İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/665 E. 2026/172 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/665
- Karar No
- 2026/172
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/665 Esas KARAR NO : 2026/172
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 31/10/2024 KARAR TARİHİ : 25/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sermayesinin tamamının doğrudan ve dolaylı olarak ... ait olması hasebiyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında bir ihale makamı olduğunu, davalı şirket ile akdedilen hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde çalıştırılan personelin işçilik alacaklarının müvekkili tarafından ödendiğini beyan etmiştir. Sözleşme ve mevzuat hükümleri uyarınca, personelin iş kanunundan kaynaklanan kıdem tazminatı ve sair alacaklarından yüklenici sıfatıyla davalı şirketin sorumlu olduğunu, taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin değil, ihale makamı-yüklenici ilişkisinin bulunduğunu ileri sürmüştür. Dava dışı personellere yapılan toplam 352.813,51 TL tutarındaki ödemeye ilişkin rücu taleplerinin sonuçsuz kaldığını ve arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını belirten davacı vekili; ödeme dekontları ve kıdem tazminatı bordroları ile sabit olan bu miktarın davalıdan tahsili gerektiğini vurgulamıştır. Netice itibarıyla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi incelemesi sonucunda artırılmak üzere şimdilik 1.000 TL’nin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi ve duruşma günü davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacı tarafça, davalı işçilerine ödenen işçilik tazminatının rücuen tazmini isteminden ibaret olduğu görüldü. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 15/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, idari şartnameler ve TBK 167. Maddesi hükümlerir hukuki tavsif ve nihai değerlendirmesi münhasıran Sayın Hakimliğinize ait olmak üzere; Davalının sorumlu olacağı brüt kıdem tazminatı miktarı 356.513,22 TL. Olup, Davacı kurum tarafından, davalı sorumluluğunda kalan kısım için yapılan brüt kıdem tazminatı ödemesi miktarı 355.513,45 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; davacı tarafça, davalı alt işveren işçilerine ödenen kıdem tazminatının rücuen tazmini isteminden ibaret olan itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında hizmet alımına ilişkin akdi ilişki kurulduğu dava dilekçesine ekli sözleşmeden sabittir.. Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarından alt işverenin (yüklenici) sorumlu olup olmadığı, sorumluluk miktarının ne olacağı hususundadır. Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren, davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir."(23.HD... E-...K,... E... K) Taraf arasındaki sözleşmeler ve ihale dökümanlarının içeriğinde sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olduğu, işçilik alacaklarından davacının sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı görülmüştür. Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu kısma oranı kadarını ilgili alt işverene rücu edebilir. 22.02.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7166 sayılı "Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 11. Ve 12. Maddeleri değiştirilmiş ve kıdem tazminatının alt işverene rücu edebilmesi için bu konuda sözleşmede açık hüküm bulunması zorunluluğu getirilmiştir. Ancak değinilen kanun hükümleri Anayasa Mahkemesi'nin 19.09.2019 gün ...Esas,...Karar sayılı kararıyla iptal edildiğinden uygulanma imkanı kalmamıştır. Anayasa'nın 153.maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesi Kararları geriye yürümez. Geriye yürümemesinin gerekçesi olarak iptal kararlarının kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı bir sonuç doğurmasının önlenmesi olduğu belirtilmiştir. Ancak kanun hükmünün hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. (HGK'nın 21/01/2004 gün ve... Esas,... Karar, 03/02/2010 gün ve ...Esas, ... karar sayılı kararları) Davacı asıl işverenin rücu alacağının 15/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı işçilerin kıdem tazminatı esas hizmet süresi tespit edilmiş, davalı işyerinde çalışma süresi hesaplamış, davacının dava dışı işçilere ödenen işçilik tazminatından kaynaklı, davalının iş yerinde çalışma süresinin toplam kıdem süresinine oranı yapılmak suretiyle davalının sorumluluğunun 356.513,22 TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunu usul ve yasaya uygun, denetime elverişli, itirazları karşıladığı kanaati hasıl olmuştur. Kural olarak her yüklenici çalıştırdığı işçinin işçilik haklarından kendi çalıştırdığı dönemle sorumludur. Aynı işin devamı niteliğinde davacıya bağlı yerlerde hizmet verip dava dışı işçiyi çalıştıran diğer firmalar için de sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemeler çerçevesinde davacıyı sorumlu tutmak mümkün değildir. Buna göre davacı kurum davalı firmanın işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden işçilik alacaklarını davalıdan isteme hakkına sahiptir. Davacı kurum tarafından ödenen kısmın rücuen tahsiline ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılması gerekir. Sözleşmede ve sözleşmenin eki şartnamelerde tarafların sorumluluklarına dair düzenleme bulunması halinde bu düzenlemenin uygulanması gereklidir. 2014 tarihinden sonraki döneme ilişkin yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince kaldırıldığı da göz önüne alındığında bilirkişi raporunda hesaplanan alt işverenin çalıştırdığı dönemle ilgili sorumluluk miktarı esas alınarak hüküm tesis edilmesi gerektiği anlaşılmış ve davacının davasının kavanın kabulü ile, 26.257,71 TL'nin 28.03.2023 tarihinden, 26.259,71 TL'nin 15.05.2023 tarihinden, 28.746,13 TL'nin 15.05.2023 tarihinden, 28.746,13 TL'nin 26.05.2023 tarihinden, 33.791,09 TL'nin 14.07.2023 tarihinden, 33.791,09 TL'nin 18.07.2023 tarihinden, 33.791,09 TL'nin 11.08.2023 tarihinden, 43.505,81 TL'nin 16.04.2024 tarihinden, 44.646,21 TL'nin 17.07.2024 tarihinden, 55.978,48 TL'nin 13.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kabulü ile, 26.257,71 TL'nin 28.03.2023 tarihinden, 26.259,71 TL'nin 15.05.2023 tarihinden, 28.746,13 TL'nin 15.05.2023 tarihinden, 28.746,13 TL'nin 26.05.2023 tarihinden, 33.791,09 TL'nin 14.07.2023 tarihinden, 33.791,09 TL'nin 18.07.2023 tarihinden, 33.791,09 TL'nin 11.08.2023 tarihinden, 43.505,81 TL'nin 16.04.2024 tarihinden, 44.646,21 TL'nin 17.07.2024 tarihinden, 55.978,48 TL'nin 13.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 24.285,12 TL nispi karar harcının peşin ve ıslah ile alınan 6.482,60 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 17.802,52 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 56.882,15-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 6.971,00 TL( 427,60 TL BVH, 60,80TL VSH, 427,60 TL peşin harç, 6.055,00 TL ıslah harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 8.680,00 TL ( 1.800,00 TL tebliğler ve posta, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır