İlk Derece Mahkemesi · Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/220 E. 2026/120 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/220
- Karar No
- 2026/120
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/220 Esas KARAR NO : 2026/120
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/03/2025 KARAR TARİHİ : 17/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalının isteği üzerine 21m3 C-40 hazır beton siparişinin sözleşmede belirtilen şekilde eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, ancak alacak taleplerinin karşılanmadığını, borçlunun, icra dosyasına dayanak faturalara itiraz etmediğini, müvekkilini sürekli borcu ödeyeceği gerekçesiyle ertelediğini, faturada ödenmemiş olan 26.928,49 TL için icra takibi başlatıldığını, davalının sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla 15/04/2024 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğini, itirazın kötü niyetli ve takibi uzatmaya yönelik olduğunu beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına, Asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine Her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, ayrıca zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirkete fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edilmediğini, faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfetinin faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, müvekkili şirkete gelen malın, sunulan hizmetin karşılığının ödendiğini, gelmeyen malın, sunulmayan hizmetin karşılığının ödenmediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER -Ticari defter ve kayıtlar -Tarafların ba/bs formları, -Fatura -Takip Dosyası -Bilirkişi Raporları DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; faturaya dayalı başlatılan (ilamsız) icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya konu Çubuk İcra Dairesi'nin 2024/587 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 26.928,49 TL asıl alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip olarak başlatıldığı, borcun sebebi olarak fatura alacağından kaynaklı borç 45.360,00 TL açıklamasının belirtildiği, ödeme emrinin borçluya 15/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili tarafından aynı tarihli dilekçe ile borca itiraz edilmekle, takibin durdurulmasına karar verildiği, itiraz dilekçesinin veya durdurma kararının davacıya tebliğine rastlanılmadığı buna göre eldeki davanın süresinde açıldığı görülmüştür. Davaya ve takibe dayanak gösterilen faturanın IP120230...0413 nolu, 14/08/2023 tarih ve 45.360,00TL bedelli olduğu, faturaya konu mal/hizmetin C-40 hazır beton 21,0m3 olarak belirtildiği görülmüştür. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim olunan 20/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "... inceleme tarihi itibariyle davalı ... İnşaat ve Alt Yapı Elemanları Ticaret Limited Şirketi’nden alacağının kayıtlarda 761.855,38 TL. olduğu, dava konusu 14.08.2023 tarihli ve İP20230000413 nolu 45.360,-TL.lık faturanın kayıtlarda bulunduğu, Davalı ...’nin 2022 yıl sonu devir bakiyesinin 575.972,99 TL. olduğu, 25.02.2023 tarihli ve İP2202300020 nolu 15.214,92 TL.lık faturanın davalı taraf kayıtlarında olmadığı,kayıtlara alınan 3 adette toplam 700.000,TL.lık çeklerin davacı tarafın 2023 kayıtlarında olmadığı,01.07.2023 tarihli ve 590,-TL.lık faturanın davacı taraf kaydında olmadığı, davacı tarafından düzenlenen 25.05.2023 tarihli ve İP12023000236 nolu 30.727,20 TL.lık faturanın davalı taraf kayıtlarında 30.727,70 TL. ve 25.05.2023 tarihli ve İP12023000240 nolu 30.727,20 TL.lık faturanın davalı taraf kayıtlarında 30.727,40 TL. olarak kayıtlı olduğu, 12.10.2024 tarihinde 8756 nolu yevmiye kaydı ile 02U0127 nolu 331.Ortaklara Borçlar hesabına 585.285,73 TL.lık alacak kaydı, 320.İ32- satıcılar (İlkem Beton) hesabına 585.285,73 TL.nin borç kaydedildiği ve hesabın bakiyesinin 8.582,68 TL. alacak kaldığı, inceleme tarihi itibariyle aynı bakiyenin kayıtlarda olduğu, Davacı taraf kayıtlarında inceleme tarihi itibariyle davalı ... İnşaat ve Alt Yapı Elemanları Ticaret Limited Şirketi’nden 761.855,38 TL. alacaklı olduğu, dava konusu 14.08.2023 tarihli ve İP20230000413 nolu 45.360,-TL.lık faturanın kayıtlarda bulunduğu, Davalı taraf kayıtlarında davacı tarafa borcunun inceleme tarihi itibariyle 8.582,68 TL. olduğu, 12.10.2024 tarihinde 331.Ortaklara Borçlar hesabına yapılan 585.285,73 TL.lık alacak kaydı, 320.İ32-satıcılar (İlkem Beton) hesabına 585.285,73 TL.nin borç kaydı ile ilgili olarak tarafımıza açıklayıcı dekont,belge ibraz edilmediği, dava konusu 14.08.2023 tarihli ve İP20230000413 nolu 45.360,-TL.lık faturanın kayıtlarda bulunduğu, Davacı tarafından düzenlenen dava konusu 14.08.2023 tarihli ve İP20230000413 nolu 45.360,-TL.lık e-faturadan kalan 26.928,49 TL.lık asıl alacağın kabulü halinde takip tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin yerinde olduğu, " hususları belirtilmiştir.
Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.)
Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda, taraflar arasında defter kayıtlarına yansıyan ve süregelen ticari ilişki bulunduğu, tarafların açık hesap ilişkisini benimsedikleri, takibe konu faturanın her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, yine tarafların ba/bs formlarının(alış/satış bildirimlerinin) birbirleriyle uyumlu olduğu, faturaya davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, hususları hep birlikte gözetildiğinde teslim olgusu bakımından davalı tarafından davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve aralarındaki süregelen ticari ilişki kapsamında davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı bu doğrultuda davacının alacağının varlığını ispatladığı hususunun kabulü gerektiği kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Diğer yandan davalı yanın kendi defter kayıtlarında, davacı borcu olarak 585.285,73 TL'lik alacak kaydı bulunduğu görülmüş ise de, bu kayda dair herhangi bir belge/dekont söz konusu olmadığından, dava konusu faturanın ödendiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar kapsamında davacının faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu nazara alınarak kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KABULÜ ile; ... .... .... Esas sayılı takibine, davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin aynı koşullarla devamına, 2-Kabul edilen alacağın (26.928,49-TL'nin), %20'si oranında hesaplanan 5.385,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 1.839,49 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.224,09 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 305,00 TL tebligat gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.305,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 26.928,49 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/02/2026
Katip ...
Hakim ...
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR