İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/330 E. 2026/208 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/330
Karar No
2026/208
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/330 Esas - 2026/208 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

DAVACI : ...

VEKİLLERİ : ...

DAVALI : ... VEKİLİ : ...

DAVA : İtirazın İptali (Şirket ortağının tazminat sorumluluğu) DAVA TARİHİ : 12/05/2025 KARAR TARİHİ : 01/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Şirket ortağının tazminat sorumluluğu) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın iddiaları: Davacı şirketin %10 hissedarı olan davalının davacı şirket hesabından kendi şahsına nakit aktarımı yaparak ve kredi kartları ile kredi borçlarını şirket hesabından ödeyerek şirkete borçlandığını, davalının borçlarını ödememesi üzerine davalı hakkında 4.913.862,06 TL'nin tahsili amacıyla ...'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir. Davalı taraf; Davacı şirketin % 10 hissedarı olduğunu, ...'nin ... Esas sayılı dosyasında davalının şirket ortaklığından çıkarılması talebiyle dava açıldığını, davalının iddia edildiği gibi davacı şirkete borcunun bulunmadığını, davacı şirketin 2021 yılı öncesi kayıtları sunmamasının iyi niyetli olmadığını, davacının takibe dayanak yapılmayan belgelere itirazın iptali davasında dayanamayacağını, davalının şirket hesabından çektiği görülen paraların şirketin işleri için olduğunu, davalının şahsi kredi kartlarının şirket adına kullanıldığını, bunun davalının belirtilen dönemlerde şirketin tek ortağı ve yetkilisi olmasından kaynaklandığını, davalıya şirket tarafından 2018 yılından bu yana ödeme yapıldığını ve 2024 yılı içerisinde davacı şirketteki mevcut ortaklık hissesi gereğince aylık 70.000 TL tutarında ödeme yapıldığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalının ortağı olduğu şirketin hesaplarının şahsi harcamaları için kullanıp kullanmadığı ve bu kapsamda davacı şirkete borcu olup olmadığı, varsa borç miktarı, bu borç sebebiyle davacı tarafından yapılan icra takibine davalının itirazının haklı olup olmadığı, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarındadır. Dava şirket yöneticisinin/ortağının tazminat sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Davacı taraftan ispata elverişli tüm ticari defter ve kayıtlarını sunması için süre verilmiş davacı vekili davacının ticari deflerinin ... .../ ... adresinde bulunduğunu bildirerek yerinde inceleme talep etmiştir. Bilirkişi görevlendirmesi yapılmış, bilirkişiler raporlarında ticari defterlerin bulunduğu adrese 2 kez gidildiğini ancak kapı açılmadığı için yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığını bildirmişler ve dosyada mevcut kayıtlara ve banka kayıtlarına göre sınırlı inceleme yapmışlardır. Bunun üzerine duruşmada davacı vekiline ticari defter ve kayıtları sunması amacıyla tekrar 2 haftalık kesin süre verilmiş, yasal ihtarat yapılmış, davacı vekili sunduğu beyan dilekçesinde "müvekkili ... ile iletişim kurmakta güçlük yaşadıklarını, bu sebepten dolayı da şirketten evrak temin edemediklerini ve ticari defterlerin tamamını mahkemeye sunamadıklarını ancak ticari defter ve kayıtların bir kısmının (bilirkişi incelemesinde değerlendirilen) dijital ortamda sunulabildiğini belirterek ticari defterlerin doğrudan davalı asil şirketten temin edilmesini" talep etmiştir. Bunun üzerine ticari defter ve kayıtları tutmakla sorumlu davacı şirkete muhtıra gönderilerek iddiayı ispata yarar ticari defter ve kayıtları sunması amacıyla kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süreye ve yapılan ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Bildirilen adreste ticari defterlere ulaşılamaması, bilirkişilerin iki kez gitmiş olmasına rağmen ticari defterlerin incelemeye hazır bulundurulmaması, davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtların incelemeye elverişli şekilde sunulmaması, davacı şirkete de muhtıra tebliğine rağmen ispata yarar ticari defter ve delillerin bütün olarak sunulmaması, davacı vekili tarafından kısmen sunulan kayıtların bilirkişi incelemesine konu edilmiş olması, davacı tarafın ispata yarayan kayıtlarını sunmaktan kaçınması ve uyuşmazlığın esası bakımından ticari defter ve kayıtların bir bütün olarak incelenmesi zorunluluğu nazara alınarak davacı vekilinin rapora itirazları ve yeniden inceleme yapılması yönündeki talepleri reddedilmiştir. Davacı iddiasını ispat etmek ve ispata yarar delillerini sunmak zorundadır. HMK 190 maddesi gereği İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda davacı taraf verilen kesin süreye rağmen ispata yarar ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Bilirkişi incelemesi sınırlı verilerle yapıldığında ve defter incelemesi mümkün olmadığından davalının davacı şirkete borçlu olup olmadığı ve varsa borç miktarı kesin olarak ispatlanmış değildir. Davalı şirketin ortağı olup şirket ile arasındaki borç ilişkisi ortaklara borç hesabına göre irdelenmelidir. Davalıya şirket hesabından gönderilen paranın hangi amaçla kullanıldığı ve davalının şirkete sonuç olarak borçlu olup olmadığı ve varsa borç miktarı ancak şirket kayıtları ile belirlenebilecektir. Bu husus da ancak ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile mümkündür. Davacı taraf tanık deliline de dayanmış ise de uyuşmazlığın mahiyeti ve ileri sürülen alacak miktarı itibariyle tanıkla ispat mümkün görülmemiştir. Açıklanan gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve kötü niyet tazminatı olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Önemle vurgulamak gerekir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında haksız ise de kötü niyetli olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde, tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. (... ... Esas ... Karar) Dosya kapsamına göre davacının kötü niyeti sabit görülmediğinden tazminata hükmolunmamıştır. HÜKÜM: Yukarıda Gerekçesi Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, davacının icra takibinde kötüniyeti sabit olmadığından davalı lehine tazminata hükmolunmasına yer olmadığına, 2-Mahkememizin 23/06/2025 tarihli ara kararı ile davalı aleyhinde 4.913.862,06 TL tutarla verilen ve ...'nün 2024/14576 Esas sayılı dosyasından infaza konulan ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, 3-Bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde davalı tarafın anılan ihtiyati haciz sebebiyle uğradığı zarar iddiası ile tazminat davasının açılmaması ve bu konuda mahkememize bildirimde bulunulmaması halinde, davacı tarafından teminat olarak sunulan teminat mektubunun talep halinde davacıya iadesine, 4-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcının peşin alınan 59.347,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 58.615,17- TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 654.524,83-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalının yaptığı yargılama giderlerinin aleyhinde sonuçlanan istinaf başvurusuna ilişkin olması sebebiyle davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Arabuluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 9-Gerekçeli kararın yönetmelik gereği talep halinde taraflara tebliğine, 10-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair; davacı yetkili vekilinin yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer asliye ticaret mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/04/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/330, K. 2026/208, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-330-e-2026-208-k-31aaa1c25156