İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/87 E. 2026/229 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/87
- Karar No
- 2026/229
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/87 Esas KARAR NO : 2026/229
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/04/2019 KARAR TARİHİ : 01/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, kiracısı olduğu .... adresindeki işyerinde, oto gaz (LPG) dönüşüm ve elektronik işlemleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin yürütmekte olduğu bu ticari faaliyeti sırasında, davalı ile vardıkları anlaşma gereği 01.03.2016 tarihinde yaptıkları “Hizmet Satın alma Sözleşmesi” uyarınca davalı tarafın müvekkili şirketin kiracısı ve işletmecisi olduğu işyerinde, davalı ... (... ve Turizm Org) müvekkiline ait işyerini ve demirbaşlarını kullanarak, kara taşıtlarının genel bakım ve onarım işlerini yapacağının kararlaştırıldığını, ilgili sözleşmenin 6.1 maddesi gereği; sözleşme kapsamında davalı tarafın yapacağı işten elde ettiği kazancın kendisine ait olacağını, aynı maddenin 6.2 fıkrasında ise; davalı taraf yaptığı bu faaliyete karşılık olarak müvekkili şirkete ilk yıl için aylık 15.000,00-TL, ikinci yıl için aylık 18.000,00- TL, üçüncü yıl için aylık 19.800,00-TL dördüncü yıl için aylık 21.780,00- TL ve müteakip yıllarda da % 10 artışla, sabit aylık bedeller ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın mevcut sözleşmeye dayalı bu ilişki nedeniyle, 2018 yılına kadar olan aylık ödemelerini düzenli olarak yaptığını, 2018 yılına ait aylık 19.800,00-TL den olmak üzere 8 aylık ödemeyi yani toplam 158.400,00- TL’yi ödemediğini, müvekkilinin şifahi ödeme talepleri olumlu sonuçlanmadığını, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını, traflar arasındaki hukuki ilişkinin; alacak taleplerine dayanak oluşturan 01.03.2016 tarihli “Hizmet Satınalma Sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin işlettiği iş yerinde, belirli işlerin davalı tarafından yapılması karşılığında, aylık bir işletme bedeli alarak, davalı ile aralarında “işletme sözleşmesine” dayanan bir hukuki ilişki kurulduğunu, taraflar arasındaki hukuki ilişki; sözleşmenin kapsamı başlıklı 2.4 maddesinde belirtildiği üzere, kurulmak istenen hukuki ilişki, kiralama, işletme hakkının devri ya da adi ticari ortaklık olmadığını, sözleşme hukuki niteliği itibariyle, karma nitelikli bir “işletme sözleşme” olup, ticari nitelikli bir hukuki ilişki olduğunu, dava konusu talebin ise, taraflar arasında kurulan bu ticari ilişkiden (işletme sözleşmesinden) kaynaklanan bir alacak (işletme bedelinin tahsili) talebi olduğunu, 6217 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi: “Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlendiğini, her iki tarafın tacir olduğu kira sözleşmesi ilişkisinde taraflar tacir olduğu için yapılan iş, Türk Ticaret Kanunu’nu 4,5 ve 21. maddeleri gereğince ticari iş kabul edildiğini ve bu cihetle herhangi bir uyuşmazlıkta Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalıdan toplam 158.400 aylık işletme bedelinin, aylık ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, dava dilekçesinde ve dava dilekçesine ek sözleşme metninde her ne kadar ‘‘Hizmet Satınalma Sözleşmesi’’ olarak belirtilmiş olsa da; bu tanımlamanın hatalı olduğunu, hukuki ilişkinin tespitinde, tarafların ortak iradeleri ile birlikte edimlerinin hukuki amaç ve sonuçlarına da bakılması gerektiğini, işbu hukuki ilişkiye dayanak sözleşme alt kira sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin ise kiracı/kiralayan arasındaki hukuki ilişkiden ibaret olduğunu, davaya bakmada görevli mahkemenin İstanbul Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu yüzden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca ‘‘...’’ ... ... ’da bulunan iş sahası ve ilgili sözleşmeye ek demirbaşları müvekkili şirketin kullanımına sunacak olup; bu edimi karşılığında ücrete hak kazanacağını, iş sahasında; oto gaz dönüşüm ve elektronik işlemleri dışındaki tüm işler ( motorlu taşıtların genel bakım ve onarım ile yedek parça alım-satım vb işler) müvekkili şirket tarafından ifa edileceğini, sözleşmenin kapsam ve içeriğinden de anlaşılacağı üzere; müvekkilinin ifa edeceği maddi edimleri karşılığında; ...’ın kiracı sıfatıyla elinde bulundurduğu iş sahasının tamamına yakın bir bölümünü ve ...’ın sahip olduğu tüm demirbaşları da yalnızca kendisinin kullanacağını, müvekkil iş sahasını ve demirbaşları kullanmak suretiyle, müşterilerinin işlerini ve ayriyeten ...’ın yönlendireceği motorlu taşıtların işlerini bedeli karşılığında yapacağını, ...’ın faliyetinin sınırlandırılmış olması ve iş sahasında bu sınırlandırma harici tüm işlerin müvekkili eliyle yapılacak olması da göz önünde bulundurulduğunda, taraflar arasında bir alt kira sözleşmesi yapıldığının kabulünün gerektiğini, müvekkilinin ortak/yetkilisi olduğu ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ve yine devam eden tarihlerde faaliyete başlayan ... Tur. San. Tic. A.Ş.’ye davacı taraf ... ... Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından sözleşme süresince her ay kesilen ‘‘KİRA VE HİZMET BEDELİ’’ açıklamalı faturaların, müvekkilinin kira ve hizmet bedeli açıklamalı ödeme dekontları da tüm bu açıklamalarını doğrular nitelikte olduğunu, müvekkilinin, ‘‘...’’ ... Motorlu Taşıtlar Ve Servis Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.’ne aralarında akdedilen sözleşmeden doğan işbu davaya konu bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli ve hukuki mesnetten yoksun olarak müvekkilden haksız taleplerde bulunduğunu,12.06.2018 tarihinde sözleşmenin tarafları ortak iradeleri ile sözleşmenin konusuz kalması noktasında anlaştıklarını, iş sahasında bulunan ...’a ait tüm mallar (demirbaşlar dahil olmak üzere) müvekkilinin ortak/yetkilisi olduğu ... Tur. San. Tic. A.Ş. tarafından karşılığı ...’a ödenmek suretiyle toplam 250.000TL bedel ile vadeli olarak satın alındığını, ödemeler ve devirler devam eden aylara vadeli olarak yayıldığını, bu satış neticesinde ise, tarafların ortak iradeleri gereği sözleşmenin konusuz kaldığını, Haziran 2018 tarihi itibariyle ...’ın ilgili iş sahasında hiçbir faaliyeti kalmadığı gibi, sözleşmeden doğan hak ve alacağının da mevcut olmadığını, sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca kapsam maddesinde ki işin görülmesi için asli nitelik taşıyan demirbaşların müvekkilinin kullanımında olması gerektiğinin açık olduğunu, buna karşılık ...’ın karşı ediminin asli unsuru ivazlı olarak müvekkilinin uhdesine geçtiğini, sözleşme uyarınca ..., yalnızca oto gaz dönüşüm ve elektronik işlemleri husunda faaliyet gösterme hakkına sahip olmasına karşın; ilgili faaliyeti de göstermeye kanunen ehil durumda olmadığını, sözleşmenin 7.2 başlıklı maddesi uyarınca, ...’ın iş sahasında varlığını sürdürmesine dayanak kira ilişkisinin ve kira akdinin kusur şartı aranmaksızın herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda işbu sözleşme kendiliğinden sona ermiş kabul edileceğini, asıl kira sözleşmesinin tarafları (... ile iş sahası mülk sahipleri) arasında 2014 yılının Haziran ayından itibaren kira bedellerinin hiç ödenmemesinden kaynaklı olarak kira sözleşmesinin feshedildiği, tahliye talepli davalar açıldığını müvekkili tarafından sözleşme tanzim edildikten sonra haricen öğrenildiğini, mülk sahipleri tarafından 2018 yılından önce fesih edilen asıl kira sözleşmesinin; davaya konu sözleşmeyi kendiliğinden sona erdiğinden bahisle ...’ın müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağın olmadığını, davaya konu sözleşme ...’ın asli edimlerinin yerine getirilmesi hususunda imkansızlık nedeniyle konusuz kaldığı gibi, ...’ın kira sözleşmesinin feshedilmesine neden olduğundan bahisle de kendiliğinden sona erdiğini belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizden verilen 05/02/2020 tarih ve ... kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 13/09/2023 tarih ve 2020/1761 Esas 2023/1232 Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak, dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu görüldü. Mahkememiz dosyasının 22/05/2024 tarihli celsesinin 6 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, 02/08/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;" Tüm dava dosyası, iddia, savunma, Ba- Bs formları ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde; Taraflar arasında Hizmet satın alma sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 2016 yılında tanzim edildiği ancak başlangıç tarihinin belli olmadığı, tarafların davacı ... Şirketi ile davalı ... olduğu, Dava dilekçesinde davaya konu alacağın 2018 yılı kira/işletme alacaklarına ilişkin olduğunun belirtildiği, Sözleşmenin Fesih ve Sona ermesi başlıklı 7. Maddesinin 2 bendinde; “...'ın iş sahasında varlığını sürdürmesine dayanak kira ilişkisinin ve kira akdinin kusur şartı aranmaksızın herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda iş bu sözleşme kendiliğinde sonra ermiş kabul edilir, İş bu sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi durumunda taraflar birbirinden herhangi bir hak ve tazminat talebinde bulunamaz.” hükmü olduğu, Davalının 2016 ve 2017 Ba formu incelendiğinde taraflardan herhangi birinin diğerine herhangi bir fatura düzenlemediği, Davacı şirket Bs formlarına göre de; davacı şirket tarafından davalı yan adına herhangi bir fatura tanzim edilmediği, bu nedenle fatura tebliğ ve teslimine ilişkin herhangi bir inceleme yapılamadığı, Vergi Dairelerinden celp edilen belgelere göre; davalı ...”ın 31.03.2017 yılında ticari faaliyetini sona erdirdiği, bu nedenle şahıs firması olarak herhangi bir işyeri kiralama/işletme hakkının da bulunmadığı, Davacı tarafından “Davalı tarafın müvekkile yaptığı aylık ödemeleri gösterir banka kayıtları” olarak sunulan 2017 yılına ait ödeme kayıtlarında, ödeme yapan kişinin davalı şahıs olmadığı, ... ve Turizm San. Ve Tic. A.Ş. isimli şirket olduğu anlaşılmış, Tüm bu nedenlerle davacının, davalıdan alacaklı olduğuna dair bir tespit ve dolayısıyla hesaplama yapılmamıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. Mahkememiz dosyasının 06/11/2024 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, 20/11/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle:" Tüm dava dosyası, iddia, savunma, Ba- Bs formları ile dava dosyasına sunulan tüm deliller zerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde; Taraflar arasında Hizmet satın alma sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 2016 yılında tanzim edildiği ancak başlangıç tarihinin belli olmadığı, tarafların davacı ... Şirketi ile davalı ... olduğu, Dava dilekçesinde davaya konu alacağın 2018 yılı kira/işletme alacaklarına ilişkin olduğunun belirtildiği, Sözleşmenin Fesih ve Sona ermesi başlıklı 7. Maddesinin 2 bendinde; “...'ın iş sahasında varlığını sürdürmesine dayanak kira ilişkisinin ve kira akdinin kusur şartı aranmaksızın herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda iş bu sözleşme kendiliğinde sonra ermiş kabul edilir, İş bu sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi durumunda taraflar birbirinden herhangi bir hak ve tazminat talebinde bulunamaz.” hükmü olduğu, Davalının 2016 ve 2017 Ba formu incelendiğinde taraflardan herhangi birinin diğerine herhangi bir fatura düzenlemediği, Davacı şirket Bs formlarına göre de; davacı şirket tarafından davalı yan adına herhangi bir fatura tanzim edilmediği, bu nedenle fatura tebliğ ve teslimine ilişkin herhangi bir inceleme yapılamadığı, Vergi Dairelerinden celp edilen belgelere göre; davalı ...'ın 31.03.2017 yılında ticari faaliyetini sona erdirdiği, bu nedenle şahıs firması olarak herhangi bir işyeri kiralama/işletme hakkının da bulunmadığı, Davacı tarafından “Davalı tarafın müvekkile yaptığı aylık ödemeleri gösterir banka kayıtları” olarak sunulan 2017 yılına ait ödeme kayıtlarında, ödeme yapan kişinin davalı şahıs olmadığı, ... ve Turizm San. Ve Tic. A.Ş. isimli şirket olduğu anlaşıldığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün, 09.08.2024 Tarih, ... Sayılı yazısına ekli davacı şirket Bs formlarına göre davacı şirketin davadışı ... A.Ş ne 2018 yılında 12 belge karşılığı KDV hariç 303.388,00.-TL fatura düzenlediği davalı tarafından sunulan fatura örneklerinde 2018/Ağustos, Eylül ve 01.10.2018 tarihinde düzenlenen faturaların demirbaş eşya, alet edevat ve oto yedek parça faturaları olduğu, Davacı şirketin, Ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını, zamanında yaptırdığı, Ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbiri ile uyumlu olduğu ve doğruladığı, davacı şirketin 2018 takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK'nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterlerinde davalı yada davadışı ... A.Ş tarafından 12.08.2018 tarihinden sonra yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığı,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava; taraflar arasnıda imzalanan "Hizmet Satınalma Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeden kaynaklanan ve ödenmeyen aylık ücretlerin tahsili istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde; davalının mevcut sözleşmeye dayalı ilişki nedeniyle, 2018 yılına kadar olan aylık ödemelerini düzenli olarak yaptığını ancak 2018 yılına ait aylık 19.800 TL den olmak üzere 8 aylık ödemeyi yani toplam 158.400 TL’yi ödemediğini beyan etmiş ve ilgili bedelin tahsili için huzurdaki davanın açıldığını belirtmiştir. Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde; davalı ...’ın, ‘‘...’’ ... Motorlu Taşıtlar Ve Servis Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.’ne aralarında akdedilen sözleşmeden doğan huzurdaki davaya konu bir borcu bulunmadığını, 12.06.2018 tarihinde sözleşmenin tarafları ortak iradeleri ile konusuz kalması noktasında anlaşıldığını beyan etmiş ve davanın reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş ve bilirkişi raporu ve ek raporu aldırılmıştır. Dosya kapsamında tanzim edilen 05/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda " Tüm dava dosyası, iddia, savunma, Ba- Bs formları ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde; Taraflar arasında Hizmet satın alma sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 2016 yılında tanzim edildiği ancak başlangıç tarihinin belli olmadığı, tarafların davacı ... Şirketi ile davalı ... olduğu, Dava dilekçesinde davaya konu alacağın 2018 yılı kira/işletme alacaklarına ilişkin olduğunun belirtildiği, Sözleşmenin Fesih ve Sona ermesi başlıklı 7. Maddesinin 2 bendinde; “...’ın iş sahasında varlığını sürdürmesine dayanak kira ilişkisinin ve kira akdinin kusur şartı aranmaksızın herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda iş bu sözleşme kendiliğinde sonra ermiş kabul edilir, İş bu sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi durumunda taraflar birbirinden herhangi bir hak ve tazminat talebinde bulunamaz.” hükmü olduğu, Davalının 2016 ve 2017 Ba formu incelendiğinde taraflardan herhangi birinin diğerine herhangi bir fatura düzenlemediği, Davacı şirket Bs formlarına göre de; davacı şirket tarafından davalı yan adına herhangi bir fatura tanzim edilmediği, bu nedenle fatura tebliğ ve teslimine ilişkin herhangi bir inceleme yapılamadığı, Vergi Dairelerinden celp edilen belgelere göre; davalı ...’ın 31.03.2017 yılında ticari faaliyetini sona erdirdiği, bu nedenle şahıs firması olarak herhangi bir işyeri kiralama/işletme hakkının da bulunmadığı, Davacı tarafından “Davalı tarafın müvekkile yaptığı aylık ödemeleri gösterir banka kayıtları” olarak sunulan 2017 yılına ait ödeme kayıtlarında, ödeme yapan kişinin davalı şahıs olmadığı, ... ve Turizm San. Ve Tic. A.Ş. isimli şirket olduğu anlaşılmış, Tüm bu nedenlerle davacının, davalıdan alacaklı olduğuna dair bir tespit ve dolayısıyla hesaplama yapılmamıştır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Mahkememizce kök raporun dosyaya sunulması akabinde ; davalı tarafça davaya cevap dilekçesinde; 12/06/2018 tarihinde sözleşmenin tarafların ortak iradesi ile konusuz kaldığını, iş sahasında bulunan davacıya ait malların davalının ortak/yetkilisi olduğu dava dışı ... A.Ş. Tarafından karşılığı ödenerek satın alındığını beyan ettiği görüldüğünden bu iddianın araştırılmasına esas olmak üzere dosyanın yeniden ek rapora tevdi ile; davalı tarafça sunulacak faturalar da incelenerek, davalının bu iddiasının araştırılmasının bu kapsamda davacının defterlerinde 12/06/2018 tarihinden sonrasına ilişkin davalı tarafından veya davalının yetkilisi olduğu iddia edilen dava dışı ... A.Ş. Tarafından yapılan bir ödeme bulunup bulunmadığının var ise ödeme açıklamasının ne olarak görüldüğünün, ayrıca satıldığı iddia edilen demirbaşlara ilişkin davacı tarafından BA-BS bildirilip bildirilmediğinin incelenmesine ayrıca dosyaya sunulan taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak gerekirse terditli biçimde, davacının alacağına konu aylara ilişkin olarak sözleşme maddelerindeki hükümler de dikkate alınarak hesaplama yapılmasının istenilmesine karar verilmiş ve ek rapor dosyaya kazandırılmıştır. İlgili ek raporda " Tüm dava dosyası, iddia, savunma, Ba- Bs formları ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde; Taraflar arasında Hizmet satın alma sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 2016 yılında tanzim edildiği ancak başlangıç tarihinin belli olmadığı, tarafların davacı ... Şirketi ile davalı ... olduğu, Dava dilekçesinde davaya konu alacağın 2018 yılı kira/işletme alacaklarına ilişkin olduğunun belirtildiği, Sözleşmenin Fesih ve Sona ermesi başlıklı 7. Maddesinin 2 bendinde; “...’ın iş sahasında varlığını sürdürmesine dayanak kira ilişkisinin ve kira akdinin kusur şartı aranmaksızın herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda iş bu sözleşme kendiliğinde sonra ermiş kabul edilir, İş bu sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi durumunda taraflar birbirinden herhangi bir hak ve tazminat talebinde bulunamaz.” hükmü olduğu, Davalının 2016 ve 2017 Ba formu incelendiğinde taraflardan herhangi birinin diğerine herhangi bir fatura düzenlemediği, Davacı şirket Bs formlarına göre de; davacı şirket tarafından davalı yan adına herhangi bir fatura tanzim edilmediği, bu nedenle fatura tebliğ ve teslimine ilişkin herhangi bir inceleme yapılamadığı, Vergi Dairelerinden celp edilen belgelere göre; davalı ...’ın 31.03.2017 yılında ticari faaliyetini sona erdirdiği, bu nedenle şahıs firması olarak herhangi bir işyeri kiralama/işletme hakkının da bulunmadığı, Davacı tarafından “Davalı tarafın müvekkile yaptığı aylık ödemeleri gösterir banka kayıtları” olarak sunulan 2017 yılına ait ödeme kayıtlarında, ödeme yapan kişinin davalı şahıs olmadığı, ... ve Turizm San. Ve Tic. A.Ş. isimli şirket olduğu anlaşıldığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün, 09.08.2024 Tarih, ... Sayılı yazısına ekli davacı şirket Bs formlarına göre davacı şirketin davadışı ... A.Ş ne 2018 yılında 12 belge karşılığı KDV hariç 303.388,00.-TL fatura düzenlediği davalı tarafından sunulan fatura örneklerinde 2018/Ağustos, Eylül ve 01.10.2018 tarihinde düzenlenen faturaların demirbaş eşya, alet edevat ve oto yedek parça faturaları olduğu, Davacı şirketin, Ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını, zamanında yaptırdığı, Ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbiri ile uyumlu olduğu ve doğruladığı, davacı şirketin 2018 takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterlerinde davalı yada davadışı ... A.Ş tarafından 12.08.2018 tarihinden sonra yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığı, " şeklinde değerledirme yapıldığı görülmüştür. Ek raporun dosyaya sunulması akabinde mahkememizce davacı vekiline, alacak iddiasına konu adresi açık olarak bildirmek üzere süre verilmiş, akabinde ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak; davacının bildirmiş olduğu adreste davalı ... veya dava dışı ... A.Ş. Tarafından faaliyette bulunulup bulunulmadığı , bulunulmuş ise hangi tarihler arasında faaliyette bulunulduğu sorulmuş ve 21/03/2025 tarihli müzekkere cevabı celbedilmiştir. İlgili müzekkere cevabında " Tarh dosyası ve bilgisayar kayıtlarımız tetkikinde; ...(T.C ...) vergi kimlik numaralı ...'ın Şirketin 13/04/2016 tarihinden itibaren Kanuni Temsilcisi olarak faaliyette bulunduğu görülmektedir.Şirketin 01/07/2016 tarihinde Kocamustafapaşa Vergi Dairesinden nakil geldiği ve ... adresinde Motorlu Kara Taşıtlarının Karoser ve Kaporta Onarımı vb. Faaliyetleri'nde bulunduğu ve 24/12/2024 tarihinde Sarıyer Vergi Dairesine nakil gittiği görülmektedir." şeklinde cevap verildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının dava dilekçesinde; davalının mevcut sözleşmeye dayalı ilişki nedeniyle, 2018 yılına kadar olan aylık ödemelerini düzenli olarak yaptığını ancak 2018 yılına ait aylık 19.800 TL den olmak üzere 8 aylık ödemeyi yani toplam 158.400 TL’yi ödemediğini beyan ettiğinin görüldüğü, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakıldığında sözleşmenin ilk sayfasında hizmet sunan kısmında ... ve Tur. Org.- Can Canpolat şeklinde yazıldığı ancak sözleşmenin davacı ... tarafından imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşmeye taraflarca itirazda bulunulmadığı ancak mahkememizce yargılama aşamasında yapılan bilirkişi raporu ve ek raporu içeriklerinden davalının 2016 ve 2017 Ba formu incelendiğinde taraflardan herhangi birinin diğerine herhangi bir fatura düzenlemediğinin, davacı Bs formlarına göre de; davacı tarafından davalı yan adına herhangi bir fatura tanzim edilmediği, bu nedenle fatura tebliğ ve teslimine ilişkin herhangi bir inceleme yapılamadığının tespit edildiği, , HMK'nun 222. Maddesi gereğince, usulüne uygun olmasa dahi ticari defterlerin içeriğinin sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, davacı defterinde davalıdan huzurdaki davaya konu herhangi bir alacağının bulunduğuna dair delil ve emareye rastlanılmadığı bu hali ile davacının, davaya konu alacak iddiasın yazılı, yeterli delil ve belgelerle kesin olarak ispatlayamadığı kanaatine varıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi son cümlesine göre defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı ve usulüne uygun tutulsun ya da tutulmasın ticari defterlerin içeriği sahibi aleyhine delil sayılacağı, öte yandan davalının Vergi Dairelerinden celp edilen belgelere göre; davalı ...’ın 31.03.2017 yılında ticari faaliyetini sona erdirdiği, bu nedenle şahıs firması olarak herhangi bir işyeri kiralama/işletme hakkının da bulunmadığının bilirkişi raporu içeriğinden tespit edildiği, huzurdaki davada talebin 2018 yılına ait 8 aylık döneme ilişkin ödenmeyen hizmet bedeline ilişkin olduğunun açıklandığı ancak davacının talebine konu dönemde vergi dairesi ve bilirkişi raporu içeriğine göre davalının ticari faaliyetinin sona erdiğinin tespit edildiği, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın davacıya yaptığı aylık ödemeleri gösterir banka kayıtları” olarak sunulan 2017 yılına ait ödeme kayıtlarında, ödeme yapan kişinin davalı şahıs olmadığının, ... ve Turizm San. Ve Tic. A.Ş. isimli şirket olduğunun tespit edildiği, bir an için ödemenin dava dışı bu şirket tarafından davalı adına yapıldığı değerlendirilse dahi davacının talebine konu dönemde , davalının vergi dairesi kayıtlarına göre ticari faaliyetini sona erdirdiği de dikkate alındığında sözleşme kapsamında davaya konu bu dönemlere ilişkin olarak davalının sözleşme kapsamında hizmet aldığının ve hizmet sözleşmesi kapsamında ödeme yapma yükümlülüğü bulunduğunun ve alacak oluştuğununu dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, davacının defterlerinde ve vergi dairesi formlarında da alacak hususunda bir kayıt bulunmadığı hususları dikkate alındığından davacının davalıya karşı açmış olduğu huzurdaki davanın ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 2.705,08 TL harçtan mahsubu ile artan 1.973,08 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendisine iadesine, 6-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/04/2026
Katip ... (e-imzalıdır)
Hakim ... (e-imzalıdır)