İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/931 E. 2024/931 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/931
- Karar No
- 2024/931
- Karar Tarihi
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/931 Esas - 2026/141 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/931 KARAR NO : 2026/141
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, taraflar arasındaki anlaşma gereğince davalı taraftan temin edilecek mallara ilişkin müvekkilince avans çekleri verildiğini, ancak davalı tarafından kararlaştırılan emtianın tesliminin gerçekleşmediğini, bu çeklerin, müvekkilinin keşide ettiği, .... .... .... .... .... .... .... .... Esas sayılı dosyasında anılan çekleri icra takibine koyduğunu ileri sürerek, bu çekler dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davaya yanıt vermemiştir. KANITLAR : .... .... .... .... .... .... .... esas sayılı dosyası getirtilmiş, takip alacaklısının davalı, takip borçlusunun davacı, takibin kambiyo senedine özgü nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında arabulucu anlaşamama tutanağı ibraz edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için mali müşavir bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmıştır. Anılan raporlarda; davacı şirket ticari defterlerinde, davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 4.400.000,29-TL tutarında bir adet hafriyat v.s faturasının mevcut olduğu, söz konusu fatura sonrasında, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen ve içlerinde takibe konu çeklerinde mevcut olan muhtelif tarihli çekler ile banka kanalıyla yapılan ödemelerin kayıtlı bulunduğu, fatura bedelinin mahsubu sonrasında davacı şirketin davalı şirketten 16/05/2024 olan takip tarihi itibariyle 482.840.236,11 TL alacağının mevcut olduğu, davalı kayıtlarında her hangi bir fatura kaydının mevcut bulunmadığı, davacı adına yapılan değişik işlere ilişkin toplam 667.054.774,11-TL tutarında hakediş kaydının tespit edildiği, ticari defterlerde davacı şirket tarafından yapılmış bir tahsilat kaydının yer almadığı, ancak, davalının davacı şirket tarafından yapılan ödemelere ilişkin ticari defter kayıtları haricinde bir hesap dökümü tuttuğu, bu hesap dökümündeki toplam tahsilat tutarının ise 526.627.544,94-TL olduğu, içerisinde dava konusu çeklerinde yer aldığının tespit edildiği, davalı ticari defter kayıt ve belgelere göre, yapılan ödemelerin hak ediş toplam tutarından tenzili sonrasında, davalı şirketin davacı şirketten 140.427.229,17-TL alacağının kaldığı hususları görüş olarak bildirilmiştir. GEREKÇE : Dava, çeklere dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacının, davalı ile aralarında emtia satımına dair ticari ilişki olduğunu, uyuşmazlığa konu çekleri satım bedelinin avansı olarak verdiğini, davalının ise emtiayı teslim etmediğini, buna rağmen davalının çekleri takibe koyduğunu, anılan çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti talep ettiği, davalının ise, davaya yanıt vermeyerek davanın reddini savunmuş sayıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Çekişme, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi nedeniyle satım bedelinin avansı olarak verildiği ileri sürülen çeklerin, satılanın teslim edilmemesi nedeniyle bedelsiz kalıp kalmadıkları, bu nedenle davacının çeklerden dolayı davalıya borcunun olup olmadığı yönlerinde toplanmaktadır. İddia, icra takip dosyası, taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının, taraflar arasında ticari satım ilişkisi olduğunu ileri sürerek davasını açtığı, çekleri satım bedelinin avansı olarak verdiğini ileri sürdüğü sabittir. Her ne kadar ticari defter ve kayıtlardan, taraflar arasında eser sözleşmesine bağlı bir takım ticari ilişki olduğu anlaşılmakta ise de, taraflarca getirme ilkesi uyarınca uyuşmazlığın satım sözleşmesi kapsamında çözümlenmesi gerekmektedir. TBK'nın 207. maddesi uyarınca satım sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alacının ise, buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği bir sözleşme türüdür. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Satıcıcı malı teslim ettiğini, alıcı da bedeli ödediğini kanıtlamalıdır. Satım sözleşmesi, icap ve kabul iradelerinin birleşmesiyle tesis edilen bir sözleşme olup, geçerliliği için ayrıca bir şekil şartı da bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, sözlü olarak da sözleşmenin yapılması mümkündür. Varlığının ispatı, genel hükümlere tabidir. Öte yandan, çek, ödeme aracıdır. Bu durum karşısında, davacı tarafın davalıyla emtia alım satımı konusunda ticari ilişkilerinin olduğunu, çekleri satım bedeline mahsuben verdiğini, ancak malın teslim edilmediğini ileri sürdüğü, yasal karine gereği bedeli ödediğine göre malın teslim edilmediğini ispat yükü altında bulunduğu, bu yönde kanıt sunmadığı gibi verilen süreye rağmen yemin deliline de dayanmadığı, davasını ispat edemediği sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının reddine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 8.197,20 TL peşin ve 73.775,00 TL tamamlama harcı toplamı 81.972,20 TL'den mahsubu ile bakiye 81.240,20 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Arabuluculuk aşamasında harcanan 3.600,00 TL giderin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesaplanan 642.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, Davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 18/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.