İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/224 E. 2026/316 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/224
Karar No
2026/316
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/224 Esas KARAR NO:2026/316

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/03/2025 KARAR TARİHİ:07/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkili şirket ... ... ile davalı ... arasında müvekkile ait ... malzemesi almak ve kurulumu için görüşmeler gerçekleştirilmiş ve antlaşıldığını, davalıya, müvekkil şirket işin yapılması adına 19.01.2024 tarihinde 95.000,00 TL ön ödeme yapmış, davalı taraf üstlenmiş olduğu işin KDV dahil 74.400,00 TL lik kısmını yerine getirmiş ve müvekkil şirketçe de davalıya yerine getirilen iş için 01.05.2024 tarihinde fatura düzenlenmiş olduğunu, davalı müvekkil şirketin tüm işini tam yapmadığı gibi 95.000,00 TL lik ödemeye rağmen sadece 01.05.2024 tarihine kadar 74.400,00 TL lik bir mal ve hizmet vermiş akabinde ise yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkil şirket alamadığı hizmet ve mallar sebebiyle ödemiş olduğu 95.000,00-TL'den bakiye kalan 20.600,00 TL'nin iadesini davalıdan istediğini, davalı işbu bedelin de iadesini yapmadığını, müvekkil şirket, alacağının tahsili için davalı borçlu aleyhine .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibine, davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup, takip bu itiraz nedeniyle durduğunu, itirazının iptaline, takibin devamına, kötüniyetli davalı-borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine 20.600,00-TL asıl alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligatın iade edildiği, borçlunun 25/09/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Mali bilirkişinin düzenlediği 02.10.2025 tarihli 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacının davalıya ödediği 95.000,00 TL avans karşılığında yalnızca 74.400,00 TL tutarında ifa gerçekleştiği; bu nedenle 20.600,00 TL'nin fazla ödeme/bakiye avans olarak davalıdan iadesi gereken alacak niteliğinde olduğu, bu alacağın davacı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu ve defterlerin noter/GİB onayları ile usulüne uygun tutulduğu; HMK m.222 - TTK m.82 gereği sahibi lehine delil teşkil ettiği; davalının defter ibraz etmemesinin HMK m.222/3 kapsamında davacı lehine karine oluşturduğu, Takip tarihi 16.09.2024 itibarıyla davacının likit nitelikte 20.600,00 TL bakiye alacağının mevcut olduğu ve bu tutara 3095 sayılı Kanun m.2/2 gereğince ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiği, Davalının takip esnasında ki itirazlarının, somut belge ile desteklenmediği ve davacı defter/fatura/dekontları ile çürütüldüğü; icra inkâr/kötü niyet tazminatı talebi yönünden takdirin mahkemeye ait bulunduğu belirtilmiştir. Mali bilirkişinin düzenlediği 19.12.2025 tarihli 4 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; davalı tarafça, dava konusu ödemenin farklı bir ticari ilişkiye veya önceki bir borca dayandığını ortaya koyan defter, kayıt veya yazılı belge sunulmaması, davacının ise talebini kendi ticari defter ve muhasebe kayıtları ile somutlaştırmış olması dikkate alındığında, kök raporda ulaşılan avans ödemesi niteliğine ilişkin teknik kanaatte herhangi bir değişiklik bulunmadığı belirtilmiştir. Dava, davacı tarafından fazladan ödendiği iddia edilen bedelin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.

Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında yer üstü yangın hidrantı yapım işine ilişkin anlaşma bulunduğu, mahkememizce ön inceleme duruşmasında tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalıya işbu duruşma tutanağının tebliğ edildiği, inceleme gün ve saatinde davalı hazır olmadığı gibi mazeret de bildirmediği, incelemenin sadece davacı defterleri üzerinden yapıldığı, dosya kapsamı ve ibraz edilen belgelerden; davacının fatura içeriğine konu iş için davalı yana 95.000,00-TL ödeme yaptığı banka dekontu ile sabit olup davalı tarafından davacı adına 01.05.2024 tarihli KDV dahil 74.400,00-TL tutarında e-arşiv fatura düzenlendiği, faturanın GİB sisteminde ETTN ile oluşturulduğunun anlaşıldığı, buna göre davalı tarafça işin 74.400,00-TL'lik kısmının kısmen ifa edildiği, bu hali ile davacı tarafıdan 20.600,00-TL'lik fazla ödeme yapıldığı, davalı tarafça bu fazla ödemenin iadesine ilişkin belge sunulmadığı gibi herhangi bir mal veya hizmete de mahsup edilmediği anlaşılmakla davacı tarafça 20.600,00-TL tutarında fazla ödeme yapıldığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 4.120,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.407,18-TL ilam harcından peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 791,78-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.13/2'ye göre hesaplanan 20.600,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 9.545,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,

Dair, parasal miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.07/04/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/224, K. 2026/316, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-224-e-2026-316-k-5c40260c271c