İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/46 E. 2025/767 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/46
- Karar No
- 2025/767
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. GEREKÇELİ KARAR KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO :
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLİ : DAVALI : 2- VEKİLİ : DAVA : İTİRAZIN İPTALİ DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesiyle özetle; Müvekkili banka ile dava dışı bir şirket arasında kredi sözleşmeleri akdedildiğini, davalıların bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarından borcun tamamından asıl borçlu gibi sorumlu olduklarını, borçların ödenmemesi üzerine 06/11/2024 tarihli noter ihtarnamesiyle borçlulara süre verildiğini ancak ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, davalıların itirazlarının haksız, dayanaksız ve sırf süre kazanma amacıyla yapıldığını, asıl alacak ve faizlerin sözleşmeye ve 3095 sayılı Yasa hükümlerine dayandığını, uygulanan temerrüt faizinin yasal olduğunu, davalıların faiz itirazlarının geçersiz olduğunu, borcun halen ödenmediğini ve banka kayıtlarıyla sabit bulunduğunu, bu nedenle davalıların itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve davalılar aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle özetle; Müvekkili ... ’in 30.11.2021 tarihinde asıl borçlu şirket olan ... Tic. Ltd. Şti.’ndeki tüm paylarını devrettiğini, bu tarihten sonra ortaklık ve temsil yetkisinin kalmadığını, ayrıca 17.12.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı noter ihtarnamesiyle bu durumun davacı bankaya bildirildiğini, davaya konu borçların devirden yaklaşık 4 yıl sonra doğduğunu ve müvekkilinin kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını, asıl borçluya 30.11.2021 sonrasında yeni krediler kullandırıldığını, bu nedenle müvekkilinin bu borçlardan sorumlu olmayacağını, ayrıca kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını taşımadığını ve yalnızca müteselsil kefalet bulunduğunu, müşterek borçlu sıfatının söz konusu olmadığını, kefile başvurulmadan önce ipotekli alacakların paraya çevrilmesi gerektiğini, davacının bu koşullara uymadan kefillere başvurduğunu, faizlerin fahiş, belirsiz ve hukuka aykırı olduğunu, hesap kat ihtarlarının usulsüz olduğunu, temerrüt faizinin temerrüt faizine işletilemeyeceğini, alacağın likit olmadığından icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine, davacının kötüniyetli olduğunun kabulüyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle özetle; Davacı bankanın alacak talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, asıl borçlu şirket tarafından verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi için Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında satış işlemlerinin devam ettiğini, ayrıca Konya . İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasıyla iptal davası bulunduğunu, İİK m.45 uyarınca rehinli alacak tamamen karşılanmadan kefile başvurulamayacağını, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından talep edilen temerrüt faiz oranının fahiş ve belirsiz olduğunu, başlangıç tarihinin ve hangi dönemi kapsadığının açıklanmadığını, hakkaniyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, icra inkar tazminatının koşullarının da oluşmadığını çünkü alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte olmadığını ileri sürerek, öncelikle dava şartı noksanlığından usulden, aksi halde esastan davanın reddine, davacının kötü niyetli kabul edilerek alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibinin 12.775.730,50 TL asıl alacak, 2.138.674,81 TL işlemiş akdi faiz, 663.484,75 TL işlemiş temerrüt faizi, 59.173,83 TL BSMV ve 12.098,72 TL masraf olmak üzere toplam 15.649.162,61 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak kredi sözleşmelerinin gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Davaya konu icra takibinin kredi sözleşmelerine dayalı olması karşısında eldeki davada takip tarihi itibariyle davacının kredi sözleşmelerine dayalı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığının ve varsa alacak tutarının ne kadar olduğunun belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamında mevcut kredi sözleşmelerinin incelenmesinde davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalıların bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve kefalette geçerlilik şekli yönden bir eksikliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı ... , sözleşmenin borçlu şirketi temsilen imzalandığını, temsil görevinin sona ermesi nedeniyle kefaletin de sona erdiğini savunmuş ise de, temsil yetkisi ile kefaletin birbirinden bağımsız olduğu, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu haliyle kefaletin şirket temsilciliğinden bağımsız olduğu, dolayısıyla davalının sorumluluğunun devam ettiği sonucuna varıldığından aksi yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir. Davalılar banka alacağının ipotekle teminat alınması nedeniyle genel haciz yoluyla takip başlatılamayacağını, takibin geçersiz olduğunu ve dolayısıyla (geçerli bir takibin bulunmasına ilişkin) dava şartı eksikliğinin mevcut olduğunu savunmuştur. 2004 s. İİK'nın 45/1. maddesine göre; "Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir." Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K sayılı ilamı; "İİK.’nın 45. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilmekte, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse, kalan alacağını iflâs ya da haciz yoluyla isteyebilmektedir. Anılan bu madde hükmü asıl borçlu ile ilgili getirilmiş olduğundan, kefil/kefiller hakkında uygulanma olasılığı bulunmamaktadır. Ancak aynı zamanda kefilin borcu da rehin ile teminat altına alınmışsa, bu durumda alacaklı kefil hakkında da rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatmadan alacağını, iflâs ya da haciz yoluyla isteyememektedir." şeklindedir. Davalılar borcun rehinle teminat altına alındığını savunmuşlarsa da bu savunmanın ispatına elverişli bir delil ibraz edememişlerdir. Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine konu edilen ipoteklerin tamamı, asıl borçlu ... Ltd. Şti.'nin borçlarını teminat altına almaktadır. Dolayısıyla, davalıların kefaletten kaynaklı borçlarını teminat altına alan bir ipotek ve/veya rehin bulunmadığından davalılar hakkında genel haciz yoluyla takip başlatılmasına bir engel yoktur. Bu nedenlerle aksi yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir. Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 25/08/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, davacı bankanın takip tarihi itibariyle 12.775.730,50 TL asıl alacak, 2.691.295,43 TL işlemiş (akdi ve temerrüt faizi) faiz, 134.564,77 TL BSMV ve 12.098,72 TL masraf olmak üzere toplam 15.613.689,42 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı banka tarafından dava dışı ... Ltd. Şti.ne, bu firma ile imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden kredi tahsisi yapıldığı, kredinin geri ödemesinin yapılmaması üzerinde kredi hesabının kat edildiği, davalıların kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalaması ve kefaletin geçerli olması nedeniyle banka alacağından teminat limiti dahilinde sorumlu olduğu, davalıların kefil olması nedeniyle temerrüde düştüklerinin kabulü için kat ihtarnamesinin tebliğ edilmiş olmasının gerektiği, davalılara gönderilen ihtarnamenin 09/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği, tanınan mehil dikkate alındığında temerrüdün 12/11/2024 tarihinde gerçekleştiği, Yargıtay .H.D.'nin ... E. ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, taleple bağlılık kuralı sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanacağı, dolayısıyla davacı bankanın talep edebileceği (her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı taleple bağlılık ilkesi gözetildiğinde asıl alacak tutarının 12.775.730,50 TL, işlemiş faiz tutarının 2.691.295,43 TL, BSMV tutarının 59.173,83 TL ve masraf tutarının 12.098,72 TL olmak üzere) toplam alacak tutarının 15.538.298,48 TL olduğu, davalının bu tutardaki banka alacağından sorumlu olduğu sonucuna varıldığından takibe itirazın kısmen iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. Davacının feri nitelikteki icra inkar tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise takibe itirazın haksız olması ve alacağın da likit nitelikte kabul edilmesi nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. Her ne kadar davalılar da tazminat isteminde bulunmuş ise de, reddedilen tutar yönünden takibin kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibine davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 12.775.730,50 TL asıl alacak, 2.691.295,43 TL işlemiş faiz, 59.173,83 TL BSMV ve 12.098,72 TL masraf olmak üzere toplam 15.538.298,48 TL üzerinden devamına, asıl alacağın 5.078.876,25 TL'lik kısmına yıllık % 63,60; 76.868,39 TL'lik kısmına yıllık % 54,60; 7.619.985,86 TL'lik kısmına ise yıllık % 91 oranında temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-15.538.298,48 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 3.107.659,69 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalıların tazminat istemlerinin reddine, 4-Alınması gereken 1.062.036,56 TL (615,40 TL başvuru harcı ile 1.061.421,16 TL karar ve ilam harcı) harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 4.700,00 TL yargılama giderinin, 33,30 TL'lik kısmının davacıdan, 4.666,70 TL'lik kısmının ise davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 6-Davacı tarafından yapılan 32.895,00 TL yargılama giderinden, kabul ve ret oranına göre hesaplanan 32.661,96 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 763.382,98 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara (EŞİT ORANDA) verilmesine, 9-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 45,00 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 44,68 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacının kendi üzerinde bırakılmasına, 10-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair ; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/10/2025
Başkan Üye Üye Katip