İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/254 E. 2026/50 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/254
Karar No
2026/50
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/254 KARAR NO : 2026/50

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/12/2025 KARAR TARİHİ : 26/02/2026

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket, temelleri 1950 yılında atılan ve halıcılık sanatını üç kuşak nesilden nesile aktaran köklü bir ticari geleneğin temsilcisi olduğunu, uzun yıllara sari bu yoğun kullanım, 1990'lı yıllardan bu yana müvekkili şirket çatısı altında kurumsal bir kimliğe büründüğünü, müvekkili, yalnızca ticari bir faaliyet yürütmenin ötesinde, Anadolu’nun kadim dokuma kültürünü modern tasarımlarla harmanlayarak "-----" ismini sektörde kalite, güven ve ustalıkla özdeşleşen bir sembol haline getirmiş olduğunu, yıllardır kesintisiz devam eden bu faaliyetler neticesinde "------" ibaresi, müvekkili şirketin ticari kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmuş ve ilgili tüketici kitlesi nezdinde müvekkili işaret eden ayırt edici bir "marka" vasfı kazandığını, müvekkilin ticari faaliyetleri yerel sınırları aşarak ihracat başarıları ve sektörel ödüllerle uluslararası bir boyut kazanmış; 2000’li yıllarda ise modern mimari anlayışıyla tasarlanan çok katlı mağazacılık konseptiyle perakende sektöründe yeni bir dönem başlatmıştır. Bugün gelinen noktada müvekkili, gerek "-----" üzerinden yürüttüğü e-ticaret faaliyetleri, gerek "------" gibi saygın pazaryerlerindeki faaliyetleri, gerekse fiziki mağazası ve ihracat ağıyla sektörün öncü aktörlerinden biri konumunda olduğunu, müvekkili, "------" ibaresi üzerindeki haklarını ayrıca Türkpatent nezdinde ------ numaralı markalar ile tescil ettirerek koruma altına alındığını, davalının marka başvurusundan çok daha önceki tarihlere dayanan bu yoğun ve kesintisiz kullanım, müvekkilinin Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca markasal anlamda da koruma sağladığını, .bu meyanda SMK ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, müvekkilin "------" ibaresi üzerindeki hakkı tartışmasız olduğunu, buna mukabil aynı sektör olan halıcılık sektöründe faaliyet gösteren davalının, sektörde yüksek bilinirliğe sahip "-------" markasını bilmemesi, basiretli bir tacir ve hayatın olağan akışı gereği mümkün olmadığını, açıktır ki davalı, müvekkil markasının asli unsurunu aynen kopyalayarak yaptığı tescil ile müvekkilin ticari itibarından haksız yararlanmayı ve tüketicide iltibas yaratarak haksız rekabet sağlamayı hedeflediğini, davalı, müvekkilin markası olan "------" ibaresini alıp, üzerine sektörel bir görsel giydirerek müvekkilin ticari itibarından faydalanmayı ve tüketicide "aynı firmanın farklı bir versiyonu" algısını yaratmayı hedeflediğini, bu durum, "Seri Marka" algısı yaratarak tüketicinin zihninde yanılgıya yol açacağını, davalının davaya konu başvuru markası 27. ve 35. nice sınıflarını kapsadığını, buna karşılık müvekkili şirketin mesnet gösterilen markaları da bu sınıflar için tescilli olduğunu, başvuru markasına ilişkin nice sınıfları ve emtialar incelendiğinde görülecektir ki taraf markalarının tescil sınıfları aynı/ilişkili, emtialar ise birbirleri ile aynı ve bağlantılı ---- ibaresinden oluşması sebebiyle, başvuru sahibi, müvekkilin tescilli markasının asli unsurunu alıp, yanına jenerik görseller ekleyerek kendi adına tescil ettirmeye çalıştığını, bu durum, önceki markanın ayırt edici karakterinin karıştırılmasına sebebiyet verdiğini beyan ederek; davanın kabulüyle, davalıya ait --- sayılı "-----” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve Türkpatent sicilinden terkinine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVAYA CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.

TOPLANAN DELİLLER VE GEREKÇE: Davacı vekili mahkememize sunduğu 26.02.2026 tarihli dilekçe ile; davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekiline davadan feragate ve feragati kabulü ilişkin özel yetkinin verilmiş olduğu görülmüştür.

Davadan feragat HMK'nın 307. ve 311. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK 307. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan hazine yararına tahsiline, 3-Yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dair; tarafların ve vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/254, K. 2026/50, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-254-e-2026-50-k-3417a2edb64b