İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/32 E. 2026/43 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/32
Karar No
2026/43
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/32 Esas KARAR NO: 2026/43 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 10/01/2025 KARAR TARİHİ: 21/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilin, mobilya, kapı, kapak, çekmece vb. ürünler ile bu ürünlerin menteşe, bağlantı ekipmanları olmak üzere mobilya aksesuarlarının yurt içi ve yurt dışında üretim, ticaret, ihracat ve ithalat alanında faaliyet gösterdiğini, Müvekkilin faaliyet konusu ürün ve hizmetlerinin davalı borçlu ------- satışı ile uzun süren ticari ilişkileri olduğunu, Ticari hacmin sürekli artması sonrasında davalı borçlunun borçlarına teminat olması için yine aynı ortak / yöneticilere ait ----adına kayıtlı detaları aşağıda belirtilen 2 adet taşınmaz üzerine 3 farklı üst sınır ipoteği tesis edildiğini: ---- katlı kargir betonarme bina ve arsasında ----- no`lu bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın tamamı üzerine, 1. Derece,--- yevmiye no`lu işlem ile ----- parselde kain--- katlı kargir betonarme bina ve arsasında ---- no`lu bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın tamamı üzerine. --- yevmiye no`lu işlem ile ------ katlı kargir betonarme bina ve arsasında ----- no`lu bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın tamamı üzerine,------- limitle, Müvekkilin borçlu şirketten olan alacaklarının artması, ödemelerinin aksaması / yapılmaması, borçlu tarafla yapılan tüm görüşmelerin sonuçsuz kalması akabinde alacağının ödenmesi için yasal işlemlere başlandığını, Müvekkilin alacağının fatura, irsaliye ve teslim detaylarının ; ---- no.lu sevk irsaliyesi ve ---- no.lu Ambar Tesellüm Fişi ile ---- Ambar Tesellüm Fişi ile -----no.lu sevk irsaliyesi ve ---- No.lu -----no.lu sevk irsaliyesi ve ------ Ambar Tesellüm Fişi ile----- bedelli e-fatura -----no.lu sevk irsaliyesi ve ---- No.lu ---- no.lu sevk irsaliyesi ve ------ No.lu ---- no.lu sevk irsaliyesi ve -----Ambar Tesellüm Fişi ile ---- no.lu sevk irsaliyesi ve ----- no.lu Ambar Tesellüm Fişi ile ----- bedelli e-fatura şeklinde olduğunu , Müvekkil alacağının detayları bölümünde açıklanan ------No.lu fatura konusu alacağı TTK 1530. maddesi kapsamında düzenlenmiş olan ticari temerrüt faizi alacağı olduğunu, Ticari işlerde temerrütü düzenleyen TTK 1530/2. fıkrası; "sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." hükmünün havi olduğunu, Tüm faturalarda ödeme günü anlaşma uyarınca fatura tarihi olarak belirtilmiş ve borçlu tarafından faturalara 8 iş günü içinde itiraz edilmediğinde vade kesinleşmiş olduğunu, Bu haliyle faturada belirtilen vade tarihlerinde tacir olan davalının temerrüt faizi sorumluluğu doğduğunu, ürünlerin tesliminde sonra düzenlenen faturadan 30 gün sonrasında tacir olan borçlu temerrüde düşmüş olup ticari temerrüt faizi ödemekle yükümlü olduğunu, bununla birlikte İpotek Sözleşmesi ve akit tablolarında ipotekler için yıllık %20 ticari temerrüt faizinin uygulanmasını ve faiz oranlarındaki değişikliklerin (yıllık %20 den az olmamak üzere) taraflarına herhangi bir ihtarda/ihbarda bulunulmasına gerek olmaksızın derhal uygulanmasını tarafların belirlediğini, ihtarnamelerde sırayla %20, %20 ve %35 den aşağı olmamak üzere temerrüt faizi uygulanacağı serbestçe kararlaştırıldığını, Bu hali ile fatura ve TTK m.1530 düzenlemesi uyarınca temerrütten itibaren %20 ce %35 oranlarından az olmamak üzere değişen oranlardaki ticari temerrüt faizi talebimiz hukuken geçerli olduğunu, Müvekkil tarafından düzenlene faiz faturasına karşılık davalı / borçlu şirket tarafından -----no.lu 'faiz alacağına itiraz' açıklamasıyla 'İade Faturası' düzenlendiğini, İade Faturası, temel fatura senaryosuyla düzenlendiğinden dolayı sistem üzerinden reddedilemediğini, Bu kapsamda iade faturasına itiraz -----yevmiye no.lu ihtarnamesi ile yapıldığını, ticari defter ve kayıtlarda alacağın açık biçimde tespit edilmesini teminen Müvekkil Şirket tarafından ------bedelli iade faturası (1) no'lu davalı borçlu şirkete hitaben keşide edildiğini, Bu defa davalı / borçlu şirket tarafından tekrardan ------- no.lu 'Red' açıklamasıyla 'İade Faturası' düzenlendiğini, iade faturasına itiraz ---- yevmiye no.lu ihtarnamesinin bila tebellüğ olması sonrasında aynı noterliğin-------yevmiye numarası ile tebliğ edilerek yapıldığını, Müvekkil tarafından tanzim edilen fatura karşılığı faiz alacağı TTK 1530. maddesi kapsamında yapılacak incelem tespit edileceğini, Karşılıklı fatura iadesi sebebiyle ticari defterlere girememiş bu alacağın bilirkişi incelemesi ile açıklığa kavuşturulmasını, Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacağın borçludan talep edilmesi ve aynı zamanda taşınmaz malikine de toplam alacağın ihtar edilerek süresi içinde ödenmemesi halinde alacağa ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile takibi vb. yasal yollara başvurulacağı ihtarı ---- yevmiye no.lu ihtarnamesi ile yapıldığını, İhtarnamede borçlu ve ipotekli taşınmaz maliki şirketler ile bu şirketlerin ortak ve yetkilileri olan ------ muhatap olarak gösterildiğini, İlk ihtarnamede tebliğ yapılamayan borçlu şirket, ------ yevmiye no.lu talep ile ihtarnamelerim tebliği sağlandığını, İhtarname tebliğine rağmen süresi içinde ödeme yapılmaması sebebiyle tarafımızca ------ sayılı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, Takipte gönderilen ödeme emirlerine borçlu şirket ve ipotekli taşınmaz maliki şirket tarafından itiraz ediloiğini, İtiraz dilekçesinde tüm borca itiraz edilerek takip durdurulduğunu, İtirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, Borçlu ve taşınmaz maliki taraf faturalara süresinde itiraz etmediği gibi alacağın talep edildiği ihtarnameye de süresi içinde itiraz etmediğini, Ticari defter ve belgelerin vergi dairesi nezdinde ve bilirkişi marifetiyle karşılıklı olarak incelenmesi akabinde fatura konusu ürünlerin teslim edildiği, alacağın var olduğu ve kesinleştiği, faiz alacağının TTK 1530. maddesi kapsamında haklı ve talep edilebilir olduğu tespit edileceğini, itiraz dilekçesinde adı ve imzası olan hem borçlu şirket hem de ipotekli taşınmazlar maliki şirketin itirazlarının hükümden düşürülmesi adına davalılara husumet yöneltildiğini, Davalıların icra takibine tamamen haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, Tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü olan davalıların alacağın miktarını hesaplamaya yetileri bulunduğunu, davanın kabulü ile birlikte; bu nedenle ----sayılı dosyasında vaki itirazların iptali ile takibin -----üzerinden ve takip talebinde yer alan faiz vb. şartlar ile devamına, Talep edilen asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere hükmedilecek icra inkar tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak müvekkil şirkete verilmesine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirketler üzerine tahmiline dair karar verilmesini talep etmiştirDavalı Vekilinin Davaya Cevap Dilekçesinde Özetle; Dava dilekçesindeki tüm davacı talepleri zamanaşımına uğradığını, reddedilmesinin gerektiğini, tarafların, dayandıkları delilleri açıkça belirtmek zorunda olduklarını, . HMK. 119. Maddesinin "e" ve "f" bentleri ile dava dilekçesinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların açık özeti ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği hususunun bulunması gerektiği hüküm altına alındığını, HMK. 121. Maddesi, dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin dava dilekçesi ile beraber verilmesi gerektiğinin belirttiğini, HMK. 145. Maddesi, davacının sonradan delil gösteremeyeceği hükmünü havi olduğunu, HMK. 318. Maddesi de, tarafların dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmesi; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemesi ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorunda oldukları hükmüne havi olduğunu, HMK.nın tüm bu maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin dilekçesinde "Hukuki Deliller" başlığında yazdığı delillerin HMK. Hükümlerine uygun olarak sunulduğundan söz edilemeyeceğini, Bu nedenlerle; davacının yukarıda açıklanan maddeler gereği; süresi dışında, dava dilekçesinde belirtmediği ve dava dilekçesindeki vakıalar ile ilişkilendirmediği, vermiş ya da vereceği delillere herhangi bir muvafakatinin olmadığını, Müvekkillerden-------- davacı arasında bir ticari ilişki olduğunu, Davacı taraf müvekkile bir kısım mobilya aksesuarları sattığını, Ancak bu ürünlerin taahhüt edilenden eksik teslim edildiğini, öncelikle davacının faturalara dayanak yaptığı ürünleri eksiksiz olarak müvekkile teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, Satış sözleşmelerinde malın teslim edildiği, teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edildiğini, bu belgelerin imzalı ve imzaların, alıcıya veya alıcının çalışanına ait olması gerektiğini, imzanın alıcı veya çalışanı yanında, başka biçimde teslim almaya yetkili sayılabilecek kişiye ait olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, bu belgelere, sadece kime ait olduğu anlaşılamayan imza atıldığına veya sadece ismin yazıldığına sıklıkla rastlanıldığını, ----- yukarıdaki hususla ilgili bir kararında, somut olaydaki makbuzun altında davalı tarafa ait imza olmadığına dikkat çekerek faturanın tek başına alacağın varlığına delil olamayacağını belirttiğini, Dava dilekçesi ve ekindeki belgelerden davacının fatura dışında başkaca bir dayanağının bulunmadığının görüldüğünü, Dolayısıyla davacının malın tam ve eksiksiz teslim edildiği hususunu da ispat edemediğini, Dava dosyasında dayanak olarak sunulan ipotek akit senedinde ipoteğin hangi borcun teminatı olduğunun belli olmadığını, Bu haliyle söz konusu ipoteklerin dava konusu yapılan ve hiçbir şekilde kabul etmemekle beraber iddia edilen borca ilişkin tesis edilip edilmediğinin de net olmadığını, Davacı tarafın dilekçesinde TTK 1530. maddesi kapsamında düzenlenmiş olan ticari temerrüt faizi talep ettiğini, Taraflar arasında aralarındaki ticari ilişkiye dair herhangi bir sözleşme dahi bulunmadığını, Taraflar arasında faiz oranına ve vade farkına ilişkin hiçbir sözleşme/mutabakat olmamasına rağmen, davacı taraf, müvekkilden olan alacağına faiz işletmiş ve işlettiği bu faizi asıl alacak gibi ticari defter ve kayıtlarına işlemiş, fatura düzenlemiş ve bu bedeli de icra takibine girerek asıl alacak miktarını ----------------- olarak beyan ettiğini, Bu fahiş faiz oran ve tutarı müvekkil şirket tarafından hiçbir zaman kabul edilmemiş ve kabul edilemeyeceğini, taraflar arasında faiz oranına ve vade farkına ilişkin hiçbir sözleşme/mutabakat bulunmadığını, Davacı tarafın, müvekkilden olan alacağına muaccel olmadan ve müvekkili temerrüte düşürmeden fahiş bir şekilde faiz işletmiş ve işlettiği bu faizi asıl alacak gibi ticari defter ve kayıtlarına işlemiş ve fatura düzenlediğini, Dolayısıyla taraflar arasında vade farkına ve gecikme faizine dair hiçbir anlaşma olmamasına rağmen düzenlenen faturaya itiraz edildiği de dikkate alındığında davacının alacağını ispat ettiği kanaatine varılamayacağını, Bu noktada müvekkilin söz konusu gecikme zammı veya vade farkından sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında bu yönde bir anlaşma veya sözleşmesi bulunması gerektiğini, vade farkının, herhangi temerrüt faizinden farklı bir niteliğe sahip olmakla beraber, vadesinde ödenmeyen borca ödenmeyen borcun oransal oranında eklenen ek bir külfet olduğunu, kanuni faize veya temerrüt faizine faiz işletilmesi mümkün olmadığını, Vade farkı hukuki niteliği itibariyle temerrüt faizinden farklı olduğu için vade farkı eklenmiş ticari bir alacak açısından temerrüt tarihi itibariyle işleyen faiz, vade farkı için de işleyeceğini, temerrüt faizi talep edildiği takdirde bu tarihten itibaren vade farkının istenemeyeceğini, Vade farkının, başta sözleşme ilişkisi kurulurken ya da daha sonradan tarafların ortak iradeleri ile kararlaştırılabileceği gibi var olan ticari teamüller sonucu da ortaya çıkabileceğini, ------ uygulaması ve hukuk daireleri arasındaki görüş birliği, vade farkının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşmede kayıtlı olması veya taraflar arasındaki bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması gerektiği yönündedir. Bu iki durum dışında ise vade farkının talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, Vade farkının istenemeyeceği bir durumda, vade farkı faturasını veya ödenmediği takdirde vade farkı ödenmesi gerektiğine ilişkin bir şerh bulunan faturayı tebliğ alan kişinin bu faturaya sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi durumunda vade farkını ödemekle yükümlü olup olmayacağına dair çeşitli görüşler bulunduğunu, ancak --------------- tarihli kararı ile “taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura kapsamının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının diğer tarafça kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği” yönünde birleştirilmesine karar verdiğini, Öte yandan davacının vade farkı ve gecikme zammı için kestiği faturalar da müvekkil tarafından kabul edilmediğini, ticari defter ve kayıtlarına alınmadığını, davacı taraf her ne kadar dilekçesinde vadenin faturanın düzenlendiği gün olduğu şeklinde bir iddiada bulunmuşsa da bu yönde de taraflar arasında bir sözleşme veya anlaşma olmadığını, müvekkilin temerrüte düşürüldüğünden de söz edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini, davacının asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı Vekilinin Cevaba Cevap Dilekçesinde Özetle; Müvekkil şirket ve vekil olarak tarafımız ile davalı şirket ortağı / yetkilsi ve vekili arasında; uzun süre borcun ödenmesi konusunda görüşmeler yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, Davalıların cevap dilekçesine kadar hiçbir zaman ticari ilişkiyi ve borcu inkar etmediğini, Gelinen süreçte cevap dilekçesindeki iddiaların hayretle karşılandığını, Davalı taraf müvekkile; aralarındaki ticari ilişkinin devam ederek borcun taksitlendirilmesi ile ipotek konusu taşınmazları şüfa hakkı davalıda olarak devredilmesini teklif ettiğnii, Davalı taraf taşınmazların değerini gerçek değerinin 3-4 katı olarak değerlediği için; müvekkil ayrıca teminat olarak çek verilmesini de istediğini, Bu hususta davalı şirketler ortak / yetkilisi ----- müvekkil şirket çalışanı ---- arasında yapılan e-posta yazışmalarında; ----- tarili e-posta içeriğinde müvekkil çalışanı; "Aşağıda detayları yazan borç bakiyenize istinaden firmamız tarafından ipotek işlemi uygulanmış tapuların tarafımıza devri ve ödeme vadesi geldiğinde tapuların borç bakiyenizi karşılamaması riskine karşılık ---- ortalama vadeli ve----- tutarında çeklerin tarafımıza teslim edilmesi hususlarında desteklerinizi rica ederiz. Ana Borç: ----Bugün itibariyle faiz borcu:---- itibari ile faiz borcu: ------ tarihli e-posta içeriğinde davalılar şirket yetkilisi / ortağı -------Tarafınızda rehinli gayrimenkullerimizin güncel değerleri (her biri ayrı ayrı) mevcut borcun çok üzerindedir. Benim---- telefonda teklifim dairenin tarafınıza devri ile 12. Aya kadar şifa hakkının verilmesine yönelikti. Siz şimdi anladığım kadarıyla hem 2 tapunun da devredilmesini ve üstüne değer kaybı riskine karşılık da ayrıca ------- itibarı ile oluştuğunu düşündüğünüz tutar için çek vermemi talep ediyorsunuz. Ben çek kullanmıyorum ayrıca zaten elinizde 5-6 kat fazla ederi olan bir teminat var. Bugün bu ülkede, bu ekonomik konjonktür de değeri düşen ne var da, benim gayrı menkullerimin değeri düşsün. Sonuç olarak 3 yılı aşkın süredir devam ettirdiğimiz ve bizim ölçeğimizde ciddi sayılabilecek bir ticaretimiz var. Tüm bu nedenlerle dairenin devri ile birlikte şifa hakkının 1 yıl süre ile bize verilmesi ve borcun kapanmasını takip eden süreçte geri verilmesi teklifini yineliyorum. Olumlu karşılanmasını dilerim…" ifadelerine yer verilmiştir. davalı şirket yetkilisi / ortağı tarafından ticari ilişkiye, borç ve faize itiraz edilmediğini, Bilakis ticari ilişki ikrar edildiğini, Müvekkil mailinde yazan fatura borcu ve mail tarihindeki faize de itiraz edilmediğini, Burada uyuşmazlığın davalıların taşınmaz değerlemesindeki aşırı iddia olduğunu, Uyulanmakta olan maliye ve para politikaları gereğince faizin yüksek taşınmaz değer artışının düşük seyrettiği düşünüldüğünde; müvekkil tarafından ayrıca bir teminat / yazılı borç ikrarı / ödeme aracı olarak çek talep etmesinin normal olduğunu, taraflar arasında 1 yılı aşkın süreçte görüşmeler yapılmış ancak sonuç alınamadığını, Yasal sürecin başlatılması için ---- tarihinde ihtarname gönderilmiş ve ---- tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi takibi yapıldığını, İşbu davanın süreci de düşünüldüğünde ipoteğin paraya çevrilmesi dahi ne kadar uzun sürdüğü ortada olduğunu, müvekkilin ipoteğe bağlanmış bir alacağını başka bir teminat şekli ile ötelemesi beklenemeyeceğini, kural olarak ayni teminat olan ipoteğin konusu alacaklar zamanaşımına uğramadığını, Ayrıca fatura konusu alacaklar da tarihlerinden de açıkça görüldüğü üzere zamanaşımına uğramadığını, Dava dilekçesinde fatura, sevk irsaliyesi ve teslim fişleri ayrı ayrı ibraz edildiğini, Tacir olan davalının da bu tarihe kadar faturaya, ürünlere, ayıba dair herhangi bir itiraz / bildirimi olmadığını, davalının amacının davayı sürüncemede bırakmak olduğunu, faturaya itiraz edilmemesini sonucu fatura içeriğinin kesinleşmesine karine oluşturacağını, Karineye dayanan taraf iddiasını ispat etmiş sayılır ve ispat külfeti karşı tarafa geçeceğini, ispat külfeti davalı tarafa geçeceğini, Davalı tarafın bu güne kadar ne faturaya ne ayıba dair bir itiraz sunmadığını, Bu hususta tacirin bildirim süresi ve şekline dair var ise delil ibraz etmesini bekliyoruz. Aksi halde iddianın incelenmesine dahi gerek bulunmadığını,Davalı taraf, ticari ilişkiye dair sözleşme olmadığını iddiasının gerçeği yansıtmadığını,Davalı taraf fahiş gecikme faizi ve vade farkına itiraz edildiği ve iade edildiğini, vade farkının istenemeyeceğini, temerrüde düşürülmediğini iddia ettiyse de vade farkı talep edilmediğini, TTK1530. maddesi kapsamında ticari temerrüt faizi talep edildiğini, Faturadaki vadeye göre temerrüt olgusus kabul edilmese dahi; faturalara fatura / teslim tarihinden 30 gün sonra faiz işletildiğinde dahi faiz alacağının açıkça görüleceğini beyanla dava dilekçesinde yer alan şartlarla davanın kabulünü talep etmiştir.

DELİLLLER VE GEREKÇE :Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davalılar aleyhinde başlatılan ----Sayılı dosyasına vaki davalıların itirazının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, davacı alacaklı ise takibe konu asıl alacak miktarının ne kadar olduğuna, davalıların temerrrüde düşürüldüğünün tespit halinde icra takibinde istenen temerrüt faizinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış davacı ve davalı şirketlerin ticari defter ve dayanaklarının incelenmesi hususunda ön inceleme duruşmasında ara karar tesis edilmiş davalılar vekiline söz konusu ara kararın tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı şirket ticari defter ve dayanaklarının usul ve yasaya uygun tutulduğu lehe delil vasfı taşıdığı, davalı ------ yılı envanter defteri açılış tasdikinin ibraz edilmediği, diğer davalı şirketin ise ticari defter ve dayanaklarını hiç sunmadığı, Davacının-----cari hesap alacak isteminin ürün satışı kaynaklı e-fatura ve bağlı e- irsaliyelerin davalıya ----- sistemi aracılığıyla teslim edildiği, bu faturalara davalının 8 günlük süre dahilinde itiraz ettiğini gösterir tespite elverişli herhangi bir belgenin dosya içeriğinde görülemediği, cari hesap borcuna dair davalının ayrıca iade faturası da düzenlemediği,davacının davalı adına düzenlediği ----- tutarlı faiz faturasına davalının yasal sürede itiraz ettiği ve iade faturası düzenlediği, tarafların mal ve hizmet alımlarına dair vergi dairesine beyan ettikleri ---- bildirimlerinin uyumlu olduğu, faiz faturası hariç davacının ---- alacaklı olduğu, her ne kadar kök raporda davalı ipotek veren ------ ihtar keşide edilmediği bu nedenle takipteki birikmiş faiz talebinin yerinde olmadığı beyan edilmiş ise de davacının dava ve takip öncesi keşide ettiği --- yevmiye numaralı ihtarnamenin-----tarihinde diğer davalı ------- tarihinde tebliğ edildiği bu nedenle anılan tarihlerden icra takip tarihine kadar davalıların işlemiş faizden de mesul oldukları, İpotek akit tablolarında %20' den aşağı olmamak üzere ticari temerrüt faizi talep edilebileceğinin karşılıklı kararlaştırıldığı -----yılında uygulanan ticari temerrüt faiz oranının %51,75 olduğundan temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar bu oranda faiz talep edilebileceği, davacının her iki davalıdan icra takibine konu ettiği asıl alacak kadar alacaklı olduğu temerrüt faizi yönünden ise davalı --- sorumluluğunun ---sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Davacı yanca faturalara TTK'nın 1530. Maddesi uyarınca faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Davacının tacir vasfına haiz anonim şirket davalıların da tacir vasfına sahip anonim ve limited şirket oldukları görülmektedir. --------- TTK'nun 1530. maddesinin, gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş ve bir hüküm olduğu, bu nedenle tacirler arası satım sözleşmelerine uygulanamayacağı, öte yandan anılan anılan düzenlemenin vade farkına ilişkin değil, muacceliyet ve temerrüt koşullarına ve temerrüt faizinin hangi koşullarda talep edilebileceğine ilişkin olduğu, somut olayda taraflar arasında tacirler arası satış ilişkisi mevcut olduğu, dava konusu faturanın satış faturası değil vade farkı faturası, davacının talebinin işlemiş faiz değil, vade farkı alacağı olduğu, bu nedenle TTK 1530 maddesinin somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır..."------ Derece Mahkemesince yapılan yargılamada.... davacı takip talebinde işlemiş faiz talep etmiş ise de TTK 1530. maddesinin konuluş amacının, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne .... karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile -------- Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin --------Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye ----temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ------ tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi..." belirtmiştir. Bu yönde bir çok karar olup sadece birkaçı alıntılanmıştır. Davacı ve davalılar tacir olduğundan söz konusu hükmün somut olaya uygulanma olanağı yoktur. Davacı basiretli tacir gibi davranması gereken kimselerden olup alacağın muacceliyeti ve temerrüdü farklı kavramlardır. Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı nitekim takip öncesi durumu fark etmiş ihtar ile davalıları temerrüde düşürmüştür. Davacının TTK'nın 1530. Maddesi uyarınca faiz talebi yerinde değildir.Davacının asıl alacağı likit olup davalılarca bilinebilir mahiyettedir. Nitekim zaten tarafların mal ve hizmet alımlarına dair ----- bildirimleri de uyumludur.Faize dair fatura hariç zaten davalılar takip konusu faturalara bir itirazda da bulunmamıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirlmiş davanın kısmen kabulüne, likit asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, A-Davalıların --------- Esas sayılı dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 5.219.052,06 TL asıl alacak 392.179,59 TL işlemiş faiz olmak üzere 5.611.231,65 TL üzerinden devamına, ( Davalı ------- sorumluluğu 5.219.052,06 TL Asıl alacak ve 258.986,52 TL işlemiş faiz olmak üzere 5.478.038,58 TL ile sınırlı olmak üzere ) B- Likit asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 1.043.810,41 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, C-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren alacak tamamen tahsil edilinceye avans faizini aşmamak üzere temerrüt faizi uygulanmasına, 2- Alınması gerekli 383.303,23 TL harçtan peşin alınan 98.469,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 284.833,86 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, ( Davalı------- sorumluluğu 275.735,44 TL ile sınırlı olmak üzere ) 3-Davacı yanca yapılan 615,40 TL başvuru harcı ve 98.469,37 TL nispi harç olmak üzere toplam 99.084,77 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 4-Davacı yanca yapılan 34.000,00-TL bilirkişi ücreti, 920,00-TL posta ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 34.920,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 24.032,99 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, ( Davalı----------sorumluluğu 23.462,55 TL ile sınırlı olmak üzere ) 5- Davacı vekillle temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T hükümleri gereği kabul edilen alacak üzerinden hesaplanan 724.898,53 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, ( Davalı -------- sorumluluğu 714.243,09 TL ile sınırlı olmak üzere ) 6-Davalılar vekille temsil edildiğinden red edilen kısım nazara alınarak 372.446,11 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider/delil avansının talep halinde taraflara iadesine, 8-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.615,27 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen ( davalı -------- iç ilişkideki sorumluluğu 2.553,18 TL ile sınırlıdır) bakiye 1.184,73 TL sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,----- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı/birleşen davada davalı vekili ile davalı/birleşen davada davacı vekilinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.21/01/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/32, K. 2026/43, T. 21.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-32-e-2026-43-k-de638861fc5c