İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/743 E. 2026/182 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/743
Karar No
2026/182
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:...Esas -... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI : 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ...

Mahkememize açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 03/04/2024 tarihinde sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile müvekkili sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin aracında yangın meydana geldiğini, Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... d.iş sayılı dosyasında tespit raporu alındığını, alınan raporda ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, müvekkiline ait aracın emsal değerinin 1.500.000,00-TL olduğu, meydana gelen hasarların darbe + darbeden kaynaklı kablo kopması ile oluşan kısa devre + sonradan meydana gelen araçtaki kısmi yangının kazanın oluş şekline ve doğrudan illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiğini, aracın perte çıkarılması ve sovtaj işlemlerinin gerçekleştirilmesini aksi takdirde hasar bedeli ve değer kaybının müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini ancak davalı sigorta şirketinden olumlu dönüş yapılmadığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alamadıklarından bahisle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik terditli olarak yeniden görülmesi gerekmesi durumunda ... plakalı aracın incelenmesi amacıyla keşif yapılmasına, müvekkiline ait aracın pert olduğunun tespiti halinde 100,00-TL pert tazminatı, 100,00-TL sovtaj bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100,00-TL araç mahrumiyet tazminatının davalı ...'dan münferiden tahsiline, aracın pert olmadığının tespiti halinde ise 100,00-TL pert tazminatı, 100,00-TL sovtaj bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100,00-TL araç mahrumiyet tazminatının davalı ...'dan münferiden tahsiline, yargılama giderlerinin ve Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasında yapılan giderlerin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olmadığını, yol kenarında park halinde duran araçların müterafik kusurlu olduğunu, kaza fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere park halindeki araçların müvekkilinin görüş açısını kapattığını, davacının aracını hız limitlerinin üzerinde kullandığını, araçta meydana gelen yangının müvekkilinin çarpması sonucu oluşmadığını, davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, her ne kadar dava haksız fiil sebebiyle açılmış olsa da herhangi bir ceza soruşturması yada kovuşturması mevcut olmadığını, somut olayda haksız fiil de bulunmadığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, tazminattan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, davanın öncelikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde ispatlanamayan davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin rizikodan en çok poliçe limitleri dahilinde ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı tarafın kendi kasko sigorta poliçesi kapsamında tüm zararını tahsil ettiğini, buna rağmen dava açmasının kötü niyetli ve haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, aracın rayiç değerinin gerçek zarar ilkesi gereğince hesaplanması gerektiğini, davacı tarafça dava açmadan önce açtığı tespit dosyasında yaptığı giderlerden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Sigorta poliçesi, kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin fotoğraflar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtları, Kayseri İl Emniyet müdürlüğünün cevabi yazısı ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, tanık beyanları alınmış, mahallinde keşif icra edilmiş ve bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır. Dosyaya mübrez 31/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda: ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'un sevk ve idaresindeki araç ile günün gündüz vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması ve karşılaşmış olduğu kavşağın kendi seyir istikametine göre "DUR" trafik tanzim levhası bulunmasından dolayı kavşağın diğer kolunda ana yol üzerinde seyir halinde olan araçları beklemesi gerekirken beklemediği ve dava konusu araca çarpması ile sebebiyet verdiği olayda asli ve tam kusurlu olduğu; ... plakalı sayılı araç sürücüsü ...'ın ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkinliği olmadığından kusurunun olmadığı, dosya muhteviyatı incelendiğinde gerek itfaiye raporları, gerek önceki bilirkişi raporları gerekse 09/04/2025 tarihinde Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Keşif Heyeti ile birlikte yapmış olduğumuz incelemeler sonrası değerlendirmelerime göre oluşan hasarın meydana gelen dava konusu kaza ile doğrudan illiyet bağı bulunduğu, ... plaka sayılı aracın ... plakalı sayılı araca çarpması ile ... plakalı sayılı aracın arka bagaj sağ iç kısımda bulunan aracın tüm elektrik tesisatının ve akünün bulunduğu kısmın darbenin şiddeti ile o bölgede bulunan kabloları kısa devre yaptırdığı ve akabinde elektrik yangının oluştuğu, dava konusu hasar nedeniyle ... plakalı sayılı araçta oluşan hasarın sağ ön ve arka kapı, sağ ön ve arka çamurluklar, sağ yan ön ve arka kapı camları, arka cam, tavan ve döşemeler, arka tampon, airbagler, sağ marşpiyel, koltuklar, arka bagaj kısmı, depo kapağı, arka çamurluk davlumbazı ve elektrik tesisatı yangına bağlı ağır şekilde hasarlanmış ve bu büyük çapta onarım bedelinin kaza tarihinde araç serbest piyasa rayiç bedeli (1.500.000-TL) ile kıyaslandığında pert yapılmasının uygun olduğu, ... plakalı sayılı 2012 model BMW 3.20 D tip araçta dava konusu kaza nedeniyle oluşan hasar miktarının araç rayiç bedelinin %51'inin çok üstünde olacağı, hasarlı haldeki sovtaj bedelinin 300.000,00-TL olarak değerlendirildiği, kaza tarihindeki ikinci el satış bedelinin yapılan internet ve piyasa araştırmaları sonrası, önceki bilirkişi raporlarına iştirak edilmesinin uygun olduğu ve 1.500.000-TL olarak göz önüne alınacağı ve davacının gerçek zararının 1.200.000-TL olduğu, ... plaka sayılı araçta dava konusu kaza sonrası uygulanan pert total işlemi sonrası, kaza olmasaydı dahi davacı tarafından yapılması gereken yakıt vb. zorunlu gider kalemleri (100-TL) haricinde 10 günlük yeni bir araç alımı için geçireceği makul sürenin aracı kullanamamaktan doğan mahrumiyet bedelinin emsal (2012 model, 3.20 D) araç açısından kaza tarihinde günlük 1.650,00-TL olacağı bu durumda araç mahrumiyet zararının (ikame araç bedeli) 16.500,00-TL olduğunun değerlendirildiği görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Taraflarca kök rapora yapılan itirazların değerlendirilmesi amacıyla bilirkişiden alınan 23/08/2025 tarihli bilirkişi ek raporda: itfaiye raporları, gerek önceki bilirkişi raporları gerekse 09/04/2025 tarihinde Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Keşif Heyeti ile birlikte yapılan incelemeler sonrası değerlendirmelere göre oluşan hasarın meydana gelen dava konusu kaza ile doğrudan illiyet bağı bulunduğu, ... plaka sayılı aracın ... plakalı sayılı araca çarpması ile ... plakalı sayılı aracın arka bagaj sağ iç kısımda bulunan aracın tüm elektrik tesisatının ve akünün bulunduğu kısmın darbenin şiddeti ile o bölgede bulunan kabloları kısa devre yaptırdığı ve akabinde elektrik yangının oluştuğu, dava konusu hasar nedeniyle ... plakalı sayılı araçta oluşan hasarın sağ ön ve arka kapı, sağ ön ve arka çamurluklar, sağ yan ön ve arka kapı camları, arka cam, tavan ve döşemeler, arka tampon, airbagler, sağ marşpiyel, koltuklar, arka bagaj kısmı, depo kapağı, arka çamurluk davlumbazı ve elektrik tesisatı yangına bağlı ağır şekilde hasarlandığı ve bu büyük çapta onarım bedelinin kaza tarihinde araç serbest piyasa rayiç bedeli (1.500.000-TL) ile kıyaslandığında pert yapılmasının uygun olduğu, ... plakalı sayılı 2012 model BMW 3.20 D tip araçta dava konusu kaza nedeniyle oluşan hasar miktarının araç rayiç bedelinin %51'inin çok üstünde olacağı, hasarlı haldeki sovtaj bedelinin 300.000,00-TL olarak değerlendirildiği, kaza tarihindeki ikinci el satış bedelinin yapılan internet ve piyasa araştırmaları sonrası, önceki bilirkişi raporlarına iştirak edilmesinin uygun olduğu ve 1.500.000-TL olarak göz önüne alınacağı (ilan resimleri güncel fiyatları göstermekte olup, kaza tarihindeki rayiç bedel) ve davacının gerçek zararının 1.200.000-TL TL olduğu, ... plakalı aracın tamiri ekonomik olmadığından perte ayrılmasının uygun olduğu, araç ve bir araç almak için geçecek makul sürenin 10 gün olarak sovtaj bedeli ödemeleri yapıldıktan sonra yeni gerçekleşeceği, ... plaka sayılı araçta dava konusu kaza sonrası uygulanan pert total işlemi sonrası, kaza olmasaydı dahi davacı tarafından yapılması gereken yakıt vb. zorunlu gider kalemleri (100,00-TL) haricinde 10 günlük yeni bir araç alımı için geçireceği makul sürenin aracı kullanamamaktan doğan mahrumiyet bedelinin emsal (2012 model, 3.20 D) araç açısından kaza tarihinde günlük 1.650,00-TL olacağı bu durumda; araç mahrumiyet zararının (ikame araç bedeli) 16.500,00-TL olduğunun değerlendirildiği, kök rapordaki kanaatlerinde bir değişiklik olmadığını bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen trafik kazasında davacının aracında oluşan hasar bedelinin, değer kaybının ve aracı kullanamamaktan kaynaklı ikame araç zararının tazmini talebine ilişkindir. Davacı taraf dava dilekçesinde 03/04/2024 tarihinde davacıya ait ... plakalı araç ile davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana meydana gelen trafik kazasından dolayı aracın pert olduğunun tespiti halinde pert tazminatı, sovtaj bedeli ve ikame araç bedeli, pert olmadığının tespiti halinde hasar bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedeli talep etmiştir. Dosya kapsamına sunulan ZMMS poliçesinin incelenmesinde ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğu, ruhsat kayıtlarına göre araç malikinin davalı ... olduğu, kaza tespit tutanağına göre aracın kaza sırasında ... tarafından kullanıldığı görülmektedir. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı olduğundan eldeki davada davacının, davalı sigorta şirketine posta yoluyla başvuruda bulunduğu, 24/06/2024 tarihinde başvurunun davalı şigorta şirketine ulaştığı, dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigorta şirketine başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmesinde; Dava dosyası trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Eldeki uyuşmazlıkta davacı, davasını belirsiz alacak davası açtığını bildirmektedir. Davalıların vekilleri cevap dilekçelerinde ayrı ayrı belirsiz alacak davası açılamayacağından bahisle davanın reddini istemiştir. Dosyaya sunulan cevap dilekçelerinden de anlaşılmaktadır ki; davacının alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür. Zamanaşımı def'inin değerlendirmesinde; Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde zaman aşımı def'inde bulunmuştur. 2918 sayılı KTK'nun 109/1-4 maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğredikleri günden başlayarak 2 yılda zamanaşımına uğrar." TBK'nun 154/2. maddesi hükmüne göre "alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" zamanaşımı kesilir. Aynı Kanun'un 156/1. maddesi hükmü gereğince, "zamanaşamının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar." 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazasının 03/04/2024 tarihinde meydana geldiği, eldeki davanın ise 16/09/2024 tarihinde belirsiz alacak davası olarak açıldığı değerlendirildiğinde davanın 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesi uyarınca zaman aşımı süresi içinde dava açılmış bulunmasına göre davalı sigorta şirketi vekilinin zamanaşımı süresi ile ilgili savunmalarının ve zamanaşımı def'inin yersiz olduğu değerlendirilmiştir. -Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede; Mahkememizce olayla ilgili olarak kaza tespit tutanağı, itfaiye raporu, Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası dosya arasına alınmış, tarafların bildirmiş olduğu tanıklar dinlenmiş, davacının aracı kazadan sonra onarılmamış olduğundan araç başında bilirkişi marifetiyle keşif yapılmış, hasarlı araç incelenmiş, sonrasında kural ihlallerinin tespiti noktasında ve tazminat talepleri yönünden trafikçi-makine mühendisi bilirkişiden rapor almıştır. 03/04/2024 tarihinde saat 08:11 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile Kayseri ili Kocasinan ilçesi Yenimahalle 14. Cadde üzerinde seyri esnasında 14. Cadde ile 3534 nolu sokağın kesiştiği kavşağa geldiğinde, kavşak kollarında “DUR” levhası ile tali yol olarak belirlenen ... nolu sokaktan kontrolsüz bir şekilde kavşağa giren sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu iki taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası olayı gerçekleşmiştir. Mahkememizce uzman bilirkişiden alınan kusur - hesap raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile gündüz vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracın hızını mahal şartlarına uydurması ve karşılaşmış olduğu kavşağın kendi seyir istikametine göre "DUR" trafik tanzim levhası bulunmasından dolayı kavşağın diğer kolunda ana yol üzerinde seyir halinde olan araçları beklemesi gerekirken beklemediği ve dava konusu araca çarpması ile sebebiyet verdiği kazada KTK 47/c 52/a, 57/a, 67/a ve 84/h maddelerini ihlal ettiğinden % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsüne atfı kabil bir kural ihlalinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Kazadan sonra davacıya ait araçta yangın çıkmıştır. Bu husus Kayseri Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nın 03/04/2024 tarihli itfaiye raporu ile de sabittir. Bilirkişi raporunda bu husus; aracın arka bagaj sağ iç kısmında bulunan, aracın tüm elektrik tesisatının ve akünün bulunduğu kısmın darbenin şiddeti ile o bölgede bulunan kabloların kısa devre yaptırdığı ve akabinde elektrik yangınının oluştuğu şeklinde belirtilmiştir. Dinlenen tanıklar kazadan sonra davacının aracında duman veya yangın olmadığını, davacı aracın yerini değiştirdikten sonra aracın yanmaya başladığını beyan etmişler ise de teknik bilirkişiden alınan kök ve ek raporlara göre yangın ile kaza arasında illiyet bağı bulunduğu tespit edilmiştir. Tarafların itirazları üzerine alınan 23/08/2025 tarihli ek raporda da kök rapordaki gibi kanaat bildirilmiştir. Bu nedenle alınan rapor dosya kapsamı ile uyumlu olması nedeniyle mahkememizce hükme esas alınmıştır. -Hasar bedeline dair değerlendirmede; Alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu ... plakalı araçta oluşan hasarın sağ ön ve arka kapı, sağ ön ve arka çamurluklar, sağ yan, ön ve arka kapı camları, arka cam, tavan ve döşemeler, arka tampon, airbagler, sağ marşpiyel, koltuklar, arka bagaj kısmı, depo kapağı, arka çamurluk davlumbazı ve elektrik tesisatı yangınına bağlı ağır şekilde hasarlanmış ve büyük çapta onarım bedelinin kaza tarihinde araç serbest piyasa rayiç bedeli olan 1.500.000,00-TL ile kıyaslandığında hasar miktarının % 51'in çok üstünde olması nedeniyle perte ayrılmasının uygun olacağı, aracın hasarlı haldeki sovtaj bedelinin 300.000,00-TL olduğu, bu miktar aracın kazadan önceki rayiç piyasa değeri olan 1.500.000,00-TL'den mahsup edildiğinde davacının aracın perte ayrılmasından kaynaklı alacak miktarının 1.200.000,00-TL olduğu anlaşılmış ve bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Araç hasarlı halde davacı uhdesinde bulunduğundan sovtaj bedeli alacağı bulunmamakla dava dilekçesinde talep edilen 100,00-TL sovtaj bedeli talebinin reddine karar verilmiştir. Bu husus hükümde 3 nolu maddede değerlendirilmiş fakat ilgili kısımda "sovtaj bedeli talebinin reddine" yazılacağı yerde sehven "değer kaybı talebinin reddine" yazılmıştır. Bu husus maddi hatadan kaynaklı olup kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki olmaması adına her hangi bir değişiklik yapılmamış ancak HMK 304 uyarınca hükmün altına tashih olarak yazılmıştır. -İkame araç bedeline ait değerlendirmede; Davaya konu kaza nedeniyle davacının davacıya ait aracın perte ayrılmasının uygun olduğu, araç ve sovtaj bedeli ödemeleri yapıldıktan sonra yeni araç almak için geçecek makul sürenin 10 gün olarak gerçekleşeceği, kaza olmasaydı dahi davacı tarafından yapılması gereken yakıt vb zorunlu gider kalemleri haricinde 10 günlük yeni bir araç alımı için geçireceği makul sürenin aracı kullanamamaktan kaynaklı araç mahrumiyet gideninin kaza tarihinde günlük 1.650,00-TL olacağı, 10 X 1.650 =16.500,00-TL olduğuna ilişkin bilirkişi raporu mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. -Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi hasar bedeli ve değer kaybından sorumludur. Pek tabiki sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olacaktır. Somut olayda kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin ZMMS sorumluluk limiti 200.000,00-TL'dir ve sigorta şirketince davacıya ya da başka bir kimseye her hangi bir ödeme yapılmamıştır. Mahkememizce hükmedilen hasar bedeli 1.200.000,00-TL olduğundan davalı sigorta şirketi yönünden poliçe teminat limiti ile hükümde sınırlanmıştır. - Temerrüt ve Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafça davalı sigorta şirketine 24/06/2024 tarihinde başvuru yapılmış ise de başvuru ekine hangi belgelerin eklendiği belli değildir. Bu nedenle davalı sigorta şirketi yönünden arabulucuya başvuru tarihi 01/07/2024 tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir. Davalı araç maliki ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte yani 03/04/2024 tarihinde temerrüde düşeceğinden bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1-1.200.000,00-TL hasar bedeli tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu kaza tarihindeki poliçe limiti olan 200.000,00-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden arabulucuya başvuru tarihi olan 01/07/2024 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-16.500,00-TL ikame araç bedeli tazminatının kaza tarihi olan 03/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Değer kaybı talebinin reddine, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 83.099,12-TL ilam harcından, tahsil edilen 427,60-TL peşin harç ve 20.771,37-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 61.900,15-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin 10.316,69-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 20.771,37-TL tamamlama harcı, 4.361,50-TL keşif harcı, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.000,00-TL keşif araç ücreti, 987,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 31.975,57-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: (davalı ...'un yaptığı 1.250,00-TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanmış ve mahsup edilmiş haliyle) 31.972,84-TL'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin 5.328,81-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 8-Kabul edilen kısım açısından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 188.310,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin 45.000,00-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) tahsili ile davacıya verilmesine 9-Reddedilen kısım açısından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalılara ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı ... ve vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2026

Katip ...

Hakim ...

TASHİH ŞERHİ

Her ne kadar mahkememizin 25/02/2025 tarihli kısa kararının 3 nolu fıkrasında "Değer kaybı talebinin reddine" yazılmış ise de; Davacının dava dilekçesinde aracın perte ayrılması halinde değer kaybı değil sovtaj bedeli talep ettiği, araç davacının uhdesinde olduğundan sovtaj bedeli talebinde bulunamayacağı gerekçe kısmında değerlendirilmiş olup bu nedenle gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3 nolu bendinin; "3-Sovtaj bedeli talebinin reddine" şeklinde tashihine karar verilmesi gerekmiştir. 13/03/2026

Katip ...41 Hakim ...

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/743, K. 2026/182, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-743-e-2026-182-k-a5f3ac01f188