İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/72 E. 2025/207 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/72
Karar No
2025/207
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/72 Esas KARAR NO : 2025/207

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/05/2017 KARAR TARİHİ : 09/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, bu kapsamda müvekkilinin davalıdan cari hesap alacağının bulunduğunu, ancak borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla ... 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 oranında icra inkar tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket ile imzalamış olduğu 10/07/2016 tarihli fason üretim sözleşmesine ayrını davrandığını, davacı tarafından üretilen ürünlerin ayıplı, eksik ve termin tarihinden sonra teslim edildiğini, davacı tarafından müvekkili hakkında başlatılan takibin haksız olduğunu savnurarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. Mahkememizce dava konusu celp edilen ... 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında cari hesap alacağının tahsili amacıyla 37.315,55 TL cari hesap alacağı ile 938,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.254,06 TL bedelin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı vekilinin yetkiye, takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, süresinde de huzurdaki davanın açıldığı tespit edilmiştir. GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada davacı taraf davalı şirket ile arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, bu kapsamda davalıdan cari hesap alacağının bulunduğunu, ancak borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla ... 3. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptalini talep etmiştir. ... 3.İcra Müd. ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...Ltd. Şti. Borçulunun dosyamız davalısı ... Şirketi olduğu alacak kaleminin 37.515,55 TL cari hesap 938,51 TL işlemiş faiz olmak üzere 38.254,06 TL olduğu anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları ile celp edilen delillerin dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Mali Müşavir ...'na tevdii edilen dosyaya 03/07/2018 tarihinde tanzim olunan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu takibin başka delillerle pekiştirilmesi gereken (HGK. 10.09.1969 tarih 967-677) soyut faturalara dayalı olduğu, ayrıca davanın (IİK. m 67/1) uyarınca açılan itirazın iptali davası olduğu dikkate alındığında, dava konusu takibe ilişkin alacağın varlığı ve miktarının davacı tarafça ispatının gerektiği, taraflar arasında 10.07.2016 tarihinde akdedilmiş olan Fason Üretim Sözleşmesi mevcuttur. Davalının müşterisi ... tarafından tanzim edilmiş 22.08.2016 tarih ve 103.629,96 EURO tutarlı debit note 12.08.2016 tarih ve 62.295,07 EURO tutarlı debit note, 20.09.2016 tarihli debit note, ... tarafından tanzim edilen 08.09.2016 tarihli 12.461,68 EURO tutarlı, 14.09.2016 tarihli 5.497,81 EURO tutarlı faturaların, ... tarafından tanzim edilen 14.09.2016 tarihli 56.830,15 EURO bedelli fatura, 26.08.2016 tarihli 139.331,12 EURO bedelli faturalar dosyaya sunulmuştur. Dava konusu olayda tarafların defterlerinin HMK 222. maddesinin 2. Fıkrasına göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için uyuşmazlığın çıktığı tarihte her iki tarafın tacir olması, iki tarafın da defterlerine geçirmesi gereken ortak bir ticari iş ve iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekmektedir. HMK md. 222. göre, ticari defterler, belirtilen şartların varlığı halinde, ticari uyuşmazlıklarda, ispat aracı (delil) olarak kullanılabilir. Bu, defter sahibinin lehine olabileceği gibi aleyhine de olabilir. Davacı tarafından ibraz edilen yasal ticari defterlerin incelenmesi neticesinde; Davacı tarafın 2016 ve 2017 yılları yasal defterlerinin birbirini doğruladığı, kanunlara uygun şekilde tutulduğu, tüm ticari defterler eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, defterlerin Açılış ve Yevmiye defterinin kapanış onaylarının yapılmış olduğu, 2017 yılı Yevmiye defterinin kapanış onayının mevcut olmadığı (TK md. 64/1II) nazara alındığında Davacı tarafın ticari defterlerinin (HMK md. 222) sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı tarafça ibraz edilen, sair vesaikin, muhasebe fişleri ve muhasebe kayıtları, muhasebe fişlerine ekli müsbit evrakların VUK. m 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği ve davacı lehine delil niteliklerinin bulunduğu, davacı yasat defter kayıtlarına göre davalı tarafın 13.03.2017 takip tarihi itibari ile 26.563,70 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça tanzim edilen faturalar ve davalı ödemeleri davacı tarafın sahibi lehine delil niteliği bulunan yasal defterlerinde aynen kayıtlı bulunduğu, davalı tarafınca, TTK. m 64 ve devamı ile VUK. m 182 uyarınca tutulan ve fotokopileri ibraz edilen yasal defterlerin incelenmesinde, 6762 sayılıTürk Ticaret Kanununun "Defter TutmaMükellefiyeti" başlıklı 66. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu maddede geçen defterlerin (yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, karar ve İşletme defteri) elektronik ortamda veya dosyalama suretiyle tutulabileceği ve bu defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı (640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri icabı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı) ile Maliye Bakanlığınca çıkarılacak müşterek bir tebliğle belirleneceği hükme bağlandığı, Muhafaza ve ibraz yükümlülüğü, elektronik defterlerin ve beratların doğruluğuna, bütünlüğüne ve değişmezliğine ilişkin olan her türlü elektronik kayıt ve veri, (elektronik İmza ve mali mühür değerleri dâhil) veri tabanı dosyası, saklama ortamı İle doğrulama ve görüntüleme araçlarının tümünü kapsamakta olup, elektronik defterlere istenildiğinde kolaylıkla erişebilmeyi, anlaşılabilir ve eksiksiz bir biçimde görüntüleyebilmeyi ve okunabilir kâğıt baskılarını üretebilmeyi sağlayacak biçimde yerine getirilmelidir. Elektronik defterler ve beratların elektronik defter İzni verilenlerin kendilerine alt bilgi işlem sistemlerinde muhafaza edilmesi mecburi olup, üçüncü kişiler nezdlnde ya da yurt dışında muhafaza işlemi Başkanlık ve Genel Müdürlük açısından herhangi bir hüküm ifade etmemektedir. Muhafaza yükümlülüğünün TC sınırları içerisinde ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının geçerli olduğu yerlerde yerine getirilmesi zorunludur. Davalı tarafın bu bağlamda 01.01.2017 sonrası ticari defterlerinden yevmiye defter ve defter-i Kebir, Elektronik ortamda tutmuş olduğu, davalının söz konusu defterleri 1 sıra no.lu elektronik defter tutulmasına ilişkin tebliğ kapsamında tutmuş olduğu, tutulan Elektronik defterlerinde hesap döneminin ilk ayı ve son ayının beratlarının alınmış olduğu, söz konusu beratların açılış ve kapanış onayı olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı taraf elektronik defter ile ilgili süreler içerisinde mail mühür İle onaylarını yaptığı. Başkanlık mali mührünü de içeren beratların tarafımıza sunulduğu, davalının sunduğu elektronik defter ve Başkanlık tarafından onaylanan beratları ile birlikte Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında geçerli kanuni defter olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının ibraz ettiği envanter defterinin de yasal süreler İçerisinde açılış tasdiklerinin yaptırılmış olduğu, davalının defterlerinin TTK md 66 ve 1 no.lu elektronik defter ile ilgili tebliğde de ifade edildiği üzere HMK 222 uyarınca sahibi lehine delil niteliğindedir. Davalı yasal defter kayıtlarına göre davalı tarafın 13.03.2017 takip tarihi itibari ile 6.669,96 TL' si borçlu olduğu, davacı tarafça tanzim edilen faturalar ve davalı ödeme ve İade ile reklamasyon faturaları davalı tarafın sahibi lehine delil niteliği bulunan yasal defterlerinde aynen kayıtlı bulunduğu, tarafların hesaplarına göre hesap farkının ( 36.563,70 TL - 6.669.96 TL) 29,893,74 TL olduğu, Bu mutabakatsızlığın davalı tarafça tanzim edilen ... tarih ... no.lu reklamasyon açıklamalı faturadan kaynaklanmış olduğu, dosya içeriğinde davalı tarafından sunulmuş "Davacı tarafça davalıya düzenlenmiş ve imzalanmış olan ... tarih ve ... sayılı, 30.000,00 TL bedelli reklamasyon faturası" mevcut olduğu, mutabakatsızlık konusu reklamasyon faturası ile ilgili dosya içeriğinde mevcut olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ile celp edilen delillerin dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla tenkim bilirkişi ...'a tevdii edilen dosyaya 14/12/2018 tarihinde tanzim olunan bilirkişi raporunda özetle; 10.07.2016 tarihinde yapılan "Fason Üretim Sözleşmesinin" ...Ltd. Şti. ile ...Ltd.Şti arasında yapıldığı, 26.09.2016 tarihinde reklamasyon faturası olarak kesilen 30.000.000 TL'lik fatura incelenmesinde fatura üzerindeki S1731-1732 malın cinsi numarası 10.07.2016 tarihinde yapılan "Fason Üretim Sözleşmesindeki malın cinsi numarası ile uyuştuğu, dava dosyasına sunulan ürünün dava konusu olan ... malın cinsi numarasına ait olup olmadığı tespit edilemediği, dava dosyasına sunulan ürünün incelenmesinde; ürünün kalitesinde bozuklukların olduğu, dikiş kalitesi düzgün olmadığı, cep ağızları hizalı olmadığı ve ürün temizliği tam yapılmadığı, 10.07.2016 tarihinde yapılan "Fason Üretim Sözleşmesine istinaden Madde 2-Madde 6-Madde 10 yazılan hususlara göre dava dosyasına sunulan ürün, sözleşmede karşılıklı yapılan kurallara göre sözleşme şartlarına uyulmadığından davalı lehine olduğu, beyanlarda Eksik ve termin tarihinden sonra teslim edilmiş olduğuna ilişkin teslim tarihi ve eksik ürün ile ilgili karşılıklı herhangi bir yazılı bilginin olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi neticesinde tarafların beyan ve itirazlarının dosya kapsamında yeniden heyetçe değerlendirilmesi amacıyla kök raporları hazırlayan bilirkişilere tevdii edilen dosyaya 11/04/2019 tarihinde tanzim olunan bilirkişi ek raporunda özetle; dava dosyasına sunulu olan ürün üzerinde yapılan teknik inceleme sonucunda; ürünün açık ayıplı olduğu belirtilmekle birlikte dava konusu olan ... malın cinsina ait olup olmadığının tespit edilemediği, bu itibarla dosyaya sunulan açık ayıplı ürünün davacı tarafça davalıya satışı yapılan ürün olup olmadığının ispatının yapılamadığı, dosyaya sunulu olan ürünün taraflar arasındaki fason üretim sözleşmesi kapsamındaki tekstil ürünleri ile aynı olduğunun ispat edilemediği, davalının iddia ettiği ayıplı ürünler ile ilgili dava öncesinde davacı tarafa herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, davalı tarafça sunulu üründe ayıbın açık ayıp olduğu, davacının ürünleri teslim ettiği anda ayıbın belirlenmesinin söz konusu olabileceği, davalının reklamasyon faturasının 26.09.2016 tarihli olduğu ancak davacı tarafa 14.10.2016 tarihi öncesinde tebliğ edildiğini ispat edici mahiyette herhangi bir vesaikin bulunmadığı, dosya kapsamında davalının reklamasyon faturası tanzimi haricinde davacıya ayıp ile ilgili TTK hükümleri çerçevesinde 8 günlük yasal sürede ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edici mahiyette vesaik sunulmadığı, kök rapordaki tespitler ışığında davalının reklamasyon faturasındaki davacının kaşe ve imzası haricinde davalı tarafça davacıya yasal süreler içerisinde ayıp ihbarının yapıldığına dair herhangi bir vesaikin olmadığı, davacının 13.03.2017 takip tarihi itibari ile asıl alacağının 36.563,60 TL’si olabileceği, davacının 36.563,60 TL’lik asıl alacağına 3095 Sy.K.nun 4489 Sy.K.nun ile değişik 2.Maddesi gereğince T.C Merkez Bankası tarafından dönemde Kısa Vadeli Avans Kredilerine uygulanan faiz oranları (01.01.2017-30.06.2018 tarihleri arası %9,75; 01.07.2018 sonrası %19,50) üzerinden basit usulde(3095 Sy.K.m3) temerrüt faizi tahakkukunun uygun olacağı, kök raporda da ifade edildiği üzere davalının reklamasyon faturasındaki kaşe ve imzayı tek başına davacının kabulü olarak değerlendirilmesi halinde ise davacının takip tarihi itibari ile 6.669,96 TL alacaklı olabileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 02/10/2019 T... E... K sayılı ile verilen kararın İstanbul BAM 53. HD'nin ...T... E ... K sayılı kararı ile Davalı tarafça sunulan reklamasyon faturası davacı yüklenici tarafından iade edilmiş olup ayıp savunmasını da tek başına ispata yeterli değildir. Davalının ayıp savunması konusundaki delilleri araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken sadece reklamasyon faturasının kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur gerekçesi ile kaldırıldığı anlaşılmıştır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E....K.... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf davalı taraftan cari hesap sebebiyle alacaklı olduğunu ispatlamak durumundadır. Davalı taraf cevap dilekçesinde davacı ile aralarında 10.07.2016 tarihli fason üretim sözleşmesi yapıldığını, davacının ayıplı üretim yapıldığını, davacının yaptığı ürünlerin, müşterileri tarafından iade edildiğini ve bu zararın davalı şirkete yansıtılması sebebiyle ayıplı üründen dolayı davacının sorumlu olduğunu davacıya 26.09.2016 tarihinde 376368 numaralı 30.000,00 TL bedelli reklamasyon faturası tanzim edildiğini bu sebeple davacıya borcunun olmadığını belirttiğinden istinaf kaldırma kararı doğrultusunda reklamasyon faturasının davacı tarafından davalıya iade edilmiş olması sebebiyle ayıp savunması yönünden ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu ve davalının ürünlerin ayıplı olduğunu ispatlaması gerektiği kanaatine varılmıştır. İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda taraflara ayıp hususunda tanıklarını bildirmek üzere süre verilmiş davalı tarafın tanıklarının dinlenilmesine karar verilmiş ve davalı taraf dosyaya sunduğu 19/09/2024 tarihli dilekçe ile tanık olarak ...'ü bildirmiş, duruşma sırasında davalı tanığının ticaret sicil kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davalı şirketin yetkilisi olması sebebiyle bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş ve davalı tarafın yeni tanık listesi sunma talebi ise HMK 240/2 gereğince 2. Tanık listesi verilemeyeceğinden reddedilmiştir. Davalı taraf ayıp iddiasını ispatlayamamış olup davacı taraf ise istinaf kaldırma kararından dosyaya sunulan 11/04/2019 tarihinde tanzim olunan bilirkişi ek raporunda dava dosyasına sunulu olan ürün üzerinde yapılan teknik inceleme sonucunda; ürünün açık ayıplı olduğu belirtilmekle birlikte dava konusu olan ... malın cinsina ait olup olmadığının tespit edilemediği, bu itibarla dosyaya sunulan açık ayıplı ürünün davacı tarafça davalıya satışı yapılan ürün olup olmadığının ispatının yapılamadığı, dosyaya sunulu olan ürünün taraflar arasındaki fason üretim sözleşmesi kapsamındaki tekstil ürünleri ile aynı olduğunun ispat edilemediği, davalının iddia ettiği ayıplı ürünler ile ilgili dava öncesinde davacı tarafa herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, davalı tarafça sunulu üründe ayıbın açık ayıp olduğu, davacının ürünleri teslim ettiği anda ayıbın belirlenmesinin söz konusu olabileceği, davalının reklamasyon faturasının 26.09.2016 tarihli olduğu ancak davacı tarafa 14.10.2016 tarihi öncesinde tebliğ edildiğini ispat edici mahiyette herhangi bir vesaikin bulunmadığı, dosya kapsamında davalının reklamasyon faturası tanzimi haricinde davacıya ayıp ile ilgili TTK hükümleri çerçevesinde 8 günlük yasal sürede ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edici mahiyette vesaik sunulmadığı ve kök rapordaki tespitler ışığında davalının reklamasyon faturasındaki davacının kaşe ve imzası haricinde davalı tarafça davacıya yasal süreler içerisinde ayıp ihbarının yapıldığına dair herhangi bir vesaikin olmadığı, davacının 13.03.2017 takip tarihi itibari ile asıl alacağının 36.563,60 TL’si olabileceği, davacının 36.563,60 TL’lik asıl alacağına 3095 Sy.K.nun 4489 Sy.K.nun ile değişik 2.Maddesi gereğince T.C Merkez Bankası tarafından dönemde Kısa Vadeli Avans Kredilerine uygulanan faiz oranları (01.01.2017-30.06.2018 tarihleri arası %9,75; 01.07.2018 sonrası %19,50) üzerinden basit usulde(3095 Sy.K.m3) temerrüt faizi tahakkukunun uygun olacağı rapor edilmiş olduğundan davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olduğu ve davalı aleyhine başlattığı icra takibinde haklı olduğu kanaatine varılmış davalı tarafın ise ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu ve icra takibine yaptığı itirazda haksız olduğu kanaatine varılmış ve davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ... 3.İcra Müd.... esas sayılı dosyası ile takibin 36.563,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 36.563,60 TL'ye takip tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faiz işletilmesine, alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile ... 3.İcra Müd. ... esas sayılı dosyası ile takibin 36.563,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 36.563,60 TL'ye takip tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faiz işletilmesine, alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.497,65-TL harçtan peşin alınan 445,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.051,66-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL başvurma harcının 445,99-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan toplam 110,00-TL yargılama giderinin 2,22 TL'sinin Davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 2.953,00-TL yargılama giderinin kabül-red oranına göre 2.893,35 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına 6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden red edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 951,95 -TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine, 8-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/04/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/72, K. 2025/207, T. 09.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-72-e-2025-207-k-acec2c3eb69b