İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/463 E. 2026/333 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/463
- Karar No
- 2026/333
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/463 Esas KARAR NO : 2026/333
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 14/05/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan dosya incelemesi neticesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; olay günü 09.02.2024 tarihinde Avcılar güney yan yol üzerinden gelen davalılardan .....'ün, Avcılar kavşağı köprü üzerinde kendi sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı aracıyla davacı müvekkiline ait park halindeki ..... plakalı aracın sol arka tampon ve sol arka yan kısımlarına çarparak hasar vermiş olduğunu, kaza neticesinde davalı sürücünün 2918 sayılı K.T.K'nun 52/1-a maddesi gereği kusurlu olduğunun tespit edilmiş ve işbu tutanağın polis memurlarınca imza altına alınmış olduğunu, davacı müvekkiline ait aracın 10 gün tamir, onarım vb. işlemleri sürmüş olup davacının sahip olduğu İETT aracının son 3 aylık faturaları incelendiğinde ortalama günlük 8 bin TL kazandığının görülmüş olduğunu, işbu nedenle davacı müvekkilinin 10 günlük ticari kazanç kaybı/mahrumiyet bedeli alacağı olan toplamda 80.000 TL asıl alacak dayanak gösterilerek Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyası ile işlemiş faizi ile birlikte 81.500 TL değerinde icra takibi başlatılmış ve ödeme emrinin borçlulara 30.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, borçlular vekili tarafından 31.05.2024 tarihinde takip konusu borca, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durdurulmuş olduğunu, dava şartı olan zorunlu arabuculuk görüşmelerinde davalı borçlular ile anlaşmaya varılamamış olduğunu, davalı borçluların icra dosyasına itirazlarının haksız olup, iptali gerektiğini, bu kazanın oluşumunda davalı sürücünün açıkça KTK'nun 52/1-a. maddesini ihlal etmiş olduğunu, davalı .....'ün trafik kuralını ihlali neticesinde, müvekkilinin aracında maddi hasar meydana gelmiş olduğunu, davalı sürücünün kusurlu eylemi neticesinde müvekkilinin günlerce arabasız kalmış ve davalıların kusuru neticesiyle maddi zarara uğramış olduğunu, trafik kazası esnasında, kaza yapan aracı kullanan şahıs ile aracın sahibinin aynı kişiler olmaması durumunda, aracın sahibinin, “kusursuz sorumluluk ilkesi” gereğince hukuken sorumlu olduğunu, aracın bir başkasının kontrolündeyken kazaya karışmış olmasının, araç sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, kaza esnasında aracı kullanan şahsın ise Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen “haksız fiillerden doğan borç ilişkileri” maddesi gereğince, genel hükümlere göre sorumlu olacağını ve sorumluluğunun kusur oranıyla sınırlı olacağını, yukarıda izah edildiği üzere kaza neticesinde sürücü .....''ün kural ihlalinden dolayı sebebiyet verdiği kazaya ilişkin hem sürücü hem de ruhsat sahibinin müteselsilen sorumlu olacağını, bu kapsamda müvekkilinin aracında maddi hasar meydana gelmesi, aracın sol arka tampon ve sol yan kısımlarında meydana gelen hasar sonucu hasar tespit ve tamir, onarım işlemlerinin 10 gün sürmesi ve bu sebeple davacı müvekkilinin 10 gün boyunca araçtan gelir elde edememesi aracın müvekkiline teslim edilinceye kadar geçen zaman zarfında müvekkilini maddi olarak zarara uğratmış olduğunu, bu sebeplerle mahrumiyet bedeli alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkili davacıya verilmesi gerektiğini, mağdur aracın uğradığı hasar trafik sigortası teminatı kapsamında kalırken, mağdur araç malikinin kazanç kaybının, ikame araç gideri trafik sigortası teminatı dışında kalmakta olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 49. maddesi gereği, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekte yükümlü olduğunu, zarar görenin durumunun haksız fiilden önceki duruma getirilmesinin ve maddi kaybının tam olarak giderilmesinin esas olduğunu, davalıların icra dairesine yapmış olduğu itirazda yetki itirazı da bulunduğunu, davalıların yapmış olduğu bu itirazın açıkça hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, trafik kazasının Avcılar İlçesinde gerçeklemiş olduğunu, bu doğrultuda Hukuk Muhakemeleri Kanunu 16.maddesinin açık olduğunu, "Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetki başlıklı 16. maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." davalıların itiraz dilekçelerindeki mesnetsiz yetki itirazlarının dinlenmemesi gerektiğini, müvekkilinin aracı ... OTOBUS .... BELEDIYE (25+35+1) E6 model, 2018 model yılı, 349.296 Km'de bir İETT otobüsü olan araç olduğunu, müvekkilinin haksız fiil - trafik kazası neticesinde aracından beklenen faydayı günlerce sağlayamamış bu sebeple aracından mahrum kalmış olduğunu, taraflarınca müvekkiline ait aracın son 3 aya ait günlük kazançlarını gösterir faturalar sunulmuş, işbu faturalarda aracın günlük ortalama 8.000 TL kazanç getirdiğinin görülmekte olduğunu, sonuç olarak bu talebe ilişkin başlatmış oldukları Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas numaralı icra takibine davalı/borçluların hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak itiraz etmiş olup bu bedellerin davalılardan tahsili için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutarak, davalının haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının iptali ile takibin devamına, davalı tarafın % 20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerinde müteselsilen bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının tamamen gerçeği yansıtmayan iddialar doğrultusunda işbu davayı ikame etmiş olduğunu, davacı yanca ikame edilen işbu davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait aracın kusur isnadına elverişli yeterli bilgi mevcut olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde, müvekkilinin kusurlu olduğunu belirterek alacak talebinde bulunmakta, ancak %100 kusur oranı müvekkiline ait olup olmadığının tespit edilmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiğini, müvekkilinin polis memurlarınca tutulan tutanakta da ifade ettiği üzere, müvekkilinin aracı ile seyir halinde iken bir başka aracın kendisini sıkıştırması sebebiyle yolun sağ tarafına yönelmek zorunda kalmış olduğunu, açıkça anlaşılacağı üzere kazaya sebebiyet veren asıl tarafın müvekkilini sıkıştırmak suretiyle kazaya sebep olan diğer aracın sürücüsü olduğunu, bununla ilgili olarak herhangi bir araştırma ve tespit yapılmadan polis memurlarınca üstün körü bir tutanak tutulmuş ve müvekkilinin kusurlu olduğunun ifade edilmiş olduğunu, bu nedenle yeterli araştırmalar yapılmadan düzenlenen kaza tutanağını asla kabul etmiyor olduklarını, yine davacıya ait .... otobüsünün park edildiği konum göz önünde bulundurulduğunda bu alanın araç park etmeye uygun bir yer olmadığını, kaldı ki davacının aracının büyüklüğü de göz önünde bulundurulduğunda bu tarz araçların kavşak, köprü gibi trafik akışının olduğu alanlara park edilmesinin yasak olduğunu, kaza yeri krokisi incelendiğinde davacının aracını diğer araçlar açısından tehlike oluşturabilecek bir noktaya park ettiğinin açık olduğunu, ..... otobüslerinin park alanları belirli olup bu alanlar dışına park edilmesinin uygun olmadığını, bu nedenle öncelikle mahkememizden mümkünse yerinde keşif yapılarak davacının aracını park ettiği alanın park etmeye uygun olup olmadığının kaza yerinde herhangi bir park yasaktır levhasının bulunup bulunmadığının tespitini talep ediyor olduklarını, görüleceği üzere kazaya asıl sebebiyet veren durumun davacının aracının yanlış park edilmiş olması olduğunu, kusurlu olan tarafın bizzat davacının kendisi olduğunu, davacı tarafından sunulan faturaların kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkiline ait .... aracının son üç aylık olduğu iddia edilen faturaları sunulmuş ve bu faturalar üzerinden bir hesaplama yapılarak talepte bulunulmuş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava dilekçesinin ekinde sunulan faturaların tarihleri dikkate alındığında kaza tarihinden sonraki aylara ilişkin olduğunun görülmekte olduğunu, haliyle bu faturaların davacı tarafından kötü niyetli olarak gerçek değerinin üstünde düzenlenmiş olma ihtimalinin yüksek olduğunu, bu konuda sağlıklı bir sonuca varabilmek için öncelikle davacının aracının kaza tarihinden önceki aylara ilişkin kazancına bakmanın daha doğru olacağını, sadece kaza tarihi sonrasına ait birkaç aya bakarak bir hesaplama yapmanın son derece hatalı ve eksik bir değerlendirme olacağını, bu nedenle mahkememizce ilgili kuruma müzekkere yazılarak davacıya ait aracın kaza öncesi ve sonrasına ait tüm aylara ilişkin fatura örneklerinin celbini talep ediyor olduklarını, davacıya ait aracın yolcu taşımaya elverişli bir araç olmasının bu aracın ticari kazanç elde ettiği anlamına gelmediğini, öncelikle aracın ticari bir amaçla çalıştırıldığının ya da ne gibi bir kazanç elde edildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının aracında meydana gelen hasar basit bir müdahale ile giderilebilecek seviyede olup aracın 10 gün tamir ve onarımda kalmasının mümkün olmadığını, davacının aracında meydana gelen hasarın kazanç kaybına neden olabilecek işi engeller nitelikte olup olmadığının araştırılması ve de ortaya konulması gerektiğini, davacının dayandığı faturanın tamamen kötüniyetli olup, davacının zenginleşme amacı taşımakta olduğunu, bu nedenle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıya ait aracın günlük ticari kazanç bedelinin mahkemece re'sen gözetilecek kurumlardan sorulmasını talep ediyor olduklarını, yine davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte aracın kazanç elde etmek amacıyla kullanıldığı tespit edilse dahi bu kazanç miktarının hesaplanması sırasında aracın kullanılmaması dolayısıyla harcamaların düşürülmesi ve ayrıca MÜTERAFİK KUSURUN da araştırılması gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne imkan bulunmadığını, müvekkilinin davacıya borcu olduğu iddiasını kabul anlamına gelmemek koşulu ile davacının talepte bulunduğu alacağın, davalı müvekkili tarafından bütün unsurları ile bilinebilir ve tespit edilebilir olmadığından likit olmayan bir alacak olup, yargılamayı gerektirdiğini, bu sebeple, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini beyanla; davacı yanın haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, davacı aleyhine 2004 Sayılı İcra İflas Kanununun 67. maddesi gereğince alacağın % 20’dan aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı ve davalı taraflara ait araçların karışmış olduğu trafik kazasında tarafların kusur durumları, davacı tarafa ait aracın tamirde kaldığı sürenin makul olup olmadığı, kazaya karışan araç ile davacı tarafın yolcu taşımacılığı yaptığı beyan edilmekle davacının aracının tamşrde kaldığı süre boyunca mahrum kaldığı kazacının yapılması zorunlu giderler ( yakıt, amortisman vb.) de düşülmek sureti ile tespiti ile davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olup olmadıkları hususlarındadır. Dosyanın mahkememize Küçükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... Esas ..... Karar sayılı kesin gönderme kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı. Mahkememizin 16/12/2025 tarihli celsesine davacı taraf mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamış olmakla, taraflarca takip edilmeyen davanın HMK' nun 150. maddesi gereğince davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesinde davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek esas kaydının kapatılacağı düzenlenmiştir. Mahkememizin bu dosyası işlemden kaldırıldığı 16/12/2025 tarihinden itibaren yasal süre olan 3 ay içerisinde yenilenmediğinden 16/03/2026 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açılanan nedenlerle: 1-Davanın H.M.K'nun 150/1,5 ve 320/4 maddesi uyarınca 16/03/2026 tarihi itibariyle AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 958,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 226,70 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 07/04/2026
Katip ......
Hakim .....