İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/872 E. 2025/885 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/872
- Karar No
- 2025/885
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/872 Esas KARAR NO: 2025/885 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ: 27/11/2024 KARAR TARİHİ: 20/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu ve müvekkili sigorta şirketine ------- vadeli genişletilmiş maksimum kasko poliçesi ile sigortalı ---- plakalı araç ile ----- plakalı araç arasında ---- tarihinde çok araçlı trafik kazası meydana geldiği ---- plakalı sigortalı araç hasara uğradığı, bunun üzerine ---- plakalı araç sahibi; aracında oluşan zararın giderilmesi için müvekkil şirkete başvuruda bulunduğu ve ---- numaralı hasar dosyası açıldığı, sigortacılık kanunu madde ------ göre delil niteliğinde olan eksper raporu düzenlendiği ve araçta meydana gelen hasar miktarının 162.650,12-TL olduğu tespit edildiği, tespit edilen hasar bedeli müvekkil şirketin anlaşmalı olduğu servise ödendiği, söz konusu kaza sonrası kolluk kuvvetleri tarafından Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlendiği, kaza tespit tutanağının incelenmesiyle, işbu kazanın meydana gelmesinde ----plakalı sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı, kazaya karışan ----- plakalı araçların ise eşit kusurlu olduğu tespit edildiği, her bir kusurlu aracın, hasar bedeli yönünden 81.325,06-TL (162.650,12-TL/2 : 81.325,06-TL)'den sorumlu olduğu tespit edildiği, ----- plakalı araç yönünden yapılan incelemede aracın ----poliçesinin ----- bulunduğu tespit edildiği, ---- rücu tahsilatı yapıldığı ve ------ plakalı araç yönünden sorumluluk kalmadığı beyan edilmekle, 81.325,06-TL bakiye hasar bedelinden----- plakalı aracın işleteni davalı ---------araçta meydana gelen hasardan sorumlu olacağı, yapılan bu ödemenin ardından müvekkili şirket gerek Türk Ticaret Kanununun 1472. Maddesi, gerek de kasko sigortası genel şartları B.4. maddesi gereği sigortalısının haklarına halef olacağı beyan edilmekle, davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, vekâlet ücreti ve sâir yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava etmiştir.
CEVAP:------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından başlatılan takip haksız ve hukuka aykırı olduğu, taraflarınca takibe karşı itiraz edildiği ve takibin durduğu, akabinde davacı tarafından haksız takibin yanında haksız ve hukuka aykırı işbu dava ikame edilmiş ise de işbu davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini, müvekkili şirketin aracına karşı başlatılan haksız takip çıkışı 81.325,06-TL neye istinaden istenilmekte olduğu belli olmadığı, --------- plakalı aracın sahibi olan müvekkil kendisinin kusuru bulunmadan meydana gelen kazada aracı zarar gören kişi konumunda olduğu, davaya konu edilmeye çalışılan kazada müvekkilin kusuru ileri sürülen şekilde olmadığı ve yapılan tespit, kusura ilişkin tutanak hukuka aykırı olduğu, yapılan bakım ve onarımın tamir bedellerini gerçeği yansıtmadığı kanaatinde oldukları ve bu anlamda öncelikle bir bilirkişi incelemesi yapılarak gerekli tamir bedelleri ve tamiratın fahiş miktarda bir bedel karşılığı yapılmış olması durumu irdelenmesi gerektiği beyan edilmekle, neticeten müvekkilinin kusuru bulunmayan hususta kusurlu gibi gösterilip ilgili fahiş bedellerin müvekkile yükletilmeye çalışılması usul ve yasaya aykırı olduğu beyanla, öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, ------Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde davacı sigorta şirketinin halefiyet hükümleri gereğince davalıdan rücu edip edemeyeceği ve rücu miktarı noktalarında toplanmıştır. Dava, ------ Esas sayılı dosyasına yapılan itiraz nedeni ile açılan itirazın iptali davası olduğu, davalıların tarafından meydana gelen hasardan dolayı sorumlu olup olmadığı, kusur oranı ve meydana gelen hasarın miktarı noktalarında toplanmıştır. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.İtirazın iptali istemine konu,--------Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosyanın Mahkememizce re'sen seçilecek bir makine ve sigorta (HMK m. 266/1) günsüz olarak tevdi edildiği, denetime elverişli ayrıntılı rapor alındığı görülmüştür. Bilirkişilerin ----------raporlarında özetle; davaya konu kazanın ---- plakalı aracın henüz tespit edilemeyen sürücüsü---- İstanbul istikametinde 2. şeritte seyir halindeyken belirtilen mevkiiye geldiğinde aynı istikamette 3. şeritte ilerleyen ---- plakalı araç sürücüsü ---- ile seyir esnasında yol verme tartışması ve sıkıştırma yaptığı ve --- plakalı aracın önüne kasıtlı olarak frenleme yaparak durduğu, bunun üzerine ----aracında çarpılma olmadan durduğu, aynı istikamette geriden gelen ------ plakalı aracın da ---- araç arkasında çarpışma olmadan durduğu, ve yine aynı yönde geriden gelen ----yönetimindeki aracın duramayarak ---- plakalı araca arka kısımdan çarptığı, çarpmanın etkisi ile---- plakalı araca çarpması sonucu çok araçlı trafik kazası meydana geldiği, kaza sonrasında ---- plakalı araç sürücüsünün kazayı fark etmesin rağmen kaza yerinden ayrıldığı tespit edildiği, --- plakalı aracın ön kısmında , --- plakalı aracın arka ve sağ yan kısmında,----- plakalı aracın arka sol kısmında maddi hasar meydana geldiği, kusur yönünden yapılan değerlendirmede; ----- plakalı araç sürücüsü ---- kendi yol bölümü olan şeridi takiben seyri sırasında, aynı istikamette aynı şeritte önünde seyreden ----- plakalı otomobile, yakın takip nedeni ile duramayarak arkadan çarpmıştır. ----- plakalı aracın sürücüsü önünde giden aracı güvenli ve gerekli bir mesafeden takip etmediği, Karayolları Trafik Kanununun 56/c, 84/d ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 107, 157/4 maddelerinde açıklanan kusurları işlediği, kendi ve trafik güvenliğini tehlikeye attığı, kazanın meydana gelmesinde asli ve %50 oranında kusurlu olduğu,-----plakalı araç sürücüsü --- araçların hasarlanmalarıyla neticelenen trafik kazasının oluşumunda arkasındaki aracın takip mesafesini korumaması nedeni ile kendisine arkasından çarpmasında ve çarpmanın etkisi ile hareketlenerek önündeki araca çarpmasında alabileceği herhangi bir tedbirinin bulunmadığı, kendisine kusur izafe edilmesinin uygun görülmediği ve kazanın meydana gelişinde kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı,---- plalakalı araç sürücüsü --- araçların hasarlanmalarıyla neticelenen trafik kazasının oluşumunda, arkasındaki 2. aracın takip mesafesini korumaması nedeni ile arkasındaki araca çarpması, onunda hareketlenerek kendi aracına çarpmasında alınabilecek herhangi bir tedbirinin bulunmadığı, kendisine kusur izafe edilmesinin uygun görülmediği ve kazanın meydana gelişinde kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı görülmüştür. Sigorta yönünden yapılan değerlendirmede: ---- tarihinde sigortalı vasıtanın ------ plakalı vasıtalar ile trafik kazasına karışması sonrasında, davacı şirket sigortalı ------ plakalı vasıtada oluşan hasar için ---------- olmak üzere toplam 162.650,12 TL hasar tazminat ödemesi yaptığı, davacı şirket kazaya karışan----plakalı vasıtanın % 50 kusuru oranınca ------ ödeme aldığı, bakiye 81.325,06 TL için diğer % 50 kusurlu bulunan ---- plakalı araç maliki davalıya rücu ettiği, davadan önce davalı aleyhine ------- esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebi incelenmesiyle 81.325,06 TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işleyen 41.742,04 TL avans faizinin talep edildiği, araç hasar bedeli 162.650,12 TL olduğu Davacı ---- tarihleri arası------- plakalı aracın kasko sigortacısı olduğu ve davaya konu hasar bedeli için 162.650 TL ödeme yaptığı, Karayolları Trafik kanuna göre, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar maddesi uyarınca araç maliki ----- sürücüsünün kusuru oranında, % 50, talep edilecek hasar bedelinden 81.325,06 TL’den sorumlu olduğu mütala olunmuştur.------Esas sayılı dosyası, Davacı sigorta şirketine ait ----plaka sayılı aracın kasko poliçesi, hasar dosyası, başvuru evrakı ve ödemeye ilişkin tüm evraklar, ---- plaka sayılı araçların tescil kayıtları ile davalı ticaret sicil kayıtları celp edilmiştir. TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak--------da belirtilmiştir. ------------ Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Somut olayda davacı sigorta şirketi sigortalısına ödediği tazminatı rücu için , sigortalısının haklarına halef olarak kazaya karışan karşı tarafın sigortasına ve aracın malikine karşı takip başlatmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir.Sorumluluk sigortaları TTK.nın 1473. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. “(1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.” şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir -------- 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Bir zarar sigortası türü olan -------- sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir -----------Davacı sigorta şirketi TTK 1472 madde kapsamında sigortalısının haklarına halef olmuş araç maliki aleyhine icra takibi başlatmıştır. Tüm dosya kapsamı, yukarıda yer alan açıklamalar ve bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde Davacı -----tarihleri arası------ plakalı aracın kasko sigortacısı olduğu, davaya konu hasar bedeli için 162.650 TL ödeme yapıldığı, Karayolları Trafik kanuna göre, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar maddesi uyarınca araç maliki ----- sürücüsünün kusuru oranında, % 50, talep edilecek hasar bedelinden 81.325,06 TL’den sorumlu olduğu, davalı tarafa rücu edebileceği tespit edilmekle yapılan hesaplamanın usul ve yasaya dosya kapsamına uygun olduğu bu sebeple bilirkişi raporu hükme esas alanarak davanın kabulü ile takibin devamına karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜNE, 1-Davalının --------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin devamına, 2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Karar harcı 8.406,71 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.486,34 TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan bakiye 6.920,37 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 1.486,34 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.913,94 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri 235,00 TL ve bilirkişi ücreti 12.000,00 TL olmak üzere toplam 12.235,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------------- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/11/2025