İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/95 E. 2026/229 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/95
- Karar No
- 2026/229
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/95 Esas KARAR NO : 2026/229
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/01/2018 KARAR TARİHİ : 10/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; müvekkilinin 01.07.2013 tarihinde davalının acentesi olarak faaliyet başladığını, sözleşmenin feshi tarihi olan 09.01.2018 tarihine kadar müvekkilin üretim yaparak davalı şirkete portföy kazandırdığını, davalının .... Noterliği 05.10.2017 tarih ve ... yevmiye nolu fesih ihbarı ve yine ....Noterliğinin 09.01.2018 tarih ve ... yevmiye nolu azilname ile 09.01.2018 tarihinde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini beyan ettiğini, fesih iyiniyet kurallarına uymadığını, müvekkilinin acentelik süresi boyunca davalı şirkete yeni müşteriler kazandırdığını, davalı şirketi sigortalılara tanıtıp en iyi şekilde temsil ettiğini, son dönemlerde davalı şirketin hedeflerinin tutumamasını gerekçe göstererek sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğunu, bir önceki yıla göre görünen üretim azalmasının şirketin poliçelendirme kriterlerinden kaynaklandığını, üretim azalmasını bahane göstererek sözleşmenin feshi yoluna gidilmesinin haksız ve yersiz olduğunu, davacının davalıya belli bir portföy kazandırdığını, TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'nın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigortacılık Müdürlüğüne gönderdiği 01.11.2012 tarih ve 17348 sayılı yazıdan da anlaşılacağı üzere ''Bu kapsamda prim üretim ölçüleri önceden belirlenmeksizin üretim yetersizliği veya bağlı bulunan sigorta şirketince belirlenen riziko kabul esaslarına uygun biçimde acentelere aracılık edilen sigorta sözleşmelerinden elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmamasının gerekçe gösterilmesi gibi hallerin ''acentenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması'' kapsamında değerlendirilmesinin ve bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı '' yönünde bildirildiğini, bu ilke kararı da dikkate alındığında davalı şirketin fesih sebebi olarak gösterilen hedeflerin tutturulmaması olarak gösterilmesinin feshin haksız ve hukuksuz olduğunu gösterdiğini, feshin haksız olması dolayısıyla müvekkilinin denkleştirme tazminatı istem hakkı doğduğunu, acenteliğin fesih öneline uyulmadan feshi ve davalıya hatırı sayılır sayıda sigortalı kazandırmış olması sebebiyle davacının denkleştirme tazminatı talep etme hakkı bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları sakı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL denkleştirme tazminatının acenteliğin feshi tarihinden itibaren reeskont faizi davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiş, 27.11.2020 tarihli dilekçesi ile talebini arttırarak 128.191,19 TL'nin davalıdan faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davacı acenteye gönderilen ....Noterliğinin 04.10.2017 tarih ve ... yevmiye nolu “Fesih İhbarı” ile “11.07.2013 tarihli Acentelik Sözleşmesinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren geçecek 3 (üç) ayın sonunda feshedileceği”nin bildirildiğini, geçen 3 (üç) ay sonunda, davacıya gönderilen 09.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı azilname ile davacı/acentenin azledilerek acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının kendisine tebliğ edilen ve acentelik programı kanalı ile görüşe sunuları hedeflerine ilişkin bir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin bir kısım hedefler belirlediğini, hedefler, “geçmiş yılda yapılan üretim miktarı, ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi ve ekonomik konjoktür ile şirketin cari yıl hedefferi" göz önüne alınarak belirlendiğini, bu çerçevede davacı acenteye 08.05.2017 tarihli bir yazı gönderilerek, müvekkil şirketleri bir partneri ve temsilcisi sıfatı ile, “artak hedefin gerçekleştirilmesi” amacıyla hedefler verildiğini, bu hedeflerin acentenin kullanmış olduğu “acente programına” yüklenmiş ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesinin istendiğini, davacının bu hedeflere hiç bir şekilde itiraz etmediğini, davacının üretim hedeflerinin gerçekleşmesi konusunda hiçbir çaba göstermediğini, üretimini çalıştığı diğer şirketlere kaydırarak müvekkili davalı adına düzenlediği poliçeleri düzenli ve bilinçli bir şekilde azaltarak üretimin düşmesine neden olduğunu, davacının prim üretiminde sürekli olarak düşüş yaşandığını, davacı acenteyle yapılan görüşmeler ve yapılan periyodik ziyaretlerde bu konunun davacı acenteye sürekli ifade edildiğini, davacı aceritenin olması gereken çabayı göstermediğini, üretim sevliyesinde sürekli düşüş yaşandığını, 2017 yılında bir önceki yıla göre üretimin düşüş gösterdiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine sözleşmenin 21.maddesine istinaden üç ay önceden bildirim yapılarak sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile davacı acentenin “denkleştirme tazminatı” alacağı talebinin bir dayanağı bulunmadığını, bu tazminatın şartlarının oluşmadığını, davacının bir an için haklı olduğu kabul edilse dahi tazminat hesabının yapılması aşamasında “poliçelerin geri dönüş oranı” ve “müvekkil şirketin tercih edilme oranı”nın dikkate alınması gerektiğini, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra fillen bir kazanç sağlayıp sağlamadığının yani “poliçelerin geri dönüş oranının” tespit edilmesi gerektiğini, davalının temerrüte düşmediğini, faiz talebinin yersiz olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarih olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra; "... Yanların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak temerrüt tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı varsa saptanması için bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişinin düzenlediği 05.03.2020 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; “Davacı talebinin Mahkemece benimsenmesi halinde, TTK. md. 122 ye göre Portföy Tazminatı miktarının 128.191,19-TL olarak hesaplandığı, ancak davacı talebi 10.000,00-TL olduğundan, Taleple Bağlılık ilkesi gereği bu tutarın bu safhada dikkate alınması gerektiği, fesih tarihinden dava tahine kadar 10.000.00-TL üzerinden işlemiş faiz tutarının ise 338.01 TL olarak hesaplandığı, davacının portföy tazminatı Talebinin kabulü ve/ fakat tazminat tutarının davalı yanın iddia ettiği üzere benimsenmesi seçeneğinde ve nihai takdir bu seçenek yönünden de sayın Mahkemeye ait olmak kaydı ile, sözleşme devam ederken davacı müşterisi olan şahıs veya kurumlar tarafından, taraflar arasındaki Sözleşmenin feshi sonrasında da davalı ana sigorta şirketi ... Sigorta bünyesinde poliçe yenileyenler yönünden, davalının elde ettiği net prim tutarının 7.072,40 TL olduğu, yine bu poliçeler doğrultusunda eğer sözleşme devam etse idi davacının bu primler üzerinden elde edeceği komisyon tutarının ise 1.052,74-TL olabileceğinin hesaplandığı yönündeki tespitleri“ ile raporlarını sunmuşlardır. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen delil dosyası, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Huzurdaki dava bir Alacak davası olup davacı, taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiası ile şimdilik 10,000,00.-TL'lik denkleştirme tazminatı ve bu tutara acenteliğin fesih tarihinden itibaren işlenecek reeskont faizi talebinde bulunmaktadır. Davalı ise, taraflar arasında belirlenen hedeflere davalı tarafından uyulmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin fesih ihbar süresine de uyularak taraflarınca feshedildiği, davacının iddiasının aksine sözleşmenin feshinin ardından taraflannm herhangi bir büyük menfaat sağlamadığı, bir an için davacı haklı olsa dahi davacının yalnızca fesih sonrası yenilenen poliçeler yönünden talepte bulunabileceği anlatımındadır. Taraflar arasında 11.07.2013 tarihli bir Acentelik Sözleşmesi akdedildiği görülmektedir. Sözleşmenin konusu: ...'nın faaliyette bulunduğu ve vekaletname ile belirlene sigorta dallarında, acentenin yapacağı sigorta aracılık işlemlerini düzenlemek, şeklindedir. Davalı tarafından davacıya .... Noterliğinin 04.10.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile FESİH İhbarında bulunulduğu ve: "taraflar arasında akdedilen 11/07/2013 tarihli acentelik söyleşmesinin, işbu ihtarnamenin tarafımca tebliğ tarihinden itibaren gelecek 3 ayın sonunda feshedileceği” şeklinde ihtarda bulunulduğu görülmektedir. 3 aylık sürenin akabinde .... Noterliğimin 09.01.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı AZİLNAME‘si ile davalı tarafından taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshedildiği anlatılmaktadır. Taraflar arasındaki ticari ilişki süresince, davacı tarafından davalıdan kazanılan komisyon tutarlarının davacı defterlerindeki karşılığının belirlenmiştir. Buna göre davacı, davalıdan toplam (59.330,46 + 127.332,10 + 127.744,98 + 205.047,57 + 48.372,17 -) 567.827,28-TL komisyon kararlaştırılmıştır. Taraftar arasındaki acart ilişki süresince, davalı tarafından davacıya ödenen komisyon tutarları belirlenmiştir. Davacı yan, huzurdaki davada TTK madde 122’ye göre davalıdan portföy tazminatı talebinde bulunmuş olup, TTK madde 122 aynen aşağıdaki gibidir. Denkleştirme istemi MADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve Somut olayın özellik ve şartlan değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa. acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Tazminat acentenin son bes yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veva diöer ödemelerin ortalamasını asamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. Davacının, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme davacı tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. TTK madde 122 ye göre son beş yıllık faaliyetin dikkate alınması gerektigi belirtilmiş olup, Acentelik Sözleşmesinin fesih tarihinden geriye dönük olarak davacının kazanmış olduğu komisyon tutan toplamı 576.860,35-TL'dir. Davalı tarafça dosyaya sunulan verilerin daha kapsamlı ve daha detaylı olması sebebi ile yapılan hesaplamalarda davalı kayıtlan esas alınmıştır. Davacı şirketin portföy tazminatı talebinde bulunabileceğinin Sayın Mahkemece kabulü halinde; fesih tarihinden geriye donuk olarak davacı tarafça elde edilen net komisyon tutan 576.860,35-TL olduğundan, denkleştirme bedelinin üst sınırı olarak talep edilebilecek tutar (576.860,35.-TL / 54 AY * 12 = ) 128.191,19 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı Asıl alacak yanında işlemiş faiz talebinde de bulunmuş olup, fesih tarihi olan 09.01.2018 tarihinden dava tarihi olan 22.01.2018 tarihine kadar yapılan faiz hesaplaması davacı talebinin kabulü halinde, davacının davalıdan talep edebileceği işlemiş faiz tutarı 338.01-TL olarak hesaplanmıştır. Taraflar tacir olduklarından ilişkilerinde faiz esas olup, önceden kararlaştırılmasa bile faiz istenebilir. Bir alacağa faiz istenebilmesi için, ödeneceği tarihin net olarak belli olması veya belli değilse alacaklı tarafından çekilerek bir ihtar veya ihbar ile borçlunun temerrüde düşürülmesi veya icra takibine başvurulması gerekir. Dosyamızda davalının temerrüdüne dair bir talebi yoktur. Bu nedenle temerrüt dava ile oluşmuştur. Zaten talepte bu yöndedir. Davacı vekili belirsiz alacak olan davasını 27.11.2020 tarihli dilekçesi ile 128.191,19 TL olarak ıslah ederek davalıya tebliğ ettirmiştir. Tüm bu nedenlerle asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile 128.191,19 Tl nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. ... " gerekçesiyle, davanın ıslah doğrultusunda kabulü ile 128.191,19 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin 2021/506 Esas, 2024/20 Karar sayılı 24/01/2024 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında özetle; "Rapora yönelik davalı vekilince itiraz edilmiş, ancak mahkemece itirazları karşılayan ek rapor alınmadığı gibi mahkeme gerekçesinde de bu itirazlara yönelik değerlendirme yapılmamış, bilirkişi raporu aynen tekrar edilerek davacının son beş yıllık faaliyetine ilişkin olarak her yıl için komisyon alacağı tespit edilerek bunların toplamının ortalaması olan 128.191,19-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa denkleştirme alacağının üst sınırını oluşturan bu rakamın davacının talep edebileceği tazminat olarak belirlenip hükmün bu rapor üzerinden kurulması, davalının, acentenin faaliyetleri nedeniyle ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının tartışılmaması doğru olmamıştır. Şöyle ki; Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir; 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması (Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle somut olayda bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmesi gerekmektedir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir. Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır. Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile (yani davalıya) devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir. Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır; Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır. Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır ve acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır. Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir. Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır. Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur. İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur. Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: ''Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır'' Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve brüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır. İlk derece mahkemesinin hükme esas aldığı raporda böyle bir hesaplama yapılmamış, sadece sözleşmenin sürdüğü döneme ilişkin acentenin her yıl aldığı net komisyon gelirinin ortalaması alınarak bunun talep edilebilecek bir tazminat olduğu belirtilmiş ve sonuca gidilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin denkleştirme alacağına ilişkin yaptığı inceleme hüküm vermeye elverişli olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesince davanın çözümünde etkili olacak önemli deliller toplanmadan ve portföy tazminatı alacağına ilişkin yeterli değerlendirme ve araştırma yapılmadan karar verildiği anlaşıldığından, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair " gerekçesi ile mahkememiz hükmünü kaldırmıştır. Mahkememizce kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshine dayalı olarak portföy tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Bilirkişinin heyetinin düzenlediği 17/01/2025 tarihli 12 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacının ibraz olunan ticari defterlerinin açılı ve kapanış noter tasdiklerinde eksiklikler olduğundan sahibi lehinde delil vasfına haiz olmadığı, Davalı sigorta şirketi 06.03.2018 tarihinde dilekçe ekinde davacı acenteye ilişkin, poliçe istihsal raporlarını, üretim hedeflerini ve gerçekleşme oranlarını bir CD içerisinde sunmuş ise de İstinaf ilamında işaret edilen hususların açıklığa kavuşturulabilmesi için fesihten sonra davacı acentenin kazandırdığı müşterilere ne kadar süre poliçe istihsal edildiği, ne kadar gelir elde edildiği davalı sigorta şirketinin kayıtlarından tespit edilmesi gerektiği, heyete eklenecek sigorta sistemleri konusunda bilgi sahibi olan bir İT uzmanı ile davalı verileri üzerinde inceleme yapılması ve düzenlenen poliçe sayılarının tespiti gerektiği, ancak bu aşamada, istinaf kararında sonra davalı sigorta şirketi tarafından yeni bir bilgi ve belge sunulamadığı, Davalının sunduğu / sunacağı bilgi ve belgeler bir bilgi işlem uzmanı / veri analisti ile birlikte incelenmesi gerektiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.Bilirkişinin heyetinin düzenlediği 27/11/2025 tarihli 3 sayfadan ibaret raporunda özetle; Teknik veri analizleri sonucunda; Davacı acentenin sözleşmesinin 09.01.2018 tarihinde feshedilmesine rağmen, bu tarihten sonra da acente tarafından kazandırılan müşteriler adına poliçeler düzenlenmeye devam ettiği tespit edildiği, fesih tarihinden sonra tanzim edilen 6 adet poliçe, davacı acentesinin portföyüne dâhil müşteriler adına düzenlenmiş olup; bu poliçelerin tanzim tarihleri 09.01.2018 – 08.02.2018 arasında olduğu, poliçelerin toplam net prim tutarı 7.072,49 TL, toplam komisyon tutarı ise 1.052,74 TL olup, poliçeler 5 farklı müşteri adına düzenlendiği, bu verilerden hareketle, davacı acentesinin kazandırdığı müşteri portföyü üzerinden sözleşme fesih tarihinden sonra da sigorta poliçesi üretimi gerçekleştirildiği ve bu üretimler sonucunda davalı sigorta şirketinin gelir elde etmeye devam ettiği, Tespitine varıldığı, Teknik kısım incelemesine göre Nihai takdir Saygıdeğer Mahkemeye ait olmak üzere Sigorta şirketinin "önemli menfaat" inden söz etmenin mümkün olmadığı ve portföy kaybına uğramadığından denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağı sonucuna varıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından 01/07/2013 ile 09/01/2018 tarihleri arasında davalının acentesi olarak görev yaptığını, davalı tarafça sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesi üzerine TTK 122. Maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı talep edildiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davacı acentenin sözleşmesinin 09.01.2018 tarihinde feshedilmesine rağmen, bu tarihten sonra da acente tarafından kazandırılan müşteriler adına poliçeler düzenlenmeye devam ettiği tespit edildiği, fesih tarihinden sonra tanzim edilen 6 adet poliçe, davacı acentesinin portföyüne dâhil müşteriler adına düzenlenmiş olup; bu poliçelerin tanzim tarihleri 09.01.2018 - 08.02.2018 arasında olduğu, poliçelerin toplam net prim tutarı 7.072,49 TL, toplam komisyon tutarı ise 1.052,74 TL olup, poliçeler 5 farklı müşteri adına düzenlendiği tespit edilmiş olup buna göre davalının önemli bir menfaat elde etmesinin söz konusu olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Reddine, 2-732,00-TL karar harcının peşin alınan ve ıslah suretiyle ikmal olunan 2.202,78-TL den düşümü ile kalan 1.470,78-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı tarafından yapılan 196,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır