İlk Derece Mahkemesi · Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/650 E. 2024/777 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/650
Karar No
2024/777
Karar Tarihi

T.C. ... 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/656 Esas - 2024/645 T.C. ... "TÜRK MİLLETİ ADINA " 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/656 Esas KARAR NO : 2024/645

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 04/10/2024 KARAR TARİHİ : 07/10/2024 KARAR YAZMA TARİHİ : 08/10/2024 Mahkememize açılan davanın yapılan tensip ön incelemesi sonucunda, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü yol ağında bulunan Anadolu Otoyolunun O-20/03 Km:3+500 kesiminde 05.11.2023 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki, ...... Ekmek Pazarlama Anonim Şirketi mülkiyetinde,.... .... .... numaralı ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalanan.... .... .... plakalı araç müvekkili idareye ait otokorkuluk ve eklentilerine çarpmak suretiyle 2023 yılı birim fiyatlarıyla 10.403,00 TL maddi zarara sebebiyet verdiğini, KTK.nin 88. maddesi gereğince davalıların müteselsil olarak sorumlu olduklarını. TBK.nun 163. maddesi gereğince ise davacıya istediği borçluya başvurma hakkı tanındığını, davalı taraflar meydana gelen kamu zararının tamamından müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, kamu zararının ödenmesi hususunda kazaya karışan ve müterafik kusurlu dava dışı .... .... .... Plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketi .... .... .... A.Ş. tarafından 18.03.2024 tarihinde hasarın yarı miktarı olan 5.201,50 TL müvekkili idareye ödendiğini, hasar bedelinin kalan yarısı için davalı taraflara 12.03.2024 tarihli ve 1480019 sayılı yazı ile ihtar yapıldığını, ihtarın tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça hasar bedelinin ödenmediğini, icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, iş bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile; Davalı-borçluların .... .... .... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazlarının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, mahkeme masrafları ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. DAVA, Haksız eylemden kaynaklanan zarar alacağı tazminatı nedeniyle başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan vaki itirazın iptali davasına ilişkindir.

01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinin (1.) fıkrası "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun Dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 18/A. maddesinin (2.) fıkrasının son cümlesi "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Dava şartlarının incelenmesi başlığını taşıyan 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü, 115/2. maddesinin (1.) cümlesi "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükmünü içermektedir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 04/10/2024 tarihinde açılan davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, gerek dava dilekçesi içeriğinde, gerekse dava dilekçesi eklerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi hükmü uyarınca arabuluculuğa başvurulduğuna dair bir beyanın ve buna dair bir belgenin bulunmadığı tespit edilmesi üzerine 04/09/2023 tarihinde davacı vekiline arabuluculuk son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylı bir suretini (1) haftalık süresi içerisinde sunması hususunda e-muhtıra çıkarıldığı, muhtıranın 07/10/2023 tarihinde e-tebliğ edildiği tespit edilmiş olup, davacı vekili 07/09/2024 tarihli beyan dilekçesi arabuluculuğa başvurulmadan bu davanın açılacağı gerekçesiyle davacı vekili tarafından dosyaya arabuluculuk tutanağı sunulmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekilinin muhtıra üzerine dosyaya sunduğu 07/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde: Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/01/2022 tarihli 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı ile ".... Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre davacı vekilinin özel dava şartı olarak düzenlenen KTK.nun 97. maddesi kapsamında zorunlu başvuru şartını yerine getirdiği gözetilerek işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamı." şeklinde karar verildiğini. Davalılarla söz konusu zararın tazmini amacıyla gerekli yazışmalar yapılmış olduğunu ancak gelinen süreçte müvekkili İdareye herhangi bir cevap verilmediği gibi ödeme de yapılmadığını. Yargıtay ilamı doğrultusunda arabulucuya başvurmadan işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, davanın esasına geçilmesini talep etmiştir. ANCAK,6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesinin, tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma sırasında aranmayacağı anlatılmış olup yoksa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun, Dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinin (1.) fıkrası "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi hükmü uyarınca, 04/10/2024 tarihinde açılan davanın tazminat alacağından kaynaklandığından, ilgili madde gereği dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu hali ile davacı vekili tarafından dava şartı olan arabuluculuğa başvurma şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2.son, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/2, 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-) Davacı Karayolları Genel Müdürlüğü Harçlar Kanunun değişik 13/j bendine gereğince harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinden davacı vekili ile davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/10/2024

¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸

Atıf: Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/650, K. 2024/777, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-650-e-2024-777-k-e03b523b85f6