İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1080 E. 2026/287 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/1080
Karar No
2026/287
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1080 KARAR NO : 2026/287

DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/11/2025 KARAR TARİHİ : 26/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Sigorta Şirketi nezdinde; 31.05.2020 gün ve ---- poliçe numaralı Kasko Poliçesi ile güvence altına alınan müvekkili şirket adına tescilli ------ plakalı yolcu otobüsünün 16.07.2020 günü yanarak tam hasara uğradığını, hasar sonrasında müvekkili şirketçe davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulmuş, tüm hasar işlemeleri bitirilmiş ve sigorta şirketinin müvekkilinin zararı tam ve eksiksiz olarak karşılaması gerekirken, farazi ve hukuki dayanaktan yoksun bahaneler gösterilerek müvekkili şirketin uğramış olduğu hasarın ödenmediğini, bunun üzerine --- Sulh Hukuk Mahkemesi ---- dosya ile delil tespiti yaptırılmış olduğunu, yapılan tespit sonrasında ---- İcra Dairesinin ----- sayılı dosyası marifeti ile icra takibine girişildiğini, yapılan icra takibine davalı sigorta şirketince haksız bir şekilde itiraz edilerek, müvekkili şirketin tekraren mağdur edildiğini, icra dosyasına yapılan itiraz sonrasında ----. Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas Sayılı dosyası nezdinde itirazın iptali davası açıldığını, mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen ------ Karar sayılı ilam ile davalı şirketin icra takibine haksız itirazı red edilmiş ve tazminat ödemeye mahkûm edilmiş olduğunu, Mahkeme kararının her iki tarafça da istinaf edilmemiş ve kararın kesinleşmiş olduğunu, karşı taraf şirketçe ----- İcra Dairesinin--- sayılı dosyası ödeme yapılmış olduğunu, ancak davalı şirket tarafından yapılan ödemenin müvekkili şirketin zararını gidermemiş olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından ------- İcra dosyasına 1.396.864,89 TL tutar üzerinden yapılan ödeme yasal faizleri de dahil olmak üzere müvekkili şirketin zararını karşılamamakta olduğunu, -----Asliye Ticaret Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda aracın dava tarihi itibarı ile 4.612.000,00 olduğu tespit edildiğini, müvekkili şirketin uğradığı zarara ilişkin ( müvekkili şirkete ödenmeyen ve bilirkişi raporu ile tespit edilen müvekkiline ait otobüsün dava tarihindeki piyasa rayiç bedeli üzerinden dava tarihinden işletilecek avans faizinin ödenmesi için) davalı Sigorta şirketine 05.10.2025 tarihinde çekilen ihtarname ile müvekkili şirketin uğradığı doğrudan zararların kaza tarihinden işletilecek faizi ile ödenmesinin talep edildiğini ancak davalı şirketçe yasal süresi içerisinde herhangi bir cevap verilmeyerek, taleplerinin zımni olarak reddedildiğini, yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonunda 18.06.2025 tarihli anlaşamama son tutanağı tanzim edildiğini beyan ederek ve fazlaya ilişkin tüm hak, talep ve dava haklarını saklı tutarak davanın HMK 107 Maddesi üzerinden kabulü ile şimdilik Tazminat Bedeli olarak 100,00 TL üzerinden kabülüne, müvekkili şirket adına tescilli----- plakalı yolcu otobüsünün uğradığı munzam zarar bedelinin bilirkişi marifeti ile tespit edilmesini, tespit edilen bedelin davalı sigorta şirketine kaza tarihinden işletilecek avans faizi ile yükletilmesini, davanın kabulüne, yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından kazaya karışan sigortalı aracın değerinin eksik hesaplandığı iddiasıyla -----. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde bir dava açıldığını, işbu davada davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu anlamda 16.07.2020 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili oluşan zarardan ve ilgili poliçeden olan talepleri hakkında görülmüş ve sonuçlanmış bir dava bulunduğundan, kesin hüküm sebebiyle işbu davanın da HMK m. 114/1-i bengi gereğince açılabilmesi mümkün olmadığından işbu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini, borçlunun munzam zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusurlu temerrüdün varlığı şartı olduğunu, müvekkili şirket'e somut olayda atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmamakta olduğunu, müvekkili şirketin ülkedeki enflasyon yüksekliğinin yahut araç değerlerindeki hızlı artışın sorumlusu olmadığını, müvekkili şirketin, hasar meydana geldiğinde teminat dışı bir hal olmaması kaydı ile yalnızca gerçek zararı ödemekle mükellef olduğunu, araç değerlerindeki artış nedeniyle davacının uğradığı gerçek zarar neticesinde almış olduğu hasar bedeli ile yeni bir araç alamıyor oluşunun müvekkili şirket'in sorumluluğunda olmadığını, munzam zarar talebinin poliçe teminatı dışında olduğunu, poliçede bu yönde bir teminat verilmediğini, davacının taleplerinin haksız olduğunu, güncel olarak yerel mahkemeler tarafından verilen kararlarda da munzam zarar taleplerinin kabul edilmemekte olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, dava konusu olaya uygulanması gereken faiz türünün yasal faiz olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir

.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının mülkiyetindeki ve davalıya kasko sigortası ile sigortalı bulunan-- plakalı yolcu otobüsünün 16/07/2020 tarihinde yanarak hasarlanmasına bağlı munzam zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı tarafça davalı sigorta şirketine kasko sigortasıyla sigortalı ----- plakalı aracın 16/07/2020 tarihinde tek taraflı kazada yanarak tamamen hasarlandığı, davalı sigorta şirketine hasar bedelinin ödenmesi için başvuru yapıldığı, kasko poliçesi kapsamında davacıya ödeme yapılmadığı, davacı tarafça -----Sulh Hukuk Mahkemesi ------- sayılı dosyada alınan 07/10/2021 tarihli bilirkişi raporu ile yangın tarihinde aracın rayiç değerinin 1.250.000 TL -1.352. 000 TL bandında olabileceği değerlendirildiği, davacının bu rapora dayalı olarak ------ İcra Dairesinin 26/10/2021 takip tarihli ------ Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine 1.250.000,00-TL asıl alacak, 213.775,68-TL işlemiş faiz istemli ilamsız takip başlattığı görülmüştür. Davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, davacının ----Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Esas Sayılı dosyası ile itirazın iptali istemli daa açtığı, Mahkemenin 14/02/2025 tarihli kararı ile hasarın kasko poliçesi teminat kapsamında olduğu kabul edilerek itirazın kısmen iptaline karar verdiği, kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 27/03/2025 tarihinde kesinleştiği, icra dosyasında 07/04/2025 tarihli toplam 3.047.989,63-TL alacak istemli ilamlı icra emri düzenlendiği, davalı tarafından icra dosyasına 21/04/2025 ve 27/05/2025 tarihlerinde ödeme yapılmak suretiyle borcun ödendiği anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu------ kararında; "Davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir." Dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; 16/07/2020 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacının------ plakalı aracında oluşan hasar zararını davalı kasko sigortacısından talep ettiği, davacıya ait aracın davalı sigorta şirketi tarafından Genişletilmiş Kasko sigortası ile teminat altına alındığı anlaşılmıştır. Davacı, davalı şirketin icra dosyasına 1.396.864,89-TL tutar üzerinden yaptığı ödeme ile -----. Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Esas Sayılı dosyasında alınan 19.06.2023 tarihli bilirkişi rapor tarihi itibari ile belirlenen 4.612.000,00-TL rayiç değeri arasında ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak aşkın zararı oluştuğunu, davalının haksız kazanç elde ettiğini ileri sürmektedir. Davacının zararının kasko poliçesi teminat kapsamında olup olmadığı ve alacağının miktarı kesin olarak mahkeme kararı ile tespit edilmiş, bu tespitten sonra icra dosyasında ilamlı emrinin davalıya gönderildiği, tüm dosya borcunun davalı tarafından davacıya ödendiği, bu sebeple bu arada gerçekleşen süre içerisinde davalının aşkın zararının bulunduğunun kabul edilemeyeceği gibi davacının, salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde resen yatıran tarafa iadesine, Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1080, K. 2026/287, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-1080-e-2026-287-k-dd8d5d8c93c9