İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/62 E. 2026/220 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/62
- Karar No
- 2026/220
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/62 Esas KARAR NO : 2026/220
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/01/2024 KARAR TARİHİ : 09/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, 35 yılı aşkın süredir ... Yetkili Servis olarak, araçlara bakım, onarım, tamir, vb. işlemleri yaparak faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı ... Turizm Ltd. Şti., bünyesinde bulundurduğu araçların hasar onarımları ve bakımlarının yapılması için müvekkilinin servisine getirdiğini, davalı ... Turizm Ltd. Şti.'ne ait ... plakalı aracın ön tamponunun hasarlı, ... plakalı araç arka tampon ve sol ön kapı hasarlı ve ... plakalı araç ön kısım hasarlı olarak farklı zamanlarda müvekkili servise getirildiğini, davalı ... Turizm Ltd. Şti., bahse konu araçları diğer davalı ... Sigorta A.Ş. ye sigortaladığını, yukarıda bahsedilen araçlar için müvekkili şirket tarafından yapılan onarımlar için davalı ... Turizm Ltd. Şti. yönlendirmesi ile davalı ... Sigorta A.Ş.’ne, ... plakalı araç için 6.477,66.-TL, ... plakalı araç için 3.530,76.-TL (2 adet fatura toplamı), ... plakalı araç için 7.027,11.-TL, tutarlarında faturalar kesilerek yollandığını, faturaların kesinleştiğini, Bahse konu araçlardan fatura bedelleri alınmadan davalı ... Turizm Ltd. Şti.'nin yetkilendirildiği kişilere ilgili araçların hasarları giderilmiş şekilde teslim edildiğini, fatura bedelleri davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından müvekkili şirkete ödenmeyince müvekkili şirket yetkililerince davalılar ... Turizm Ltd. Şti. ve ... Sigorta A.Ş. yetkilileri ile görüşüldüğünü, davalı şirketlerin kendi aralarında problem olduğu bazı belgelerin eksikliği bahane edilerek ödemeden imtina edildiğini, alınmış olan hizmetin ve kesilmiş olan faturaların bedellerinin dava tarihi itibariyle hala ödenmemesi sebebiyle müvekkilinin ciddi anlamda zarar gördüğünü ve mağdur olduğunu, dava konusu fatura alacaklarının 2021 yılına ait olduğunu, 2021 yılından günümüze kadar geçen sürede enflasyonist ortam, döviz kur artışları, yedek parça fiyatlarının olağan üstü artışı, vs. gibi sebepler, zararı katlayarak arttırdığını, müvekkilinin zararı ticari temerrüt faizi ile telafi edilemeyecek durumda olduğunu, arabuluculuk başvurusunun da anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ile, yargılama yapılarak, davanın kabulünü, toplam 17.035,53.-TL tutarındaki fatura bedellerinin fatura tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, müvekkili şirketin uğradığı munzam zararın tespitini, munzam zarar tespit edildikten sonra faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalılara bırakılmasına karar verilmesini, fazlaya ilişkin her türlü haklar saklı kalması kaydıyla, talep ve dava etmiştir. Davalı .... SİGORTA A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu davanın reddi gerektiğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının mahkeme nezdinde ikame ettiği “ müvekkil sigorta şirketinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 117.235,53.-TL (17.035,53.-TL fatura bedelleri için, 200.-TL munzam zarar bedeli tahsilini” talep ettiğini, ancak işbu davanın “belirsiz alacak davası” olarak ikame edilmesinin HMK’nın ilgili hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından maddi hasar bedeli ödendiğini, davacıya karşı bakiye tazminat ödeme borcu kalmadığını, müvekkili şirket tarafından dava konusu ... plakalı araç için 16/02/2022 tarihinde davalıya davacı tarafından kesilen 5722,96 TL fatura bedeli ödendiğini, davacı kira sözleşmesi ve KABİS evrağı talep edilmesine rağmen ilgili evrakları iletmediğini ve haksız olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, hasar bedeli hesaplamasının sigortacılık teamülüne ve mevzuata uygun şekilde yapılması gerektiğini, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, poliçede sigorta bedeline KDV dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, davacının talep etmesi gereken faiz yasal faiz olduğunu, davacının görevlendirdiği eksper raporu esas alınarak karar verilemeyeceğini, kusur oranlarının tespiti gerektiğini beyan ile, davacının davasının reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, arz ve talep etmiştir. Davalı ... OTOMOTİV vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ..., ... ve ... plakalı araçların diğer davalı ... SİGORTA A.Ş tarafından ve .... SİGORTA A.Ş tarafından sigortalı olduğunu, müvekkili şirket araçların tamir edilmesi için davacı şirkete kaza tutanaklarını ve kasko poliçesini teslim ederek araçların tamir edilmesini talep ettiğini, davacı taraf da araç hasar dosyası açarak diğer davalı ... SİGORTA A.Ş'nin eksper göndermesi ve onay vermesi sonrası aracı tamir ederek müvekkiline teslim ettiğini, davacı taraf araçların tamir bedelinin ödenmediği konusunda müvekkiline hiçbir bildirim ve ihtar göndermediğini, davacı tarafın, diğer davalıdan tahsil etmesi gereken hasar bedeli için yaklaşık 2 yıl sonra müvekkiline icra takibi yaptığını ve müvekkilinin de araçların kasko Sigortası tarafından ödendiğini ve veya ödenmesi gerektiğini belirterek takibe haklı olarak itiraz ettiğini, davacı şirketin, müvekkiline yönelik talepleri haksız ve mesnetsiz olup davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın munzam zarar talebi de haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın 2021 yılında tamir edip müvekkiline teslim ettiği araçlar için tamir bedelinin ödenmediği konusunda hiçbir bildirim ve ihtar gönderilmediğini, müvekkilinin munzam zarardan sorumlu olmadığını beyan ile, araçların kasko poliçesi mevcut olup zararın kasko poliçesi kapsamında olduğu sabit olduğundan müvekkili yönünden haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama harç ve giderleri ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini müvekkili adına talep etmiştir. DELİLLER : ... Sigorta AŞ, Türkiye Noterler Birliği, Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi, Avcılar Vergi Dairesi, Sarıgazi Vergi Dairesi yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının faturaya dayalı alacağının fatura tarihi itibariyle faizi ile birlikte davalılardan tahsili ve munzam zarar talebine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 02/11/2024 havale tarihli raporunda; Detayı rapor içerisinde izah edilen nedenlerle, dosyaya mübrez belge ve bilgi ile Sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Hasar Yönünden Teknik Değerlendirme: Dava konusu ..., ... ve ... plakalı plaka sayılı 3 (üç) adet aracın hasarı ile ilgili olduğunun anlaşıldığını, ... Plaka Sayılı Aracın Hasarı İle İlgili Değerlendirme; Dosya kapsamında Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi’ne hitaben, sigorta eksperi .... tarafından hazırlanmış, 10/02/2022 rapor/kayıt tarihli, .... dosya nolu Kasko Kesin Ekspertiz Raporu bulunduğunu, ... Plaka Sayılı Aracın Hasarı İle İlgili Değerlendirme; Davalı ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ’ne hitaben, sigorta eksperi ... tarafından hazırlanmış, 21/03/2022 rapor/kayıt tarihli, .... dosya nolu KASKO Kesin Ekspertiz Raporu bulunduğunu, ... Plaka Sayılı Aracın Hasarı İle İlgili Değerlendirme; Davalı ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ’ne hitaben, sigorta eksperi .... tarafından hazırlanmış, 14/09/2021 rapor/kayıt tarihli, .... dosya nolu KASKO Kesin Ekspertiz Raporu bulunduğunu, Sigorta Mevzuatı Yönünden: Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelere göre , ... , ... , ... plakalı araçların davalı ... Sigorta tarafından kasko poliçesi ile teminat altına alındığının görülmekte olduğunu, Dava konusu 3 aracın hasarları sonrası düzenlenen ekspertiz raporlarında ve yapılan teknik değerlendirmede tespit edilen hasar ve talep edilen faturaların uyumlu olduğunun tespit edildiğini, Dava konusu 3 araç için düzenlenen ekspertiz raporlarında kazaların oluş şeklinin poliçe teminatları kapsamında olduğunun tespit edildiğini, TK. m. 1421/1’e göre, taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, sigortacının sorumluluğunun primin veya ilk taksitin ödenmesi ile başladığı, kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacının, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olduğunu, buna göre sigortacının, sigorta sözleşmesinde belirlenmiş olan sigorta süresi boyunca rizikoyu taşımakla yükümlü olduğunu, sürenin bitiminden sonra hasar meydana gelmesi halinde ise hasar sigorta teminatı dışında kaldığından, sigortacının hasarı karşılama zorunluluğu olmadığını, bu sebepten sözleşmede, sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğü için belirtilen zaman dilimi açık ve ayrıntılı bir şekilde belirlendiğini, Sigortacının en önemli yükümlülüklerinden birisinin de tazminat ödeme yükümlülüğü olduğunu, sigorta ettirenin sigorta sözleşmesindeki amacı, sigorta süresi içinde rizikonun gerçekleşmesi ile zarar sigortalarında poliçe kapsamına giren zararın, can sigortalarında sigorta bedelinin kendisine veya sigortalıya ödenmesini istemekte olduğunu, sigortacı rizikonun gerçekleşmesi ile zarar sigortalarında ortaya çıkan zararı, meblağ sigortalarında ise sigorta bedelini ödemekle yükümlü olduğu, TTK. m. 1427/1 uyarınca, sigorta sözleşmesinde zararın aynen tazminine ilişkin hüküm yoksa sigorta tazminatının nakden ödeneceğini, Sonuç: Yukarıda takdim edilen açıklamalar çerçevesinde, hukuki değerlendirme, delillerin takdiri ve nihai karar tamamen Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere, bilirkişiye verilen görev çerçevesinde; mevcut verilerin değerlendirilmesi sonucu, Hasar Yönünden: Dava konusu ..., ... ve ... plakalı sayılı araçlarda ait ekspertiz raporlarındaki tespit edilen hasar ve talep edilen faturaların uyumlu olduğu, Araçlardaki hasarın durumunun kazaların oluş şekline alınan darbelere uygun olduğu, 1. ... plaka sayılı aracın toplam hasar tutarının 6.477,66 TL olabileceği, 2. ... plaka sayılı aracın hasar tutarının 1.922,22 TL ve 1.608,54 TL olabileceği, 3. ... plaka sayılı aracın hasar tutarının 7.027,11 TL olabileceği, Dosya kapsamında bulunan ..., ... ve ... plakalı araçlara ait fatura toplam tutarının 17.035,53 TL olduğunu, dava konusu araçlara ait hasarların poliçe teminatı kapsamında olduğu, davalı sigorta şirketinin araçlarda oluşan hasar tazminatlarını ödemek ile yükümlü olduğu, sonucuna varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi 27/04/2025 havale tarihli ek raporunda; Rapor içesinde açıklanan hususlar çerçevesinde hukuki değerlendirme, delillerin takdiri ve nihai karar tamamen Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere, verilen ek görev çerçevesinde; Mevcut verilerin itirazlar doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi sonucu, Makina Yük. Mühendisi Bilirkişi Tarafından Kök Rapora İtirazların Teknik Yönden Değerlendirilmesi (hasar Yönünden): Kök Raporda; “Dava konusu ..., ... ve ... plakalı sayılı araçlarda ait ekspertiz raporlarındaki tespit edilen hasar ve talep edilen faturaların uyumlu olduğu, araçlardaki hasarın durumunun kazaların oluş şekline alınan darbelere uygun olduğu, ... plaka sayılı aracın toplam hasar tutarının 6.477,66 TL olabileceği, ... plaka sayılı aracın hasar tutarının 1.922,22 TL ve 1.608,54 TL olabileceği, ... plaka sayılı aracın hasar tutarının 7.027,11 TL olabileceği, dosya kapsamında bulunan ..., ... ve ... plakalı araçlara ait fatura toplam tutarının 17.035,53 TL olduğu” belirtilmiş olduğu, Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilince; somut bir veri, teknik bir tespit sunulmadan kök rapordaki teknik tespitlere itiraz edildiği anlaşılmakla, kök rapordaki tespitleri değiştirecek nitelikte yeni bir bilgi-belgenin dosyaya eklenmediği, kök rapordaki hasar durumu ve gerekçelerinin hasarın oluş şekline alınan darbelere uygun olduğu, ayrıca hesaplanan hasar bedellerinin davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından görevlendirilmiş bağımsız sigorta eksperleri tarafından düzenlenen ekspertiz raporlarındaki tespitler ile de tamamen uyumlu olduğu, yapılan itirazların somut dayanağının bulunmadığı, Makine Yüksek Mühendisi olarak Munzam Zarar ile ilgili değerlendirme Teknik Uzmanlık alanım dışında olduğundan bu yönde değerlendirme yapılamadığı, Sigorta Yönünden; Dava konusu araçlara ait hasarların poliçe teminatı kapsamında olduğu, davalı sigorta şirketinin araçlarda oluşan hasar tazminatlarını ödemek ile yükümlü olduğu, sonucuna varıldığını bildirmiştir. Davacı vekilinin 23/02/2026 tarihli ıslah dilekçesinde; Dava konusu zarar taleplerinin 200.-TL tutarından 47.964,47.-TL tutarına yükseltilmesine ve davanın toplam değerinin 65.000.-TL olarak belirlenmesine, haklı davanın kabulüne, eksik usuli inceleme sebebiyle doğabilecek hakları saklı kalmak kaydıyla 17.035,53.-TL tutarındaki fatura alacağının fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına, bilirkişi raporu içeriğine göre; Davalı ... Otomotive ait ..., ... ve ... plakalı araçların diğer davalı ... Sigorta A.Ş tarafından kasko sigorta ile sigortalı olduğu, bu kapsamda eldeki davanın 3 (üç) adet aracın hasarı ile ilgili yapılan hasarın onarım bedelinden kaynaklandığı, sigorta şirketi bünyesinde yapılan araçlarda ait ekspertiz raporlarındaki tespit edilen hasar ve talep edilen faturaların uyumlu olduğunun, araçlardaki hasarın durumunun kazaların oluş şekline alınan darbelere uygun olduğu, ... plaka sayılı aracın toplam hasar tutarının 6.477,66 TL olabileceği, ... plaka sayılı aracın hasar tutarının 1.922,22 TL ve 1.608,54 TL olabileceği, ... plaka sayılı aracın hasar tutarının 7.027,11 TL olabileceği, dosya kapsamında bulunan ..., ... ve ... plakalı araçlara ait fatura toplam tutarının 17.035,53 TL olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve bu bedelin poliçe teminatları kapsamında kaldığından, bu bedelin davalı sigorta şirketinden tahsiline, davalı ... Otomotiv yönünden ise, dava konusu araçların diğer davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigortası ile sigortalı olduğu ve bu kapsamda araçlara yapılan eksper raporu sonrası ve onay verilerek araçların tamiri yapıldığından, bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmiştir. Öte yandan, davacının munzam zarar tazminatı istemi yönüyle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Aşkın Zarar" başlıklı 122. maddesinde "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." hükmü düzenlenmiştir. Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür. Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden davacı alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). Ayrıca, bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Dava dilekçesi özünde; davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür. Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde, talep edilen munzam zararın açık ve somut bir biçimde ispatlanamadığı anlaşılmakla munzam zarara ilişkin talebin reddi gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın kısmen kabulü ile; 1-17.035,53 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş.'den 19/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 2-Davanın munzam zarar talebi yönünden reddine, 3-Davanın davalı ... Turizm Otomotiv İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. Yönünden pasif husumet nedeniyle reddine, 4-Alınması gerekli 1.163,70 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.079,90 TL harcın mahsubuyla bakiye 83,80 TL harcın davalı ... sigortadan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 900,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.259,80 TL'nin davalı ... sigortadan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 10.405,25 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 2.727,00 TL yargılama giderinin davalı ... sigortadan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-AAÜT gereğince hesap edilen 17.035,53 TL ücreti vekaletin davalı ... sigortadan alınarak davacıya verilmesine, 8-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine 9-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 345,00 TL davalı ... sigortadan, bakiye 975,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı ... otomotiv vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/03/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır