İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/793 E. 2026/29 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/793
Karar No
2026/29
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 20....Esas - 20... T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 20.... KARAR NO : 20....

HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/11/2024 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:müvekkili ..... Şti. ile davalı ..... Şti. arasında gerçekleşen mal satışlarına ilişkin düzenlenen bir dizi faturanın vadesinde ödenmemesi nedeniyle 02.04.2024 tarihli ve SNT2024000000080 numaralı faturaya dayalı olarak davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu fatura bedelinin vade farkı gelirlerinden oluştuğunu, takibe konu alacağın ticari ilişkiye dayalı likit bir alacak olduğunu, Sakarya .... İcra Dairesi 20...E. sayılı dosyasında borçlunun faiz, feriler ve alacağın tamamına yönelik itirazı üzerine takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazıyla müvekkilinin alacağını tahsilinin engellendiğini, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına ve İİK m.67 uyarınca borçlu aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyan etmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının müvekkil şirket aleyhine vade farkı alacağına dayalı olarak açtığı davayı kabul etmediklerini, davacıdan alınan hizmetlerin karşılığının tamamen ödendiğini, vade farkına ilişkin hangi satış veya faturadan kaynaklandığının belirtilmediğini, taraflar arasında vade farkı ödenmesine dair ne yazılı bir sözleşme ne de yerleşik bir uygulamanın mevcut olmadığını, faturalardaki ibarelerin TTK m.23 uyarınca itiraz edilmemesinin vade farkının kabulü anlamına gelmeyeceğini, bu nedenle talebin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca taraflar arasında ödeme aracı olarak 4.400.000,00 TL bedelli bir çekin keşide edilerek verildiğini, bu çekin tahsil edilip edilmediği konusunda banka kayıtlarının celbini istediklerini, çek bedelinden fazla ödeme yapılmasına rağmen bakiye bedelin davacı tarafından iade edilmediğini, iade faturalarının da düzenlendiğini, ödemeler yapılmışken açılan bu davanın hukuka aykırı olduğunu ve vade farkı talebinin yazılı delille ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmektedir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava ; Sakarya .... İcra Müdürlüğünün 20....Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Sakarya ... İcra Müdürlüğünün 20....Esas sayılı takip dosyası kapsamında fatura ilişkisinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının ticari ilişki kapsamında ödeme yapıp yapmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı, taraflar arasında vade farkı anlaşmasının olup olmadığı, yok ise bu yönde bir teamül olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği hususlarında olduğu anlaşıldı. Sakarya ... İcra Müdürlüğünün 20....Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 952.524,76 TL fatura alacağı, üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "02.04.2024 tarihli SNT2024000000080 nolu fatura 1.194.838,40 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya tebliğe çkarıldığı, süresi içerisinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü. Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, faturalar düzenlendiğini, bu faturalara geç ödeme yapıldığını, bu nedenle vade farkı faturası düzenlendiğini, icra takibine geçildiği ileri sürmüştür. Davalı taraf ise davalıya borcu bulunmadığını, davacının vade farkı/kur farkı talep etmesinin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığını ileri sürmüştür. Tarafların süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği tespit edilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Tarafları ticari defterlerini inceleyen bilirkişi .....'nın sunduğu 07.08.2025 tarihli bilirkişi raporunda, tarafların ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, davaya konu takip talebinde talep edilen alacağın vade farkı faturasından kaynaklandığı, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 952.524,77 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıdan 242.313,64 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında vade farkının alınacağına dair yazılı sözleşme olmadığı tespit edilmiştir Bilirkişi raporunda vade farkının alınacağına dair teamül oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirme olmadığından ek rapor alınmıştır. 30.10.2025 tarihli ek raporda taraflar arasında ödemenin gecikmesine yönelik teamülün oluştuğu ancak vade farkı talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. Sunulan rapor yeterli görülmemiş ve teamül konusunda değerlendirme yapmak üzere bilirkişiden yeniden rapor alınmıştır. 14.11.2025 tarihli ek raporda ise taraflar arasında ödemenin gecikmesine yönelik teamülün oluştuğu, ticari defter kayıtlarında vade farkına dair yevmiye kaydının olmadığı belirtilmiştir. Alınan tüm raporlar taraflara tebliğ edilmiş ve rapora itirazlar incelenmiştir. Dosya kapsamı ile kök ve ek raporlar dikkate alınarak tarafların ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmıştır. Takibe konu alacak miktarının ve dava konusu uyuşmazlığın kaynağı ise 02.04.2024 tarihli SNT2024000000080 nolu fatura 1.194.838,40 TL tutarlı vade farkı faturasıdır. Sözü edilen faturanın vade farkı faturası olup olmadığı yönünde uyuşmazlık da yoktur. Davacının tek taraflı olarak vade farkı faturası düzenlemesi ve bunu kendi defterlerine kaydetmesi ile davalının bu vade farkı alacağından sorumlu olup olmayacağının ayrıca değerlendirilmesi gereklidir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 27/06/2003 tarihli kararında vade farkı; mal ve hizmet satım sözleşmesinde kararlaştırılan veya ticari teamüllere göre vade tarihinden başlayarak fiili ödeme tarihindeki mal ve hizmet bedeline ekleme yapılmak suretiyle semenin ulaştığı miktarı ifade ettiği kabul edilmiştir. Taraflar arasında geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.’nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyecektir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 27/06/2003 tarihli 2001/1 Esas 2003/1 Karar) Vade farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında vade farkının alınacağına dair sözleşmede açık hüküm bulunması veya vade farkı uygulamasının taraflar arasında sürekli uygulanan teamül haline gelmiş olması gereklidir. Bu yönde bir sözleşme ya da uygulama yok ise faturaya vade farkı alınır şeklinde bir şerhin bulunması ve bu faturaya itiraz edilmemesi vade farkının kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Bu hususun ispatı yükü vade farkının istenebileceğini iddia eden davacıdadır. Taraflar, aralarında vade farkının alınacağına dair yazılı bir sözleşme yoktur. Taraflar arasında vade farkının alınacağın dair yerleşmiş bir uygulama/teamül olduğuna dair bir belge ve bilgi de sunulmamıştır. Ayrıca vade farkı faturaları davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi 14.11.2025 tarihli ek raporda da belirttiği üzere ticari defterlerde vade farkı alacağına dair yevmiye kaydı olmaması da geçmiş dönemlerde teamül oluşturacak şekilde vade farkı faturasının düzenlenmediği sonucuna götürmüştür. Takibe konu faturalar üzerinde vade farkının alınacağı yazılmış olması ve davalının faturaya itiraz etmemiş olması halinde dahi davalının vade farkını kabul ettiği anlamı çıkarılamaz. Dolayısıyla, taraflar arasında vade farkının ödeneceğine dair teamülün oluştuğu ispatlanamamıştır. Takip dosyasında sadece vade farkına dair fatura üzerinden takibin yürütüldüğü, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan yargılamanın bu fatura üzerinden yapılması gerektiği, yukarıda değinildiği üzere vade farkının alınacağına dair yazılı bir sözleşme sunulmadığı gibi taraflar arasında bir teamülün olduğu da ispatlanamadığı, faturaya itiraz etmemenin sonucunun sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği anlaşılmakla davalının takip dosyasına yaptığı itirazın haklı olduğu kanaatiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 10.772,13-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 148.879,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydına, 6-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/01/2026

Katip ¸E-İmzalıdır

Hakim ¸E-İmzalıdır

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/793, K. 2026/29, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-793-e-2026-29-k-132789823e00