinde kalan, hayata geçirilemeyen bir hak olmaktan öteye gidememiş olduğunu, şirketin müdürü ...'ın, müvekkilinin bu en temel hakkını sistematik olarak ihlal etmiş, şirketi şeffaflıktan uzak, kendi keyfine göre yönetmiş olduğunu, yapılması kanuni bir zorunluluk olan yıllık olağan genel kurul toplantılarının ya hiç yapılmamış ya da yapıldıysa bile müvekkilinin bu toplantılara usulüne uygun olarak çağrılmamış olduğunu, bu durumun, ortaklık hukukunun temel prensiplerinin nasıl ayaklar altına alındığının, müvekkilinin ortaklık haklarının nasıl hiçe sayıldığının acı bir kanıtı olduğunu, müvekkilinin, büyük umutlarla sermayesini yatırdığı şirketin, bir sis perdesi ardında nereye sürüklendiğini bilemeden, çaresizlik içinde yıllarını geçirmiş olduğunu, müvekkilinin yaşadığı mağduriyetlerin, bilgi alamama ve yönetimden dışlanma ile sınırlı kalmamış olduğunu, şirketin ticari faaliyetlerini sürdürmesi gereken, ticaret siciline kayıtlı "... Mah. ... Yolu No:17 Bahçelievler/İstanbul" adresinde fiilen bulunmadığı gerçeğinin, durumun vahametini gözler önüne sermekte olduğunu, müvekkilinin, yasal haklarını kullanarak şirketin ticari defterlerini incelemek, mali durumunu öğrenmek ve bugüne kadar kendisine hiç ödenmeyen kar payını talep etmek amacıyla noter kanalıyla bir ihtarname keşide etme yoluna gitmiş, ancak bu hak arama girişiminin dahi sonuçsuz kalmış, Bakırköy .... Noterliği’nden gönderilen ihtarnamenin, "muhatap şirketin adreste bulunamadığı" gerekçesiyle tebliğ edilemeden geri dönmüş olduğunu, bir şirketin kayıtlı merkez adresinde bulunmaması, ticari hayatın gereklerine aykırı olduğu gibi, ortakların haklarını kullanmasını fiilen imkansız kılan, şirketin artık ticari faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürmediğine dair çok kuvvetli bir emare olduğunu, nitekim, Ankara .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, ortağın şirkete ve diğer ortaklara ulaşamaması, gönderilen ihtarnamelerin şirketin kayıtlı adresinde bulunamaması nedeniyle iade olması, şirketin fiilen faaliyette olmadığının ve ortağın haklı nedenle ayrılma talebinde bulunabileceğinin göstergesi olarak kabul edilmiş olduğunu, müvekkilinin durumunun da tam olarak bu karardaki hali yansıtmakta olduğunu, şirketin içinde bulunduğu bu gayri faal ve sorunlu durumun, sadece müvekkilinin tespitleriyle sınırlı olmadığını, edindikleri bilgilere göre, Yenibosna Vergi Dairesi tarafından henüz 2007 yılında yapılan bir denetimde, şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde bulunmadığı ve iki yıl üst üste kanuni zorunluluk olan genel kurul toplantılarını yapmadığının tespit edilmiş olduğunu, bu tespitler üzerine Vergi Dairesi'nin, Vergi Usul Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca şirketin mükellefiyet kaydını *resen terkin* etmiş olduğunu, bir şirketin vergi kaydının *resen terkin* edilmesinin, o şirketin artık ticari faaliyetlerini yasal olarak sürdürme kabiliyetini yitirdiğini, fiilen işlevsiz hale geldiğini ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin imkansızlaştığını gösteren son derece önemli bir hukuki durum olduğunu, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararında da vurgulandığı gibi, şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyette olmaması ve vergi mükellefiyet kaydının resen terk ettirilmesinin, ortağın şirkette kalmaya devam etmesinin kendisinden beklenemeyeceği haklı sebepler arasında sayılmış olduğunu, davalı şirketin henüz 2007 yılında bu duruma düşmüş olmasının, müvekkilinin yıllardır nasıl bir bilinmezlik ve hukuki boşluk içinde bırakıldığını açıkça göstermekte olduğunu, Ticaret Odası kayıtlarında şirketin hala aktif görünmesinin ise, bu fiili ve hukuki durumla çelişen, müvekkilinin mağduriyetini gidermeyen, aksine kafa karışıklığı yaratan bir durum olduğunu ve şirketin yönetimindeki ciddiyetsizliği bir kez daha ortaya koymakta olduğunu, Limited şirketlerde ortaklık ilişkisinin temelinin, karşılıklı güvene dayandığını, ancak somut olayda, müvekkili ile şirketin diğer ortağı ve müdürü arasında güven ilişkisinden eser kalmamış olduğunu, müvekkilinin en temel ortaklık hakları olan bilgi alma, inceleme ve genel kurula katılma hakları gasp edilmiş, kendisine hiçbir zaman kar payı ödenmemiş, şirketin adeta kendisinden habersiz bir şekilde yönetilerek atıl duruma düşürülmüş ve nihayetinde vergi kaydının dahi silinmiş olduğunu, şirketin kayıtlı adresinde bulunamaması ve *resen terkin* edilmiş olmasının, ortaklık ilişkisinin devamını müvekkili açısından katlanılamaz hale getirmiş olduğunu, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, şirket ortaklığını devam ettirecek güven ilişkisinin taraflar arasında kalmamasının ve şirketin fiili olarak faaliyetini devam ettirmemesinin, ortağın haklı nedenle ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi için yeterli sebepler olduğunu, davalı şirketin durumunun, tam olarak bu kararda tarif edilen koşulları taşımakta olduğunu, müvekkilinin, hiçbir fayda görmediği, haklarını kullanamadığı, fiilen ve hukuken işlevsiz hale gelmiş bu şirkette ortak olarak kalmaya devam etmesinin beklenemeyeceğini, tüm bu izah edilen nedenler ışığında, müvekkili ...'ın davalı şirketten ortaklıktan çıkma talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 638. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen "haklı sebeplerin varlığı" koşulunu fazlasıyla sağlamakta olduğunu, şirketin uzun yıllardır fiilen faaliyetsiz olmasının, müvekkilinin ortaklık haklarının ağır ve sürekli bir şekilde ihlal edilmesinin, şirketin kayıtlı adresinde bulunmamasının, genel kurullarını yapmamasının, vergi kaydının *resen terkin* edilmiş olmasının ve ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalkmasının, müvekkilinin bu ortaklığı daha fazla sürdürmesinin kendisinden beklenemeyeceğini açıkça ortaya koymakta olduğunu, İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, şirketin fiilen faaliyetinin bulunmaması, vergi kaydının resen terk ettirilmesi, ortağın şirket evraklarını inceleyememesi ve bilgi alamaması gibi durumların, güven ilişkisinin zedelendiğini gösterterdiğini ve ortağın şirketten çıkma talebinin haklı olduğuna işaret edeceğini, müvekkilinin, yıllardır süregelen bu haksız ve hukuka aykırı durumun sona erdirilmesini ve yasal haklarının teslim edilmesini talep etmekte olduğunu, yukarıda detaylıca açıklanan ve müvekkilinin haklılığını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan tüm bu sebeplerle, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklığının devamının fiilen ve hukuken imkansız hale gelmiş olduğunu beyanla; davanın kabulü ile müvekkili ...'ın davalı ...'nden haklı sebeplerle çıkmasına (ayrılmasına), müvekkilinin ayrılma payının, TTK m. 641 uyarınca, karar tarihine en yakın tarihteki şirket malvarlığı durumu esas alınarak bilirkişi marifetiyle hesaplanarak tespit edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının ortaklıktan ayrılması ve ayrılma payının ödenmesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacının şirket ortaklığından ayrılmasını gerektirir haklı bir sebebinin bulunup bulunmadığı, ayrılma payı ödenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı, talep yerinde görüldüğü taktirde davacı ortağın talep edebileceği ayrılma payının miktarına ilişkindir. Mahkememizin 30/09/2025 tarihli celsesinde; (3) nolu ara karar ile, dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, davacının şirket ortaklığından ayrılmasını gerektirir haklı bir sebebinin bulunup bulunmadığı, ayrılma payı ödenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı, talep yerinde görüldüğü taktirde davacı ortağın talep edebileceği ayrılma payının miktarının tespiti için davalı şirketin Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 03/11/2025 günü saat 14:00 'da mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, gerekli görülmesi halinde bilirkişiye davalı şirketin şirket merkezinde yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiş ise de; davalı şirketin daha önce TK 35. maddeye göre tebligat yapılan Ticaret Sicil adresine TK 35. maddeye göre inceleme gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğe çıkarılmış, ancak davetiyenin posta memuru tarafından "Adres yetersiz ... Mahallesinde ... olmadığından tebliğ edilen 7201 sayılı Tebligat Kanunu 35 maddesi yerine getirilememiştir. Evrak çıkış merciine iade" şerhi düşülerek davetiyenin mahkememize bila iade edildiği görülmüş olup, mahkememizin 03/11/2025 tarihli tutanağı ile, davalı şirketin Ticaret Sicil'den tebliğe yarar açık adreslerinin tespiti ile mevcut adresine yeniden tebligat çıkarılmasına, bu nedenle incelemenin 24/11/2025 günü saat 14:30'a ertelenmesine, mahkememiz 30/09/2025 tarihli celsesinin diğer ara kararlarının aynen devamına karar verilmiş ve davalı şirketin Ticaret Sicil'de kayıtlı adresine TK 35 maddesi uyarınca inceleme gün ve saatini bildirir davetiye usulüne uygun tebliğ edilmiş ise de; davalı şirket inceleme günü olan bugün itibariyle ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğinden mahkememiz 30/09/2025 tarihli ara kararı uyarınca bilirkişi incelemesi yapılamadığına dair tutanak tanzim edildiği görülmüştür. Davacı vekili 23/12/2025 tarihli duruşmada "davamızın kabulüne karar verilsin, her ne kadar dava dilekçemizde ayrılma payının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak tespit edilmesi talep edilmiş ise de bu talebimizden feragat ediyoruz, yalnızca şirketten haklı sebeple çıkmamıza karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuş olup imzası alınmıştır. Davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılmış olup cevabının incelenmesinde davalı şirket hakkında sahte belge düzenlemeye dayalı olarak terkin kararı verildiği anlaşılmıştır. TTK'nun 638 /2 maddesinde her ortağın haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesine ilişkin dava açabileceği düzenlenmiştir. Maddede haklı sebepten bahsedilmiş ise de haklı sebeplerin neler olduğu belirtilmemiştir. Doktrinde kabul edildiği üzere kollektif ortaklıkla ilgili haklı nedenle feshin düzenlendiği TTK'nun 245. Maddesi limited şirketlerle ilgili haklı nedenle ortaklıktan çıkma davalarında da uygulanabilecektir. TTK'nun 245 maddesinde haklı sebep halleri örnekleme yolu ile sayılmış ise de söz konusu haller madde metninde yazılı olanlar ile sınırlandırılmamıştır. Dolayısıyla TTK'nun 245/1 maddesinde yer alan " Haklı sebep şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunu elde etmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması " şeklindeki genel tanımlamaya göre olayın özelliğine göre mahkemece değerlendirme yapılması gerekmektedir. Somut olayda, davacı taraf, şirketin terkin edilmiş olması ve gayrifaal olması nedeni ile şirketten çıkma isteminde bulunmaktadır. Davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı adresinde olmadığı, tebligatın TK m.35 gereğince yapıldığı anlaşılmıştır. Tespit edilen hususlar nazara alındığında şirketin sicilden terkin edilmediği bununla birlikte gayrifaal durumda olduğu anlaşılmaktadır. Vergi dairesi kayıtlarında davalı şirket hakkında sahte belge düzenlemeye dayalı olarak terkin kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf, ortaklıktan çıkma sebebi olarak şirketin işleyişi hakkında bilgi sahibi olmadığını, şirket faaliyetinin uzun süredir durduğunu, genel kurul toplantılarının yapılamadığını ileri sürmüştür. Bununla birlikte davacının kusurunun olmadığına ilişkin iddia ve ispat ileri sürülmüş değildir. Şirketi kuruluşundan sonra faaliyeti devam etmediğinden bahisle ortaklıktan çıkmayı talep etmek hakkaniyete uygun çözüm değildir. Buna göre davacı açısından TTK'nun 638/2 maddesinde belirtilen haklı sebebin oluştuğunun dosya kapsamı ile ispatlanamadığı, davalı şirketin terkin sebebinin sahte belge düzenlemeye dayalı olduğu, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/01/2026

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/524, K. 2026/43, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-524-e-2026-43-k-5f2ca85add2f