İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/116 E. 2026/106 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/116
Karar No
2026/106
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/116 Esas KARAR NO :2026/106

DAVA:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA DEĞERİ:2.344.117,74 TL DAVA TARİHİ:20/10/2014 KARAR TARİHİ:12/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... ... Projesi iksa ve kazı işlerini 77.380.982 USD sigorta bedeli ile ... Sigorta (%50 hisse), ... Sigorta (%25 hisse) ve ... Sigorta'ya (%25 hisse) 07.09.2011 başlangıç tarihli İnşaat... Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirdiğini, iksa işlerinin devamı sırasında ... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak'ta yer alan 1, 2 ve 5 numaralı binalardan ve ... Mahallesinde bulunan ..., ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 18.12.2012 tarihli yazı ile mahallede yapılan tetkiklerde komşu parsellerdeki binalarda çeşitli çatlaklar gözlemlendiğinin, gereken fiziki tedbirlerin alınması gerektiğinin ihbar edildiğini, ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından statik inceleme sonucunda can ve mal güvenliği açısından yapılan tahliye edilmesinin uygun görüldüğü 03.12.2013 tarihinde rapor altına alındığını, iksa faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan üçüncü şahıs zararlarından sorumluluğun poliçe ve 1 sayılı zeyile göre 15.000.000,00-USD'ye kadar sigortacılara ait olduğunu, bu durumun 19.12.2012 tarihinde sigorta şirketine bildirildiğini, sigortacının işbu hasarın doğurduğu sorumluluğun yönetimini üstleneceği konusunda müvekkiline olumlu bir bildirim yapmadığını, bahse konu binaların sakinlerinin, kendilerine uygun yerler temin edilmek ve kira bedelleri ve taşınma masrafları ödenmek ve durumu sigorta şirketlerine bildirmek suretiyle tahliye edildiğini, zarar görenlerin can güvenliğinin bu şekilde temin edildikten sonra binalardaki zararın tespiti ve zarar miktarı konusunda bina malikleriyle anlaşma çabalarının başlatıldığını, müvekkili tarafından miktarın tediyesi konusunda anlaşma yapıldığını, ... Sigorta A.Ş.'ye ana poliçe ve jeran klozu gereğince, TTK.'nın m. 1476/4'te öngörüldüğü üzere sulh sözleşmelerin onaylanması için .... Noterliği'nin 28.02.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile bildirim yapıldığını,... Sigorta A.Ş. tarafından keşide edilen .... Noterliği'nin 17.03.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarname ile, müvekkilinin talebinin reddedildiğinin bildirildiğini,üçüncü şahıslar nezdinde artan zararların önlenmesi, hasarların giderilmesi amacıyla her türlü masraf ve bedeli içeren müvekkilinin ibra edileceği şekilde sulh sözleşmelerinin imzalandığını, ayrıca civardaki diğer binalarda da hasar bildiriminde bulunulduğunu,1 numaralı bina için 1.300.000 TL, 2 numaralı bina için 400.000,00-TL, 5 numaralı bina için 275.000,00-TL, ayrıca ... Rezidansta oluşan hasarlar için 70.800,00-TL oimak üzere toplamda 2.045.800,00-TL ödendiğini, müvekkilinin ayrıca noter masrafı olarak 61.080,29-TL, tahliye ve geçici ikamet masrafı olarak 514.834,98-TL, etüd ve projelendirme masrafı olarak 22.420,00-TL, teknik inceleme ve raporlama masrafı olarak 10.440,00-TL ödediğini, toplamda ödenen tutarın 2.654.575,27-TL olduğunu, ihya ve tenzil edilecek bedellerden sonra, 2.344.117,74-TL'nin 45 günlük süreden sonra 02.01.2013 muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalı sigorta şirketlerinden tahsil edilmesi gerektiğini, TTK.'nın m. 1485 atfıyla uygulanan TK m. 1427/3 hükmünce talep edilen yarısının avans olarak ödenmesinin talep edildiğini iddia ederek, söz konusu bedelin %50'sinin ... Sigorta A.Ş., %25'inin ... Sigorta A.Ş., %25'inin ... Sigorta A.Ş. tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAPLAR: Davalı ... sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının takip yetkisi olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, "hasar ödemesi yapılacak taraf" başlıklı maddede hasar ödemesinin ve sigorta tazminatının esası hakkında hüküm alabilme yetkisinin dava dışı ... ... ... A.Ş.'ne yapılacağının şart edildiğini, sorumluluk sigortasında tazminatın sigortalıya ödenebilmesi için ön şart sigortalının üçüncü kişilere hukuki sorumluluk hükümleri çerçevesinde tazminat ödemek zorunda kalmış olması olduğunu, aksi halde sigortacıya karşı dava hakkı zarar gören üçüncü kişiye ait olacağını, davacının üçüncü şahıslara tazminat ödediğini ispat edecek ödeme belgelerini sunmadığını, davaya konu hasarların ani ve beklenmedik olmadığını, bu nedenle riziko sigorta teminatı dışında olduğunu ve davanın esastan reddinin gerektiğini, davacının kendisinin sorumlu olmadığı bir tazminatı ödeme borcu altına soktuğunu, bu şekilde oluşan borç için sigortacıdan tazminat talep edilemeyeceğini, poliçede sigortacının açık onayı olmadıkça sigortalının üçüncü şahısların tazminat talebini kısmen veya tamamen kabule yetkili olmadığını, zarar görenlere herhangi bir tazminat ödemesinde bulunulamayacağının düzenlendiğini, riziko bedelinin sigorta teminatına dahil olmadığını, avans talebinin redde mahkum olduğunu, davacının talebinin fahiş olduğunu,ruhsatsız, projesiz ve yapı yönetmeliğine aykırı bina yapan zarar görenlerin zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu olduğunu ve bu kusurları oranında indirim yapılması gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta konusuna giren bir zararın vuku bulmadığını, sigorta ile teminat altına alınmış üçüncü kişi zararının bulunmadığını, sigortalının poliçe özel ve genel şartları çerçevesinde yükümlülüğünün ihlal edildiğini, temerrüd faiz isteminin hatalı olduğunu, davacı tarafın iddialarının gerceğe aykırı olduğunu, davacı tarafın zararını tazmin ettiğini iddia ettiği ..., ... ve ... binalarının davacının iksa ve kazı faaliyetleri sebebi ile hasara ugradığını tespit eder hiçbir inceleme veya rapor bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının öncelikle zarar gören üçüncü kişilerin söz konusu ödemelerinin dava öncesinde yapılmış olması gerektiğini, davaya konu inşaattaki faaliyetlerden doğacak hukuki sorumluluğun kime ait olduğunun da tespit edilmesi gerektiğini, TTK.'nın 1427 maddesine dayalı % 50 avans talebinin yasal şartlarının bulunmadığını, davacı sigortalının üçüncü şahısların binalarının yenilenmesini gerektirecek bir hukuki sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu edilen inşaatın faaliyetinden önce zaten binaların kendi yapısından kaynaklanan sorunları olduğu ve oturulmasının teknik ve hukuki açıdan sakıncalı olduğunun mahkemece belirlendiğini, davaya konu üçüncü şahıs binalarının inşaat ve iskan ruhsatı sorunları olduğu, yapı tekniğine ve mevzuatına uygun inşa edilmediklerinin anlaşıldığını, davaya konu edilen üçüncü şahıs zararlarının sigorta teminatı haricinde olduğunu, rizikonun önceden bilinmeyen ve ani bir sebeple meydana gelmesi şartının gerçekleşmediğini, binalarda tam veya kısmi bir çöküntünün gerçekleşmediğini beyanla davacının aktif husumet ehliyetinin resen araştırılmasına, yokluğu halinde davanın öncelikle husumet nedeni ile reddini, şartları bulunmayan avans ödeme talebinin reddini ve haksız davanın esastan reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılan işbu dava, davacı şirkete ait inşaatın yapımı esnasında 3.kişilere verilen zararların davacı şirket tarafından tazmin edilmesi sebebiyle, ödenen bedellerin inşaat all risk sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketlerinden sorumluluk esaslarına göre tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi kapsamında davacının aktif husumet ehliyetinin olup olmadığı, davacı tarafça tazmin edilen 3. kişi zararlarının, dava konusu poliçenin teminat altına aldığı inşaat faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacı tarafça yapılan tazminat ödemelerinin, işbu dosyada davalı sigorta şirketlerinden rücuen talep edilen bedellerin, davalılarca düzenlenen poliçe ve teminatlar kapsamında kaldığının değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda davalı sigorta şirketlerinin ödeme yükümlülüğü olup olmadığının tespiti noktalarında toplanmaktadır. Mahkememiz dosyasında 03/12/2020 tarihli ... Esas, ... sayılı kararı ile" Davanın Kısmen Kabulü İle Kısmen Reddine, 2.294.811,00-TL tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 573.702.75-TL'sinden, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 573.702.75-TL'sinden, bakiye 1.147.405,50-TL'sinden ise; davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olması kaydıyla, temerrüt tarihi olan 28.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan belirtilen miktarlarda tahsili ile davacı yana verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" dair karar verildiği, kararın davalılar ... Sigorta, ... Sigorta ve ... Sigorta tarafından istinaf edildiği, kararın İstanbul BAM 45 HD'nin 2024/1682 Esas, 2025/101 sayılı ilamı ile, "Sigorta kapsamına giren bir rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin ödeyeceği tutar, gerçek zarar miktarıyla sınırlı olacaktır. Bu nedenlerle her ne kadar davacı tarafından protokoller kapsamında ödemeler yapılmış ise de davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu davacının ödediği bedellere bağlı olmayıp gerçek zarar miktarının tespit edilmesi zorunludur. Hasara uğrayan 1, 2 ve 5 no.lu binalar yönünden son bilirkişi raporunun hasarın hesaplama yöntemi açısından hükme elverişli olmadığı sabittir. Bilirkişi tarafından binaların yeniden yapım maliyeti hesaplanarak yıpranma payları tenzil edilmiş ve rayiç değer hesabı yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından ise hesaplanan rayiç bedeller nazara alınarak karar verilmiştir. Yani davalılar taşınmaz rayiç bedellerinden sorumlu tutulmuştur. Oysa yukarıda açıklandığı gibi zararı etkileyen sair faktörlerin, müterafik kusurun nazara alınması gerektiği açıktır. Yine bilirkişi raporunda binaların sınıfları tespit edilmeden sabit bir m2 fiyatı esas alınmıştır. Oysa ekspertiz raporunda her bir bina yönünden ayrı ayrı sınıf ve m2 bedeli yöünden değerlendirilme yapıldığı anlaşılmakla rapor bu yönden de eksik ve hatalıdır. Hükme esas alınan son bilirkişi raporunda 1, 2 ve 5 no.lu binalar yönünden hatalı da olsa hesaplama yapılmış ise de, davacının diğer talep kalemlerini oluşturan miktarlara yönelik kök ve ek raporlarda hesaplama ve değerlendirme yapılmamıştır. Davacının diğer talep kalemleri; -... Rezidansta oluşan hasarlar için 70.800,00 TL, -Noter masrafı (1, 2 ve 5 numaralı bina malikleri ile yapılan protokollere ilişkin ödenen noter masrafı) olarak 61.080,29 TL, -Tahliye ve geçici ikamet masrafı (1, 2 ve 5 no.lu bina malikleri için emlakçı komisyonu, depozito, kira bedeli, tüm bina maliklerinin taşınması için nakliye masrafı) olarak 514.834,98 TL, -Etüd ve projelendirme masrafı (1, 2 ve 5 no.lu binalar için yaptırılan etüd ve projelendirme masrafı) olarak 22.420,00 TL, -Teknik inceleme ve raporlama masrafı (1, 2 ve 5 no.lu binalar için teknik inceleme ve raporlama masrafı) 10.440,00 TL şeklindedir. Talep edilen bu tutarların gerçek zarara işaret edip etmediğinin, ödenen bedellere ilişkin davacı tarafça sunulan belgeler incelenerek tespit edilmesi gerekmektedir. Protokoller nedeniyle yapılan noter masraflarının makbuzlarla teyidi mümkündür. Ancak emlakçı komisyonu yönünden, bina maliklerinin hangi emlak şirketinin aracılık etmesi neticesinde yeni konutlara kiracı olarak taşındıkları, yani fiili olarak simsarlık hizmeti verilip verilmediği, sözleşme imzalanıp imzalanmadığı, emlakçıya ne kadar ödeme yapıldığının belirlenmesi ve ücret ödenmesi koşulunun TBK 520 vd hükümleri uyarınca gerçekleşip gerçekleşmediğinin her bir hak sahibi yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi, kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak emlakçı komisyonunun hesap edilmesi, yine depozito ve kira bedellerinin kira sözleşmeleri de nazara alınarak hesap edilmesi, süre açısından da makul olup olmadığının tespit edilmesi ayrıca taşınma masraflarının rayice uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, yine etüd ve projelendirme masrafı yönünden de raporlar ve yapılan ödemelerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Tüm bu değerlendirmeler yapılırken Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozunda "bir mukavelenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler, ana teminat kapsamında temin edilebilir herhangi bir kıymetin, ikame, onarım, iyileştirme veya yeniden yapımı için gerekli olanı masraflar, her türlü netice hasarları" yönünden sigortacının sorumlu olmayacağı ifade edildiği için, talep edilen bu kalemlerin sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler ve netice hasarları olduğu yönündeki davalı savunmaları da incelenmeli, her bir talep kalemi, ifade edilen bu yönden de ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Söz konusu binaların yıkılmış olması nedeniyle fiili bir tespit yapılmasına imkan bulunmadığından, bilirkişilerce yapılacak değerlendirmeler sonrasında, müterafik kusur hükümleri de dikkate alınarak gerekirse bedelin TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Anılan hususlar çerçevesinde; binalardaki hasarların doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının, doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanmıyor ise inşaat faaliyetlerinin hasara etkisinin, taşınmazların bulunduğu zeminin jeolojik yapısından kaynaklanan hususlar, binaların yaşı ve yıpranma payları, mühendislik kurallarına uygun olarak inşa edilip edilmedikleri, 1999 depreminden etkilenip etkilenmedikleri vb şekilde zararın oluşmasında ve artmasında etken olan hususların araştırılarak değerlendirilmesi, bu çerçevede zararın meydana gelmesinde bina sahiplerinin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bina sahiplerinin gerçek zarar miktarlarının tespit edilmesi, yukarıda özetlenen tüm tespit ve raporların değerlendirilmesi, bilirkişi heyetinin kök ve ek (1, 2 ve 3) raporları ile son ek rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi, davalı itirazlarının karşılaması için akademik kariyere sahip inşaat mühendisi, geoteknik mühendisi, jeoloji mühendisi ile dava konusu poliçe konusunda uzman sigortacı ve hesap bilirkişilerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta A.Ş., davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya yeniden mahkememize tevzi olmuş ve 2025/116 Esasına kaydedilerek yargılamaya bu esas üzerinden devam olmuştur. Davalı ... Sigorta tarafından İstanbul BAM 45 HD'nin 2024/1682 Esas, 2025/101 Karar sayılı dosyasında .... İcra Müdürlüğünün 2021/... sayılı icra dosyasına konulan banka teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiş ve anılı İstanbul BAM 45 HD'nin 03/10/2025 tarihli ek kararı ile teminat mektubunun iadesine karar verilmiştir. İstanbul BAM 45 HD'nin mahkememizce verilen 2014/1260- 2020-628 sayılı kararının kaldırılmasına ilişkin 2024/1682 -2025/101 sayılı kaldırma kararı doğrultusunda; protokoller nedeniyle yapılan noter masraflarının makbuzlarla teyidinin mümkün olduğu, ancak emlakçı komisyonu yönünden, bina maliklerinin hangi emlak şirketinin aracılık etmesi neticesinde yeni konutlara kiracı olarak taşındıkları, yani fiili olarak simsarlık hizmeti verilip verilmediği, sözleşme imzalanıp imzalanmadığı, emlakçıya ne kadar ödeme yapıldığının belirlenmesi ve ücret ödenmesi koşulunun TBK 520 vd hükümleri uyarınca gerçekleşip gerçekleşmediğinin her bir hak sahibi yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi, kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak emlakçı komisyonunun hesap edilmesi, yine depozito ve kira bedellerinin kira sözleşmeleri de nazara alınarak hesap edilmesi, süre açısından da makul olup olmadığının tespit edilmesi ayrıca taşınma masraflarının rayice uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, yine etüd ve projelendirme masrafı yönünden de raporlar ve yapılan ödemelerin değerlendirilmesi gerektiğini, tüm bu değerlendirmeler yapılırken Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozunda "bir mukavelenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler, ana teminat kapsamında temin edilebilir herhangi bir kıymetin, ikame, onarım, iyileştirme veya yeniden yapımı için gerekli olanı masraflar, her türlü netice hasarları" yönünden sigortacının sorumlu olmayacağı ifade edildiği için, talep edilen bu kalemlerin sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler ve netice hasarları olduğu yönündeki davalı savunmaları da incelenmeli, her bir talep kalemi, ifade edilen bu yönden de ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, söz konusu binaların yıkılmış olması nedeniyle fiili bir tespit yapılmasına imkan bulunmadığından, bilirkişilerce yapılacak değerlendirmeler sonrasında, müterafik kusur hükümleri de dikkate alınarak gerekirse bedelin TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiği de göz önünde bulundurularak; taraf beyan ve iddiaları, dosya kapsamına sunulan deliller, celp edilen kayıtlar ve bam kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına, "-Binalardaki hasarların doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, - Doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanmıyor ise inşaat faaliyetlerinin hasara etkisi, - Taşınmazların bulunduğu zeminin jeolojik yapısından kaynaklanan hususlar, binaların yaşı ve yıpranma payları, mühendislik kurallarına uygun olarak inşa edilip edilmedikleri, - 1999 depreminden etkilenip etkilenmedikleri vb şekilde zararın oluşmasında ve artmasında etken olan hususların araştırılarak değerlendirilmesi, - Bu çerçevede zararın meydana gelmesinde bina sahiplerinin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi, - Bina sahiplerinin gerçek zarar miktarlarının tespit edilmesi, " bakımından bilirkişi heyetinin kök ve ek raporları ile son ek rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi, davalının itirazlarının karşılanması için rapor bilirkişi olarak Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi ... , Uzman Sigortacı Doç. Dr. ... , İnşaat Mühendisi Prof. Dr. ... , Geoteknik Mühendisi Prof. Dr. ... ..., Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. ... marifetiyle inceleme icra edilmesi istenilmiş ve konuya ilişkin 24/10/2025 tarihli rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır. Bilirkişiler anılı raporlarında özetle; "Sayın Mahkeme 11/03/2025 günü yapmış olduğu duruşmada; vermiş olduğu; “BAM kararı doğrultusunda; protokoller nedeniyle yapılan noter masraflarının makbuzlarla teyidinin mümkün olduğu, ancak emlakçı komisyonu yönünden, bina maliklerinin hangi emlak şirketinin aracılık etmesi neticesinde yeni konutlara kiracı olarak taşındıkları, yani fiili olarak simsarlık hizmeti verilip verilmediği, sözleşme imzalanıp imzalanmadığı, emlakçıya ne kadar ödeme yapıldığının belirlenmesi ve ücret ödenmesi koşulunun TBK 520 vd hükümleri uyarınca gerçekleşip gerçekleşmediğinin her bir hak sahibi yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi, kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak emlakçı komisyonunun hesap edilmesi, yine depozito ve kira bedellerinin kira sözleşmeleri de nazara alınarak hesap edilmesi, süre açısından da makul olup olmadığının tespit edilmesi ayrıca taşınma masraflarının rayice uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, yine etüd ve projelendirme masrafı yönünden de raporlar ve yapılan ödemelerin değerlendirilmesi gerektiğini, tüm bu değerlendirmeler yapılırken Üçüncü Şahıslara Karşı Sorumluluk Sigortası Klozunda "bir mukavelenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler, ana teminat kapsamında temin edilebilir herhangi bir kıymetin, ikame, onarım, iyileştirme veya yeniden yapımı için gerekli olanı masraflar, her türlü netice hasarları" yönünden sigortacının sorumlu olmayacağı ifade edildiği için, talep edilen bu kalemlerin sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan talepler ve netice hasarları olduğu yönündeki davalı savunmaları da incelenmeli, her bir talep kalemi, ifade edilen bu yönden de ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, Söz konusu binaların yıkılmış olması nedeniyle fili bir tespit yapılmasına imkân bulunmadığından, bilirkişilerce yapılacak değerlendirmeler sonrasında, müterafik kusur hükümleri de dikkate alınarak gerekirse bedelin TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiği de göz önünde bulundurularak; Taraf beyan ve iddiaları, dosya kapsamına sunulan deliller, celp edilen kayıtlar ve BAM kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına, "binalardaki hasarların doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanmıyor ise inşaat faaliyetlerinin hasara etkisi, taşınmazların bulunduğu zeminin jeolojik yapısından kaynaklanan hususlar, binaların yaşı ve yıpranma payları, mühendislik kurallarına uygun olarak inşa edilip edilmedikleri, 1999 depreminden etkilenip etkilenmedikleri vb şekilde zararın oluşmasında ve artmasında etken olan hususların araştırılarak değerlendirilmesi, bu çerçevede zararın meydana gelmesinde bina sahiplerinin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bina sahiplerinin gerçek zarar miktarlarının tespit edilmesi, " bakımından bilirkişi heyetinin kök ve ek raporları ile son ek rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi, davalının itirazlarının karşılanması için rapor düzenlenmesinin istenilmesine” Ara kararı doğrultusunda dosyada mevcut bilgi ve belgeler üzerinde yapılan tespit ve incelemeler neticesinde; Teknik Olarak: Hasarların doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu; Hasarlar doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanmamış; kazı etkisi sınırlı ve dolaylıdır. Zemin deplasmanları mühendislik sınırları içindedir. Kazı faaliyetlerinin hasara etkisi hususu; Kazı faaliyeti bazı yüzeysel hasarların tetikleyicisi olmuş, ancak taşıyıcı sistemde zayıflama yaratacak düzeyde değildir. Teknik etkisi % 15 oranındadır. Zeminin jeolojik yapısı, bina yaşı, yıpranma ve mühendislik uygunluğu Binalar 1980'lerde ruhsatsız, mühendislik hizmeti olmadan ve düşük beton kalitesiyle inşa edilmiştir. Zeminle birlikte bu eksiklikler hasarda belirleyici olmuştur. 1999 depreminden etkilenip etkilenmedikleri Doğrudan tespit yoktur, ancak mevcut yapısal çatlaklar ve yıpranma geçmiş depremlerle ilişkili olabilir. Bu etki dışlanamaz. Zararda bina maliklerinin müterafik kusuru olup olmadığı Teknik değerlendirmeye göre maliklerin kusuru büyüktür (% 85). Yapılar mühendislik esaslarına aykırı, zayıf ve dayanıksızdır. Bina maliklerinin gerçek zarar miktarları Her bina için onarım bedelleri aşağıdaki gibidir: -5 No.lu Bina: 8.300 TL -1 No.lu Bina (... Apartmanı): 18.500 TL -2 No.lu Bina (... Apartmanı): 8.400 TL Yıkım teknik zorunluluk değil, yapısal zayıflık nedeniyle yapılmıştır. Gerçek zarar bu onarım tutarlarıyla sınırlıdır. Hukuki Olarak: Teknik bilirkişilerin değerlendirmeleri sonucunda dava konusu hasarlı yapılarda oluşan yapısal hasarların davacının iksa ve kazı faaliyetleri öncesinde zaten mevcut olduğu, iksa ve kazı faaliyetlerinin yapının taşıyıcı sistemlerini tehdit edecek bir hasara yol açmadığı, yapıların iksa ve kazı faaliyetleri öncesinde zaten mevcut olan yapısal eksiklerinin dava konusu hasarın meydana gelmesinde 9685 oranında etkili olduğu görüşünde olduğundan, bu orana tekabül eden iksa ve kazı faaliyetleri öncesinde zaten mevcut olan yapısal hasarların poliçede kararlaştırılan Kloz 120 (paragraf 1 m.2) gereğince teminat dışında kaldığı; Teknik bilirkişilerin davaya konu iksa / kazı faaliyetlerinin sadece onarılabilir ve sınırlı yüzey hasarlarının oluşmasına teknik katkı sağladığı, onarılabilir ve yüzey hasarlarına etkisinin % 15 oranında olduğu sonucuna varmaları ve taraflar arasında akdedilen Kloz 120 (paragraf 2 m.2) gereğince onarılabilir, yüzey hasarları bakımından sigortacıların sorumluluğunun bulunmadığının kararlaştırılması neticesinde söz konusu yüzey hasarlarının poliçe teminatı dışında olduğu; Dava konusu hasarın zaten Kloz 120 gereğince teminat dışı olması nedeniyle, davacı talebinin sigortalının sorumluluk alanını aşan bir talep olarak değerlendirilerek, “bir mukavelenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan taleplerin” (m.3/A; poliçe s. 18) teminat dışı olduğunun kararlaştırılması karşısında da hukuki sonucun değişmeyeceği; Teknik Ve Hukuki Olarak: Sayın mahkemenin ara kararında hesaplanmasını talep ettiği “davacı tarafından karşılanan kira komisyon ücretleri, kira bedelleri, kira depozitoları gibi" kalemlerin, dava konusu hasarın zaten teminat dışı olması nedeniyle hesaplanmasına gerek kalmadığı " şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizde açılan iş bu dava da, davacı şirkete ait inşaatın yapımı esnasında, inşaat yapılırken 3.kişilere verildiği iddia edilen zararların davacı şirket tarafından tazmin edilmesi sebebiyle, ödenen bedellerin inşaat all risk sigorta poliçesi kapsamında, davalı sigorta şirketlerinden sorumluluk esaslarına göre tahsili talebinin haklı olup olmadığının tespit ve işbu sonuca göre, 3. Şahıslara ödenen tazminatların inşaat faaliyetinden kaynaklandığının tespiti halinde, işbu zararların poliçe teminatlar kapsamında kalıp kalmadığının belirlenerek davalı sigorta şirketlerinden talep etme koşullarının oluşup oluşmadığının yargılama konusu olduğu tartışmazdır. Mahkememizce kaldırma kararı kapsam ve doğrultusunda oluşturulan bilirkişi kurulunun 25/10/2025 tarihli raporunda; mahkememiz bilirkişi incelemesi ara kararı doğrultusunda, "-binalardaki hasarların doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, - doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanmıyor ise inşaat faaliyetlerinin hasara etkisi, - taşınmazların bulunduğu zeminin jeolojik yapısından kaynaklanan hususlar, binaların yaşı ve yıpranma payları, mühendislik kurallarına uygun olarak inşa edilip edilmedikleri, - 1999 depreminden etkilenip etkilenmedikleri vb şekilde zararın oluşmasında ve artmasında etken olan hususların araştırılarak değerlendirilmesi,

- bu çerçevede zararın meydana gelmesinde bina sahiplerinin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi, - bina sahiplerinin gerçek zarar miktarlarının tespit edilmesi, " bakımından bilirkişi heyetinin kök ve ek raporları ile son ek rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi şeklinde belirlenen hususlarda bilirkişi kurulunun tek tek detaylı inceleme yaparak raporun 34. Sayfasında teknik inceleme sonuçlarını; "6.1. Hasarların doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu; Hasarlar doğrudan inşaat faaliyetlerinden kaynaklanmamış; kazı etkisi sınırlı ve dolaylıdır. Zemin deplasmanları mühendislik sınırları içindedir. 6.2. Kazı faaliyetlerinin hasara etkisi hususu; Kazı faaliyeti bazı yüzeysel hasarların tetikleyicisi olmuş, ancak taşıyıcı sistemde zayıflama yaratacak düzeyde değildir. Teknik etkisi 615 oranındadır. 6.3. Zeminin jeolojik yapısı, bina yaşı, yıpranma ve mühendislik uygunluğu Binalar 1980'lerde ruhsatsız, mühendislik hizmeti olmadan ve düşük beton kalitesiyle inşa edilmiştir. Zeminle birlikte bu eksiklikler hasarda belirleyici olmuştur. 6.4. 1999 depreminden etkilenip etkilenmedikleri doğrudan tespit edilmemiştir, ancak mevcut yapısal çatlaklar ve yıpranma geçmiş depremlerle ilişkili olabilir. Bu etki dışlanamaz. 6.5. Zararda bina maliklerinin müterafik kusuru olup olmadığına ilişkin yapılan teknik değerlendirmeye göre, maliklerin oluşan hasarda kusuru büyüktür olduğu (% 85) yapıların mühendislik esaslarına aykırı, zayıf ve dayanıksız bulunduğu tespit edildikten sonra binada oluşan gerçek zarar miktarlarının; Her bina için onarım bedeli olarak; -5 No.lu Bina: 8.300 TL -1 No.lu Bina (... Apartmanı): 18.500 TL -2 No.lu Bina (... Apartmanı): 8.400 TL olmak üzere toplam 35.200 TL olduğu belirlendiği ve dava konusu binalarda yıkımın teknik zorunluluk değil, yapısal zayıflık nedeniyle oluştuğu, bu nedenle gerçek zararın bu onarım tutarlarıyla sınırlı olduğu rapor edilmiştir. Mahkememizce, iş bu dava yönünden asıl çözümlenmesi gereken konu, taraflar arasında akdedilen İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi kapsamında, davacının aktif husumet ehliyetinin olup olmadığı, davacı tarafça tazmin edilen 3. kişi zararlarının, dava konusu poliçenin teminat altına alınıp alınmadığı, ve zararın inşaat faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacı tarafça yapılan tazminat ödemelerinin, işbu dosyada davalı sigorta şirketlerinden rücuen talep edilen bedellerinin, rücuen talep edilip edilemeyeceği tespiti noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan 25/10/2025 tarihli bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki poliçe kapsamının birlikte değerlendirilmesinden, teknik bilirkşilerin zararın oluşmasında yapılardaki hasarların, davacının İksa ve kazı faaliyetleri öncesinde mevcut olduğu, İksa ve kazı faaliyetlerinin yapının taşıyıcı sistemlerini kazı faaliyetlerinin yapının taşıyıcı sistemlerini tehdit edecek bir hasara yol açmadığı, yapıların iksa ve kazı faaliyetleri öncesinde zaten mevcut olan yapısal eksiklerinin dava konusu hasarın meydana gelmesinde % 85 oranında etkili olduğunun tespit edildiği, bu orana tekabül eden iksa ve kazı faaliyetleri öncesinde zaten mevcut olan yapısal hasarların poliçede kararlaştırılan Kloz 120 (paragraf 1 m.2) gereğince teminat dışında kaldığı, teknik bilirkişilerin davaya konu iksa / kazı faaliyetlerinin sadece onarılabilir ve sınırlı yüzey hasarlarının oluşmasına teknik katkı sağladığı, onarılabilir ve yüzey hasarlarının inşaatta oluşan hasara etkisinin % 15 oranında olduğu belirlenmiş olup, yüzey hasarları bakımından sigortacıların sorumluluğunun bulunmadığının poliçede kararlaştırılmış olması neticesinde iş bu %15'lik zararında, söz konusu yüzey hasarlarının poliçe teminatı dışında kalmış olması sebebiyle talep edilemeyeceği, davacı yan taleplerinin, dava konusu hasar yönünden Kloz 120 gereğince teminat dışı olması nedeniyle, davacı talebinin sigortalının sorumluluk alanını aşan talepler olarak değerlendirilmesi gerektiği mahkememizce benimsenmekle, “bir mukavelenin ifasına veya özel bir anlaşmaya dayanıp, sigortalının kanuni sorumluluk ölçüsünü aşan taleplerin” (m.3/A; poliçe s. 18) teminat dışı olduğunun kararlaştırılmış olması karşısında bilirkişilerin hasarın teminat dışı kaldığına ilişkin tespitlerinin hukuki sonucun değişmeyeceği kanaatine varılmıştır. Ayrıca mahkememizce hesaplanması istenilen “davacı tarafından karşılanan kira komisyon ücretleri, kira bedelleri, kira depozitoları gibi" kalemlere ilişkin tazminat taleplerinin, dava konusu poliçenin, teminat dışı bırakmış olması sebebiyle mahkememizce tazminat hesaplanmasına gerek olmadığına ilişkin bilirkişi tespitin yerinde olduğu mahkememizcede benimsenmiştir. Bu nedenlerle, sonuç olarak; davacının davalı şirketler aleyhine açtığı tazminat davasının, davalıların dava konusu poliçe kapsamında sorumluluklarının oluşturacak nitelikte, illiyet bağı ve hasarın niteliği itibariyle poliçe kapsamında zararın oluştuğu ispat edilemediğinden, subüta ermeyen davanın reddine dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davalı şirketler aleyhine açtığı tazminat davasının, davalıların dava konusu poliçe kapsamında sorumluluklarının oluşturacak nitelikte, illiyet bağı ve hasarın niteliği itibariyle poliçe kapsamında zararın oluştuğu ispat edilemediğinden, subüta ermeyen davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 40.031,70 TL peşin harçtan 732,00-TL peşin harcın mahsubu ile arda kalan 39.299,70 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı ... Sigorta tarafından yapılan 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davalı ... Sigorta tarafından yapılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Davalı ... Sigorta tarafından yapılan 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7-Davalı ... Sigorta tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 8-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı , davalıların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026

Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/116, K. 2026/106, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-116-e-2026-106-k-85721f461237