İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/380 E. 2026/300 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/380
- Karar No
- 2026/300
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/380 Esas KARAR NO : 2026/300
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/05/2025 KARAR TARİHİ : 01/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı ... San. Tic. LTD. ŞTİ. İle davalı şirket arasında ticari ilişki bulunmaktadır. İlgili ticari ilişki, ekte sunulu cari hesap, taraflara ait ticari defterler, satılan alınan ürün ve hizmetleri gösterir faturalar, davalı şirketin davacı şirketten satın aldığı ürünlerin teslim edildiğini gösterir irsaliyeler, patlayıcı madde taşıma ruhsatları ve sair her türlü delille sabit olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında ekte sunulu cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere davalı şirketin davacı şirkete ödenmeyen 899.559,90 TL bakiye hesap borcu bulunduğunu, davacı şirket tarafından davalı şirkete defalarca ödeme yapması hususunda bildirim yapılmışsa davalı tarafça satın alınan ürünlerin ödemesi yapılmamış, davacı şirket mağdur edildiğini, davalı şirketçe kesilen fatura borçlarının ödenmemesi üzerine fatura alacağına ilişkin ... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı takip dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe, borca ve tüm ferilerine itiraz edilmiş olup takibin durdurulmasına karar verildiğini, öncelikle davalı vekilinin vekil kaydının yapılmasını, davanın kabulünü, davalı şirket tarafından ... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamını, kötü niyetli olarak takibin durmasına sebebiyet veren davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davacı tarafça dayanak gösterilen faturalar, herhangi bir sözleşmeye dayanmamakta olup, satışa dayalı olduğunu, itirazın iptaline konu alacak talepleri ile ilgili zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davalının alacaklı görünen taraf herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibine itiraz dilekçemizde de belirtilen şekilde icra takibine konu fatura içeriğini, faturaları kabul etmediklerini, davacı tarafça Gaziosmapaşa İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itiraz sonrası itirazın iptali talebi ile açılan huzurdaki dava konusu edilen faturalar davalıya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmediğini, fatura alacağına dayalı olarak talepte bulunulabilmesi için fatura alacağının borçlu tarafa tebliğ edilmesi ve muhatap tarafından kabul edilerek kesinleşmiş olması gerektiğini, somut olayda faturaya konu malların teslim edildiği ve faturanın usulüne uygun olarak davalıya bildirildiği hususundaki ispat yükü davacı tarafta olduğunu, tek başına faturanın düzenlenmiş olması malın teslim edildiği ve faturanın içeriğini doğru olduğunu ispat hususunda yeterli olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini; dava dilekçesindeki belgelerin tarafına tebliğ edilmediğinden savunma hakkının ihlal edildiği kabul edilerek, söz konusu belgelerin tarafımıza tebliğine ve yeniden cevap süresi verilmesini, zaman aşımı itirazımızın kabulüyle davanın bu nedenle reddini, fatura içeriklerinin tarafımıza usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle delil niteliği taşımadığının kabulünü, davacının belirsiz ve hukuka aykırı faiz talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmişti. ... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine toplam 1.056.165,97-TL borcun ödenmesi amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 14/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 11/04/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği görülmüştür. SMMM bilirkişisinin 01/02/2026 tarihli raporunda özetle; Davacının İbraz edilen diğer ticari defterleri, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilmesi hakkında nihai karar sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Davalının İbraz edilen diğer ticari defterleri, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davalının ibraz edilen ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilmesi hakkında nihai karar sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Davacının ibraz edilen ticari defterlerinde icra ve dava konusu yapılan faturalarının davacının ticari defterinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu icra ve dava konusu fatura tutarlarından ve dava dışı diğer fatura tutarlarından dolayı davalıdan 1.072.838,41.-TL alacağı olduğu, Davalının ibraz edilen ticari defterlerinde icra ve dava konusu yapılan faturalarının davalının ticari defterinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu ve takip itibariyle icra ve dava konusu fatura tutarlarında ve dava dışı diğer fatura tutarlarından dolayı davacıya 1.073.043,98.-TL borçu olduğu tespit edildiği, Dava konusu faturaları, davalının tebliğ aldığı, ticari defterlerine usulüne uygun olarak kayıt ettiği ve yasal süresi içinde dava konusu faturalara itiraz etmediği görülmüştür. Faturalara davalı tarafından yasal süresi içinde itiraz edilmediğine göre faturaların davalı tarafından kabul edildiğine karine getirmek gerektiği, Davalı tarafa ait patlayıcı madde taşıma izin belgelerinde yazılı olan mallar ile dava ve icra konusu fatura içerikleri ile uyumlu olduğu görülmektedir. ancak her faturalarda 7,8,9 satırlık mal ve hizmet kalemi bulunduğu, sadece ateşleme kablosu ait miktarın patlayıcı madde taşıma izin belgelerinde yazılı olan mallar arasında olmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan Davalı tarafa ait patlayıcı madde taşıma izin belgelerinde yazılı nakliye şoför isimleri ile nakliye kamyon taşıt plakları davacının dava ve icra konusu yapılan faturalara ait e- irsaliye ile uyumlu olduğu tespit edildiği, Sosyal güvenlik kurumu tarafından sayın mahkemeye tarafların SSK çalışan personelleri ibraz edildiği, patlayıcı madde taşıma izin belgelerinde mal teslim eden ve mal teslim alan kişilerin tarafların SGK lı çalışanı olmadığı tespit edildiği, Davacının davalıdan, İstanbul GOP İcra dairesinin 2025/... dosya numarası ile 899.559,87.- TL asıl alacacak üzerinden alacağının olup olmadığı yönünde nihai takdir ve değerlendirmesinin sayın mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. DELİLLER: -Bilirkişi raporu. -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, fatura ve açık cari hesap ilişkisinden doğduğu iddia edilen alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında davalı siparişi üzerine üretilip davalı müşterilerine teslim edilen patlayıcı maddeler için düzenlenen ve açık hesaptan takip edilen faturaya dayalı alacak uyuşmazlık konusudur. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. maddesinde “ Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Somut olayda, incelenen ticari defterlere göre davacının alacağını dayandırdığı tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu aşamadan sonra malın teslim edilmediği iddiasının gündeme getirilemeyeceği, her ne kadar bilirkişi raporunda patlayıcı taşıma izin belgesi kapsamında davacı adına teslim eden ve davalı adına teslim alanlar yönünden bu kişilerin SGK'lı çalışan olmadığı hususu belirtilmiş ise de patlayıcı maddenin taşınması amacıyla "güvenlik belgesi" bulunan kişilere "vekalet" düzenlenerek bu güvenlik belgesine sahip kişiler eliyle patlayıcı maddelerin taşındığı ve kolluk imzasıyla alıcıya teslim edildiği, teslim belgesinde yer alan kişilerin ise şirket bünyesinde SGK'lı çalışan olmayıp; güvenlik belgesine sahip, vekalet sahibi iş sahipleri olduğu, kaldı ki davacı vekilince teslim belgesinde yer alan kişilerin güvenlik belgesi ve vekaletlerinin dosyaya sunulduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazlarına mahkememizce itibar edilmediği, faturaların itiraz veya iade görmediği, dolayısıyla davalının ticari ilişkiye ve malların teslimine dair itirazlarına itibar edilemeyeceği, defter kayıtları itibariyle uyuşan faturalardan takip edilen açık hesap ilişkisinde takip tarihi itibariyle defterlerdeki miktarın birbirini doğruladığı, netice olarak davalı defterleri ile örtüşen 899.559,90 TL itibariyle davacının alacağı bulunduğu ve karşılığının ödendiğine dair bir savunma veya ispat bulunmadığı anlaşılmakla bu miktar üzerinden itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden; dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, miktarın davalı defterlerinden açıkça görüldüğü, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; Davanın KABULÜ ile; 1- Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin fatura alacağı olan 899.559,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatı 179.911,98-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 61.448,93-TL harcın, peşin alınan 10.081,41-TL harçtan mahsubu ile bakiye 51.367,52-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcının ve 10.081,41-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.980,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 140.933,99-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00 -TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/04/2026
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır