İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/802 E. 2025/802 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/802
Karar No
2025/802
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/802 Esas KARAR NO : 2025/802

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket davalı ...Şti'den 4 Mayıs 2024 tarihinde ... Model ... alımı için anlaşmaya varmış ve bu anlaşma kapsamında 50.000 TL kapora olarak tabir edilen aracın ön ödemesini(bağlanma parasını) yapmıştır. Yapılan anlaşma gereği aracın Temmuz 2024 tarihinde teslim edileceği taahhüt edilmiştir. Ancak zamanında araç teslimi gerçekleşmemiştir. Müvekkil tarafına Mayıs ayından sonra herhangi bir bildirim gelmediğinden bahisle 2 Temmuz 2024 tarihinde kendisine atanan müşteri temsilcisine mail göndermiş "Tahmini teslimat tarihiniz Temmuz Ağustos aylarını kapsamaktadır. Sistem tarafından sizin ile bir araç eşleşmesi sağlandığında fiyat teklifi mail olarak gönderilecektir. Süreç içinde maillerinizi kontrol etmenizi rica ederiz." denmiştir. Ancak müvekkile şasi ataması yapıldığı bildirilmemiş, müvekkilin ödeme ve aracı teslim nasıl alacağı bildirilmemiştir. Müvekkilin aracının hazır olduğundan ve ödemesini yapması gerektiğini bilmeden siparişinin ödeme yapılmadığından bahisle 08.09.2024 tarihinde iptal olduğunu öğrenmiştir. Sipariş işlemleme bedeli olarak 06.09.2024 tarihinde 50.000 TL fatura kesilmiştir. Müvekkil bu faturaya karşı 09.09.2024 tarihinde iade faturası düzenlemiştir. Müvekkilin davalı ile anlaşması sonrası araç satın alınsa idi verilen 50.000TL bağlanma parası araç bedelinden düşecek idi. Dolayısıyla iş bu bedel cayma bedeli değil, bağlanma bedelidir. Kaldı ki davalı müvekkile aracı süresinde teslim etmediği gibi, gelen aracı hiçbir zararı olmadan başka kullanıcıya derhal satmış , müvekkile de bir sonraki teklifi beklemesini salık vermiştir. Müvekkilin yaptığı ödeme satış bedelinden düşeceği kararlaştırıldığından , satıcının cayması durumunda verilen bedelin iki katının verileceğine dair bir hüküm de yer almadığından iş bu bedelin cayma parası değil bağlanma parası olarak verildiği açıktır. Bağlanma parası ( pey akçesi ), sözleşme yapılırken bir kişinin vermiş olduğu paradır. Kaparo olarak da adlandırılan bu para cayma parası değildir. Sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bu para, alacaktan düşülür ( Türk Hukuk Lûgatı, 2021, s. 119, 120 ). Bağlanma parasının ( pey akçesi ) amacı, hem sözleşmenin yapıldığına delil oluşturmak hem de kısmi ifadır Bağlanma parası, sözleşmenin geçerli olması için gerekli bir şekil şartı olmayıp sözleşmenin kurulduğu yönünde ispat aracıdır. Müvekkil verdiği 50.000 TL ön ödemenin iadesine ilişkin ... 14. İcra Dairesi ...E sayılı dosyasınca alacak takibi yapmış ancak davalı/borçlu tarafından itiraz edilmiştir. Ardından ... Arabuluculuk Bürosu ... Başvuru Numaralı Dosyası ile taraflar biraraya gelmiş ancak anlaşamadığından iş bu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur. Yukarıda açıklanan ve özellikle vurgulanan konular doğrultusunda, tarafımızca ileri sürülen haklı taleplerin kabul edilmesi durumunda, davalı/borçlunun ... 14. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaliyle birlikte takibin devam etmesini,%20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının ödenmesini talep etmekteyiz. Ayrıca, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hususlarında da müvekkilimizin lehine bir karar alınması adına, ilgili giderlerin ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmekteyiz. İlgili kararın, müvekkilimizin haklı davasının bir sonucu olarak tarafımıza iletilmesini, fazlaya dair haklarımızın ise saklı kalmasını" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı siparişini tamamen kendi takdiriyle ve keyfi şekilde iptal etmiştir. Davacı, Müvekkil Şirket’ten satın alacağı araç kapsamında ödeyeceği bedelin tahmini bedel olduğu, fiyatın değişiklik gösterebileceği hususlarında davacı ile akdedilen Araç Rezervasyon Sözleşmesi ile peşinen uyarılmış, Davacı bu hususu kabul ederek Sipariş Ücreti’ni ödemiştir. Sözleşme’nin “Tahmini Satın Alma Bedeli” başlığı altındaHal böyle iken, Davacının siparişi keyfi olarak iptal etmesi haklı bir gerekçe teşkil etmemektedir. Nitekim “Araç Yapılandırması” başlıklı belgede de açıkça son fiyatın teslimata yakın bir tarihte sunulacağı Davacıya bildirilmiş ve Davacı yanca işbu husus açıkça kabul edilmiştir. Yine, Müvekkil Şirketçe yapılan sözleşmelerde Sipariş Ücreti’nin iade edilmeyeceği hüküm altında alınmıştır. Davacı da bu hususu kabul ederek Sipariş Ücreti’ni ödemiştir. Hal böyle iken, Davacının fiyat artışı gerekçesini ileri sürerek, rezervasyonunu iptal etmesi haklı bir sebep teşkil etmemekte olup tamamen kendi takdirine bağlı, keyfi bir iptaldir. Müvekkil Şirket, tüm şartları Davacı ile açıkça paylaşmış olup ekonomik ortamın da bilincindedir, Türkiye’deki yüksek enflasyon ortamında fiyatlar sık değişmektedir ve Davacı bunun sonuçlarını bilerek bu siparişi vermiştir, tüm araç firmaları da benzer şartlarla çalışmaktadır. Ayrıca, Davacı, Müvekkil Şirket’ten satın alacağı araç kapsamında Sözleşme ile teslimatın belirtilen tarihinin tahmini olduğu hususunda peşinen uyarılmıştır: “Sipariş Ücretinizi aldıktan sonra, Aracınızın tahmini varış zamanını sizinle e-posta, SMS veya TeslaApp aracılığıyla paylaşacağız. Aracınızın tahmini teslim tarihi sadece bir öngörü olup gerçek teslimat tarihiniz, Aracınızın konfigürasyonu, üretimin elverişliliği ve teslimat yeri dahil olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. Nihai Satım Sözleşmesini imzaladıktan sonra, Araç’ınızın bölgenizde bulunan ... Teslimat Merkezinizde veya kabul edebileceğimiz başka bir yerde teslimata hazır olmasını öngördüğümüz zamanı size bildireceğiz. Hazır Olma Tarihi, size daha önce bildirilen tahmini teslimat tarihinden daha erken bir tarihte olabilir ve transit kaynaklı gecikmeler de dahil olmak üzere bu tarihlerden herhangi birini değiştirme hakkını, bu tür değişiklikleri size bildirmek üzere, saklı tutarız.” Davacı ile akdedilen Araç Rezervasyon Sözleşmesi ile peşinen uyarılmış, bu hususu kabul ederek Sipariş Ücreti’ni ödemiştir. Davacının iadesini talep ettiği tutar, Sipariş Bedeli olarak belirlenen miktardır. Bu tutar aracın rezervasyonu için alınan miktar olup siparişinizin işleme konulması, nakliyesi, yeniden pazarlaması ve/veya Araç’ın yeniden satılması durumunda oluşacak fiili maliyetlerin adil ve makul bir hesaplamasını teşkil etmektedir. Aşağıda ilgili maddeleri sunulduğu üzere, Sözleşme’nin birçok bölümünde Tüketici ödediği Sipariş Ücreti’nin “Araç Konfigürasyonundaki Değişiklikler” başlığı altında düzenlenen istisnai haller dışında iade edilmeyeceği hususunda defalarca Sözleşme’de bilgilendirmiş, Tüketici de bu hususu açıkça kabul etmiştir: Ayrıca belirtmek gerekir ki, müşterilerin siparişlerini oluşturdukları Müvekkil Şirket resmi internet sitesinde, siparişin oluşturulması esnasında tüketicilerden sipariş ücretinin alınacağı ve bu tutarın iade edilmeyeceği, gözden kaçırılması mümkün olmayacak şekilde belirtilmektedir. Aşağıdaki görselde de dikkatinize sunulduğu üzere; tüketiciler bu hususu kabul ederek siparişini oluşturmaktadır. Davacı tarafın haksız davasının reddine, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; davacı tarafından davalı şirketten araç satın almak için ön sözleşme akdedildiği, teslim tarihi geçmesine rağmen aracın tarafına teslim edilmediği, ödemesi gereken nihai miktarın kendisine belirtilmediği ve davalı tarafça sözleşmenin iptal edilmiş olmasına rağmen ödemiş olduğu 50.000,00 TL'nin iade edilmediği iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. Maddesinde; "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir" şeklinde düzenleme yapılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. Maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Mahkememizce icra edilen 18/04/2025 tarihli duruşmanın 2 numaralı ara kararı ile; "Davacı vekilince aracın teslim tarihi geçmiş olmasına rağmen aracın teslim edilmediği ve aracın nihai miktarının kendisine bildirilmediği, sözleşmenin davalı tarafça iptal edilmiş olduğu iddia edilmiş olduğundan davalı vekiline taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden davacı tarafa ne zaman araç ataması yapıldığı, nihai sipariş bedelinin davacı tarafa bildirilip bildirilmediği, bildirilmiş ise hangi kanallar üzerinden bildirildiği ve sözleşmenin kim tarafından iptal edildiğinin açıklanması ile bu hususlara ilişkin tüm belgeleri mahkememize sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi hâlde davanın mevcut hali ile karar verileceğinin ihtarına" şeklinde ihtarat yapılmıştır. Verilen kesin süre içerisinde davalı vekili tarafından mahkememize herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından davalı ile araç satışı hususunda anlaşıldığı ve ön sipariş verildiği, buna istinaden 50.000,00 TL bağlanma parasının davalıya verildiği ancak davalı tarafından aracın nihai miktarının kendisine bildirilmediği ve sözleşmenin davalı tarafça iptal edildiği iddia edilerek bağlanma parasının tahsili amacıyla icra takibine yapılan itirazın iptali istenmiştir. Davalı tarafça ise sözleşmenin davacı tarafça keyfi olarak iptal edildiği savunulmuştur. Somut olayda davacının iddialarının aksini ispat külfeti davalı üzerindedir. Şöyle ki, davacı tarafından araç için nihai miktarın kendisine bildirilmediği ve ödeme için herhangi bir süre verilmediği iddia edilmiş olup davalı taraf satıcı olduğu da gözetilerek araç için hangi tarihte nihai miktarın davacıya bildirildiği, hangi kanallar(mail, uygulama gönderisi, yazılı ihtarname vs) üzerinden söz konusu bildirimin yapıldığı, hangi kanallar üzerinden davacıya ödeme yapılması için imkan sağlandığını ispata yarar belgelerin sahibi konumundadır. Dolayısıyla kendi elinde bulunan belgeleri davalı tarafın sunması mümkün değildir. Bir başka deyişle davalı tarafça "yokluk" iddia edildiğine ve davalı tarafça "varlık" savunulduğuna göre artık ispat yükü bir olgunun varlığını iddia eden taraftadır. Nitekim bu husus ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ... Karar sayılı ilamının karşı oyunun bir kısmında da; "İspat hukukunda ana ilke iddia edenin ispatla yükümlü olmasıdır. Bu kural, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddelerinde aynen ifadesini bulmuş, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirilmiştir. Öte taraftan bir vakanın mevcut olmadığı/gerçekleşmediği değil, onun mevcut olduğu, gerçekleştiği ancak ispatın konusu olabilir. Bir diğer ifadeyle yokluk değil varlığın kanıtlanması mümkün olup esastır. Çünkü yokluğun ispatı mümkün değildir." şeklinde ifade edilmiştir. Bu bağlamda; davalı tarafından davacı tarafa aracın nihai miktarının bildirildiğinin ve ödeme yapma imkanı verildiğinin ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak somut uyuşmazlıkta bu hususta mahkememizce davalı tarafa imkan verilmiş olsa da davalı tarafından herhangi bir belge sunulmaksızın sadece beyan dilekçesi ile davacı tarafın haksız olduğu savunulmuştur. Dolayısıyla davalı tarafça usulüne uygun şekilde davacının iddialarının aksi ispat edilememiş olup davacı tarafa ön satış sözleşmesine konu araç ataması yapılmadığı, araç değerinin bildirilmediği ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup davanın kabulüne ve alacağın likit, muayyyen olması ve sözleşmeden kaynaklanması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaati hâsıl olmuş olup aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KABULÜNE, 1-Davalı tarafından ... 14. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA, 2-Alacağın % 20'si olan 10.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL harçtan peşin alınan 603,88 TL'nin mahsup edilerek bakiye 2.811,62 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 603,88 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.031,48 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 50.000,00 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 73,00TL tebligat, posta gideri olan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/09/2025

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/802, K. 2025/802, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-802-e-2025-802-k-f8d8dc703f3c