İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/77 E. 2025/294 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/77
Karar No
2025/294
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/77 Esas KARAR NO : 2025/294

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/02/2018 KARAR TARİHİ : 24/03/2025

Mahkememizin 2018/142 Esas, 2020/267 Karar, 09/03/2020 tarihli kararı BAM 17. Hukuk Dairesinin 2020/1777 Esas, 2024/78 Karar, 18/01/2024 tarihli ilamı Kaldırılmakla Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı aleyhine 23.315,60 TL tutarındaki alacağın tahsili için 16/06/2016 tarihinde ... 9.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından 21/06/2017 tarihinde dosyaya ibraz edilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına, tüm ferilerine, faize, faiz oranlarına, işlemiş ve işleyecek faizlere ve vekalet ücretine itiraz edildiğini, taraflar arasında 03/03/2015 tarihinde akdedilen sözleşme ile davalı tarafından davacıya ait sözleşmeye ekli lokasyonlarına temizlik hizmeti ve desteği verilmesi noktasında anlaşmaya varıldığını, sözleşme kapsamında davalının sözleşmede belirlenen şekilde ve zaman aralığında temizlik hizmeti vermeyi taahhüt ettiğini, daha sonra davalı ile karşılıklı anlaşmaya varılarak söz konusu sözleşmenin 12/08/2016 tarihli fesih protokolü ile 08/04/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiğini, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin devam ettiği süreçte davacıya ait ... Mağazasında çalışan personelin kimlik bilgilendirme formlarının emniyete bildirilmesi esnasında mağaza müdürü tarafından sehven davalı çalışanı olan dava dışı ...’nın da çalışanlar arasında bildirildiğini ve bu hatalı işlemin düzeltilmesi için anılan personelin 20/08/2015-28/08/2015 tarihleri arasında davalı personeli olduğunu gösterir aylık prim hizmet belgesinin SGK’ya sunulmak üzere davalıdan talep edildiğini, ancak davalının bu süreçte çalışanına dair istenilen belgeleri davacıya iletmemesi nedeniyle davacı aleyhine SGK tarafından işlemler tesis edildiğini, sigortasız personel çalıştırıldığı gerekçesiyle yasa gereği kendisine sağlanan prim indirimlerinden davacının faydalanamadığını ve ayrıca idari para cezası ödemek durumunda kaldığını, davalının davacının yasa gereği kendisine sağlanan prim indirimlerinden faydalanamaması sonucu uğramış olduğu takibe konu zarar miktarından ve ödenen idari para cezasından sorumlu olduğunu, davacı tarafından sigorta hususunda daha büyük hak mahrumiyetine uğramamak adına kesilen i dari para cezasının mecburen 06/05/2016 tarihinde erken ödeme indirimi ile birlikte 3.915 TL olarak ödenerek borcun kapatıldığını, SGK tarafından davacıya ait ilgili işyerinde 5510 Sayılı kanundan doğan %5’lik indirimden yararlanma hakkının 1 yıl süre ile iptal edildiğini, davacının yararlanamadığı prim indirimi zarar miktarının 13.008,47 TL olduğunu, ayrıca davacıya ait işyerinde 6111 Sayılı Kanunundan kaynaklanan indirimden de faydalanılamadığını, davacının yararlanamadığı indirim olan zarar miktarının da 6.002,59 TL olduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisinin kendi kadrosunda sigortalı olarak çalışmayan bir işçiyi, kendi kadrosundaki personelmiş gibi resmi makama bildirdiğini, olayın başlangıcının bu kusurlu davranışa dayandığını, davacının kendi kusurlu davranışına istinaden davalıya karşı bir hak iddiasında bulunamayacağını, davalıya atfedilen bir kusur olmadığını, bir an için davacıya atfedilecek bir kusurun var olduğu düşünülse dahi bu durumda BK.50.madde uyarınca hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğini, hatta BK.52.madde uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuşsa bu durumda davalının sorumluluğundan söz etmenin imkansız olduğunu, davalı tarafından dava dilekçesinde adı geçen Ümmühan Kaya’nın işe giriş bildirgesi, işten ayrılış bildirgesi ve işyeri sicil numarası belgesini dilekçeleri ekinde sunduklarını, bu bildirgelerin verilmesi üzerine davalı şirketin defter ve kayıtlarının sosyal güvenlik denetmeni tarafından incelendiğini ve 01/12/2016 tarihli denetmenlik raporunun düzenlendiğini, davalının üzerine düşen vecibeleri yerine getirdiğini, davacının SGK tarafından kendisine kesilen cezaya karşı dava yoluna gitmediğini, dava yoluna gitmediği gibi yaptığı ödemeyi ihtirazi kayıt ile de ödemediğini, dava yoluna gidilmiş olsa idi cezanın iptal edileceğini, davacının kendi üzerine düşün sorumluluk ve vecibelerden kaçındığını, dolayısı ile kendi kusuru ile sebebiyet verdiği eylemini yasal yollara müracaattan kaçınarak sonuçlarını daha da ağırlaştırdığını, davalının bu kusurlu davranışlarının sonuçlarından sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun olmadığını, davacı tarafından ödenen para cezasının fazla olmasının davacının daha öncede benzer bir eylem yapmasından kaynaklandığını, bir an için cezanın davalının kusurundan kaynaklandığı düşünülse dahi tekerrür dolayısı ile oluşan fazlalığın davalıdan istenemeyeceğini, bahsedilen olay nedeniyle davacıya hitaben gönderilen 24/03/2016 tarihli yazı incelendiğinde cezanın 2 katı olarak uygulandığının anlaşıldığını, davacı daha öncede benzer bir usulsüzlükle muhatap olduğu için cezanın bir katı yerine iki katı olarak uygulandığını, dolayısı ile en azından bu alacak kalemine ait 5.221 TL’nin yarısı olan 2.610,50 TL’den davalının sorumlu olmayacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizin 2018/142 Esas, 2020/267 Karar, 09/03/2020 tarihli kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, BAM 17. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar, 18/01/2024 tarihli ilamı ile; "mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3.915 TL idari para cezası, 389,54 TL işlemiş faiz, 13.008,47 TL mahrum kalınan teşvik tutarı olmak üzere toplam 17.313,01 TL alacak üzerinden takibe itirazın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de, 6111 Sayılı Kanun ile 4447 Sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde gereği yararlanılamayan indirim tutarı olarak talep edilen 6.002,59 TL alacak kalemine yönelik herhangi bir tartışma ve değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece, bu talebe ilişkin iddia ve savunmanın değerlendirilmesi yönünden hangi tarafın haklı, hangisinin haksız olduğu hususunda da herhangi bir gerekçeye yer verilmediği gibi fazlaya ilişkin talebin reddine dair kanaate nasıl ve hangi delile dayanılarak varıldığı da tartışılmamıştır. Oysa kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Mahkemece, davacının, 6111 Sayılı Kanun ile 4447 Sayılı Kanuna eklenen geçici 10.madde gereği yararlanılamayan indirim tutarı olarak talep ettiği 6.002,59 TL alacak kalemine ilişkin kararın gerekçesi açıklanmamıştır. Bu nedenle Mahkemenin, belirtilen yasal düzenlemelerin aksine, gerekçesiz şekilde oluşturduğu karar usul ve yasaya uygun değildir." denilerek Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan yeniden yargılama ile, dosya bozma öncesi rapor sunan bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 29/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "6111 Sayılı Kanun ile 4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesi ile getirilen sigorta prim teşviki, sigortalının prime esas kazancının üzerinden hesaplanmaktadır. Kapsama giren sigortalının prime esas kazancı üzerinden hesaplanan sigorta priminin işveren hissesine ait kısmının tamamının teşvik kapsamında olduğu, işveren hissesine ait tutarın 5 puanlık kısmı hazine tarafından geriye kalan kısımları ise İŞKUR tarafından karşılanacağı, bu teşvik kapsamında yararlanabilmesi için; çalıştırdıkları sigortalıların aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde SGK'ya vermesi, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarını yasal süresi içinde ödemesi, sigortalının işe alındığı işyerinden dolayı SGK'ya prim, idari para cezası, gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmamasının şart olduğu, prim borçlarının yeniden yapılandırılmış veya taksitlendirilmiş olması durumunda taksitlendirme ve yapılandırma sürecinin devam ettiği sürece işverenlerin bu teşvikten yararlanabildiği, sigortasız işçi çalıştırdığı tespit edildiğinde işverenlerin 1 yıl süreyle bu destekten faydalanamayacağı, dava konusu olayda, davalı işverenin dava dışı işçi ...'nın SGK'ya bildirimini yapmaması sebebiyle davacı tarafın idari para cezası ve yararlanması gereken bir takım teşviklerden yararlanamamasına sebebiyet vererek zarara uğrattığı, bu durumlarda sorumluluğun yüklenici firmada olduğunun taraflar arasındaki sözleşmede düzenlendiği, işbu sebeple kök raporda belirtilen davalı sorumluluklarının yanında 6111 Sayılı Kanun ile 4447 Sayılı Kanuna eklenen geçici 10.madde gereği yararlanılamayan indirim tutarı olarak 6.002,59 TL'den de davalı tarafın sorumlu olduğu" belirtilmiştir. Mahkememizin 30.09.2024 tarihli duruşma 2 no'lu ara kararı ile, davacının 5510 s.K. 'dan doğan % 5 'lik indirimden faydalanma şartları ile hesaplamanın tablo halinde gösterilmesi yine davacının 6111 sayılı yasa ile 4447 sayılı Yasaya eklenen geçici 10. madde ile getirilen sigorta prim teşvikinden yararlanma şartlarının değerlendirilmesi ile hesaplamanın tablo halinde denetime açık bir biçimde gösterilmesi için dosya yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 28/10/2024 tarihli ek raporda; "5510 sayılı Kanun kapsamındaki teşvik ile işveren hissesine düşen prim oranından 5 puanlık tutarın teşvik tutarını ifade ettiği, 6111 sayılı Kanun kapsamındaki teşvik ile ilave istihdam kapsamındaki sigortalı sebebiyle 5510 sayılı Kanun kapsamındaki 5 puanlık tutarı aşan işveren priminin tamamı İş Kur tarafından karşılandığı, davacının kayıt dışı istihdam sebebiyle 5510 ve 6111 sayılı Kanunlar ile getirilen prim teşviklerinden mahrum kaldığı tutarların raporda ayrıntılı şekilde tablo halinde belirtilmiş olup toplam prim tutarının 260.164,24-TL, 5 puanlık teşvik tutarının 13.008,21 olduğu, raporda tablo-2'de 5 puanlık teşvik tutarını aşan(5510 teşvikinin dışlanması sonrası 6111 teşvik tablosu) mahrum kalınan toplam teşvik tutarının 3.832,81-TL olduğu, buna göre mahrum kalınan toplam teşvik tutarının 16.841,02-TL olduğunun tespit edildiği, İPC tutarı olan 3.915,00-TL ile birlikte genel toplam 20.756,02 olduğu belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, BAM karar ilamı, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen 03/03/2015 tarihli sözleşme ile davalının davacı şirkete temizlik hizmeti desteği sunduğu, sözleşmenin devam ettiği süreçte davacının ...mağazasında çalışan personelin emniyete bildirimi esnasında sehven davalı çalışanı ...'nın da bildirildiği, SKG tarafından kayıt dışı istihdam olarak kabul edilen işlemden dolayı düzenlenen idari para cezasının iptali için davacının davalıdan işçinin çalışanları olduğuna ilişkin belgeleri sunmasını istediğini, belgelerin sunulmaması nedeniyle davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan idari para cezası ile yasa gereği prim indiriminden yararlanılamaması sonucu olan zararın tahsili amacıyla davacı tarafından ... 9.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, süresi içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Asıl-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu durumlarda; asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri incelendiğinde; sözleşmenin 6.29 maddesinde; “Marmara, çalıştırdığı işçilerin sigorta ve iş güvenliğinden sorumludur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ve SSK.’nın ilgili mevzuatları aynen geçerli olup, ilgili Kanun ve Mevzuatlar gereğince tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi (çalışanların primlerinin eksiksiz ve tam olarak zamanında ödenmesi, maaşlarının ödenmesi vs.) ...’nın sorumluluğundadır. ..., ...’ya temin ettiği personelin SSK kartlarını ve aylık bildirgelerini düzenli olarak her ay ...’ya vermekle yükümlüdür. 6.30 maddesinde; “ çalıştırılan personel ile ilgili, başta SGK ve İş Kanunu olmak üzere diğer vergi ve kanuni tüm yükümlülükler Marmara sorumluluğu altındadır. ... tarafından ...’ya temin edilen çalışanlar, ...’nın bordrosu altında olacaklardır. Çalışanların asıl ve tek işvereni Marmara’dır. ..., çalışanların 4857 Sayılı İş Kanunundan doğan tüm işçilik alacaklarının ödenmesinden bizzat sorumludur. Herhangi bir nedenle ..., ... çalışanlarına İş Kanunundan kaynaklı her ne isim altında olursa olsun işçilik alacaklarını ödemek zorunda kalır ise bu durumda ..., ... tarafından ödenen bu miktarları itiraz etmeksizin derhal ...’ya ödeyeceğini kabul beyan ve taahhüt eder. ..., bahse konu tutarları Marmara’nın doğmuş-doğacak hak edişlerinden tek taraflı mahsup etme hak ve yetkisine de sahiptir.” Taraflar arasındaki 12/08/2016 tarihli fesih protokolünün 5.2 maddesinde; “madde 5.1 özellikle ...’nın personellerini sigortasız çalıştırması sebebiyle ...’nun SGK.nun sunduğu ayrıcalık ve olanaklardan faydalanamaması durumları içinde geçerlidir. ..., ... mağazalarında SKG tarafından ...’ya ait sigortasız personel çalıştırıldığının tespit edilmesi halinde ... aleyhine herhangi bir kamu kurumu tarafından kesilebilecek olan idari para cezasını ödeyeceğini, ...’nun uğrayacağı her türlü zararı karşılanacağını kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce denetlenebilir ve hükme esas alınan bilirkişi raporları ile dava konusu olayda, davalı işverenin dava dışı işçi ...'nın SGK'ya bildirimini yapmaması sebebiyle davacı tarafın idari para cezası ve yararlanması gereken bir takım teşviklerden yararlanamamasına sebebiyet vererek zarara uğrattığı, bu durumlarda sorumluluğun yüklenici firmada olduğunun taraflar arasındaki sözleşmede düzenlendiği, davacının kayıt dışı istihdam sebebiyle 5510 ve 6111 sayılı Kanunlar ile getirilen prim teşviklerinden mahrum kaldığı, 5510 sayılı Kanun kapsamındaki teşvik ile işveren hissesine düşen prim oranından 5 puanlık tutarın teşvik tutarını ifade ettiği, raporda ayrıntılı tablo halinde gösterildiği üzere 5 puanlık teşvik tutarının 13.008,21 olduğu yine 6111 sayılı Kanun kapsamındaki teşvik ile ilave istihdam kapsamındaki sigortalı sebebiyle 5510 sayılı Kanun kapsamındaki 5 puanlık tutarı aşan işveren priminin tamamı İş Kur tarafından karşılandığı dikkate alındığında, 5 puanlık teşvik tutarını aşan, mahrum kalınan toplam teşvik tutarının 3.832,81-TL olduğunun tespit edildiği, buna göre mahrum kalınan toplam teşvik tutarının 16.841,02-TL olduğu buna göre ... tutarı olan 3.915,00-TL asıl alacak ile 389,54-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 21.145,56-TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, ... 9.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasında yapılan icra takibine davalının itirazının 3.915,00-TL asıl alacak (idari para cezası), 389,54-TL işlemiş faiz ve 13.008,21-TL asıl alacak(5510 sk gereği yararlanılamayan % 5 SGK işveren indirim payı indirim tutarı) ve 3.832,81-TL olmak üzere toplam 21.145,56-TL üzerinden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-İcra İflas Kanun'unun 67/2. maddesi uyarınca asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanan 4.151,20-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.444,45-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 398,18-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.046,27-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 21.145,56-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 2.170,04-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 398,18-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 398,18TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 3.600,00-TL Bilirkişi ücreti, 610,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.210,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.818,16-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 24/03/2025

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/77, K. 2025/294, T. 24.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-77-e-2025-294-k-6505762fef8b