İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/503 E. 2025/860 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/503
- Karar No
- 2025/860
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/503 Esas KARAR NO : 2025/860
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/05/2025 KARAR TARİHİ : 22/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.09.2024 günü saat 09:18 sıralarında sürücü ...’nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile ... önünde en sağ şeritte seyir halindeyken plakası belirlenemeyen beyaz renkli bir motosikletin aynı yön ve istikamette banket üzerinden gelip, sol yan kısımlarıyla ... plaka sayılı motosikletin sağ yan kısımlarına sürtmesiyle ... plaka sayılı motosiklet dengesini kaybedip sağa doğru devrilerek sağ bariyerlere çarpması ve plakası alınamayan beyaz renkli motosikletin kaza mahalinden uzaklaşması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu nedenle ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesindeki kusur oranının tespiti konusunda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesini ve rapor alınmasına karar verilmesin, destekten yoksun kalma tazminatı Borçlar Kanununun 45/2. maddesinde ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir” şeklinde düzenlendiğini, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarar olduğunu, buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunması olduğunu davacı tarafın delilleri toplanarak, sosyal ve ekonomik durumu da araştırılmak sureti ile, davacının ölmeden önce müteveffa ile birlikte yaşayıp yaşamadığı, ortak bir hayatları olup olmadığı araştırılmasına karar verilmesini savunmuş ve davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; trafik kazasına dayalı olarak davalı sürücü ve sigorta şirketinden maddi ve manevi tazminat istemine dair olduğu anlaşılmıştır. 5718 sayılı Kanun'un 48. Maddesi şu şekildedir: "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." 5718 sayılı Kanun'un 48. Maddesinden görülebileceği üzere Türk mahkemesinde dava açan yabancı kişinin teminat göstermesi zorunlu olup, Ülkemiz ve davacının vatandaşı olduğu ülke arasında (Suriye) teminattan muafiyete ilişkin uluslararası antlaşmanın da bulunmadığı ve mütekabiliyet esasının olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce il göç idaresine müzekkere yazılarak göç idaresinin kayıtlarının tetkik edilmek suretiyle davacıların ülkemizdeki yasal statülerinin ("mülteci", "şartlı mülteci", "ikincil koruma", geçici koruma, "şartlı mülteci" vb. gibi) tespit edilerek Mahkememize bilgi verilmesi talep edilmiş olup, il göç idaresi Mahkememize verdiği müzekkere cevabında; ... veri tabanında yapılan sorgulamada davacı ...'nin geçici koruma kapsamında kaydının açık olduğu, davacı ... ve ... isimli yabancıların ise geçici koruma kapsamında kayıtlarının 06.05.2025 tarihinde gönüllü geri dönüş nedeniyle sona erdiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Buna göre bir davacı yönünden geçici koruma statüsünün olduğu, dava tarihi itibariyle diğer davacılar ... ve .... isimli yabancıların ise geçici koruma kapsamında kayıtlarının dava tarihinden önce 06.05.2025 tarihinde gönüllü geri dönüş nedeniyle sona erdiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere geçici koruma statüsü teminattan muafiyet sağlamamakta olup, geçici koruma kapsamında Türkiye'de bulunan yabancıların 5718 sayılı Kanun'un 48. Maddesi gereğince teminat yatırma yükümlülüğü devam etmektedir. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3282 E., 2025/1518 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6458 sayılı Kanun'da ve Geçici Koruma Yönetmeliği'nde, geçici koruma sağlananların teminat gösterme yükümlülüğünden ya da karşılıklılık şartından muaf olduklarına dair bir düzenleme yer almadığından geçici koruma sağlananlar, teminat gösterme yükümlülüğünden ve karşılıklılık şartından muaf değildir." Mahkememizce bu hususlar gözetilerek 30.05.2025 tarihli tensip zaptının 13. Maddesi ile davacıya teminat yatırması için kesin süre verilmiş olup, tensip zaptı davacı vekiline e-tebliğ ile tebliğ edilmiş davacı tarafından kesin süre içerisinde teminat yatırılmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın 88. Maddesi ise şu şekildedir: "Hâkim tarafından belirlenen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava usulden reddedilir." Yine teminat hususu dava şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesinin 1. Fıkrasının (ğ) bendi uyarınca dava şartları arasında belirlenmiştir. Bu bağlamda davacıların Suriye uyruklu olduğu gözetilerek mütekabiliyet esasına girmediği ve ülkeler arasında teminattan muafiyete dair bir adli yardım anlaşmasının olmadığı, davacılardan birinin geçici koruma kapsamında olduğu, diğer iki davacı yönünden ise geçici koruma kapsamının dava tarihinden önce ülkesine gönüllü geri dönüş sebebiyle sona erdiği ve geçici koruma kapsamından da çıktığı, geçici koruma kapsamının yukarıda belirtildiği üzere teminattan muafiyet sağlamadığı, bu suretle davacıların MÖHUK 48. maddesi uyarınca yabancılık teminatı yatırması gerektiğinden (gönüllü geri dönüş yapan 2 davacının Türkiye'de olup olmadığı dahi belirsiz olup, gönüllü geri dönüş sebebiyle Türkiye'de ikamet etmemesi ve ikamet adresinin olmamasının da olasılık dahilinde olduğu) davanın miktarı dikkate alınarak Mahkememizce tayin ve takdir olunan yabancılık teminatının mahkeme veznesine depo edilmesi için davacı vekiline kesin süre verilmesine rağmen, kesin süre içerisinde ilgili tensip zaptının davacılar vekiline tebliğine rağmen teminatın kesin süre içerisinde ve sonrasında dosyanın ele alındığı tarihe kadar yatırılmadığı, davacılar tarafından teminat yatırma güçlerinin bulunmadığına dair adli yardım talebinde de bulunulmadığı bu sebeple bu yönden de değerlendirme yapılamayacağı, yabancılık teminatı yatırılması özel dava şartı olduğundan HMK.nun 114/2, 115/2.madde ve fıkraları uyarınca davanın özel dava şartı yokluğundan kesin süre içerisinde eksik dava şartı olan yabancılık teminatının yatırılmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nin 1. Fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat dava şartının kesin süresi içerisinde ve sonrasında duruşma tarihine kadar yerine getirilmediği anlaşılmakla aynı kanunun 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan USÛLDEN REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alındığından bakiye harç tayinine YER OLMADIĞINA, 3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.700,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/07/2025
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza