İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1144 E. 2026/4 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1144
Karar No
2026/4
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1144 Esas KARAR NO : 2026/4

DAVA : Tapu İptali Ve Tescil DAVA TARİHİ : 25/01/2021

BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI ;

DAVA: Tapu İptal ve Tescil DAVA TARİH : 24/10/2019 KARAR TARİHİ : 06/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05.01.2026 Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili asıl dosyada dava dilekçesinde özetle; davacının babası muris ....'in terekesinin 1/4 pay olarak çocuklarına paylaştırıldığı, davalının ise murisin kardeşi olduğu, muris ile kardeşlerinin edindikleri mal varlığı değerlerinde ve .... İnşaat Turizm Sanayi Ticaret A,Ş'de ortak oldukları, karşılıklı güven duygusundan dolayı iktisap edinilen malların davalı ... adına tescil edildiği, muris ile kardeşleri arasında adi ortaklık ilişkisini gösteren sözleşme olduğu, bu sözleşme ile menkul ve gayrimenkullerin hisse oranlarının belirlendiği, murisin ölümü ile adi ortaklığın sona erdiğini beyanla, davacının miras hissesi karşılığında nakdi değerlerin ödenmesini, taşınmazların tapu kayıtlarının iptalini ve davacının miras oranında adına tapuya tescilini ve menkullerin de davacının veraset ilamındaki hissesi oranında hisselerin iptali ve davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili asıl dosyada verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirtilen taleplerinin açık ve net olmadığını, zamanaşımı yönünden itirazlarının bulunduğunu, yapılan bir adi sözleşme olduğunu beyanla, davacı tarafın inanç sözleşmesine dayanarak açtığı haksız davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirasbırakanı babası ile babasının diğer kardeşleri arasında akdedilen 09/06/2010 tarihli inanç sözleşmesi gereği davalıların mirasbırakanı .....'e yahut mirasçılarına intikal eden gayrimenkullerin gerek inanç sözleşmesi ve gerekse adi şirket hükümleri çerçevesinde müvekkilinin hissesi oranında tescilini, mümkün olmadığı takdirde bedellerinin ve nakdi değerlerinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 18/11/2021 tarihli tefrik ara kararı neticesinde Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... esasına kaydedilen işbu dosya ile Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas numaralı dosyasının birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında açılan davanın muris muvazaası hukuki sebebine dayandığı, eldeki davaların ise adi ortaklık sözleşmesine dayandığı, davların dayandığı hukuki sebeplerin farklı olması sebebiyle yargılamanın birlikte yürütülemeyeceği, birleştirme kararının hatalı olduğu anlaşıldığından 08/09/2021 tarihli celsede verilen tefrik kararı gereği edilerek anılan Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... sayılı esasını almıştır. Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında; Dava, 09/06/2010 tarihli adi ortaklık sözleşmesine dayalı olarak ortaklığın tasfiyesi ile taşınmazların ve taşınırların sicil kayıtlarının iptali ile davacının miras payı oranında adına tescili talebi ile terditli olarak öne sürülen nakdi değerlerinin davalıdan tazmini talebine ilişkindir. Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında; Dava, 09/06/2010 tarihli adi ortaklık sözleşmesine dayalı olarak ortaklığın tasfiyesi ile taşınmazların sicil kayıtlarının iptali ile davacının miras payı oranında adına tescili talebi ile terditli olarak öne sürülen nakdi değerlerinin davalılardan tazmini talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, inanç sözleşmesine bağlı tapu iptal tescil davasıdır. Ana dava ve birleşen davadaki asıl taleplere bakıldığında davacının esasında inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptal tecil talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava dosyamızda tüm taraflar tacir olmadığı gibi, inanç sözleşmesine konu şirket de davada taraf değildir. Dolayısıyla nispi ticari davadan bahsetmek mümkün olmadığı gibi, bir davanın nispi ticari dava olarak sayılabilmesi için tüm tarafların tacir olmasının yanında tüm tarafların ticari işletmelerini de ilgilendiren bir mevzu olmalıdır. Dosyada tüm tarafların ticari işletmesi olduğundan bahsetmek de mümkün olmadığından davanın nispi ticari dava türüne girdiğini söylemek mümkün olmayacaktır. Yine dava dışı şirkete ilişkin talepler de davanın tamamına konu taleplerin bir kısmını oluşturmaktadır. Somut olaya bütünüyle bakıldığında dava dışı şirket dışında bir kısım taşınmazlara ilişkin de taleplerin olduğu ve bu taleplerin asıl dayanağının iddia edilen inanç sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığa bakıldığında esasında ticari bir uyuşmazlıktan ziyade tüm tarafları tacir olmayan inanç sözleşmesine dayalı bir uyuşmazlığın ağır bastığı anlaşılmaktadır. İnanç sözleşmesine konu olduğu öne sürülen bir kısım malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri yönünden) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı başlı başına ticari dava kılmaz. Davanın (iddianın) temeli inanç sözleşmesidir. İnanç sözleşmesinin var olup olmadığı yönündeki iddia ve savunmaya ait delillerin tartışılması anlamında davanın konusunu oluşturan hisse senetlerinin reel değerlerinin belirlenmesi sürecinde ticari defterlerin ve kayıtların incelenmesi gereği de davayı ticari dava kılmaz. Genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, inanç sözleşmesi olduğu iddia edilen sözleşmeye konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, sözleşmeye bir bütün olarak bakıldığında malvarlığı haklarına yönelik sözleşmeye aykırı bir durumun olup olmadığıdır(Benzer bir uyuşmazlıkta muvazaa iddiasının tartışıldığı İstanbul Bam 2. Hukuk Dairesinin 2025/1567 Esas, 2025/1725 Karar sayılı ilamı). Görev hususu kamu düzenini ilgilendirdiğinden yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Yukarıda sayılan gerekçelerle mahkememizin görevli olmadığı, uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşıldığında re'sen dosya ele alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Mahkememiz tarafından KARŞI GÖREVSİZLİK KARARI VERİLMİŞ OLDUĞUNDAN, a) Mahkememiz kararının süresinde ve usulüne uygun şekilde istinaf yoluna başvurulması durumunda dosyanın istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, b) Mahkememiz kararının istinaf yoluna gidilmeden kesinleşmesi durumunda HMK 22. madde hükmünde öngörüldüğü şekilde iki mahkeme arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığını gidermek ve yargı yerininin (görevli mahkemenin) belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine (37.Hukuk Dairesine) gönderilmesine, 3-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.06/01/2026

Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1144, K. 2026/4, T. 06.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1144-e-2026-4-k-984ab54ebd71