İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/990 E. 2026/245 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/990
- Karar No
- 2026/245
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/990 Esas KARAR NO : 2026/245
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/11/2024 KARAR TARİHİ : 25/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın davalı ile imza edilen yapım işi sözleşmesi gereğince “..... mah., ..... Pafta, ..... Ada, .... Parsel Beton Santrali İnşaatı Yapım İşi“nin müvekkili tarafından yapıldığını ve teslim edildiğini, işin her aşamasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşaatın denetlendiğini ve raporlandığını, işin projesinin Arnavutköy Belediyesinde bulunduğunu, müvekkili tarafından hazırlanan hakediş raporunu imza etmeyen ve hakediş bakiyesini ödemeyen davalının haksız ve akde aykırı eylemi ile müvekkilini ekonomik olarak zora düşürdüğünü, sözleşmeye göre ödemelerin peşin ve nakit yapılması gerektiği halde ödemelerin kısmen yapıldığını, bir kısım ödemenin vadeli çek ile yapıldığını, çeklerin ödenmediğini, bilahare günü gelen çekleri iade isteyen davalının çekleri farklı ileri vadeli çeklerle tekrar değiştirdiğini, ödemelerin yapılmaması ve yapılan ödemenin de gününde yapılmaması sebebi ile müvekkilinin kredi ve borç ile işini döndürmek zorunlu kaldığını, müvekkilinin piyasadan borç aldığını ve aldığı borçlar sebebi ile faiz ödeyerek yine zarar ettiğini, işi yapabilmek için müvekkilinin davalının vadeli çeklerini faktoring firmasına komisyon ile vermek zorunda kaldığını, yine müvekkilinin bankalardan kredi alamadığı için şirket adına hatır amaçlı 3. Kişilerin kredi kullanarak ve fon bozarak bedelini müvekkili şirket yetkilisine aktardığını, kullanılan kredilerin faizleri, faktoring komisyonları ve fon bozdurma zararlarının müvekkili için ek maliyet oluşturduğunu, davalının temerrüdü ve akde aykırı işlemleri sebebi ile müvekkilinin ekonomik olarak zora düştüğünü, davalının bocunu peşin ve nakit ödememesi ve temerrüde düşmesi sebebi ile müvekkili yönünden temerrüt faizi ile karşılanamayacak ağır zararlar oluştuğunu, müvekkilinin fahiş faizle borç alarak, faktoring şirketlerine komisyonlar ile çek kırdırarak ve para temin ederek zararına olarak işi yapabildiğini, müvekkilinin peşin ve nakit bedel alarak işi yapacağı yerde davalının vadeli çekler verdiğini, çekleri ödeyemediğini, bilahare tekrar vadeli çekleri daha ileri vadeli çekler ile değiştirdiğini, 2025 tarihine ödeme evrakı verdiğini, bir kısım bakiyeyi ise hiç ödemediğini, edimi olan işi tamamlayabilmek için piyasadan faizle borç alan, faktoring şirketlerine çek kırdıran müvekkilinin maddi zararının tümü ile belgeli olduğunu, bakiyenin ödenmemiş olmasının da enflasyon karşısında müvekkilini tümü ile zarara soktuğunu, müvekkilinin zararının faiz ile karşılanmasının mümkün olmadığını, davalının sözleşme kapsamında vade tarihlerinde temerrüdünün gerçekleştiğini, aksi halde dahi temerrütün en geç 22.05.2024 tarihinde tebellüğ ettiğinin ihtar ile gerçekleştiğini, Arabulucu görüşmelerinde sonuç alınamadığını iddia ederek; müvekkilinin hakediş bakiye alacağının ve zararının tespiti ile şimdilik 95.000,00-TL hakediş bedeli ile 5.000-TL maddi zarar (alınan borçların faizleri ve faktoring firması komisyon ödemeleri - fon bozdurma bedeli, temerrüt sebebi ile oluşan zarar vd) olmak üzere toplam 100.000,00-TL'nin sözleşme vade tarihlerinden aksi halde ihtar tarihi olan 22.05.2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile tahsiline, iş bu davanın HMK 107 gereğince belirsiz alacak davası olarak kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aleyhe iddia ve taleplerin hiçbirini kabul etmemekle ve itiraz etmekle birlikte davacı tarafın haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz davasının reddini talep ettiklerini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava dilekçesinde davanın türünün 107. madde kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıkça belirtildiğini, davacının alacak miktarını belirsiz olarak talep etmişse de, dilekçe içeriğinde hak ediş bedelinin ödenmemesi iddiası ile alacaklı olduğunu belirttiğini, bu noktada davacının dava konusu işlerin yüklenicisi olduğu iddiasında olup alacağının miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleme imkanına sahip olduğunu, işin teslimi ve kabulünün söz konusu olmadığını, eser sözleşmelerinde işin tamamlanarak teslim edildiğinin ispatının yükleniciye düştüğünü, yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eseri sözleşme ve ekleri ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiğini öncelikle kanıtlaması gerektiğini, buna karşın davacı tarafından bu yönde tarafların imzasını taşıyan bir hak ediş raporu ve kesin teslim tutanağı sunulmadığını, davalının yüklendiği işi bihakkın yerine getirmediğini, aksinin ispatının ise olanaksız olduğu gibi davacı tarafça bu yönde bir delil de sunulmadığını, tek taraflı düzenlenerek sunulan belgelerin de kabulüne olanak bulunmadığını, davacıya iş karşılığı bedellerin de çek karşılıkları ile ortak mutabakat doğrultusunda ödendiğini, buna karşın davacının bihakkın teslim iddiasına ilişkin, işin sözleşmeye ne derece uygun olduğu, işin kabul edilip edilmediği, işin karşılığı olan bedelin ne olduğu ve alacağının ne zaman muaccel olduğuna ilişkin ispata elverişli hiçbir delil sunamadığını, oysa davacının işi anlaşmaya uygun olarak teslim ettiğini ve müvekkilinin işi kabul ettiğini ispatlaması gerektiğini, somut olayda davacının işin bihakkın teslim edilmiş olduğuna ilişkin iddialarını ispata elverişli bir delil sunamadığını, işin kabul edilip edilmediği ve ne şekilde teslim edildiğini somut olarak yazılı deliller ile ispatlayamadığını, müvekkilinin davacının yapmış olduğu iş karşılıklarını ise çek vasıtasıyla ödediğini, müvekkilinin davacıya ödenmemiş bir bakiye borcu bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471 ve 472 nci maddesi hükümleri gereğince davacının imalini yüklendiği eseri yaptığını, müvekkiline işi bihakkın teslim ettiğini ve bedelinin istenebilir olduğunu öncelikle kanıtlamakla yükümlü iken davacının yükümlülüklerini basiretli bir tacir olarak gereği gibi ifa etmemiş olup davacının gerçekleştirmediği bir iş kapsamında bakiye bir alacak talebinde bulunamayacağının izahtan vareste olduğunu, ispat yükünün yerine getirilmediğini, davacının davasını ispata ilişkin hiçbir açıklama yapmadığını ve iddia edilen alacağın varlığını ispat edebilecek hiçbir dayanak da dosyaya sunmadığını, davacının basiretli tacir olma yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda ortaya çıkan sözde zararını müvekkilinden talep etmesinin olanaklı olmadığını, davacının verilen çekleri tarafların mutabakatı doğrultusunda teslim aldığını, bu belgelerde herhangi bir tazminat veya başkaca hakkını saklı tutmadığını, alacak talebi belirtmediğini, ihtirazı kayıt koymadığını, çekince veya itiraz ileri sürmediğini, davacının ileri vadeli çeklerin verilmesi ve çeklerin kırdırılmak zorunda kalınmasının, piyasaya borçlanılmasının müvekkilinin ödeme edimini yerine getirmediği iddiasına dayandırdığını, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı gibi, afaki ve mesnetsiz olduğunun açık olduğunu, tüm bunların yanı sıra, davacının müvekkili şirkete gönderdiği temerrüt veya alacak talepli ihtarı dahi bulunmadığını, davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan hakediş alacağına ilişkin olarak, işi tamamlarken belirli maliyet ve riskleri üstlendiğini, davacının basiretli bir tacir ve bir yapım işini üstlenen taraf olarak, işin maliyetlerini önceden bir planlama yapması, gerekli tedbirleri alarak işi yürütmesinin bekleneceğini, bunun aksine davacı tarafın şirket finansmanını yönetememesinden doğan sözde faktoring masrafları, kredi faizleri ve benzeri maliyetleri müvekkiline yüklemeye çalışmasının hukuk ve mantık kurallarına aykırı olduğunu, zira bu sözde masrafların, davacının kendi mali kararlarından kaynaklandığını, davacının zararlarını kanıtlayamadığını, davacının bir takım asılsız iddialarda bulunduğunu ve müvekkili şirketten tazminat talep ettiğini, oysaki tazminat talebinde hukuken haklılığın kanıtlanması gerektiği gibi tazmin edilecek zararın illiyet bağı, türü ve miktarının da kanıtlanması gerektiğini, davacının bu iki şartı da sağlamadığını, öncelikle asla kabul anlamına gelmemekle; davacının iddiası üzere hak ediş bedeli ödenmeden, bu alacak üzerinden doğduğu iddia edilen kalemler (kredi faizleri, faktöring masrafları gibi) henüz bir zarar olarak doğmadığını, hak ediş bedelinin gerçekten ödenmesi gerektiği ispatlanmadıkça ve bu bedel temerrüt faizi ile tahsil edilmedikçe, buna dayalı zarar taleplerinin işbu dava ile esas bakiye bedel ile birlikte talep edilmesinin olanaklı olmadığını, davacının aşkın zarar iddiasının salt bu yönüyle dahi haksız olduğunu, kısmen dahi kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının alacak ve tazminat taleplerini zamanaşımı süresi dolduktan sonra ileri sürdüğünü, zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak; davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanmıştır. Uyuşmazlığın, Taraflar arasındaki "..... Mah. ..... Pafta ...... Ada ..... Parsel Beton Santrali İnşaatı Yapım İşi" kapsamında davacının bakiye hak ediş alacağı bulunup bulunmadığı, bulunması halinde ödenmeyen hak ediş alacağından kaynaklı davacının munzam zarar talep etmekte haklı olup olmadığı, davacının maddi zararlarının olup olmadığı, davalı savunması kapsamında taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının işi tam ve eksiksiz olarak bitirip bitirmediği, teslim olup olmadığı, eksik ve ayıplı ifa olup olmadığı, var ise bedelinin tespiti, davacı alacağının karşılıklı mutabakat ile çek karşılığı ödenip ödenmediği, neticeten davacının şimdilik 95.000,00-TL hakediş bedeli ile 5.000-TL maddi zarar olmak üzere toplam 100.000,00-TL'in sözleşme vade tarihlerinden aksi halde ihtar tarihi olan 22.05.2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile tahsili taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Avcılar ve Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüklerinden; taraf şirketlerin 2023 ve 2024 yıllarına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. İstanbul Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden; YDS rapor çıktıları UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Arnavutköy Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünden; Arnavutköy İlçesi, Deliklikaya Mahallesi 268 Ada 14 parselde bulunan yapı ile ilgili imar işlem dosyası celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Davalı vekili tarafından bildirilen tanık Mahkememizce bizzat dinlenilmiştir. Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ..... beyanında, " Ben yaklaşık 4 yıldır davalı şirkette çalışıyorum, son 1 yıldır saha sorumlusuyum öncesinde sevkıyattan sorumluydum. Çalıştığım şirket kiraladığı arsa üzerine beton santrali yapmak istedi, davacı şirket bu santralin kot farkı gerektiğinden fore kazık işi ve sahanın beton yapılması işi ile alakalı olarak çalıştığım şirket ile anlaştı. Fore kazıklar yapıldı, sahadaki perdelere hiç başlanmadı, ön tarafta sahanın bir kısmı boş bırakıldı. Davacı şirket işi bize tam olarak teslim etmedi. Ben taraflara arasındaki işin teslim tarihine ve ücret kısmındaki bilgilere sahip değilim, davacı şirketin yarım bıraktığı işleri biz yaptık halen daha da devam ettiriyoruz, taraflar arasındaki alacak verecek işlerine ben tam olarak bilemiyorum o konu benim konum değil şuan beton santrali çalışıyor benim bilgilerim bundan ibarettir " demiştir. Mahkememiz dosyası, davacının iddiası, davalı taraf savunmaları, tanık beyanları, dosyaya sunulan ve toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, TARAF ŞİRKETLERİN TİCARİ DEFTER VE KAYITLARI İNCELENEREK; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, lehlerine delil niteliğinde olup olmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, tarafların ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, defterler arasında fark bulunması halinde farkın sebebi ile Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konuları olan "İstanbul İli ..... Mah. ..... Pafta ..... Ada ..... Parsel Beton Santrali İnşaatı Yapım İşi" kapsamında davacının bakiye hak ediş alacağı bulunup bulunmadığı, bulunması halinde ödenmeyen hak ediş alacağından kaynaklı davacının munzam zarar talep etmekte haklı olup olmadığı, davacının maddi zararlarının olup olmadığı, davalı savunması kapsamında taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının işi tam ve eksiksiz olarak bitirip bitirmediği, teslim olup olmadığı, eksik ve ayıplı ifa olup olmadığı, var ise bedelinin tespiti, davacı alacağının karşılıklı mutabakat ile çek karşılığı ödenip ödenmediği, neticeten davacının şimdilik 95.000,00-TL hakediş bedeli ile 5.000-TL maddi zarar olmak üzere toplam 100.000,00-TL'in sözleşme vade tarihlerinden aksi halde ihtar tarihi olan 22.05.2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile tahsili taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği " hususlarında hükme ve denetime elverişli gerekçeli rapor düzenlenmek üzere Mahkememizce re'sen seçilen İnşaat Mühendisi ....., Yüksek Mimar ...., Mali Müşavir ..... ile Eser Sözleşmeleri Konusunda Uzman Bilirkişi Doç. Dr. .....'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, Mahkememizce refakate bilirkişiler alınmak suretiyle 13/06/2025 tarihinde sözleşmeye konu işin yapıldığı yer (İstanbul İli Arnavutköy İlçesi Deliklikaya Mahallesi Kısıklı Caddesi) adresinde bulunan mahalde keşif yapılmıştır. Keşifte: "Beton santralinin faaliyette olduğu, davaya konu beton zeminlerin perde duvarların ve fore kazıkların yapılmış olduğu" gözlemlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememiz dosyasına ibraz edilen 07/10/2025 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle, "... Dosyasına sunulu belgeye göre, İstanbul, .... Mah., .... Ada ..... parselde ‘’Beton santrali Yapılması İşi’’ için taraflar arasında tarihsiz, süresiz birim fiyat usulü sözleşme akdedildiği, anılan sözleşmede işin toplam bedeli ve yapılacak işin metrajının belirlenmediği, sözleşmeye sadece 6 kalemden oluşan birim fiyat listesi konulduğu, sunulu İmar İşlem Dosyası kayıtlarına göre dava konusu taşınmaza 20/12/2024 tarih ve 540 sayılı Yapı Kullanma İzin Belgesi (İskan Ruhsatı) düzenlenmiş olduğu, İmar İşlem Dosyasında, dava konusu taşınmazın vaziyet planları, fore kazık uygulaması planları, hafriyat kübaj hesapları ve saha betonu vaziyet planları sunulduğu, aynı planların davacı yanın 19/06/2025 tarihli beyan dilekçesi ekinde de yer aldığı, davacı şirket tarafından muhatap olarak davalı şirkete keşide edilen Bakırköy ...... Noterliğinin 21/05/2024 tarih ve ..... yevmiye nolu ihtarnamesinde özetle; ‘’Beton Santrali Yapım İşi’’nin eksiksiz teslim edildiği, hakediş hazırlandığı halde imzadan imtina edildiği beyan edilerek; hakediş bedeli, faktöring firmalarına çek kırdırma komisyon bedeli ve kullanılan kredi faiz ve hisse satışı masrafı karşılığı dahil toplam: 3.552.000,00 TL’nin ticari avans faizi ile ödenmesi aksi halde hukuki yollara başvurulacağının ihtar edildiği, davacı şirket tarafından dava dilekçesi ekinde dosyasına ‘’Mart 2024’’ başlıklı, ekinde metraj cetveli ve yeşil defteri olmaksızın; 9.882.482,40 TL toplam tutarlı, alınan ödeme düşüldükten sonra 5.658.962,40 TL alacak bakiyeli imzasız hakediş kapak sayfası ile hesap tablosu ve ekinde imzasız 2 adet ataşman tutanağı sunulduğu, davacı yüklenicinin dava dilekçesinde ve keşide ettiği ihtarnamede; dava konusu işi eksiksiz tamamladığını ve teslim ettiğini iddia ettiği, ancak dosyasına sunulu herhangi bir teslim tutanağı (teslim ispat yükü yükleniciye aittir) bulunmadığı gibi işin hangi tarih itibarı ile tamamladığına dair herhangi bir bilgi/belge de sunulmadığı, dolayısı ile dosya kayıtlarına göre tarafların, inşaat yapımına ilişkin iş ilişkisinin/birlikteliğinin hangi tarih itibarı ile kopmuş olduğunun bilinmediği, dosya kayıtlarına göre durum bu şekilde olmakla birlikte, dosyasına sunulu davacı taraf ihtarnamesinde yer alan; ‘’Beton Santrali Yapım İşi’’nin eksiksiz teslim edildiği, ancak hakediş hazırlandığı halde imzadan imtina edildiği..’’ ifadeler göz önüne alındığında, sözleşmeye konu işle ilgili tarafların birlikteliğinin ihtarname keşide tarihi olan 21/05/2024 tarihinden önce kopmuş olduğunun anlaşıldığı, diğer yandan davacı yanın alacak iddialarına dayanak olarak dosyaya sunduğu dava dilekçesi eki belgeler kronolojik sıraya alındığında; MART 2024 Başlıklı Hakediş Belgesinde: Hakediş toplam tutarı, 9.882.482,40 TL, Alınan: 4.223.520,00 TL ve geriye kalan alacak iddiası: 5.658.962,40 TL, 05/04/2024 tarihli 1 nolu hakediş faturası tutarı: 2.016.000,00 TL, 21/05/2024 tarihli ihtarnamedeki hakediş alacak talebi: 2.940.000,00 TL ve 05/06/2024 tarihli 2. ve kesin hakediş faturası tutarı: 2.207.520,00 TL olarak belirtildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan yukarıdaki belgelerden (onaysız ve imzasız olmakla birlikte) 05/04/2024 ve 05/06/2024 tarihli hakediş tutarları toplamının gerçekten de Mart 2024 tarihli hakediş belgesindeki alınan hakediş toplamı hanesindeki 4.223.520,00 TL’ye tekabül ettiği, yukarıdaki tüm tutarların KDV dahil tutarlar olup sunulu tüm belgelerin incelenmesinde davacının; Mart 2024 (29/03/2024) düzenleme tarihli hakediş belgesinde alınmış olduğunu belirttiği 4.223.520,00 TL için 05/04/2024 ve 05/06/2024 (ihtarname tarihinden de sonra) tarihlerinde 2 ayrı fatura kestiği, diğer bir ifade ile davacı yanın kendi iddiasına göre 5.658.962,40 TL alacaklı iken buna ilişkin bir fatura düzenlemek yerine 29/03/2024 tarihi itibari ile hak edişinin, alındığını iddia ettiği kısmına fatura düzenlemiş durumda olduğu, öte yandan inşaat sektörü dilinde kesin hakedişin en son hakediş olarak kabul edidiği, ondan sonra ayrıca (kesin hesap alacağı adında ödeme dışında) başkaca hakediş düzenlenmediği, bu anlamda davacı yanca 2. ve kesin hakediş ifadesi ile dosyaya sunulan 2.207.520,00 TL (Bu ödeme ile birlikte toplam ödeme tutarı: 4.223.520,00 TL olmaktadır) ödeme belgesinden sonra neye dayanarak ödeme talep ettiği, aynı şekilde kendi iddiasına aykırı bir bedel (factoring kırma ve kredi bedelleri hariç 2.940.000,00 TL) üzerinden ihtarname keşide etmiş olmasının nedenlerinin açıklamaya muhtaç olduğunun değerlendirildiği, sonuç olarak buraya kadar arz edilen dosya muhteviyatının mevcut durumuna ilişkin tüm bu hususlar birlikte göz önüne alındığında; davacı yanın dava taleplerine konu iddialarının, dosya kayıtları ile örtüşmediği, dava taleplerinin ispata muhtaç olduğu; mali inceleme neticesinde; davacı ile davalı arasındaki ticari faaliyetin 2024 yılında başladığı, davaya konu işlemin “Beton Santrali İnşaatı Yapım İşi” temeline dayandığı, davacı tarafından davalıya 3 adet fatura düzenlendiği, düzenlenen faturaların toplamının 8.243.520.-TL olduğu, düzenlenen faturalar karşılığında davacı tarafından davalıdan 7.767.000.-TL banka havalesi ve çekle ödeme ile tahsilat yapıldığı, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 476.520.-TL alacaklı olduğu, davacı tarafça sunulan cari hesap ekstrelerinden davacının davalıdan 476.520.-TL alacağı olduğunun anlaşıldığı, davalı cari hesabının 120.E04 hesap numarasında takip edildiği, incelenen yevmiye maddeleri ile sunulan cari hesap ekstresinin uyumlu olduğu, davalı ile davacı arasındaki ticari faaliyetin 2024 yılında başladığı, davaya konu işlemin “Beton Santrali İnşaatı Yapım İşi” temeline dayandığı, davacı tarafından davalıya düzenlenen 3 adet faturanın davalı ticari defterlerine kaydedildiği, düzenlenen faturaların toplamının 8.243.520.-TL olduğu, düzenlenen faturalar karşılığında davalı tarafından davacıya 7.767.000.-TL banka havalesi ve çekle ödeme yapıldığı, davalı tarafından davacıya 141.717,80 TL, 157.393,15 TL ve 86.802,63 TL olmak üzere toplam 385.913,58 TL borç kaydı yapıldığı, davalı ticari defterlerine göre davalının davacıya olan borcunun 90.606,42 TL olduğu, davalı tarafından sunulan cari hesap ekstrelerinden davalının davacıya 90.606,42 TL borcu olduğu, davacı cari hesabının ...... hesap numarasında takip edildiği, incelenen yevmiye maddeleri ile sunulan cari hesap ekstresinin uyumlu olduğu, davacı ile davalı ticari defteri arasında 385.913,58 TL fark olduğu, davacı ticari defterlerinde maddi zarara ilişkin bir tespit yapılamadığı, neticeten; İşbu raporun 4. maddesinde detaylı olarak arz edilen hususlar muvacehesinde nihai takdir münhasıran Mahkemeye ait olmak üzere, davaya konu uyuşmazlıklarla ilgili dosya kapsamı ve keşif mahallinde yapılan incelemeler çerçevesinde oluşan teknik heyet görüşüne göre: davacı tarafça, dava dilekçesi iddialarına dayanak olarak dosyasına sunulan belgeler arasında çelişkiler olduğu, dosya kayıtları ile örtüşmediği, dava taleplerinin ispata muhtaç olduğu, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirmede: taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının yüklenici, davalının da işsahibi sıfatını haiz olduğu; eğer davacının gereği gibi ifada bulunduğu ve işi teslim ettiği, ayrıca bedelin ödenmemesinden dolayı maddi zarara uğradığı tespit edilir ise bu halde davacının hem ödenmeyen bedel yönünden hem de uğradığı zarar yönünden alacaklı olacağı kanaatine varılabileceği; ancak yukarıdaki teknik inceleme neticesinde davacının hakediş alacağının olup olmadığı, işin gereği gibi ifa edilip edilmediği tespit edilemediği için davacının malvarlığının aktif kısmında davalıdan alacak hakkının olduğu yönünde kanaate varılamadığı; davacının 6102 sayılı TTK m. 64/3 ve VUK m. 182’ye göre bilanço esasına tabi olduğu, davacının 2023 yılı ticari defterlerinin kağıt/fiziki olarak tutulduğu, 2024 yılı ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, 2023 yılı açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı, 2024 yılı açılış ve kapanış beratlarının kanuni süresi içinde gönderildiği, envanter defteri açılışlarının kanuni süresi içinde yapıldığı, Ticari defterlerinin HMK m.222 gereğince davacı lehine delil takdirinin Mahkemede olduğu, davalının 6102 sayılı TTK m. 64/3 ve VUK m. 182’ye göre bilanço esasına tabi olduğu, davalının 2023 yılı ve 2024 yılı ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, 2023 yılı 2024 yılı açılış ve kapanış beratlarının kanuni süresi içinde gönderildiği, envanter defteri açılışlarının kanuni süresi içinde yapıldığı, ticari defterlerinin HMK m.222 gereğince davalı lehine delil takdirinin Mahkemede olduğu, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 476.520.-TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre davalının davacıya 90.606,42 TL borçlu olduğu, davalı ticari defterlerinde olduğu halde davacı ticari defterlerine kaydedilmeyen 3 adet işlemden dolayı davacı ile davalı ticari defterleri arasında 385.913,58 TL fark olduğu, davacı ticari defterlerinde maddi zarara ilişkin bir tespit yapılamadığı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. 03/12/2025 tarihli celse ara kararı gereğince; Mahkememiz dosyası, davacı vekilinin itirazlarının tek tek değerlendirilerek ek rapor düzenlenmek üzere kök bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 19/01/2026 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş, Bilirkişi heyeti tarafından mahkememiz dosyasına ibraz edilen 19/01/2026 tarihli ek bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle, "... işbu ek rapor kapsamında tevdi edilen görev çerçevesinde davacı yan itiraz dilekçesinde yer alan itiraz konularının iş bu Ek raporun 1. Maddesinde tek tek ele alınarak cevaplandığı, taraf itiraz ve beyanları doğrultusunda tüm dosya kapsamının tekrar incelenmesi neticesinde; dosyasına, Kök rapor görüşlerinden dönülmesini gerektirecek yeni bir belge / bilgi sunulmamış olduğu" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
Taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi niteliğinde olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Yüklenicinin borcu sözleşmeye ve fen ve tekniğine uygun şekilde ve zamanında işi teslim, iş sahibinin borcu ise, iş bedelinin ödenmesidir. Yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, taraflar arasında akdedilen sözleşme, tanık beyanları, bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında İstanbul İli ..... Mah. ..... Pafta ..... Ada ..... Parsel Beton Santrali İnşaatı Yapım İşi sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça dava konusu işin eksiksiz tamamladığı ve teslim edildiği iddia edilerek bakiye hak ediş alacağı bulunduğu ve ödenmeyen hak ediş alacağından dolayı zarara uğradığı iddia edilerek bu zararların ve bakiye hak ediş alacağının tahsili talepli iş bu davanın açıldığı, Mahkememizce yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi kök ve her bir davacı itirazının cevaplandığı ek raporlarında; davacı tarafça, dava dilekçesi iddialarına dayanak olarak dosyasına sunulan belgeler arasında çelişkiler olduğu, dosya kayıtları ile örtüşmediği, davacı taleplerinin ispata muhtaç olduğu, davacı şirket tarafından dava dilekçesi ekinde dosyasına ‘’Mart 2024’’ başlıklı, ekinde metraj cetveli ve yeşil defteri olmaksızın; 9.882.482,40 TL toplam tutarlı, alınan ödeme düşüldükten sonra 5.658.962,40 TL alacak bakiyeli imzasız hakediş kapak sayfası ile hesap tablosu ve ekinde imzasız 2 adet ataşman tutanağı sunulduğu, davacı yüklenicinin dava dilekçesinde ve keşide ettiği ihtarnamede; dava konusu işi eksiksiz tamamladığını ve teslim ettiğini iddia ettiği, ancak dosyasına sunulu herhangi bir teslim tutanağı (teslim ispat yükü yükleniciye aittir) bulunmadığı gibi işin hangi tarih itibarı ile tamamladığına dair herhangi bir bilgi/belge de sunulmadığı, dolayısı ile dosya kayıtlarına göre tarafların, inşaat yapımına ilişkin iş ilişkisinin/birlikteliğinin hangi tarih itibarı ile kopmuş olduğunun bilinmediği, dosya kayıtlarına göre durum bu şekilde olmakla birlikte, dosyasına sunulu davacı taraf ihtarnamesinde yer alan; ‘’Beton Santrali Yapım İşi’’nin eksiksiz teslim edildiği, ancak hakediş hazırlandığı halde imzadan imtina edildiği..’’ ifadeler göz önüne alındığında, sözleşmeye konu işle ilgili tarafların birlikteliğinin ihtarname keşide tarihi olan 21/05/2024 tarihinden önce kopmuş olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından dosyaya sunulan yukarıdaki belgelerden (onaysız ve imzasız olmakla birlikte) 05/04/2024 ve 05/06/2024 tarihli hakediş tutarları toplamının gerçekten de Mart 2024 tarihli hakediş belgesindeki alınan hakediş toplamı hanesindeki 4.223.520,00 TL’ye tekabül ettiği, yukarıdaki tüm tutarların KDV dahil tutarlar olup sunulu tüm belgelerin incelenmesinde davacının; Mart 2024 (29/03/2024) düzenleme tarihli hakediş belgesinde alınmış olduğunu belirttiği 4.223.520,00 TL için 05/04/2024 ve 05/06/2024 (ihtarname tarihinden de sonra) tarihlerinde 2 ayrı fatura kestiği, diğer bir ifade ile davacı yanın kendi iddiasına göre 5.658.962,40 TL alacaklı iken buna ilişkin bir fatura düzenlemek yerine 29/03/2024 tarihi itibari ile hak edişinin, alındığını iddia ettiği kısmına fatura düzenlemiş durumda olduğu, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 476.520.-TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre davalının davacıya 90.606,42 TL borçlu olduğu, davalı ticari defterlerinde olduğu halde davacı ticari defterlerine kaydedilmeyen 3 adet işlemden dolayı davacı ile davalı ticari defterleri arasında 385.913,58 TL fark olduğu, davacı ticari defterlerinde maddi zarara ilişkin bir tespit yapılamadığı hususlarının tespit edildiği, bilirkişi kök ve ek raporlarının dosya kapsamına ve hak ve çıkarlar dengesine uygun, gerekçeli, denetime uygun, ayrıntılı, uygulanabilir ve hükme esas alınabilecek nitelikte olması nedeniyle Mahkememizce bu raporlara itibar edilerek; davacı tarafından keşif tutanağı 1 numaralı ara kararı ile talep edilen denetim firmasının seviye tespit tutanağı ve varsa iş teslim tutanağı projesinin kesin hak edişinin ataşman defteri, metraj cetveli, şantiye günlük programı, puantaj defteri ile beraber ilk hak ediş tutanağının dosyaya sunulmadığı, tanık deliline dayanılmadığı değerlendirildiğinde davacının işi tam ve eksiksiz olarak bitirip davalı tarafa teslim ettiği hususlarında davacı iddialarının ispatlanamadığı, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere sözleşmeye konu işle ilgili tarafların birlikteliğinin ihtarname keşide tarihi olan 21/05/2024 tarihinden önce kopmuş olduğunun anlaşıldığı, Yapı Kullanma İzin belgesinin davalı tarafça bu tarihten 7 ay sonra alındığı dikkate alındığında bu durumun davalı tanığının beyanlarını doğruladığı, davacı tarafından davalıya düzenlenen 3 adet faturanın davalı ticari defterlerine kaydedildiği, düzenlenen faturaların toplamının 8.243.520.-TL olduğu, düzenlenen faturalar karşılığında davalı tarafından davacıya 7.767.000.-TL banka havalesi ve çekle ödeme yapıldığı, davalı tarafından davacıya 141.717,80 TL, 157.393,15 TL ve 86.802,63 TL olmak üzere toplam 385.913,58 TL borç kaydı yapıldığı, davalı ticari defterlerine göre davalının davacıya olan borcunun 90.606,42 TL olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı tarafça borç kaydı oluşturulan 385.913,58 TL tutarlı işlemlerin ticari örfe uygun olarak davacı alacağından mahsup edildiği, davacının davalı kayıtlarında gözüken 90.606,42 TL üzerindeki alacak iddiası yönünden yemin deliline dayanmadığı, bu durumda davalı ticari defter ve kayıtları dikkate alınarak davacının davalıdan 90.606,42 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın somut olarak zararı olduğunu ve bunun temerrüt faizinden fazla olduğunu ispatlayamadığı, Dolar kurundaki artış, yüksek enflasyon ve serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun da davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak; davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-90.606,42-TL'nin 25/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 6.189,32-TL harçtan peşin alınan 1.707,75-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 4.481,57-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafça yatırılan 1.707,75-TL peşin harç, 4.361,50-TL keşif harcı ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 6.496,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Arabuluculuk aşamasında Devlet Hazinesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.261,83-TL'sinin davalıdan, 338,17-TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta, tebligat, bilirkişi ve keşif masraflarından oluşan 32.417,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 29.372,34-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan 90,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8,45-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.393,58-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2026
Katip.....
Hakim .....