İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/653 E. 2025/992 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/653
- Karar No
- 2025/992
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/653 KARAR NO : 2025/992
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/09/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı tarafın davacı firmadan çeşitli tarihlerde parçalar satın aldığını, Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sözlü olarak kurulduğunu, davalı yanın satın almak istediği ürünleri ----- üzerinden davacı firma ile paylaştığını, siparişe konu ürünlerin davacı yan tarafından hazırlanarak, davalı tarafa fatura ve irsaliyeler ile teslim edildiğini, Ödenmeyen bakiye alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı yanın haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, Bakiye alacaklarının daha fazla olduğunun dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar ile sabit olduğunu, Davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen, 08.05.2023 tarihli 25.159,91 TL tutarlı, 08.05.2023 tarihli 39.641,63 TL tutarlı, 05.10.2023 tarihli 9.000,00 TL tutarlı, 14.06.2023 tarihli 8.821,15 TL tutarlı, olmak üzere toplam 82.622,69 TL tutarlı 4 fatura bedeli üzerinden takibin devamına karar verilmesi amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini, Sonuç Olarak: Yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile davalarının kabulüne, 82.622,69 TL asıl alacak üzerinden borçlunun itirazının iptaline, belirtilen tutar üzerinden takibin devamına, davalının; alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Takibe konu faturalar yönünden davalı yanın davacı yana borçlu bulunmadığını, işleyecek ve işlemiş faize de itiraz ettiklerini, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, Aynı şekilde davacının davalı şirket yetkilisi ile herhangi bir görüşmesinin de olmadığını, Alacağın likit ve belirlenebilir olmadığını, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, Sonuç Olarak: Yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına" karar verilmesini talep etmişlerdir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Raporumuz içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacı ve davalı yanın incelenen ticari defterleri ve dosya üzerinde yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı tarafından incelemeye sunulan 2023-2024 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davalı tarafından incelemeye sunulan 2023-2024 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 22.03.2024 tarihi itibarıyla 53.622,69 TL alacaklı olduğu, Davacı yanın 53.622,69 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.2) istinaden icra takip tarihi olan; 22.03.2024 tarihinden itibaren değişen oranında avans faiz talep edebileceği, Tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin muhterem Mahkemenizin takdiri içine kaldığı," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Tarafımızdan tanzim edilen 23.12.2024 tarihli kök raporda davacı yanın takibe konu asıl alacağının 53.622,69 TL olduğu, kanaatine tarafımızdan varıldığı, Davacı vekilin 2 adet toplam 20.274,00 TL tutarlı E-faturanın alacak hesabına dahil edilmesi yönünde rapora itiraz etmesi ile, dosya ek rapor tanzimi için tarafımıza tevdi edildiği, 05.10.2023 tarihli ------ no.lu 11.274,00 TL tutarlı faturanın huzurdaki davaya konu takipte davalı yandan talep edilen Açık hesap bakiyesine dahil olduğu, Takibin devamı amacıyla acılan huzurdaki davaya faturanın konu edilmediği, dava dilekçesi ve harç miktarı incelenecek olursa takibin 82.622,69 TL tutarlı 4 fatura üzerinden devamının talep edildiği, 11.274,00 TL tutarlı fatura yönünden takibin devamının talep edilmediği, (Davaya konu faturalar; 08.05.2023 tarihli faturadan kaynaklı 25.159,91 TL, 08.05.2023 tarihli faturadan kaynaklı 39.641,63 TL, 05.10.2023 tarihli faturadan kaynaklı 9.000,00 TL, 14.06.2023 tarihli faturadan kaynaklı 8.821,15 TL) Diğer bir ifade ile 05.01.2023 tarihli ----- no.lu 11.274,00 TL "Vade farkı" muhteviyatlı faturanın huzurdaki davaya konu edilmediği, tarafımızdan görülmüştür. Kök Raporda da belirtildiği gibi, bilindiği gibi; Vade farkı faturasının düzenlenebilmesi için, taraflar arası vade farkı sözleşmesi, yada sözleşmede vade farkına ilişkin açık hüküm ve/veya taraflar arası vade farkı düzenleneceği yönünde süregelen bir ticari teamül olması gerekmektedir. Davacı yan tarafından zikredilen fatura öncesi davalı yana vade farkı muhteviyatlı fatura düzenlenmediği, bu noktada bir ticari teamülden söz edilemeyeceği, Vade farkına ilişkin fatura düzenlenme şartlarının dosya kapasında oluşmadığı kanaatine tarafımızdan varıldığından, davacı yanın vade farkı faturasına tarafımızdan itibar edilmemiştir. Nihai takdir sayın mahkemenize aittir. Vade farkına ilişkin fatura düzenlenme şartlarının dosya kapasında oluşmadığı kanaatine tarafımızdan varıldığından, davacı yanın vade farkı faturasına tarafımızdan itibar edilmemiştir. Nihai takdir sayın mahkemenize aittir. Davacı vekilince davaya konu edilmeyen "Vade Farkı" faturasının talep edilemeyeceği kanaati ile, 05.01.2023 tarihli ----- no.lu 11.274,00 TL "Vade farkı" muhteviyatlı fatura yönünden kök raporda değişikliğe gidilmemiştir. 05.10.2023 tarihli ------ no.lu 9.000,00 TL tutarlı E-fatura muhteviyatının "Büküm Bedeli" olduğu, faturanın e-fatura sistemi üzerinden "Temel Fatura" olarak düzenlendiği ve GİB portalı (elektronik sistem) üzerinden davalı tarafa teslim edildiği, ilgili faturanın temel fatura senaryosu olarak düzenlenmiş olması sebebiyle, fatura alıcısının KABUL/RED işlemi uygulayamadığı, faturalar ile ilgili herhangi bir itirazı olması halinde; faturaya karşılık ancak yasal süresi (faturanın alındığı tarihten itibaren sekiz gün içerisinde) içerisinde iade faturası düzenleyip ihtarname yolu ile iade edebileceği, dosya kapsamına bu hususta sunulan herhangi bir iade faturasının bulunmadığı görülmüştür. Faturanın davalı şirkete tebliğinin ihtilafsız olması, davalı şirket tarafından faturalara itiraz edildiğine ilişkin belge bilginin bulunmadığı, Davalı şirket tarafından bağlı bulunduğu Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne Ba (Alım) bildiriminde bulunulması nedeniyle fatura içeriği malların (ve hizmetin) davalı şirkete teslim edildiğine ilişkin karinenin oluşacağı, Aksinin dosya kapsamında yer almadığı, hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, mal tesliminin (veya hizmet ifasının) kabul edilmesi halinde, bu kez ispat yükünün yer değiştirerek, davalı şirketin işbu malları almadığını ya da fatura bedellerini ödediğini ispatlaması gerektiği, Davalı yan tarafından 9.000,00 TL fatura bedelinin ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir ödeme belgesinin sunulmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde davacı şirketin teslim tesellümü ispatlanan büküm bedeli muhteviyatlı 9.000,00 TL faturanın da davacı yanca davalı yandan talep edebileceği değerlendirilmiştir. Diğer bir ifade ile kök raporda da belirtilen davacı yanın 53.622,69 TL alacağına, 05.10.2023 tarihli ----- no.lu 9.000,00 TL "Büküm Bedeli" muhteviyatlı e-fatura bedelinin de eklenmesi ile davacı yanın davalı yandan takip tarihi itibarıyla 62.622,69 TL alacaklı olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir. Davacı yan tarafından huzurdaki davaya konu takibin 4 fatura bedeli olan 82.622,69 TL üzerinden devamı amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiği, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, takibe konu faturalar istinaden davacı yanın davalı yandan 62.622,69 TL alacaklı olduğunun tarafımızdan görüldüğü, Takibe konu faturaların ve muhteviyatındaki hizmetin davacı yan tarafından davalı yana teslim edildiği kanaatine tarafımızdan varıldığı, davacı yanın kendi ticari defterlerinde davalı ödemesi olarak kayıt altına aldığı 20.000,00 TL davalı ödemesinin takibe konu alacaktan mahsubu gerektiği noktasında ihtilaf olmadığı, kanaatine tarafımızdan varılmıştır. Diğer bir ifade ile davacı yanın davalı yandan 62.622,69 TL (82.622,69 TL Davaya konu talep - 20.000,00 TL Davacı yanın defteri ile sabit davalı ödemesi) tutarında alacağını talep edebileceği değerlendirilmiştir. Davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 22.03.2024 tarihi itibarıyla 62.622,69 TL alacaklı olduğu, Davacı yanın 62.622,69 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.2) istinaden icra takip tarihi olan; 22.03.2024 tarihinden itibaren değişen oranında avans faiz talep edebileceği, Tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin muhterem Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Tarafımızdan tanzim edilen ek raporda değiştirilecek bir husus bulunmamakta, kök ve ek raporlar arasındaki farkında; kök raporda belge türü sehven e-arşiv fatura olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı için, davacı yanın takibe konu alacağından tenzil edilen faturanın, e-fatura olduğu anlaşıldığından ek raporda, fatura bedelinin, kök rapordaki davacı alacağına eklenmesinden kaynaklanmaktadır." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, genel haciz yoluyla fatura gereğince alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 23/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; " Davacı yanın davalı yandan takip tarihi itibariyle 53.622,69 TL alacaklı olduğu" şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı bir kısım itirazlarda bulunduğu nazara alınarak ek rapor alınmıştır. 04/03/2025 tarihli ek raporda davacı vekilinin itirazları karşılanmış olmakla " Davacı yanın davalı yandan takip tarihi itibariyle 62.622,69 TL alacaklı olduğu" tespit edilmiştir. Kök ve ek raporda sonuç bedel arasında çelişki olduğu değerlendirmesi ile mahkememizce ikince ek rapor aldırılmıştır. 06/10/2025 tarihli ikinci ek bilirkişi raporunda önceki raporlar arasındaki çelişki giderilerek ; " davacı yanın davalıdan takip tarihi itibariyle 62.622,69 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ---- İcra Müdürlüğü'nün----- icra dosyası üzerinden 126.390,69 TL takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın 82.622,69 TL üzerinden itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, safahatta tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, açık hesap ilişkisine konu olmak üzere davalının 04/07/2023 tarihinde 20.000,00 TL kısmi ödemesinin bilirkişi tarafından tespit edildiği, söz konusu ödeme mahsup edildikten sonra davacının davalıdan 4 faturadan kaynaklı 62.622,69 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, 06/10/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı davalı vekilinin her hangi bir itirazda bulunmadığı, davacı vekilinin ikinci ek bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü itirazların 05/10/2023 tarihli, ------ nolu 11.274,00 TL bedelli faturaya ilişkin bilirkişi tespitlerine ilişkin olduğu oysa cari hesap ilişkisinden kaynaklı 126.390,69 TL üzerinden takip talebi başlatıldığı, takibe itiraz sonucunda açılan iş bu davanın dava dilekçesi incelendiğinde dava değeri 82.622,69 TL olarak belirlendikten sonra; 08.05.2023 tarihli faturadan kaynaklı 25.159,91 TL, 08.05.2023 tarihli faturadan kaynaklı 39.641,63 TL, 05.10.2023 tarihli faturadan kaynaklı 9.000,00 TL ve 14.06.2023 tarihli faturadan kaynaklı 8.821,15 TL faturalar (toplam bedeli dava değeri olan 82.622,69 TL) dava konusu edildiği anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi kapsamında dava dilekçesinde yer almayan 05/10/2023 tarihli, ---- nolu 11.274,00 TL bedelli faturaya yönelik hesaplama harici bırakılmasının yerinde olduğu, kaldı ki bilirkişi tarafından da tespit edildiği haliyle mezkur faturaya konu vade farkı bedeline ilişkin alacağına ilişkin süre gelen ticari teamül olmadığı, taraflar arasında bu yönde bir sözleşme olup mahkememize ibraz edilmediği hususları hep bir arada değerlendirildiğinde davacı vekilinin bu yöndeki itirazlarına itibar edilmeyerek sonuca gidilmiştir. Sonuç olarak davacının davaya konu 4 adet fatura bedeli olan 82.622,69 TL alacağından davalının 04/07/2023 tarihinde 20.000,00 TL kısmi ödemesinin muhsubu ile bakiye 62.622,69 TL nini davalıdan talep edebileceği hususları hep bir arada değerlendirilerek davacının alacaklı olduğu vicdani kanaatine ulaşılmış olup aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,------ Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin ------Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 2-Davalı borçlunun ---- İcra Müdürlüğü'nün ------Sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın 62.622,69 TL bakımından iptaline, fazlaya ilişkin 20.000,00 TL bakımından talebin reddine, 3-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından alacak olan 62.622,69 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 4.277,75 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 1.410,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.866,76 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 1.410,99 TL peşin harç toplamı 1.838,59 TL ile 9.215,00 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, Dosya ücreti) olmak üzere toplam 11.053,59 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,75 ve red 0,25 oranına göre hesaplanan 583,48 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 2.700,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 900,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 10-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.