İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1072 E. 2026/319 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/1072
Karar No
2026/319
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1072 Esas KARAR NO : 2026/319

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/11/2025 KARAR TARİHİ : 03/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olup davalı ile fason üretim hususunda anlaştıklarını, müvekkili şirket tarafından fason üretim hizmeti kapsamında dikim işlemi gerçekleştirildiği ve davalı tarafa 02/10/2024 tarihli ..... nolu 271.920,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, davalı tarafça 04/10/2024 tarihinde 250.000,00 TL ödenmiş başkaca ödeme yapılmadığı, davalı şirketten kalan ödemenin yapılması talep edildiğini, davalı tarafça 19/12/2024 tarihli ..... nolu 21.920,00 TL bedelli iade faturası şeklinde fatura düzenlendiği, davalı şirket yetkililerine neden bu şekilde fatura düzenlendiği hususu sorulduğunda, davalı şirket yetkilisi tarafından resmi olarak borç göründüğünü, reel anlamda borç bulunmadığı ve cari hesabı kapatmak için düzenlendiği beyan edildiğini, akabinde devam eden yazışmalarda da -müvekkili şirkete daha önce bu hususta herhangi bir bilgilendirmede bulunulmadığı halde ve ürünlerin dikim aşamasında davalı şirket elemanları tarafından kontrol edildiği halde- ürünlerde ve hizmette kusurların bulunduğu ve zarara uğradıkları ileri sürülerek ödeme yapmayı reddettiklerini, müvekkili şirketin kendilerine düzenlenen iade faturası sistemden reddedilemediğinden süresi içerisinde 20/12/2024 tarihli ..... nolu fatura düzenlendiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak buradan da netice alınamadığını, açıklanan nedenlerle 21.920,00 TL'nin TTK m. 1530/4 uyarınca 04.10.2024 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 02/10/2024 tarihli faturaya ilişkin yapılan dikim işlemleri nedeniyle bakiye fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, dikim işleri kapsamında 02/10/2024 tarihli faturanın düzenlendiğini, fatura kapsamında 250.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye 21.920,00 TL'nin ödenmediğini iddia etmektedir. -Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını ispat külfeti bulunmaktadır. Dikim işi eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan davacı tarafın iddialarının eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda ilkelerin somut olaya uygulanması gerekmektedir. -6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. -Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre fatura düzenlenmesiyle imalatın yapıldığı ve eserin teslim edildiği kanıtlanamaz. Faturaya itiraz edilmemesi de akdi ilişkiyi ve teslim olgusunu kanıtlamaz. İtiraz edilmeyen fatura ticari defterlere kaydedilmiş ise bu kez faturanın delil olması hükümlerine göre değil ticari defterlerin delil olması hükümlerine gidileceğinden kesin delillerden olan ticari defterler ile akdi ilişkinin ve teslim olgusunun ispatlanması mümkündür. -Ticari defterlere kaydedilen faturanın teslimi kanıtlamasının nedeni faturanın hukuki niteliği ile doğrudan bağlantılıdır. Zira TTK 21 ve Vergi Usul Kanunu 229. Maddesi gereğince fatura malın teslimi veya işin yapılması üzerine düzenlenmesi gereken belge olduğundan, düzenlenen ve defterlere kaydedilen bu belge teslimi de kanıtlamış olacaktır. Kesin delillerin aksinin yazılı veya kesin deliller ile ispatı gerektiğinden bu karinenin aksinin tanık veya diğer takdiri delillerle de ispatı mümkün değildir. -Yüklenici bu doğrultuda eseri teslim edildiğini kanıtlamış ancak eserin eksik ya da ayıplı olması nedeniyle yükleniciye iade edildiği savunulmakta ise bu iade olgusundan lehine hak çıkarmaya çalışan taraf iş sahibi olacağından eserin eksik veya ayıp sebebiyle iade edildiğini iş sahibi ispatlamalıdır. ( Örn: Yargıtay 15. H.D 23.12.2015 Tarih 2015/1090 Esas 2015/6779 Karar Sayılı İlamı ) -Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 07/03/2026 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2024-2025 yıllarına ait ticari defterlerinin usul yönünden incelendiği, e-Defter ve envanter defteri bakımından raporda belirtilen şekliyle kayıt ve tasdik bilgilerinin mevcut olduğu, davalı tarafından dosyaya ticari defter ve belge ibraz edilmediğinden, davalı şirket kayıtları üzerinde usul ve hesap incelemesi yapılamadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 02.10.2024 tarihli, ..... no.lu, 271.920,00 TL bedelli fatura düzenlendiği, davalı şirket tarafından 04.10.2024 tarihinde 250.000,00 TL banka ödemesi yapıldığı, davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre, söz konusu işlem nedeniyle 21.920,00 TL bakiye kaldığı, bu bakiyenin 2024 yıl sonu itibarıyla açık bulunduğu, 2025 yılına devrettiği ve dava tarihi itibarıyla da aynı şekilde devam ettiği, 19.12.2024 tarihli ..... no.lu 21.920,00 TL tutarlı fatura ile 20.12.2024 tarihli ..... no.lu aynı tutarlı iade faturası dosya kapsamında incelenmiş, taraflar arasında bu belgeler nedeniyle uyuşmazlık bulunduğu, e-posta yazışmalarının da bunu doğruladığı, Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan celp edilen Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi Formlarında, taraflar arasındaki KDV hariç 283.927,27 TL ve KDV hariç 19.927,27 TL tutarlı işlemlerin karşılıklı kayıtlara yansıdığı, dosya kapsamındaki mali kayıt ve belgelere göre, dava konusu ticari ilişki kapsamında 250.000,00 TL’lik ödemenin yapıldığı, davacı şirket kayıtlarında ise 21.920,00 TL tutarında açık bakiye bulunduğu, bununla birlikte, bu bakiyenin hukuken istenebilir alacak niteliğinde olup olmadığı, taraflar arasında düzenlenen iade/fiyat farkı faturalarının hukuki etkisi ile ayıp, reklamasyon ve sair itirazların değerlendirilmesinin Mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. -Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava konusu edilen alacağının bakiye 21.920,00-TL'lik kısmının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerinin 21.920,00-TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Her ne kadar incelenen kayıtlarda davalı tarafın iade faturası düzenlediği tespit edilmiş ise davalı tarafın işbu iade faturası yönünden ayıp-eksik iş iddialarına ilişkin bir ihbar ya da talebinin bulunmadığı, yargılama sırasında iade faturasının dayanağı olabilecek nitelikte bir delilin ortaya konulmadığı görülmekle, bu hususta ayrıca inceleme yapılmamıştır. -Davalı tarafın dava konusu fatura yönünden bakiye alacağını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABUKÜ ile; -Sabit olan 21.920,00 TL alacağın 16/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.497,36-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 881,96-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 615,40 TL başvurma harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 691,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 7.306,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 21.920,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tarafların yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/04/2026

Katip ..... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1072, K. 2026/319, T. 03.04.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-1072-e-2026-319-k-8211eed68435