İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1270 E. 2026/20 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1270
Karar No
2026/20
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/1270 Esas KARAR NO: 2026/20 DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 29/12/2025 KARAR TARİHİ: 14/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- kullanmış olduğu ---- tarihinde ---- sınırlarında seyir halindeyken, yaya olarak yürümekte olan ---- çarpması sonucu yaralanmasına sebebiyet verdiğini, ------ tarihli düzenlenen raporda yaralanmasının hafif nitelikte olmadığı, orta (2) derecede kemik kırığı olduğu tespit edilmiş, dolayısı ile maddi ve manevi zararı bulunduğunu, müvekkilinin, kaza sonrası ambulans ile ------- dosyasından ceza verildiğini, bu dosyadaki kusur raporuna göre de davalının tam kusurlu olduğunu, dosyada, kamera kaydı da olduğunu, davalının zorunlu sigortası ------ tarafından bir kısım ödeme yapılmışsa da bu ödemenin çok az olduğunu, müvekkilinin kazancı her zaman asgari ücretin çok üstünde olduğunu, davalı kabul anlamına gelmemek üzere ---------tarafından hazırlanan rapora göre müvekkilin, Erişkinler için Engelilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre engel oranının % 8 olduğunun tespit edildiğini, tedavi ve iyileşme için müvekkilin çok fazla harcaması olduğunu, sigorta da asil de bunları ödemekle mükellef olduğunu, kazadan sonra davalı taraf müvekkiller ile ilgilenmediğini, maddi - manevi olsun bir destek vermediğini, müvekkilinin halen günlük aktivitelerinde acı çektiğini, içtihatlara göre sigorta şirketine Sigortacılık Kanunu gereği zaten bir başvuru yapılması gerektiğinden bu başvurudan sonra ayrıca arabuluculuk zorunluluğu bulunmadığını, hem sigortaya başvuru hem de tahkime başvuru yapıldığını, bu nedenle arabuluculuk ile vakit kaybedilmesine gerek olmadığını, fazlaya dair her türlü alacak ve hak saklı kalmak kaydı ile 6100 Madde. 107' ye göre, varsa ibranamenin hükümsüzlüğü ile davalılardan ( bilirkişi tarafından yapılacak inceleme ve mahkemenin kabul edeceği maluliyet, zarar ve kusur oranı vs. hususlar esas olmak üzere ve ödenmişse önceki ödemelerden ayrı olarak ) şimdilik, şimdilik sürekli iş görmezlik için 1.000-TL, tedaviye yönelik ve ---- tarafından karşılanmayan gider için 1.000-TL ve manevi tazminat için 500.000-TL olmak üzere toplam 702.000- TL tazminatın, kaza tarihi olan 14.04.2023' ten itibaren işleyecek avans faizi ve yargılama giderleri ile birlikte davalılar tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından davacının uğradığı zarara ilişkin 06/08/2024 tarihinde 455,482.46-TL (yapılan fazla ödemenin tarafımıza iadesi hakkında dava açma hakkımız saklı kalmak kaydıyla) ödeme yapıldığını, ödemeye ilişkin evrakların mahkeme dosyasına alınması yönünden müvekkil şirkete müzekkere yazılmasını, yapılan ödeme farazi olmayıp, alanında uzman aktüer tarafından hesaplanan kaza nedeniyle meydana gelen zararın poliçe genel ve özel şartları dairesinde tazminine yönelik olduğunu, müvekkili şirketin davacının zararını gidermiş olduğundan davanın reddi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde; ödeme tarihi itibariyle davacının zararının giderilip giderilmediğinin denetlenmesi gerektiğini, ancak; sigorta şirketine başvuru yapılması şartı ile arabuluculuk yoluna gidilmemesi halinde; arabuluculuk ücretinin davacı tarafa yükletilmesi doğru olacağı kabul edildiğini, davacının dava konusu taleplere ilişkin müvekkil sigorta şirketine yapılmış geçerli bir başvurusu bulunmadığını, eksik evraklarla başvuru yapıldığını, bu eksiklikle giderilmeksizin dava yoluna gidildiğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, başvuru şartının yerine getirilmemesi sonradan giderilebilir bir dava şartı olmadığını, hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçladığını, öncelikle sigortalı aracın kusursuz olduğunun kabulü ile davanın reddini gerektiğini, dava konusu kazadan sonra düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı incelendiğinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu açıkça tespit edildiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün ve davacının kusur oranının ve illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından Yargıtay denetimine elverişli olacak tarzda ------- rapor alınmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin hiçbir mesuliyeti olmamakla birlikte, tazminat hesabı yapılması halinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davacı tarafın asgari ücret üzerinde gelir elde ettiği iddiası mevcut ise davacının vergilendirilmiş geliri esas alınması gerektiğini, vergilendirilmiş gelirin bulunamaması halinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, sair nedenlerle müvekkil sigorta şirketi aleyhine açılan tamamen haksız ve mesnetsiz davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir. Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."Huzurdaki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması TTK.'nun 5/A ve HMK'nun 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler”(HMK115.md.). Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada Mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca "arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi" gerekmektedir. Davacı vekili tarafından arabuluculuğa başvurulmadığının bildirildiği, davalı --------yönünden ticari dava olduğu ve Mahkememizin görevli olduğu, arabuluculuk dava şartının gerekli olduğu görülmüştür.Tüm bu nedenlerle; TTK.'nun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi, HMK'nun 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca, huzurdaki davada, davalı--------yönünden arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden, dava şartı yokluğu sebebiyle davalı ----- yönünden davanın usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Davalı ----yönünden, arabuluculuk dava şartı olmaması sebebiyle, davalı ----yönünden açılan davanın iş bu dosyadan TEFRİKİ ile, Mahkememizin farklı bir esasına kaydedilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunmadığından davalı ---------Şirketi yönünden USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine, 5-Karar ve ilâm harcı olan 732,00-TL harçtan alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,6 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 6- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmaksızın dava açıldığının anlaşılması sebebiyle, dava dilekçesinin davalıya tebliğ olmaması ve herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğundan karar verilmesi sebebiyle davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Usul ekonomisi ilkesi gereği; dosya üzerinden karar verildiğinden, kararın HMK madde 27/1-2 uyarınca taraflara tebliğine, 8-Davalı -------------yönünden açılan davanın işbu dosyadan TEFRİKİ ile, Mahkememizin farklı bir esasına kaydedilmesine, Dair, dosya üzerinden tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------- Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.14/01/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1270, K. 2026/20, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1270-e-2026-20-k-e7c72a98253e