İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/363 E. 2025/979 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/363
Karar No
2025/979
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/363 Esas KARAR NO : 2025/979

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/04/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin borcunun varlığının sabit olmakla davalı haksız olarak borca itiraz etmiş olduğundan borca ilişkin itirazın iptali gerektiğini, işbu davanın, dijital baskı ve kağıt sanayi üzerine çalışan müvekkili şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenmiş olan 21.07.2022 ve 24.08.2022 tarihli iki adet fatura ödenmemesi ve cari hesaptaki bakiye borç hususuna ilişkin olduğunu, davalı şirketin uzlaşmadan uzak tutumunun icra takibine başvurma zorunluluğu doğurmuş olduğunu, davalı şirket tarafından ödeme yapılmaması üzerine 16.10.2024 tarihinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyası ile toplamda 32.469,98-TL asıl alacağın işletilecek ticari temerrüt faizi ile tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı şirket tarafından 03.11.2024 tarihli dilekçe ile borca itiraz edilmiş olup haklı takiplerinin durdurulmuş olduğunu, davalı şirkete karşı başlatılan takip için itiraz yoluna gidilmesi üzerine taraflarınca borcun ödenmeyeceği ve davalı şirketin kötü niyetli olduğundan emin olunması ile işbu itirazın iptali davasını açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturalara davalı şirket tarafından 8 gün içinde itiraz edilmemiş olup icra dosyasına konu edilen alacaklarının likit olduğunu, müvekkili ile davalı arasında mevcut ticari ilişkinin sonucu faturalar düzenlenmiş olup faturalara davalı şirket tarafından yasal süresi içinde itiraz edilmemiş olduğunu, davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı/borçlu şirketin, yapmış olduğu bu itirazı ile alacağın elde edilmesini imkânsızlaştırmak, zorlaştırmak, icra takibini sekteye uğratmak amacında olduğunu, davalı/borçlu şirketin ilgili faturalarda belirtilen borcu faiziyle birlikte ödemesi gerektiğini, itirazın, takibi uzatmaya yönelik olup kötü niyetli olduğunu, davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlığı üzerine takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep ediyor olduklarını, davalının borçlu olduğunu ve borç tutarını bilmesine rağmen icra takibine haksız bir şekilde itiraz etmesi, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ileride verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak müvekkilinin hak kaybına uğramaması ve alacağının tahsili imkanının korunması amacıyla, yargılama sonuna kadar dava değeri miktarınca davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ediyor olduklarını, müvekkili tarafından "hak arama hürriyetinin" etkin olarak gerçekleşmesi için davalıya ait menkul ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etme zorunluluğu doğmuş olduğunu, huzurdaki davada itiraza uğramamış ve borçlu tarafından kabul edilmiş faturalar ile yasal olarak aranan alacağın varlığını ispata yarar delillerinin mevcut olduğunu, davacı müvekkilinin dava sonunda hükmedilecek alacağına kavuşabilmesini ve davadan beklenen faydanın elde edilebilmesini teminat altına almak üzere dava sonuna kadar davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlar üzerine takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz konulması gerektiğini, dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup sürecin anlaşmama şeklinde sonuçlanmış olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak üzere; haklı davanın kabulüne, dava sonuna kadar dava miktarı değerince davalının menkul, gayrimenkullerine, 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine ilişkin haksız itirazının iptali ile takibin tüm ferileri ile birlikte kaldığı yerden devamına, haksız itiraz nedeni ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, hükmedilecek tazminata en yüksek ticari faizin yürütülmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 30.291,24 TL fatura, 2.178,74 TL fatura, 10.320,39 TL 22/07/2022-16/10/2024 işlemiş faiz, 710,34 TL 25/08/2022-16/10/2024 işlemiş faiz olmak üzere toplam 43.500,71 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durmuş olduğu görüldü. Her ne kadar mahkememizin 01/07/2025 tarihli duruşma zaptı ara kararı ile 11/08/2025 günü saat 14:00'da mahkememiz duruşma salonunda tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de, davacı vekilinin 11/08/2025 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin defterlerinin Bursa ilinde bulunması sebebiyle Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasını talep ettiği, davalı tarafa defter inceleme gün ve saatini bildirir tebligatın yapıldığı ancak inceleme gün ve saatinde davalı taraftan gelen olmadığı ve herhangi bir mazeret dilekçesi sunulmadığı anlaşıldığından bu sebeple davalı defterleri üzerinde inceleme yapılamadığına dair işbu tutanak birlikte imza altına alındı.

Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacı ile Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasının akabinde düzenlenen SMMM bilirkişi ... 26/09/2025 tarihli raporunda özetle; davacı taraf yasal defter kayıtları ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; davacı tarafın ticari defterlerinin 6102 sayılı Ticaret Kanunu ve 213 sayılı Kanun hükümlerine uygun düzenlenip, kayıtlar tutulduğunu, davaya konu defterlerin ve kayıtların ispatlama vasfı bulunduğunu, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği faturaların ve irsaliyelerin yasalara uygun olarak düzenlendiğini ve davacı yasal defterlerine yasalara uygun olarak kayıt edildiğini, davacı tarafça düzenlenen davaya konu faturaların ilgili dönmeler KDV beyannamelerine dahil edilerek Gelir İdaresi Başkanlığına gönderildiğini, davacı tarafın davalı taraf adına düzenlemiş olduğu davaya konu faturalar için davalı tarafın yasal süresinde sözkonusu faturalara itiraz ettiğine dair dava dosyasında belgeye rastlanmadığını, davacı tarafın önceden beri (2022 yılından da önce) davalı tarafa Ticari Mal sattığını, tarafların Mal satışı ve mal bedellerinin ödenmesi hususunda AÇIK HESAP şeklinde çalıştıklarını, davalı tarafın 2022 yılında toplam satın aldığı mal toplam bedelinin 502.470,13 TL olduğunu, ödemeler toplamının 470.000.00Tl olduğunu, ödenmeyen bakiye kısmın ise davaya konu 32.470,13 TL olduğunu, tüm bu tespitlere göre davacı tarafın Davalı taraftan 32.470,13TL alacaklı durumda bulunduğunu bildirmiştir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticari defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticari defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Davacı tarafın delillerinde taraflarına ait olan ve davalı tarafa ait olan ticari defter ve belgelere delil olarak dayandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafın önceden beri (2022 yılından da önce) davalı tarafa Ticari Mal sattığı, tarafların Mal satışı ve mal bedellerinin ödenmesi hususunda açık hesap şeklinde çalıştıkları, davalı tarafın 2022 yılında toplam satın aldığı mal toplam bedelinin 502.470,13 TL olduğu, ödemeler toplamının 470.000.00Tl olduğu, ödenmeyen bakiye kısmın ise davaya konu 32.470,13 TL olduğu, tüm bu tespitlere göre davacı tarafın davalı taraftan 32.470,13TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığındın ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu faturalara ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememiştir. Davacı taraf ticari defterlere diğer deliller ile birlikte dayanmış olup mahkemece de davalının ticari defterlerini ibrazı HMK 222/3 ihtarı ile birlikte davalıya duruşma zabtıyla gönderilmiş olmasına rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu durumda HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerde kayıtlı fatura konusu malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği hususunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar takip talebinde işlemiş faiz talebinini de yer aldığı görülmüş ise de dava değerinin işlemiş faiz hariç bedel üzerinden harçlandırıldığı görüldüğünden bu hususta ayrıca inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, satın alınan ve faturası belirli alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kabul ile davalı tarafın Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 6.493,99 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın Küçükçekmece İcra müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 6.493,99 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 2.218,02 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.602,62 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 1.230,80 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 7.316,00 TL olmak üzere toplam 8.546,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının talep halinde davacıya İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) İstinaf yasa yolu yargısal miktar sınırının altında kalmakla kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/363, K. 2025/979, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-363-e-2025-979-k-857bb9458d91