İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/959 E. 2025/981 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/959
Karar No
2025/981
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/959 KARAR NO : 2025/981

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 21/12/2024 KARAR TARİHİ : 12/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mahkememizin görevli ve yetkili olduğunu, Müvekkil şirketin araçlarının zarar görmesi davalının------Projesinin inşaatından kaynaklandığını, davalı şirket inşaat faaliyetleri kapsamında müvekkil şirketin araçlarına zarar verdiğini, müvekkil şirket ile davalının fiilleri arasında herhangi bir sözleşme bağı olmadığından dolayı davalının fiili haksız fiil niteliğinde olduğunu, müvekkil şirkete ait------plakalı araçlar davalı tarafa ait avrupa konutları yamanevler projesi’nin inşaatından dolayı zarara uğradığını, Davalı firmanın şantiye şefi ---- ile durum görüşülmüştür ve müvekkil şirketin iki aracına pasta cila yaptırıldığını Daha sonrasında yeniden şirket araçlarına davalı şirketin inşaatından kimyasal atıklar sıçradığını Maddelerin temizlenmesi için araçlar yıkamaya verildiğini Yıkamada araçlar zarar gördüğünü Araç yıkama firması tarafından araçlarda oluşan çiziklerin inşaattan gelen kimyasal madde tarafından oluştuğu özel bir işlem ile bu çiziklerin giderileceği belirtildiğini Bunun üzerine davalı tarafa---- Noterliğinin ------ yevmiye numaralı ve 06.08.2024 tarihli ihtarnamesi gönderildiğini, İlgili ihtarnamede araç plakları sehven yazıldığını, ihtarnameye verilen cevapta davalı tarafından çevreye herhangi bir kimyasal atık atılmadığı iddia edilse de iyi niyet göstergesi yansıtması ile müvekkil şirketin araçlarının tamir işlemlerinin yapılması kabul edildiğini, araçlarının zararlarının giderileceğini belirtmesi üzerine; araçların tamiratı hakkında davalı şirket ile müzakere sürecine girildiğini, ancak müvekkil şirket davalı tarafa tamirat için araçlarını teslim etmek istediğinde herhangi bir muhatap bulamamış ve araçların tamiratı için başlatılan müzakere süreci yanıtsız kaldığını arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile davalı yanın haksız fiili nedeniyle oluşan hasarların tamir masraflarının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL. lik kısmının yasal faizi ile birlikte tarafımıza ödetilmesine, Tamir/Boya nedeniyle ve bu işlemler sonrasında aracın ikinci el değer kaybının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL. lik kısmının yasal faizi ile birlikte tarafımıza ödetilmesine, Araçların bakımı sırasında müvekkil şirketin araçlardan dolayı mahrum kaldığı kazanç kaybının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL. lik kısmının yasal faizi ile birlikte tarafımıza ödetilmesine, Fazlaya ilişkin dava, talep, hak ve alacaklarımızın saklı tutulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının işbu davada ileri sürdüğü haksız fiilden kaynaklı tazminat talepleri ve diğer tüm talepleri bakımından zamanaşımına uğradığını, somut olayda davacı tarafından iddia edilen alacağın belirlenebilmesi mümkün olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davaya bakmakta bakırköy mahkemeleri yetkili olduğunu, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, avrupa konutları yamanevler projesi kapsamında tüm güvenlik önlemleri alındığını, tüm bu inşaat faaliyetleri süreçlerinde üçüncü bir kişinin hak kaybına uğramasına asla müsaade edilmediğini, 17.08.2024 tarihinde iskele sökümü esnasında çevre güvenliğinin sağlanması amacıyla Dr. ----- Caddesi tarafı güvenliği sağlamak amacıyla ilçe trafik polis memurlarından da destek alınarak araç ve yaya trafiğine kontrollü olarak kapatılmıştır. Ancak davacı, dubaları kaldırarak saha personelleri ve polis memurlarıyla kavga ederek tüm uyarılara rağmen kendisini ve çevredeki insanları da tehlikeye atarak trafiğe kapalı alandan aracıyla geçtiğini, Herhangi bir zarar meydana geldiğini asla kabul etmemek kaydıyla şayet bir zarar gelme ihtimali yaşansa dahi müvekkil şirket bu durumda talep edilmese dahi bütün sorumluluklarını fazlasıyla yerine getirmekte ve araçları yıkatmakta ve pasta cilasını, onarımı yaptırdığını Hatta araçlarını kapalı otoparka yerleştirmeleri ve aboneliklerinin müvekkil şirket tarafından yapılacağı teklif dahi edilmediğini, İyiniyet kapsamında defalarca araçlarını teslim etmeleri talep edilmiş bu hususta üstün bir çaba gösterilmesine rağmen, davalı sürekli bahaneler uydurarak araçları yıkama yerine getirmemiştir. Araçların sürekli şehir dışında olduğu söylenmiş ve araçları teslim etmeyerek onarımı imkansız hale getirmiştir. Müvekkil şirketin iyi niyet kapsamında araçları yıkatması davalıya cesaret verdiğini ancak bu durum aracın her bakımının ve her zararının müvekkil şirket tarafından giderileceği anlamına gelmediğini, davacının aracına kendi ticari faaliyetleri ve kötü kullanımları sebebiyle verdiği zararları, nasılsa karşılanır diyerek müvekkil şirketten talep etmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtarnamede araç plakalarının sehven yazıldığı iddiası kabul edilemeyeceğini, arabuluculuk tutanağında zarar gördüğü iddia edilen araçlar açıkça belirtilmiş olup bu araçlar ''------söz konusu arabuluculuk görüşmeleri bu araçların uğradığı iddia edilen zararlar için yapıldığını arabuluculuk görüşmesine dahil olmayan hiçbir aracın uğradığı zarara ilişkin taleplerin davaya konu olması mümkün olmadığını, davacı somutlaştırma yükünü yerine getirmediğini, zararların müvekkil şirketin inşaat faaliyetlerinden kaynaklı olduğuna ilişkin hiçbir somut delil sunulmadığını, davacı tarafından delil tespitine başvurulmadığını, tüm bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve dosya arasına kazandırılmıştır. Dava hukuki niteliği itibariyle, haksız fiilden kaynaklı hasar bedeli vedeğer kaybı tazmini talebine ilişkindir.Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır ------ Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). ----- Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih----. sayılı kararı ile 25/11/2015 tarih------.sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-h maddesine göre, Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı yasanın 115. maddesine ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir."düzenlemesi bulunmaktadır.Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır ------Sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. Öte yandan, bu hukuksal yararın, "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması gerekir (, -----). Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada hâlen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez.Somut olayda, dava konusu hasarın ----- Projesi’nin inşaatından kaynaklandığı iddia edilmiştir. ------ Belediyesi tarafından verilen müzekkere cevabında, yapı müteahhidinin dava dışı ------- olduğu bildirilmiştir. Davacı tarafından dava dışı şirket ile davalı arasında organik bağ bulunduğu ileri sürülmüş ise de, somut olayda davalı şirket ile dava dışı şirketin sicil kayıtlarına göre her ikisinin de aktif olarak faaliyet göstermekte olduğu, bu nedenle organik bağın tespitinde davacının hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu aşamada, davalı şirketin meydana gelen haksız fiilden dolayı sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Karar harcı 615,40 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 3.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6- Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair tarafların yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/959, K. 2025/981, T. 12.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-959-e-2025-981-k-127ea0a46da7