İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/19 E. 2025/405 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/19
- Karar No
- 2025/405
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/19 Esas KARAR NO : 2025/405
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/01/2025 KARAR TARİHİ : 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin inşaat sektörü ile ilgilenen bir şirket olup, bu kapsamda ticari faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, müvekkil ile davalı tarafın geçmiş dönemde ticari ilişkileri bulunmakta olup, 04.11.2024 tarihinde davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket yetkilisi aranarak bir gün sonra ödemesi gereken 05.11.2024 tarihli çekleri bulunduğunu belirtmiş, çeklerin karşılıksız çıkmaması için kendisine borç vermesini rica etmiş ve yakın bir tarihte alacağı olduğunu, işbu alacağı tahsil ettiğinde borcunu hemen ödeyeceğini vaat ettiğini, geçmiş ticari ilişkilere güvenen davacı 04.11.2024 tarihinde banka kanalı ile davalıya 550.000,00-TL borç olarak göndermiş, açıklamasına ise "borç" ibaresini yazdığını, takiben taraflarınca defaatle talep olunmasına rağmen davalı tarafından davacıya borç ödenmediğini, bu sebeple davalı aleyhinde .... İcra Dairesi ... E. Sayılı Dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından işbu icra takibine itiraz edilmiş ve icra takibi haksız yere durdurulduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, takip çıkışı üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı aleyhinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği alacağını somut delillerle ispatlayamamış olması, davacının iddiasının aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olması ve kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının iddiasının doğruluğu varsayılsa dahi TBK md.392 uyarınca alacağın geri ödemesine ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığı için iddia edilen borcun muaccel olmadan icra takibine geçilmiş olmasından dolayı .... İcra Dairesi 2024/29802 Esas sayılı icra takibi usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle davanın esastan reddine, haksız başlatılan icra takibi sebebi ile davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; tüketim ödüncünden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 386.maddesi "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; 392.maddesi ise "Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir" hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h bendi uyarınca dava şartı olan hukuki yarar, davacının dava açmakta korunmaya değer hukuki bir menfaatinin bulunması gerektiğini ifade etmektedir. Bir alacağın tahsilini hedefleyen alacak/itirazın iptali davalarında hukuki yarar, alacağın muaccel olması durumunda gündeme gelebilecektir. Eş söyleyişle, alacağın muacceliyetinden önce takip veya dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Eldeki davada; davaya konu havalelerin 04/11/2024 tarihinde gerçekleştirildiği, icra takibinin ise 15/11/2024 tarihinde başlatıldığı, 6 haftalık muacceliyet süresinin geçmediğinin aşikar olduğu, bu nedenle icra takibi başlatılmasında takip tarihi itibariyle hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş; işin esasına girilmediğinden davalının kötüniyet tazminatı isteminin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/248-1217 E.K sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/14533 Esas 2018/7099 Karar sayılı karar ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/13496 Esas, 2016/18868 Karar sayılı ) HÜKÜM: Gerekçede açıklandığı üzere; 1-Davanın usulden reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 3-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 9.392,63 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 8.777,23 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine, 4-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Maliyeye gelir kaydına, 5-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalanın karar kesinleştikten sonra iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/05/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır