İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/65 E. 2026/95 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/65
- Karar No
- 2026/95
- Karar Tarihi
T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/65 Esas - 2026/95 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/65 Esas KARAR NO : 2026/95
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/01/2025 KARAR TARİHİ : 10/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.11.2024 tarihinde müvekkiline ait ...plakalı araç ile davalı...şirketi adına kayıtlı, ...sevk ve idaresindeki ve ... Sigorta A.Ş. tarafından 106094459 poliçe numarası ile sigortalanmış ... plakalı aracın karıştığı bir trafik kazası meydana geldiğini, kazada %100 kusurun ... plakalı araca verildiğini, bu kaza sonucunda müvekkilinin aracında değer kaybı ve araç mahrumiyet zararı oluştuğunu, ancak bunların giderilmediğini, müvekkilinin aracının kazada tamamen kusurlu olan davalı şahıs yüzünden değer kaybına uğradığını, aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili servisinde yaptırdığını, mahkemece bilirkişi incelemesi yapıldığında da müvekkilinin aracının değer kaybına uğradığının açıkça ortaya çıkacağını, bu nedenle şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50 TL değer kaybı bedelinin olay tarihi olan 22.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, hasar gören aracın tamiri sebebiyle müvekkilinin aracının uzun süre tamirde kaldığını, bu süre zarfında aracını kullanamaması nedeniyle oluşan zararını talep etme zaruretinin doğduğunu, bu yüzden şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50 TL araçtan mahrum kalma zararının olay tarihi olan 22.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte SADECE davalı ...ile...şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkilinin ekte sunulan dilekçe ile davalı sigorta şirketine müracaatta bulunduğunu, ancak sigorta şirketinin yasal 15 günlük süre içinde herhangi bir ödeme yapmadığı gibi olumlu olumsuz bir cevap da vermediğini, ayrıca dava açmadan önce ticari uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk müessesine başvurulduğunu ancak 15.01.2025 tarihli arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alınamayarak taraflar arası uzlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin söz konusu dava masraflarını karşılama gücü olmadığından adli yardım talebinde bulunduğunu talep ve dava etmiştir. Davalı ... sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın müvekkili şirketi tarafından trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının iddia ettiği maddi zararın miktarının belirli olması sebebiyle belirsiz alacak davası açma hakkı bulunmadığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının eksperden tazminat alacağını öğrenme imkanına sahip olduğunu, eksper raporu ile alacağın belirlenmiş olmasına rağmen belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili şirketin ihbar sonrası araçtaki değer kaybı bedelini 15.000,00 TL olarak davacı vekili hesabına, hasar bedelini ise 56.831,07 TL olarak davacı asil hesabına ödeyerek tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu nedenle başvurunun reddini talep ettiğini, müvekkili şirketin poliçe limitinin üstündeki değerlerden sorumlu olmadığını, Karayolları Trafik Kanununa göre sadece kaza tarihi itibarıyla geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde tazminatları karşılamakla yükümlü olduğunu, araç mahrumiyet taleplerinin poliçe kapsamında olmadığını, kazanç kaybı zararlarının dolaylı zarar niteliğinde olduğunu ve sigorta şirketlerinden talep edilemeyeceğini Yargıtay kararlarıyla destekleyerek savunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla değer kaybının Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi ve ilgili Genel Şartlar ekinde yer alan formüle göre hesaplanması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini ve kaza tarihindeki mevzuatın esas alınması gerektiğini, taleplerinin kabul görmemesi halinde aracın reel değer kaybının belirlenirken kaza tarihinden önceki geçmiş hasar kayıtlarının ve rayiç bedel değerlendirmesinin yapılmasını istediğini, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, yargılama sırasında uzman bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının, kanun yollaması gereği genel şartlarda yer alan formüle göre hesaplamanın, aracın rayiç değeri, geçmiş kazaları ve tamir gören kalemlerinin değerlendirilmesinin, hasar kalemlerinin tespitinin ve kaza ile uyumlu olup olmadığının belirlenmesinin talep ettiğini, müvekkil şirketin temerrüt tarihinin KTK'nın 98/1 maddesi uyarınca gerekli belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında, ıslah edilmiş tutar için ıslah tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini Yargıtay kararlarıyla açıkladığını, haksız fiil kaynaklı bu dosyada yasal faiz dışındaki faiz taleplerinin reddi gerektiğini belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini savunmuştur. Davalı Cömertoğlu ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının alacak talebini belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığını, Türk Hukukunda belirsiz alacak davasının koşullarının HMK'nın 107. maddesinde açıkça düzenlendiğini, alacağın miktarının veya değerinin davanın açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek durumda olması gerektiğini, ancak davaya konu araç onarım ve mahrumiyet bedelinin eksper raporu, hasar tespit tutanağı ve diğer belgelerle belirlenebilir durumda olduğunu, davanın bu imkanlara rağmen 'belirsiz alacak davası' olarak açılmasının HMK 107 ve Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, HMK 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunduğunu, müvekkilinin söz konusu kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, trafik kurallarına uygun hareket ettiğini belirttiğini, bu nedenle kusur oranlarına itiraz ettiklerini, kazanın oluşum şeklinin ve kusur durumunun objektif bir şekilde belirlenebilmesi için dosyanın uzman bir adli trafik bilirkişisine tevdi edilmesini, olay yerinde keşif yapılmasını, tanık dinlenmesini ve sunulan kamera kayıtlarının incelenmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yargılama sırasında uzman bilirkişi tarafından rapor alınarak kazadaki kusur oranının tespitini istediklerini beyan ettiğini, araç mahrumiyet bedeli talebine ilişkin olarak ise sigorta şirketleri tarafından belirlenen kusur oranlarını kabul etmediklerini, bunların yargılama açısından bağlayıcı olmadığını, davacının malvarlığında bir eksilme olduğuna, yani ikame araç temin ücreti ödendiğine dair dava dilekçesinde ve eklerinde bilgi belge bulunmadığını, ispat edilmeyen varsayımsal zararın hukuka aykırı olduğunu, ikame araç temin edildiğine dair kira sözleşmesi, fatura, banka hesap kaydı gibi belgelerin sunulması gerektiğini, sunulması halinde bunların maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediğinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri ile desteklenip desteklenmediğinin araştırılmasını istediklerini, davacının aracını ticari faaliyette kullanmadığı için kar mahrumiyetinin söz konusu olmadığını, maddi zarar olmadan veya iddia edilen zarar ispatlanmadan açılan davanın hukuken bir temelinin bulunmadığını ifade ettiğini, kabul ya da ikrar anlamına gelmemekle birlikte Yargıtay içtihatları gereği, emsal nitelikte bir araç için makul süre oranında tespit yapılması gerektiğini, tamir süresi ve günlük kiralama ücretinde bilinçli artırım yapıldığı kanaatinde olduklarını, aracın makul tamir süresinin ve bu süre içinde ikame araç için ödenmesi gereken bedelin uzman bilirkişi (içinde makine mühendisi de bulunan) tarafından belirlenmesi gerektiğini, Medeni Kanun uyarınca taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu, davacı tarafça herhangi bir araç kiralanıp kiralanmadığına dair bilgi-belge sunulmadığını, zararın ne şekilde doğduğunun somut olarak ortaya konulmadığını, bu hususta somut veri barındırmayan ve soyut ifadelerle zarar oluştuğu yönündeki iddianın kabule şayan olmadığını belirttiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ... BAM kararının araçta meydana gelen hasarın giderilmesi için gerekli parça temini ve tamir süresi yönünden makul sürenin tespiti ile sınırlı olması gerektiğini, Yargıtay kararları uyarınca davacının ne iş yaptığının belirlenmesi, evi ile işyeri arasındaki uzaklığın dikkate alınması, aracı ile gidip gelmesi halinde yapacağı zorunlu giderlerin (yakıt gideri, günlük sigorta bedeli, günlük MTV gideri, bakım gideri gibi) belirlenerek belirlenecek zararından indirilmesi gerektiğini, davacının kendi kasko şirketi var ise kasko poliçesi kapsamında ikame araç temin edip etmediğinin sorulmasını, kasko tarafından araç tahsis edilip edilmediği hususunun ortaya konulmasını ve bu hususta müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, zira kasko paketlerinde müşterilere araç tahsisi yapıldığını, davacıya araç tahsis edildiğinin ortaya çıkması ve herhangi bir zarar olmaksızın yasal takip yapıldığının anlaşılmasıyla davacı tarafın kötü niyetinin de ispat edilmiş olacağını, diğer yandan kasko tarafından araç tahsis edilmemiş olması ihtimalinde de davacı tarafından araç kiralanıp kiralanmadığının ortaya konulması gerektiğini, araç kiralanmadığı halde talepte bulunmanın yine kötü niyet göstergesi olacağını belirterek, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususların yersiz ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur. 20/08/2025 Uyap tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... plakalı kamyon sürücüsü davalı ... .... .... 1,4 75 marka araçta, 30.000 TL araç değer kaybı tespit edildiği, davalı araca trafik poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş.nin bu kapsamda davacıya 15.000 TL ödeme yaptığı, bakiye araç değer kaybı 15.000 TL olarak hesaplandığı, davacının %25 oranındaki kusurunun tenzil edilmesiyle bakiye araç değer kaybının 11.250 TL olacağı, ... Sigorta A.Ş nin düzenlediği poliçenin teminat limiti kapsamıyla bu tutardan sorumlu olacağı, Onarım süresi 20 iş günü ve günlük kiralama bedeli 900 TL olarak tespit edilmiş olup, araç mahrumiyet bedeli 18.000 TL olarak hesaplanmıştır. Davacının %25 oranındaki kusurunun tenzil edilmesiyle 13.500 TL araç mahrumiyet bedeli hesaplandığı, davalı sürücüsü .... .... .... Pres Ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.nin 13.500 TL araç mahrumiyet bedelinden birlikte sorumlu olacağı bildirilmiştir. Davacı vekili 22/10/2025 tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle; 50 TL olarak değer kaybı alacağını 11.200 TL bakımından harcı tamamlayarak 11.250 TL olarak olay tarihi 22.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini, 50 TL olarak araç mahrumiyet alacağını 13.450 TL bakımından harcı tamamlayarak 13.500 TL olarak olay tarihi 22.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan sadece ...ve...Damper Pres ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasında hasara uğrayan araçtaki değer kaybı ve ikame araç tazminatlarının istemine ilişkindir. Davalar belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiştir. Davacı bunların yanında delil tespiti için sarf ettiği paranın da kendisine ödenmesini talep etmiştir. Davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi mümkündür. (Yargıtay HGK'nun 16.04.2019 tarih ve 2017/17-1099 E. - 2019/460 K. , 17.11.2020 tarih ve 2017/17-1102 E. -2020/905 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1. ve 85/son maddeleri ile trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatını haiz sigortalı araç maliki ile sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ) Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur. Aracın onarılmadan hasarlı olarak satılması değer kaybı zararı talep edilmesine engel oluşturmaz. Zira, sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50/2. maddesi gereğince davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir ( Yargıtay 22.09.2022 tarih ve 2021/26777 E. - 2022/11236 K. ) Ancak, ZMMS genel şartları hükümlerine göre davalı sigorta şirketi gerçek zarar kapsamında olmayan dolaylı zararlardan sayılan ikame araç bedelinden sorumlu değildir. Davacıya ait aracın tamir süresince kullanılamaması nedeniyle talep edilen ikame araç bedeli zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kaldığından, davalı sigorta şirketi mahrumiyet bedeline ilişkin zarardan sorumlu tutulamaz. Bu zarardan, işleten sıfatını haiz araç maliki ile araç sürücüsü müşterek ve müteselsilen sorumludur.( Yargıtay 17. HD'nin 04.12.2019 tarih ve 2016/3933 E. - 2019/796 K. ) Trafik kaydı "işletenin" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Lakin, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. İşleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, sigortalı araç sürücüsü davalı sürücüsünün % 75 oranında asli kusurlu olduğu belirlenmek suretiyle değer kaybı ve ikame araç bedelinin tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD'nın 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K.) Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. (Yargıtay 4. HD'nın 30.06.2022 tarih ve 2022/1725 E. - 2022/9741 K. ) Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. ( Yargıaty 17. HD'ninin 04/02/2020 tarih ve 2019/4875 E. 2020/720 K.) Sigorta şirketi 25/12/2024 tarihinde kısmi ödeme yaptığından işbu tarihte mütemerrittir. Keza evvelce belirtildiği gibi araç sürücüsü ve maliki haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren mütemerrittir. Olaya, mevzuata ve denetime uygun olduğu cihetiyle Mahkememizce de itibar edilen bilirkişi raporu ışığında ikame araç ve değer kaybı tazminatları belirlenmiştir. Davacı değer artırım dilekçesi sunmuştur. Açıklanan sebeplerle ispat edilen davada aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-İKAME ARAÇ TAZMİNATI YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEME: Davanın KABULÜ İLE, 13.500,00 TL'nin davalılar .... .... .... Pres ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nden kaza tarihi olan 22/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-DEĞER KAYBI TAZMİNATINA GELİNCE: Davanın KABULÜ İLE, 11.250,00 TL'nin davalılar ...ve...Damper Pres ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nden kaza tarihi olan 22/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, davalı sigorta şirketi yönünden ise 25/12/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve poliçedeki tutar ile sınırlı olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 1.690,67 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 1.230,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 459,87 TL harcın davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 209,03 TL ile sınırlı olmak kaydıyla ) müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 1.230,80 TL harcın davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 559,45 TL ile sınırlı olmak kaydıyla ) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 24.750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 11.250,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla ) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 6.927,90 TL ( ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 3.149,05 TL ile sınırlı olmak kaydıyla ) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.700,00 TL arabuluculuk giderinin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 2.136,36 TL ile sınırlı olmak kaydıyla ) müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026