İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/414 E. 2025/671 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/414
- Karar No
- 2025/671
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/414 Esas KARAR NO : 2025/671
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/07/2024 KARAR TARİHİ : 29/09/2025
... ASHM'nin ... tarih ve .../... E, .../... K sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilen dosya yukarıdaki esas sırasına kaydedilerek yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Taraflarınca ... İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyasında başlatılmış olan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini akabinde takibin durdurulmuş olduğunu, taraflarınca eldeki dava açılmadan önce ... Arabuluculuk Bürosu'nun .../... Dosya Nolu dosyasında Arabuluculuk başvurusu yapılmış, ancak ekte sunulan ... tarihli Arabuluculuk Son Tutanak uyarınca taraflar anlaşamamış oldukları, iş bu sebeplerle eldeki itirazın iptali davasını açmak gereği hasıl olduğunu, davalıya ait ... ili ... Mah. ... Ada/... PARSEL'de yer alan ... Mah. ... Cd. No:.. İç Kapı No:.. .../... adresli taşınmaz üzerinde yer alan binanın yapım işini dava dışı yüklenici ... Üstlenmiş olduğunu, dava dışı yüklenici tarafından üstlenilen iş ve işlemlerin bir kısmının yapımı hususunda yüklenici ile vekil eden arasında ekte sunulan ... tarihli sözleşme yapıldığını, buna göre; taşınmazın inşaat projesi esas alınarak ölçüleri ve fiyatları belirlenen aşağıdaki iş ve işlemlerin yapımı üstlenilmiş olduğunu, Plastik doğrama yapılacak (41 adet) ..., ... ... -... cam olacak, Panjur yapılacak, -27 adet motorlu butonlu ... ... -9 adet ... butonlu, -3 adet ... ..., Merdiven başı (2 adet) panjursuz olacak, tamamında sineklik olacaktır, kapılarda ... Olacak Mutfak dolabı yapılacak (3 daire), tamamı ... kapak ... Kat ... 2. Ve 3. Kat ... ... - menteşe ve ... .. olacak, ... kapı yapılacak ( 27 adet) ... ... Giyinme odası dolabı (6 adet ) MDF, Vestiyer yapılacak (3 adet ) MDF, Gardırop yapılacak (4 adet ) MDF (200x215), üstlenilen işler yapılıp teslim edilmiş, iş bedeli olarak kararlaştırılan ... TL' taraflarına ödenmiş ve yapılan ödemeye istinaden de müvekkilinin, dava dışı yüklenici ...'ye ekte sunulan; ... tarihli ... TL bedelli, ... tarihli, ... TL bedelli, ... tarihli ... TL bedelli , ... tarihli ... TL bedelli faturaları kesmiş olduğunu, hal böyle olmakla belirtilen iş ve işlemlerin yapımı esnasında davalının, müvekkilinden ekstra talepleri olduğunu, davalı, taşınmazın inşaat projesi uyarınca yapılması gereken standart dolap ölçülerinden daha büyük ve yüksek dolaplar, imalatta kullanılacak olan standart malzemeler yerine daha farklı ve kaliteli malzemeler talep etmiş, yüklenici ile müvekkili arasındaki anlaşmaya konu edilenin dışında dolap ve işçiliklerin yapımını istemiş olduğunu, davalının talepleri doğrultusunda, müvekkili ile yüklenici firma arasındaki anlaşmaya konu edilmeyen ve ekstra olan aşağıdaki iş ve işlemler müvekkil tarafından tam ve eksiksiz olarak yapılarak takibe konu edilen ... tarihli e arşiv fatura kesilmiş olduğunu, ekstra yapılan işlerin listesi şu şekildedir; 6 adet sürgülü kapı mekanizması, Açma kapılara 3 adet ... motor, Merdiven başı 1 adet PVC (sürgülü), Merdiven başı 3 adet manuel panjur, 4 adet büyük 3 lü sürgülü kapı tadilatı, Göğebakan kapısı (açma), Mutfak görünen kısmı:72*240 8 adet ... ... ... (14 m2), 72*240 2 adet akrilik (3.5 m2), Ada görünen kısmı: 3 tabak ... ... ..., 1,5 tabak akrilik Vestiyer: 3 adet 180*30 mdf boy farkı (2 m2), Vestiyer: 36 adet ... menteşe takıldı, Giyinme odası: 6 adet 240*55*60 MDF boy farkı (11 m2), Çekmece rayları: 1. Kat 2 adet (kiler içi hariç), 2. Kat 3 adet (kiler içi hariç), 3. Kat 3 adet (kiler içi hariç), ... kapı kasası- 3 adet : 177*205, Laminat Parke İşçilik - 2 kat (110 m2), müvekkili tarafından yapılan dolapların ekstra boyut ve ölçülerini gösterir çizimlerinin ekte sunulduğunu, taşınmazın ... işçiliği ile ilgili olarak sözleşmeye ve projeye göre alınan ölçüler ve çizimler ile davalının talebine göre alınan ölçümler ekte sunulduğunu, davalı, takibe itirazlarında her ne kadar müvekkili ile icra takibine konu edilen faturada belirtilen ürünlere ilişkin alışverişi olmadığı, faturayı kabul etmediğini beyan etse de bu husus gerçek dışı olduğunu, keza ekte sunulan mail ekran görüntüleri uyarınca müvekkilinin, projeyen uygun olarak yapılan çizimleri ve değişen ekstralara ait çizimleri davalıya ait olan ... mail adresine göndermiş olduğunu, mail açıklamalarında; "yeni çizim, merhaba mutfaklar ve ... Kat gardırop değişimleri ektedir, dolapların son hali" ibareleri yer almakta olduğunu, yine davalının eşi tarafından çizilerek müvekkiline teslim edilen, ekte sunulan çizimler uyarınca davalının sözleşmede yer almayan ekstra talepleri açıkça anlaşılmakta olduğunu, yine ekte sunulan ... konuşmalarında; müvekkil, davalıya "merhaba, ekstra işlere bakabildiniz mi ? var mı aklınıza takılan?" diye sormuş, davalı da "merhabalar. Bizim eksiklikler yapılsın sonra aklımıza takılanları görüşürüz" şeklinde cevap vermiş olduğunu, yine müvekkilinin, davalıya giyinme odalarında değişen dolaplar için bir şey söylemediniz mesajına karşılık davalı, "onlar ok" şeklinde cevap verdiğini, ... tarihinde de müvekkilinin, davalıya takibe konu faturayı iletmiş olduğunu, izah edildiği üzere, müvekkilinin faturaya konu edilen iş ve işlemleri yapmış olduğu, davalının bu iş ve işlemlerden haberdar olduğu ve talepleri doğrultusunda yapıldığı mahkemece yapılacak keşif esnasında da açıklık kazanacağını, eldeki davaya dayanak teşkil eden icra dosyasına konu fatura, davalının talepleri üzerine yapılan ekstra iş ve işlemlere istinaden kesilmiş olup fatura bedeli müvekkile ödenmemiş olduğunu, iş bu sebeplerle davalının haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmekte olduğunu, açıklanan sebeplerle, davalının icra takibine yapmış olduğu itiraz kötüniyetli olup hiçbir haklı sebebe dayanmamakta olduğunu, iş bu sebeplerle davalının itirazının iptali ile takibin devamını ve yargılamanın uzun sürmesi, ileride haklı çıkmamız durumunda alacağın tahsilinin güçleşeceği göz önüne alınırsa ihtiyati haciz talep etmekte olduklarını, arz ve izah edilen sebeplerle davanın kabulü ile; Davalının, ... İcra Dairesi'nin .../... E. Esas nolu dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin reeskont faizi ile birlikte devamına, borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, alacağa karşılar şekilde davalıya ait menkul ve gayrimenkul mallar üzerine ihtiyati haciz konulmasına, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun ve maddi gerçekten uzak olup dava dilekçesinde yer alan iddiaların kabulü mümkün olmadığını, mahkemenizce davacının haksız davasının reddi gerektiğini, hiçbir şekilde davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacaklara hak kazandığını kabul anlamına gelmemek ve sair itirazlar saklı kalmak kaydıyla, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler üzerinden taraflarınca gerçekleştirilen incelemeler sonunda davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacaklarının zamanaşımına uğramış olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanunu ilgili maddeleri çerçevesinde işbu cevap dilekçesi ile zamanaşımı defiinde bulunduklarını, işbu davanın, davacı tarafından dava dilekçesinde sabit olduğu ve ticari arabuluculuk faaliyeti yürütüldüğü de nazara alınarak Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açıldığı, mahkemece tensip zaptında davanın Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açıldığı hususunda herhangi bir ara kararda vurgulanmamış olduğunu, tensip zaptında yargılamayı ticaret mahkemesi sıfatıyla yürüteceklerine ilişkin bir ibare yer almadığını, taleple bağlılık ilkesi, Medenî Usul Hukuku'nda yer alan yargılamaya hâkim olan ilkelerden bir tanesidir ve hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceği kanun koyucu tarafından hüküm altına alınmış olduğunu, dolayısıyla davacının davasını ticaret mahkemesi sıfatıyla açtığı göz önünde bulunularak öncelikle bu konuda bir karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında yargılamaya konu işbu uyuşmazlık ticaret mahkemesinin görev alanına girmemekte olduğunu, zira müvekkilinin esnaf dahi olmadığını, müvekkilinin emekli hayatı yaşamak adına ...’ye yerleşmiş olduğunu, akabinde arsası üzerine villa inşa etmek adına bölgeyi de bilmediğinden dava dışı şirketle anlaşmış ve dava dışı şirkete temsilci sıfatıyla işlem yapabilmesi adına vekaletname vermiş olduğunu, işbu vekalet uyarınca dava dışı şirket temsilci sıfatıyla davacıyla taşınmazın iç eklentilerine yönelik eser sözleşmesi akdedildiğini, işbu eser sözleşmesi uyarınca davalıya kararlaştırılan bedel tam ve eksiksiz olarak ödenmiş olduğunu, nitekim ...-TL tutarındaki ödeme davacı tarafından alındığı da dava dilekçesinde kabul edilmekte olduğunu, davacının iddia ettiği üzere, mezkur eser sözleşmesine ek iş ve işlemler yaptığını kabul anlamına gelmemekle birlikte uyuşmazlığın esasının belirlenmesi gerektiğini, bilindiği üzere temsilci temsil olunan adına işlem yaptığını, dolayısıyla huzurdaki yargılamada uyuşmazlığın tarafının dava dışı şirket ve işlemleri olmadığını, uyuşmazlığın müvekkilinin konutuna ilişkin davacının davalı müvekkiline ait taşınmazda gerçekleştiğini iddia ettiği iş ve işlemlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin yaşadığı konuta ilişkin eser sözleşmesi bilindiği üzere müvekkili açısından kesinlikle ticari bir iş olmayıp, 6502 Sayılı TKHK Çerçevesinde Tüketici İşlemi Niteliği Taşıyan Eser Sözleşmesi olduğunu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi de benzer bir uyuşmazlıkta 09.05.2017 Tarih, 2016/2300 Esas, 2017/1974 Karar sayılı ilamında “Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı vekili; müvekkili yüklenici ile davalı ... arasında ... bloğun mevcut kiremitlerinin indirilip, derelerin ve baca diplerinin yapılması, yatay yağmur oluklarının döşenmesi, baca küpeştelerinin yapılması, ... ve kiremit döşenmesi, çatı döşemesi üzerine cam yünü ve ... karton serilmesi hususunda ... TL bedelle anlaşma yaptıklarını… Somut uyuşmazlıkta davacı yüklenici ( sağlayıcı ) davalı ... ... iş sahibi ise ( tüketici), konumundadır. Bu durumda uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı gözetildiğinde tüketici mahkemesinde görülmesi zorunludur. Mahkemece görevsizlik sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.” şeklinde karar vermiş olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliği taşımadığı aksi kanaatine varılması halinde dahi Yargıtay içtihatları uyarınca bu davaya adi iş niteliği itibariyle Genel Mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiğini, dolayısıyla davacının iddia ettiği hususlarda müvekkilinin konut olarak kullanma amacıyla inşa ettiği taşınmazın iç tesisatındaki yapılacak iş ve işlemlere ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın ticaret mahkemesi göreviyle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla işbu uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olmadığını, işbu dava görevli olmayan mahkemede açılmış olduğunu, mahkemece görev hususunda aksi kanaatte olunması halinde dahi ... Asliye Hukuk Mahkemesinin Ticaret Mahkemesi sıfatı olmadığından, görevli mahkeme sıfatıyla işbu uyuşmazlığa bakmasının mümkün olmadığını, zira Asliye Ticaret Mahkemelerinin Yargı Çevrelerinin Belirlenmesine İlişkin Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulunun 08.07.2021 tarihli Kararı uyarınca “Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Antalya ilinin mülki sınırları (Alanya ve Manavgat Ağır Ceza Mahkemeleri yargı çevreleri hariç)” uyarınca belirlenmiş olduğunu, dolayısıyla mahkemenin işbu uyuşmazlığa bakmakla görevli olmadığını, nitekim farklı bir dosyada mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından .../... Esas sayılı dosyasında “HSK Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarih 608 sayılı kararı ile Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Antalya ili Mülki sınırları (Alanya ve Manavgat Ağır Ceza Mahkemeleri yargı çevreleri hariç) olarak belirlendiği, iş bu kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildiği, HSK Genel Kurulu'nun bu kararı kapsamında mahkememizin ticaret mahkemesi sıfatının kalmadığı, böylelikle Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin faaliyete geçirilmesi sebebiyle mahkememizde halen derdest olup Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına giren davaların Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrinin gerektiği…” şeklinde hüküm kurulmuş olduğunu, usule ilişkin açıklamalar nazara alınarak göreve ilişkin hususlarda Ticaret Mahkemesi sıfatına açıkça itiraz ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte olması halinde dahi mezkur HGK Kararı da nazara alınarak davanın hiçbir surette mahkemece Ticaret Mahkemesi sıfatıyla yürütülemeyeceğinin açık olduğunu, öncelikle uyuşmazlığın özünün doğru ve objektif bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, davacı taraf ile müvekkili arasında müvekkilinin konut olarak kullanacağı villanın iç eklentilerine yönelik eser sözleşmesi akdedildiğini, işbu eser sözleşmesinde müvekkilinin yükümlülüğü kararlaştırılan bedeli ödeme yükümlülüğünden ibaret olduğunu, nitekim davacının dava dilekçesinde de kabulünde olduğu üzere ... TL tutarında yüklü miktarda ödemenin davacı tarafa yapıldığını, dava dilekçesinde 4’üncü bendinde de bu ödemenin davacı tarafından alındığı hususunda çekişme olmadığını, dolayısıyla davalı müvekkilinin eser sözleşmesinden kaynaklanan bedel ödeme borcunu eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğinin açık olduğunu, uyuşmazlık işbu sözleşmeden sonrası için söz konusu olduğunu, davacı tarafın, işbu sözleşmeden ayrı olarak müvekkilinin ekstra talepleri olduğunu, bu talepleri yerine getirdiğini akabinde işbu taleplerden doğan hizmeti karşılığı icra takibine konu ettiği faturadan doğan alacakları olduğunu iddia etmekte olduğunu, müvekkiline fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edilmemiş, eser sözleşmesinden doğan ifaya ilişkin de yerine getirilmiş herhangi bir faaliyet bulunmamakta olup söz konusu malların teslim edildiğini, hizmetin yerine getirildiğini davacı taraf ispat etmekle yükümlü olduğunu, mahkemece de bilindiği üzere faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmekte olduğunu, alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1 ,T:27.06.2003) malın tesliminin ve hizmetin yürütüldüğüne ilişkin işlemin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288(6100 sayılı HMK 200) ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerektiğini, bunun sonucu olarak da; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmesi gerektiğini, (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.11.2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.) ispat yükü üzerinde bulunan davacı, öncelikle taraflar arasında fatura bedeli olan ...-TL bedelli bir sözleşme akdedildiğini senetle ispat kuralı çerçevesinde ispatlamalı; bunu ispatladıktan sonra sözleşme ile üzerine düşen borcu (eser sözleşmesinden doğan) zamanında, eksiksiz ve kusursuz yerine getirdiğini ispatlaması gerektiğini, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir sözleşme akdedilmemiş olduğunu, tüm bu hususlara ek olarak hukuki ilişkiyi kabul anlamına gelmemekle birlikte takibe dayanak faturalarda bulunan kalemlere ilişkin takdir edilen bedellerin neye göre hangi anlaşmaya ilişkin olarak takdir edildiği de muamma olduğunu, faturada yer alan kalemlere ve bedellere ilişkin de itirazlarını sunduklarını, eser sözleşmesine dayanak işlemlerin yerine getirildiği iddia edilse bile buna ilişkin mal ve hizmet bedellerinin o günün şartları nazara alındığında oldukça şişirilmiş tutarlar olduğu da açık olduğunu, yapıldığı iddia edilen işlerde kullanıldığı iddia edilen işbu malzemelerin hangi kalite rayiç olarak emsallerine göre hangi bedellerde takdir edildiği ispata yarar bir başka husus olduğunu, işbu uyuşmazlığın konusu oluşturmamasına karşın davacı ile müvekkili arasında uyuşmazlık öncesinde halihazırda eser sözleşmesine konu bir takım iş ve işlemlerin yapıldığı tarafların ortak kabulünde olduğunu, davacı tarafından dosyaya birtakım ... telefon uygulamasına ilişkin ekran görüntüleri ve müvekkilinin eşine ait olduğunu iddia ettiği çizimler sunduğu görülmekteyse de kabul anlamına gelmemekle birlikte bu yazışmaların ve çizimlerin halihazırda ödemesi yapılmış olan ... TL’lik hizmete ilişkin olduğu açık olduğunu, aksi kanaatte olunması halinde dahi ... yazışmalarının delil değerinin Yargıtay içtihatlarında da tartışmalı olduğu nazara alınmalıysa da mesajlaşmaların içeriği dikkate alınarak müvekkil tarafından yazıldığı iddia edilen mesajlarda geçen “Bizim eksikler yapılsın sonra aklımıza takılanları görüşürüz.” şeklindeki cevabın ve benzer cevapların hangi ekstra işe yönelik kabul beyanı içerdiği ve hangi hususu ispatladığının belirsiz olduğunu, aksine işbu mesajların davacı tarafından bedeli müvekkili tarafından ödenmiş eser sözleşmesine binaen eksikliklerin giderilmesi talepli olduğu açık olduğunu, işbu uyuşmazlık nazara alınarak davacının dava dilekçesinde iddia ettiği tüm hususları ispat yükünün kendisi üzerinde olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden davacının, yargılamaya konu icra takibini herkesçe tek taraflı olarak düzenlenebilen faturalara dayalı ikame etmiş olduğunu, ancak bilindiği üzere fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yetecek düzeyde bir belge olmadığını, faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerektiğini, ayrıca tek yanlı olarak düzenlenen faturanın her zaman herkes tarafından düzenlenebilir nitelikte olduğu aşikar olduğunu, ancak faturaya ek olarak malın teslim edildiği yahut hizmetin görüldüğüne ilişkin ispat külfeti tamamen davacı üzerinde olduğunu, faturanın ispat aracı olma özelliği temelde TTK m.21/2’de düzenlenen karineye dayanmakta olduğunu, hükme göre faturayı alan, sekiz günlük itiraz süresi içinde itirazda bulunmamışsa fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, sekiz günlük süre içerisinde itirazda bulunulmuşsa artık faturanın içeriğinin doğruluğunu tanzim edenin ispat etmesi gerekeceğini, işbu karinenin tacirler için söz konusu olduğunu, sürenin başlangıcı ise faturanın usulüne uygun olarak karşı tarafa tebliğiyle başladığını, davacı yanca zaten mezkur fatura hiçbir şekilde taraflarına tebliğ edilmemiş olduğunu, nitekim davacının dava dilekçesinde de faturanın tebliğ edildiğine ilişkin hiçbir kayıt, evrak ya da ibare bulunmamakta olduğunu, faturaya itiraz ve dolayısıyla faturanın kesinleşmesi usulüne uygun olarak faturanın tebliğiyle mümkün olduğunu, davacı tacirin, faturanın içeriğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla; basiretli bir ticaret adamı olarak hareket ederek, tacir olmayan müvekkiline işbu faturayı tebliğ etmemesinden de sorumlu olması gerekmekte olduğunu, nitekim tebliğ edilmeyen faturaya itiraz yükümlüklerinin de başlamamış olduğunu, faturaya dayalı icra takibine süresi içerisinde itiraz eden müvekkilinin işbu itirazı uyarınca faturanın kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini, TTK m.21/2’de düzenlenen faturaya ilişkin kanuni karinenin uygulanabilmesi için birtakım şartlar bulunmakta olduğunu, öncelikle faturanın bir delil olarak kabul edilebilmesi ve TTK m.21/2’deki karinenin uygulanabilmesi için taraflar arasında mutlaka temel, geçerli bir akdi ilişkinin bulunması gerekmekte olduğunu, burada öncelikle belirtmek gerekir ki fatura tek başına akdi ilişkinin ispatına elverişli olmadığını, nitekim fatura, sözleşmenin kuruluş evresiyle değil, ifa evresiyle ilgili bir belge olduğunu, icra takibine dayanak olarak sunulan faturalar haricinde dosya içeriğinde karşı tarafın alacaklı olduğuna kanaat oluşturabilecek ne faturaların tebliğ edildiğine dair bir belge ne bir mal teslim fişi, ne de hizmetin yerine getirildiğine ilişkin bir kayıt sunulmadığını, her zaman, herkes tarafından düzenlenebilecek olan faturalara ilişkin icra takibi akabinde işbu davanın açılması karşısında halihazırda müvekkilden ... TL gibi çok ciddi bir meblağ alan davacının tamamen sözleşme ilişkisinden fazlasını ve hak etmediği bir bedeli taleple birlikte kötü niyetli olduğunu, sonuç olarak; müvekkili şirket nezdinde hiçbir hak ve alacağı bulunmayan davacının, tek taraflı düzenlenebilen faturaya istinaden müvekkili aleyhine başlatmış olduğu takibin kötü niyetli olduğu ortada olduğunu, izah olunan sebeplerle; huzurdaki hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile kötü niyetli olarak takip başlatan davacı aleyhine 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu m. 67/2 hükmü uyarınca reddolunan meblağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, açıklanan ve mahkemece re’sen göz önüne alınacak nedenler ile; davacı tarafça görevsiz Mahkemede açılan iş bu davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, ticaret sicil müdürlüklerine ve vergi dairesine yazılan müzekkerelere ikmalen cevap verildiği, verilen cevaplara göre davalı asilin tacir sıfatını haiz olmadığı tespit edilmiştir. Yasal Düzenleme, deliller ve tespitler ışığında, tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu, tarafların tacir olup olmadığı hususunda mahkememizce yapılan araştırmalardan davacının tacir olduğu ancak davalının tacir sıfatının bulunmadığının anlaşıldığı, davalının ... Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıda ... tarihinde ikametgah amaçlı inşaat (özel inşaat) yapmak için işçi çalıştırdığından dolayı stopaj vergisi mükellefiyet kaydının açıldığı, dava konusu eser sözleşmesinin tarihinin ise ... tarihi olup mükellefiyet kaydından hemen sonra olduğu dolayısıyla davalının kendine özel yazlık villa inşasına başladığı savunmasını doğruladığı, somut davada davalının tacir olmadığı gibi tüketici sıfatını haiz olduğu, 6502 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. d.de kanunun kapsamının "Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlandığı, somut davada kendisine yaptırmakta olduğu evin dolap vs yapım işi için davacı ile yapılan sözleşmede davalının hizmet alan tüketici olduğu ve görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu, ayrı bir Tüketici mahkemesi bulunmayan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Tüketici sıfatıyla eldeki davaya bakmaya görevli olduğu anlaşılmış aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın USULDEN REDDİ İLE; MAHKEMEMİZİN GÖREVLİ OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Görevli Mahkemenin ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA) OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3-İş bu kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Antalya BAM ... Hukuk Dairesi'ne GÖNDERİLMESİNE, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.
Katip ... ¸e-imzalı
Hakim ... ¸e-imzalı