İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/454 E. 2026/136 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/454
Karar No
2026/136
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/454 Esas KARAR NO: 2026/136 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 27/05/2025 KARAR TARİHİ: 12/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin davacıdan defalarca uluslararası taşıma hizmeti aldığını ve bu hizmetler karşılığında düzenlenen ticari faturalara süresi içinde itiraz edilmediğinden faturaların kesinleştiğini, taşımaya ilişkin evrakların taşımaların gerçekleştiğini ve teslimlerin yapıldığını gösterdiğini, davalının bu faturalara konu ödemeleri yapmadığını, bu nedenle davacının alacağının tahsili amacıyla----sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin ---- yoluyla tebliğ edildiğini ve aynı gün davalı tarafından haksız itiraz edildiğini, ----- asıl alacak üzerinden başlatılan takibe karşı arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davalının sonrasında ---- ödeme yaptığını, bakiye --- ise ödenmediğini, bu tutarın davalı kayıtlarında da yer aldığını ve ------ formlarından tespit edilebileceğini, davalı yetkilisinin yazışmalarda borcu kabul ettiğini ancak ödemeyi yapmadığını, davacı tarafından yapılan arabuluculuk başvurusunda da sonuç alınamadığını, bu sebeple davalı tarafın itirazının haksız olduğunu ve---- asıl alacak yönünden itirazın iptali gerektiğini, ayrıca davalının malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiğini, davanın TTK, İİK ve ilgi mevzuata dayandığını, delil olarak ticari faturalar, cari hesap ekstresi, taşıma evrakları, yazışmalar, icra dosyası, arabuluculuk tutanağı, ticari defter ve vergi kayıtları ile bilirkişi incelemesinin gösterildiğini, davacının itirazın iptaliyle birlikte icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmişTİR.

SAVUNMA:Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Dava konusu, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına taşımacılık hizmeti karşılığı düzenlenen faturalardan kaynaklı oluşan toplam -----tutarındaki cari hesap bakiye alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2022 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının ------ yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı---- yıllarında E- Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde ---- sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı,------- yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin ---- hesap kodu altında kayda alındığı görülmüştür. Bu işlemler neticesinde davacının söz konusu faturalardan kaynaklı takip tarihi ----- itibariyle davalıdan ---- tutarında alacaklı olduğu, takip sonrasında ise davalı tarafından -------- tutarında iki ayrı çek ödemesi yapıldığı, bu ödemeler düşüldükten sonra, --- tarihi itibarıyla davacının davalıdan---- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalı yan----- mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belge ibraz etmediği, ----- tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle -------tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin---- formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple------- formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının “Navlun Bedeli ve Yurt Dışı Ek Navlun Bedeli” ne ilişkin olduğu, açıklamalarda da bu hizmete yönelik ibarelerin bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşılmakta olup, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, faturalar e- fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından faturaların kabul edildiği görülmekle fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaların dayanağını oluşturan hizmetlerin ifa edil yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle faturaların içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, bu işlemler neticesinde davacının söz konusu faturalardan kaynaklı olarak takip tarihi ---- itibariyle davalıdan ------ tutarında alacaklı olduğu, takip sonrasında ise davalı tarafından -----tutarında iki ayrı çek ödemesi yapıldığı, bu ödemeler düşüldükten sonra, ---- tarihi itibarıyla davacının davalıdan ----- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur. Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan ---- tutarında alacaklı olduğu, takip sonrasında ise davalı tarafından ------ tarihinde ---- tutarında iki ayrı çek ödemesi yapıldığı, bu ödemeler düşüldükten sonra, ---tarihi itibarıyla davacının davalıdan ------- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi -----yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ----Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının “Navlun Bedeli ve Yurt Dışı Ek Navlun Bedeli” ne ilişkin olduğu, açıklamalarda da bu hizmete yönelik ibarelerin bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşılmakta olup, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, faturalar e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından faturaların kabul edildiği görülmekle fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaların dayanağını oluşturan hizmetlerin ifa edildiği ve yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması ve kısmi ödemelerin de yapılmış olması nedeniyle faturaların içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, Davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak bilirkişi raporu da hükme esas alınarak kısmi ödemeler yönünden talep konusuz kalmakla ödenmeyen 10.554,00 Euro asıl alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davalı/takip borçlusunun,--------Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 10.554,00 Euro asıl alacak yönünden İPTALİNE, fazlaya dair talep yönünden ödeme nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 3-Kabulüne karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığının %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar harcı 44.172,64 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 9.253,97-TL harcın mahsubu ile bakiye 34.918,67 -TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 9.253,97-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 9.869,37-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 6-Davacı tarafından yapılan 137,50 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.134,50-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 75.026,28-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ----- bütçesinden ödenen 4.600.00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde----------- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/02/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/454, K. 2026/136, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-454-e-2026-136-k-492204e54794