İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/974 E. 2025/759 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/974
- Karar No
- 2025/759
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/974 Esas KARAR NO : 2025/759 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:25/08/2024 KARAR TARİHİ: 10/09/2025 Mahkememizde görülen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Ödemiş Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) dava dilekçesiyle özetle; 27.08.2022 tarihinde saat 07:25 sıralarında ... sevk ve idaresindeki ... plakalı tanker ... Caddesi üzerinde güney kuzey yönünde seyretmekte iken ... önüne geldiğinde kendisiyle aynı yol ve yönde seyretmekte olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin önce plakasına sonra sol yan kısımlarına kendi aracının sağ yan tanker muhafaza demiri kısımlarıyla çarpmıştır. Çarpmanın etkisiyle dengesi bozulan müvekkil sağa ileri istikamette savrularak N:2 önünde park halinde bulunan ... plakalı traktörün sağ ön teker kısımlarına çarparak devrildiğini, olayın sıcaklığı ile hazırlanan kaza tutanağında da belirtildiği üzere araç sürücüsü ... 2918 KYTKyı ihlal etmiş olduğundan kusurlu olduğunu, tanker sürücüsü ... Caddesi girişinde hızını düşürerek yol verebilecekken hızlanmayı tercih ettiğini, neticesinde müvekkilin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tanker sürücüsü KTK 56/1-A maddesinde düzenlenen şerit izleme ve değiştirme, şeridini muhafaza etme kurallarını ihlal etmiş ayrıca araçlar arasındaki mesafeyi korumadığını, müvekkil tankerin, arkasından kurallara aykırı bir şekilde geldiğini görmemiş, çarpmanın etkisiyle BTM ile giderilemeyecek şekilde ağır yaralandığını, müvekkilin sağ dizinde hipoeremi, sağ el başparmakta abrazyon, frontalde her iki tarafta da cilt altı dokularda ödem, diz yumuşak dokularda ödem, eklem çevresinde ödem ve köşelerinde osteofitik oluşumlar, solda kalça düzeyinde ılıak kemikte fraktür, femur başında hassasiyet görülmüştür. Sürüklemesinin etkisiyle de ayağında, vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar oluştuğunu, müvekkilde asetabulum kırığı oluşmuş olduğundan kalçasında ağrıları devam ettiğini, ağır beden işçisi olarak müvekkil çalıştığı işten ... kodu ile çıkarılmış, 6 ay boyunca evde ve işsiz kaldığını, kendisine eşi bakmış, maddi manevi zarara uğradığını, müvekkilinin ekonomik geleceği sarsıldığını, davalı sürücünün kullandığı ... plakalı araç davalı ... A.Ş'ye ... poliçe no’lu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesiyle sigortalı olduğunu, bu nedenle davalı şirkete gönderilen 07.11.2022 tarihli ihtarname ile müvekkilin zararının karşılanması talep edilmiş, ancak şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine aynı taleple arabuluculuk başvurusu yapılmış ancak davalılar ... A.Ş. ve ... katılım sağlamamış, ... A.Ş. İle ise anlaşma sağlanamadığını, müvekkilin geçici iş göremezlik zararı için 100,00 TL, ekonomik geleceğin sarsılması zararı için 100,00 TL ve yargılama neticesinde maluliyet durumunun sabit olması halinde sürekli maluliyet zararı için 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın davalı sürücü ... ve ... A.Ş. yönünden kaza tarihi 27.08.2022'den itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden ise temerrüt tarihi olan 18.11.2022'den itibaren işleyecek yasal faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Ödemiş ... Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 04/10/2024 tarih ... Esas-... karar sayılı kararı ile "davanın 25/08/2024 tarihinde yapıldığı, yukarıda belirtilen emsal içtihat uyarınca 01/09/2021 tarihinden sonra açılan davalarda yargı çevresindeki Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun belirtildiği, HSK Genel Kurulunun 07/07/2021 tarih, 608 sayılı kararı ile; İzmir ilinde müstakil ticaret mahkemesi kurulmasına, yargı çevresi olarak İzmir ili mülki sınırlarının belirlenmesine karar verildiği, bu haliyle yargı çevremiz içerisinde yer alan İzmir (Nöbetçi) Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu" gerekçesiyle dosyada görevsizlik kararı verildiği, dosya mahkememize tevzi edilmekle mahkememizin ... esasına kaydı yapılmıştır. Davacı vekilinin adli yardım talebi ile ilgili olarak mahkememizin 03/05/2025 tarihli ara kararı ile "Davacı adına kayıtlı 4 ayrı taşınmazın mevcut olduğu, potansiyel vergi mükellefi kaydının bulunması, emekli olması ile birlikte halen de SSK'lı çalışan koduyla kaydının yer alması ve ayrıca 9 ayrı bankada mevduat hesabı olması itibari ile davacı vekilinin HMK 336 maddesine uygun olmayan talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir." karar verilmiş, ara karara itiraz üzerine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesine itiraz incelemesi için gönderilen dosyada adı geçen mahkemece 30/05/2025 tarih ve ... D.iş esas-... karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı ... Şirketi vekili Ödemiş ... Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 1982 yılından beri 40 yılı aşkın bir süredir kaliteli üretim politikasından taviz vermeden faaliyetlerini devam ettiren müvekkili şirket, ...’de bulunan ve 10.000 m²’lik bir alanda, 400’ü aşkın personel ile üretim yaptığı tesisler, yönetim ve lojistik merkezi ile tüm Türkiye’de yaygın bölge müdürlüklerinde perakende ve HORECA kanallarında pazar payı her geçen gün arttırdığını, son yıllarda iç piyasanın yanı sıra dünyanın pek çok önemli ülkesine ihracat yaparak global bir şirket olma yolunda adımlar atmakta, planlanan yeni tesis yatırımları ile büyümesini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin aracı ... kavşağında ilerlemekte iken karşı yan motosikletiyle müvekkili şirketin aracının arkasından tek şeride girdiğini, müvekkili şirketin aracı olan tanker önde seyir ederken motosiklet sürücüsü olan karşı yan müvekkili şirketin aracına arkadan fazla yaklaşarak hakimiyetini ve dengesini kaybederek önce müvekkili şirketinin aracına sonra da park halindeki araçlara çarptığını, müvekkili şirketin aracını kullanan şoför araçtan inerek karşı yana yardım ettiğini, ambulans çağırdığını ve ambulans ile hastaneye sevki yapılana kadar beklediğini, kazanın oluşumunda karşı yanın %100 kusurlu olduğu ceza dosyası ile sabit olduğunu, karşı yan müvekkili şirket aracını kullanan sürücüden şikayetçi olduğunu ve soruşturma dosyası açılmasına sebebiyet vermiş ise de Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı ... Sor. no.lu dosya ile ikame edilen bilirkişi raporunda açıkça;“Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosikleti ile ...Bulvarından ... kavşağını ... Caddesi istikametine geçerken kendisinin önünde seyir eden süt tankeri olduğu halde ve caddenin sağında park halinde bulunan araçları bilerek ve görerek tanker ile aynı şeritten yan yana seyir etmek sureti ile kendi trafik güvenliğini düşünmeden hareket ederek seyir ettiği sırada yolun daralmasından dolayı dengesini kayıp ederek kendi şeridinden önünde seyir eden ... plakalı süt tankerinin sağ arka yan kısmından çarparak park halindeki araçlara da vurmak sureti ile kaza meydana geldiği, meydana gelen kazada sürücü ...'nin tamamen kusurlu olduğu; sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı süt tankeri ile ... Bulvarından ..., ışıklı kavşağına girdiği, ışığın kendisine yeşil yanmasından dolayı ... Caddesi yönüne kendi şeridinde kurallar uygun şekilde hareket ettiği, ... Caddesi girişinde arkasından aynı yöne seyir eden ve sağından gelen ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'nin hatalı şekilde şerit izlemesinden dolayı dengesini kaybederek aracına temas ettiği ve sonrasında park halindeki araçlara çarptığı tespitleri ile meydana gelen kazada sürücü ... nizami şekilde şerit izlediği kazada herhangi bir dikkatsizlik ve ihmalinin olmadığı, izlemiş olduğum kamera görüntünden edindiğim tespitler sonucunda bu kanaate varmış bulunmaktayım.” denildiğini, Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Sor. No. ... Karar ve 16.12.2022 tarihli karar ile müştekinin tam kusurlu olması sebebiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, her ne kadar karşı yan tarafından söz konusu KYOK kararına itiraz edilmiş ise de Ödemiş Sulh Ceza Hakimliğinin ... D. İş sayılı dosyası ile müştekinin meydana gelen kazada tam kusurlu olması sebebiyle KYOK itirazı reddedildiğini, kazanın oluşumuna karşı yan kendisi sebebiyet vermiş olup illiyet bağı koptuğunu, kimse kendi kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğini, Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı ... Sor. no.lu dosya ile ikame edilen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı kendisinin önünde seyir eden süt tankeri olduğu halde ve caddenin sağında park halinde bulunan araçları bilerek ve görerek tanker ile aynı şeritten yan yana seyir etmek sureti ile kendi trafik güvenliğini düşünmeden hareket ederek seyir ettiği sırada asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, kaza tamamen karşı yanın kusurundan kaynaklandığından illiyet bağı koptuğunu, bu sebeple müvekkiline yüklenebilecek bir sorumluluk bulunmadığını, kimse kendi kusuruna dayanarak bundan bir hak talep edemeyeceğini, iddia edilenin aksine karşı yanın tedavisi basit tıbbi müdahale ile tamamlanmış ve sekel kalmadığını, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla dosyada bilirkişi raporu aldırılması ve karşı yanın var ise mevcut maluliyet durumunun hesaplanmasını talep ettiklerini, karşı yan dava dilekçesinde karşı yanın çarpmanın etkisiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde ağır yaralandığını iddia etmiş ise de işbu husus gerçeği yansıtmadığını, Ödemiş Devlet Hastanesi’nin 12.10.2022 tarihli kati raporunda açıkça; “Pelvis kontüzyonu nedeni ile tedavi almış basit tıbbi müdahale ile düzelmiş ve sekel kalmamıştır. Kati rapordur.” denildiğini, haksız ve mesnetsiz ikame edilen davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. Davalı sigorta şirketi vekili Ödemiş ... Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete karşı yöneltilen dava haksız ve mesnetsiz olarak şirkete karşı yöneltildiğini, müvekkili şirketin taraf sıfatına haiz olmaması nedeniyle müvekkili yönünden davanın öncelikle usule ilişkin husumet, yetki, işbölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden reddini talep ettiğini, yetki itirazı bulunduğunu, müvekkili şirketin merkezi ...'da olduğundan dolayı dava yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazımızın kabulü ile dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, görev itirazının bulunduğunu, müvekkili sigorta şirketine karşı yöneltilen iş bu davanın konusu müvekkili sigorta şirketi açısından TTK. hükümlerine tabi olması nedeniyle görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu, sigorta şirketi taraf sıfatına haiz olmadığını, bu sebeple maddi tazminattan sorumluluğu bulunmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu ve TBK' da zamanaşımı ve hak düşürücü süre düzenlemelerine göre kaza tarihi ve davanın açıldığı tarih karşılaştırıldığında davanın süresinde açılmadığı görülmekte olup bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, kaza 27.08.2022 tarihinde gerçekleşmiş ve 2 yıllık hak düşürücü süre dolduğunu, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları ile reddini talep ettiklerini, davacı açısından esasa ilişkin itiraz hakkı saklı kalmak kaydıyla öncelikle iş bu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacı tarafından alacak miktarlarını net olarak ve ayrı ayrı belirtir açıklama dilekçesi ibraz edilmeli, aksi takdirde HMK 119. maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olayda müvekkili sigorta şirketi poliçe sahibi aracın sürücüsüne kusur izafe edilemeyeceğini, kazanın meydana gelmesine sebep olan tüm fiilleri neticesi davacı ...'ye ait olduğunu, kolluk kuvvetlerince de tutulan tutanaklarda meydana gelen kazanın çift taraflı yaralanmalı bir kaza olarak nitelendirilmesi başlı başına tam kusurlunun davacı olduğunu gösterdiğini, davayı kabul ettikleri şeklinde anlaşılmamak kaydıyla, meydana gelen kazada kusur oranları, kazanın hangi şartlar altında meydana geldiği ve gerçek zarar miktarı bilirkişi incelemesiyle tespit edilmeli, kabul gördüğü üzere eğer davacı ...'nin %100 kusurlu olduğu tespit edilirse dava bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, mahkemece aksi kanaat oluşması halinde ise müterafik kusur durumunun varlığı araştırılmalı ve hükmedilecek tazminattan indirim yoluna gidilmesi gerektiğini, bu yönüyle mahkemeden kusura ilişkin ATK'dan bilirkişi raporu alınarak değerlendirme yapılmasını talep ettiklerini, kazanın oluşumunda ...'nin %100 kusurlu olduğu ceza dosyası ile sabit olduğunu, karşı yan müvekkili şirket aracını kullanan sürücüden şikayetçi olmuş ve soruşturma dosyası açılmasına sebebiyet vermiş ise de Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı ... Sor. no.lu dosya ile ikame edilen bilirkişi raporuna dayanılarak müştekinin tam kusurlu olması sebebiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, bahsi geçen hususlar ışığında değerlendirme yapılarak davanın reddini müvekkili sigorta şirketi adına talep ettiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin tüzel kişiliği haiz bir kuruluş olması belli kanunlar, prensipler ve kurallar çerçevesinde hareket etme zorunluluğu nedeniyle kusur oranlarını belgeleyen kanıtlar ve dokümanlar olmadan sadece zarar görenlerin talebi esas alınarak ödeme yapılması mümkün olmadığını, müvekkili şirkete sigortalı araç, trafik sigorta poliçesiyle sigortalanmış olup sadece belgelendirilebilen maddi hasarları ve zararları teminat altına aldığını, maddi tazminat taleplerine cevap verebilmeleri ancak gerçek zararın ve kusurun kesin olarak belgelendirilmesi ile mümkün olacağını, müvekkili şirket fiili ve yasal sigorta uygulamaları çerçevesinde, düzenlemiş olduğu sigorta poliçesi teminat limitleri ile sigortalısının ispatlanabilen kusuru oranında meydana gelen ve yine ispatlanabilen gerçek zarardan sorumlu tutulabileceğini, gerçek zararın hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde davacı yanca ispatlanması gerektiğini, dava konusu kaza sonrasında davacıya ilk müdahale Ödemiş Devlet Hastanesinde yapılmış ve davacının fiziki muayenesi sonrasında hayati tehlikesinin olmadığını, basit tıbbı müdahale ile tedavisinin yapıldığı hekim raporu ile sabitlendiğini, davayı kabul etmemekle beraber alınan uzman ve hekim görüşleri göz önünde bulundurulduğunda davacının dava açmasında haklı gerekçelerinin olmadığını, davacı haksız kazanç sağlamak amacıyla davayı açtığını, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü talepleri ile kaza arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, bahsi geçen tüm hususlar değerlendirildikten sonra hakkaniyete uygun bir karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafından meydana geldiği iddia olunan zararlar ve diğer talepler ispat edilememiş olup maddi tazminat taleplerinin şartları gerçekleşmediğinden de reddini talep ettiklerini, davacının ekonomik durumu da araştırılarak, gerçek zarar miktarı konusunda aktüer bilirkişi tarafından hesaplama yapılmadan yine cevap verme imkanı bulunmadığından dosyaya sunulacak bilirkişi raporlarına göre yeni cevapları sunma hakkını saklı tuttuklarını, davayı kabul etmemekle beraber dava konusu kaza da davacının kullanmakta olduğu ... plakalı aracın motosiklet olduğunun görüldüğünü, mahkemece davacının kaza sırasında motosiklet kullanımına ilişkin zorunlu ekipmanların ( koruyucu başlık, koruyucu dizlik, koruyucu gözlük, koruyucu yelek vb.) kullanılıp kullanılmadığına ilişkin araştırma yapılmasını ve davanın müterafik kusur bakımından değerlendirilmesini talep ettiğini, davayı kabul etmemekle birlikte müvekkili sigorta şirketi tarafından düzenlenen sigortalımıza ait zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesinde; geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar poliçe kapsamında olmadığını, kalıcı ve geçici iş göremezlik, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar teminat dışı talepler olduğunu, ZMMS Genel Şartlarına göre kalıcı ve geçici iş göremezlik, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar poliçe teminatı kapsamında olmadığını, yargılama sırasında hazırlanacak bilirkişi raporunda maluliyet tespit edilmesi halinde maluliyetin geçici nitelikte/sürekli olup olmadığı ve kaza ile netice arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı tespit edilmesi gerektiğini, Zorunlu Mali Mesuliyet poliçelerinde belirtilen tedavi teminatı ve maluliyet ayrı ayrı teminatlar olarak belirlendiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı doğrultusunda geçici iş görmezlik tazminat talebinin dolayısıyla 6111 sayılı kanun ile bu talepler tedavi gideri kapsamından sayılacağından SGK tarafından karşılanması gerektiğini, bu nedenle davacının “Geçici İş Göremezlik ve Tedavi” tazminatı bedellerine ilişkin talebin reddini talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatı tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'nda talep edilmesi gerektiğinden mahkemeden SGK'ya, davacıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenip ödenmediği hususunda müzekkere ile sorulmasına karar verilmesini talep ettiğini, davayı kabul etmemekle birlikte SGK tarafından davacıya yapılan yada yapılacak olan ödemelerin müvekkili sigorta şirketine bir sorumluluk yüklenmesi halinde bu sorumluluktan mahsubunun göz önüne alınmasını talep ettiklerini, davacı, müvekkili şirket açısından temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz talep ettiklerini, dava şartı eksikliğine ilişkin itirazlarının tekrarla; dava tarihinden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru bulunmadığı anlaşıldığından müvekkili şirket temerrüde düşmediğini, bu nedenle müvekkili şirket açısından temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz talebi haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava konusu taleplerle ilgili olarak pek çok bilgi ve belge eksik olduğunu, müvekkili şirketin bir değerlendirme yapması ve tazminat ödemesi mümkün olamayacağından temerrüdünden de bahsedilemeyeceğini, bu belgelerin dava dosyasında bile mevcut olmadığını, ayrıca faiz alacağına kabul edildiği şekilde anlaşılmamak kaydıyla, faize hükmedilecekse bile talebe konu zarar haksız fiilden doğduğundan ve taraflar arasında ticari bir ilişki mevcut olmadığından müvekkili şirket hakkında, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, davayı kabul etmemek ile birlikte davacının taleplerine karşılık müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu düzenlenen ZMMS poliçesindeki limitler dahilinde olduğunu, davacının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde açmış olduğu davaya karşı müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığından bahisle cevap dilekçesini verme zorunluluğu doğduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın usule ilişkin itirazlarımız nedeniyle reddine, davacının haksız ve hukuka aykırı istemleri nedeniyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. Davalı ...'a dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ancak yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT: Dava: trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin 09/04/2025 tarihli duruşmasının ... nolu ara kararı uyarınca "Davacı vekiline eksik gider avansını mahkeme veznesine yatırmak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, aksi halde HMK 324/2 maddesi uyarınca bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve dosyada usulü işlemlerin yapılamayacağının ihtarına," davacı vekiline kesin süre verildiği ve duruşmada ihtarat yapılmıştır. Davacı vekili tarafından mahkememizce verilen bir aylık kesin süreye rağmen ödeme yapılmadığı anlaşıldığı, 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur. Kanun açıkça bir istisna getirmediğine göre dava şartı olarak düzenlenen gider avansının alınması kuralının 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan derdest davalarda da uygulanması gerekecektir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK.’un 115/2 maddedeki kurala göre ise “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”. Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise, hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. Davacı tarafa duruşmada "iki aylık kesin mehil verilmesine" karar verildiği, ara kararına uyulmamasının doğuracağı sonucun kararda belirtildiği; kesin süreye ilişkin bu ara kararının müteakiben tebliğ edildiği, davacı kesin süreye rağmen bilirkişiye takdir edilen ücreti ödemediği anlaşılmaktadır. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. (HMK. m. 94/3) İkamesi talep edilecek deliller için avans belirlenip, bunun da gösterilmesi ve belirlenen avansın aynı kesin süre içinde yatırılmasının delil bildirmeyle ilgili ara kararında yer alması mecburiyeti de bulunmamaktadır. Tarafların her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece avans belirlenip, bunun yatırılması için ayrıca kesin süre verilmesi mümkündür (6100 s. HMK. m. 324/1). Zira Yönetmeliğin 45/5.maddesinde de delil avansının ödenmesine, hakim tarafından dilekçelerin verilmesi, ön inceleme aşaması veya tahkikatın başında karar verilebileceği düzenlenmiştir. Açıklanan gerekçelerle; mahkememizce verilen iki aylık kesin süreye ve aksi halde HMK 324/2 maddesi uyarınca bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtarına rağmen bilirkişi heyetine takdir olunan ücreti ödemediği ve davacının davasını ispat edemediği, Konuya ilişkin Yargıtay içtihatları gözönüne alındığında, taraflardan herhangi biri bir delile dayanıyor ise onun masrafını karşılaması zorunlu olup, davacının dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayandığından buna ilişkin yargılama giderlerini yatırmakla zorunlu olduğu, tarafların bilirkişi deliline dayanması halinde mahkemenin resen bilirkişi incelemesi yaptıramayacağı, resen bir yargılama giderinin karşılanabilmesi için ancak tarafların dayandıkları delil dışında mahkemece resen toplanması gereken bir delille başvurulması halinde, suç üstü ödeneğinden o masrafın karşılanabileceği, somut olayda bilirkişi incelemesi deliline dayanan davacının yargılamanın diğer aşamalarında da yine bu talebini tekrarlamakla bu delile ilişkin yargılama giderlerini karşılaması gerekirken verilen kesin süre içerisinde bu delil masrafının karşılanmaması nedeniyle dava koşulları oluşmadığından davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-DAVANIN USÛLDEN REDDİNE(kesin sürede bilirkişi avansının yatırılmaması münasebeti ile), 2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına. 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan delil avansı ve yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline, 7-Davalılar kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 300,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... A.Ş. vekilinin yüzüne karşı, Davalı ... Sigorta vekilinin yüzüne karşı, davalı asil ...'ın yokluğunda, Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek; Açıkça okunup usulden anlatıldı.10/09/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı