İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/521 E. 2025/263 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/521
- Karar No
- 2025/263
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/521 Esas KARAR NO: 2025/263 DAVA TARİHİ: 09/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali, Kooperatif Üyeliğinin Tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı Asıl Davada Dilekçesinde özetle: Müvekkili ---------- üyesi olduğunu, tüm birikimi ile ----------- bir taşınmaz sahibi olabilmek amacıyla kooperatif üyesi olarak ödemelerini düzenli olarak yaptığını, Müvekkile kooperatif tarafından ---------- İli, ----------- İlçesi, ----------- pafta -------------- parselde bir adet taşınmaz vaat edildiğini, söz konusu kooperatife 22 yıllık aidatını ödemiş olmasına ve 22 yıl geçmesine rağmen hala daha alması gereken dairesini alamadığını, Kişi kooperatif olan -------------, kooperatife ait ana yapıda kat irtifakına geçecek ve bağımsız bölümler belli olacağını, bu tapular hak sahiplerine dağıtılacağını, müvekkiline kooperatif hissesine denk düşecek olan taşınmazın 3. Kişilere devredilmesi halinde müvekkilinin büyük zarara uğrayacağını ve hakkını kaybedeceğini, Tüm bu sebeplerle; müvekkiline ait kooperatif hissesinin 3. Kişilere devrinin engellenmesi için 3. Kişi ---------- müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, Müvekkili ile davalı arasında müvekkiline ait ------------ bulunan hissesinin devri için 05.01.2023 tarihinde hisse devir sözleşmesi yapıldığını, Davalı tarafından anılan sözleşme gereğince müvekkiline 25.04.2024 tarihinde 650.000 TL olmak üzere ve 15.05.2023 tarihinde olmak üzere 650.000 TL toplamda 1.300.000 TL ödemeyi kabul ve beyan ettiğini, Bunun için davalı tarafından ifaya dönük iki adet 650.000 TL bedelli toplamda 1.300.000 TL'lik iki adet bono verdiğini, ekte sundukları bonoların gür gelmesine rağmen bonoların halen ödenmediğini, Davalının emlak işlerini yapan ------------Ş. Tarafından ------------- konulan ilanlarda söz konusu kooperatifteki taşınmazların değeri şu anda 3.900.000 TL olduğunu, Müvekkili davalı ile sözleşme yaptığı tarihte kooperatif tarafından, kooperatifin ------------ İli, ------------ İlçesinde 2 adet taşınmazının olduğu tüm üyelerden saklandığını, Taraflarınca yapılan araştırmalarda kooperatifin ---------- İli, ------------ İlçesi, ----------- ada ------------- parselde ve ------------ İli, ------------- İlçesi, ------------ ada ------------ parselde iki adet daha taşınmazın olduğu tespit edildiğini, bu taşınmazların ortalama değerinin 14.000.000 TL olduğunu, ------------- 29.06.2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılı faaliyetlerine ilişkin olağan genel kurul toplantısının 16. Maddesinde Kooperatif yasa mevzuatı gereği kullanamadığı emsal bedellerine karşılık ------------ Şti. /------------ şirketinin belediye nezdinde arsa becayiş ve emsal bedellerinin kullandırılması hususu oy çokluğuyla kabul edildiğini, ancak bu emsallerin kullandırılmasına ilişkin karar ------------ E. Sayılı dosya kapsamında verilen hüküm ile iptal edildiğini, İşbu iptal kararı neticesinde kooperatif üyelerine kalacak hisse değerleri; 2 adet dublex daire, 4 adet normal daire ve bir adet dükkân şeklinde olmak üzere tekrar kooperatifin aktif mal varlığına dâhil edildiğini, Bu konuda----------- E. kararının aşağıdaki gibi olduğunu: Davacı genel kurulda alınan 16 numaralı karara da muhalif kalarak muhalefet şerhini de ibraz etmiştir. Davalı ------------- 29.06.2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılı faaliyetlerine ilişkin olağan genel kurul toplantısının 16.maddesinde Kooperatif yasa mevzuatı gereği kullanamadığı emsal bedellerine karşılık ---------- Şti./----------- şirketinin belediye nezdinde arsa becayiş ve emsal bedellerinin kullandırılması hususu oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Ancak karardaki “kullanamadığı emsal bedellerine karşılık---------- Şti. /----------- şirketinin belediye nezdinde arsa becayiş ve emsal bedellerinin kullandırılması hususu” açık anlaşılır ve tereddütsüz bir içeriğe sahip bulunmadığından, söz konusu kararla verilen yetkinin kooperatif bütçesine geliri olup olmadığı, kooperatifin mal varlığında eksilme, tasfiye bakiyesinde azalma yaratıp yaratmayacağı, kooperatife arsa veya taşınmaz daire kazandırıp kazandırmadığı, kooperatifi zarara uğratıp uğratmadığı, kooperatifin aynacına ve yararına olup olmadığı vb. bilgiler hiçbir şekilde ne Yönetim Kurulu Yıllık Çalışına Raporu'nda ile Denetim Kurulu Raporu'nda yer almadığı ve bu maddenin genel kurulda görüşülmesinde ortaklara açık bir şekilde yeterli izahat yer verilmediği anlaşıldığından, yüklenici firmaya üye başı 650.000 TL ödeme yapılmasına karşın, becayiş ve emsal bedellerinin kullandırılmasının kooperatif yararına olmadığı, aksine 3. Kişi yükleniciye devredildiğinden kooperatif yarına olabileceği değerlendirildiğinden, gündemin 16. Sırasında görüşülerek karara bağlanan konunun, kooperatife etkileri yönünden genel kurula katılan kooperatif ortaklarının yeterince aydınlatılmadığı bu sebeple alınan genel kurul kararının ana sözleşmenin 39., Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve TTK.'nun 445. Maddesi anlamında kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük (iyiniyet) kurallarına aykırı olduğu kanaatine varıldığından bu madde iptal edilmiştir. Davalı yapı kooperatifin yüklenicisi olduğunu aynı zamanda tüm üyelerin deneyimsizliğinden yararlanarak 50'ye yakın üyenin hakkını devir aldığını Davalı aynı zamanda yapı kooperatifin yüklenicisi konumunda olduğunu, ---------- ile 22.11.2019 tarihinde ----------- Noterliğinin 22.11.2019 tarihli Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yaptığını, bu sebeplerle; inşaatın maliyetini ve kooperatifin iç ilişkililerini gayet iyi bildiğini, Aynı zamanda kooperatif yönetimi ile birlik olarak 50'ye yakın üyenin hakkının adeta gasp edercesine ellerinden aldığını, bu durumu kooperatif yönetimi gayet iyi bildiğini ve davalı yanın diğer üyelerden yararlanması ve onları sömürmesi için her türlü genel kurul kararları aldıklarını, Hukuka ve hakkaniyete aykırı kararlar verildiğini, özellikle 29.06.2022 tarihli Kooperatif Genel Kurul Tutanağında aynen “gecikme halinde uygulanacak faiz oranının Aylık 968 belirlenmesi 30 kabul oyuna karşı 2 ret oy çokluğu ile kabul edildi.” ifadelerinden de anlaşıldığı üzere hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak yıllık 996 temerrüt faizi kararlaştırıldığını, görüldüğü üzere kooperati! kurul kararında açıkla bazı kişilerin üyelik haklarından edilmesi sarf edildiği ve insanların müzayaka, bilgi ve tecrübesizliği durumlarından faydalanılmaya çalışır kararlar alındığı anlaşıldığını, ile sıkışık ----------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyası ile bu kararın da iptali talep edildiğini, Yukarıda andıkları kararlar ile tüm üyeler için üyelik artık katlanılamaz bir hale geldiğini, kooperatif yönetimi ile davalı taraf el ele vererek tüm üyelerin ellerinden hakları gasp edilmeye çalışıldığını beyan etmiştir.Davalı Asıl Davada Cevap Dilekçe Özeti: --------- 1997 yılında kurulduğunu, Kooperatife ait arsa üzerinde müvekkil yüklenici ile anlaşıldığını; inşaat maliyetinin kooperatif üyeleri tarafından karşılanması sureti ile projenin yapımına başlandığını, davacı ile müvekkil ise anılı kooperatifte bulunan davacının hissesinin müvekkile devri hususunda anlaştıklarını, Ancak edimleri ifa edilen hukuka uygun olan sözleşme gereği davacı bizzat yazılı bildirimi ile ----------- kendi hissesini devrettiğini bildirmişse de sonrasında fikir değiştirmek istemiş olacak ki kötü niyetli şekilde huzurdaki dosyayı ikame etmiş olduğunu, ancak müvekkile devredilen ve hatta sonrasında müvekkilin de 3. kişiye devrettiği kooperatif hissesi üzerinde hak iddia edemeyeceği aşikar olduğunu, bu itibarla huzurdaki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığından davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddini talep ettiklerini, Davacının haksız davasına konu kooperatifüyeliğinin devri sözleşmesi olduğunu, tacir olan müvekkil ile kooperatif üyesi olan davacı arasındaki devir protokolü kooperatif hissesine ait olduğundan Mahkemeniz görevsiz olduğunu, bu itibarla öncelikle görev yönünden itirazının kabulü ile dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini ve neticede davanın reddini talep ettiklerini, Protokol gereği yüklenilen edimler ifa edilmiş olduğunu, müvekkil borcunu haricen ifa ettiğini, davacı da hissesini müvekkile devrettiğini, bu sebeple davacının kötü niyetli davasının reddine karar verilmesini talep ettikleri Davacı emlak sektörünün hareketlenmesi ile müvekkili ile arasında akdedilen protokol dolayısıyla derin bir pişmanlık duyduğunu ve kooperatifteki hissesini kötü niyetle geri alabilmek amacıyla türlü beyanlar sunarak hukuka uygun olan protokolü iptal ettirme derdinde olduğunu, Zarar görenin zarar durumu, düşüncesizliği veya deneyimsizliği (subjektif unsur) Olarak belirlendiğini, Gerek Kanunun lafzından çıkan sonuç gerekse de Yargıtayın görüşü, ancak ve ancak her iki unsurun bir arada oluşması ile gabinden bahsedilebileceği konusunda birlik içerisinde iken somut olayda gabin doğumu için öngörülen her iki unsur da bulunmadığını, Yüklenici olan müvekkil anılı kooperatife yaklaşık 40 hisse devir aldığını, tarafların iradeleri ile akdedilen protokollerin iptalinden söz edilemeyeceğinden, hissesini müvekkile davacı tıpkı diğer üyeler gibi kendisi devretmeyi talep ettiğini, müvekkili de talepler doğrultusunda hisseleri satın aldığını, Davacı her ne kadar hisse bedelinin fahiş derecede düşük olduğunu iddia etmekteyse de kabul anlamına gelememek kaydı ile devir protokolü sırasında anlaşılan tutar hakkaniyete uygun olduğunu, son zamanlarda ülkemizde emlak sektörünün çok hızlı değiştiği gözetildiğinde bu durum davacının işine gelmediğinden kötü niyetle bu davayı ikame ettiğini, Davacının dilekçesinde yer alan “----------- E. Sayılı dosyası kapsamında verilen iptal kararı ile müvekkilimin hissesinin değeri artmıştır.” gerekçesi de işbu iddialarına delalet olduğunu, Gabinin varlığı tartışılırken protokolün imza edildiği tarih esas alınması gerektiğini, son dönemlerdeki gayrimenkul fiyat artışının önceki zamanları katladığı göz önüne alınırsa taşınmazın şimdiki değeri belki 1.300.000 TL'nin üzerinde tespit edilebilecekse de imza tarihinde tespit edilecek bedel aşağı yukarı eşit ve hatta altında kalacağını, zaten bu sebepten, eş deyişle revaçta olmasından dolayı davacı protokol şartlarından cayabilmek adına işbu davayı ikame etmişse de edimler arasında bir oransızlık bulunmadığını beyan etmiştir.Davacı Dilekçe Özeti: Kooperatif ile yüklenici arasında 22.11.2019 tarihinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede yapı ruhsatının alınması için ay, su basmanı seviyesine gelinmesi 5 ay, kaba inşaatın bitmesi için 11 ay, bağımsız bölümlerin teslimi içi 9 ay, tapuların alınması için 4 ay olmak üzere yükleniciye anahtar teslimi için toplam 30 süre verildiğini ve bu sürelere uyulmaması halinde sözleşmenin kooperatif tarafından haklı sebeple feshedileceği öngörüldüğünü, yine sözleşmeye göre inşaatı tamamlaması için yükleniciye kooperatif tarafından 9.880.000,00 TL ödeme yapılacağını, 10 Mart 2020 tarihinde ----------- yayımlanan 2020 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ'de, yapılan birim TL/metrekare fiyatlandırması 210,00 TL - 3.800,00 TL arasında olduğunu, 2021 yılı için ise bu fiyatlandırma 255,00 TL - 4.700,00 TL arasında olduğunu, Sözleşmeye göre her katta 4 daire olacak şekilde toplam 80 daireli iki adet bina yapılacağını, bu daireler ortalama 100 metrekare olduğunu, totalde bağımsız bölümlerin büyüklüğü yaklaşık 8.000 metre kare olmakla birlikte, ortak alanlar dahil edildiğinde kabaca toplamda yaklaşık 9.000 metrekare inşaat yapıldığını, bu alanın yaklaşık 450-500 metrekaresinin yükleniciye ait olduğunu, Bu sayılardan yola çıkarak en üst seviyeden maliyet hesabı yapıldığında dahi, yüklenicinin inşaatı tamamlaması gereken 2020 ve 2021 yıllarında inşaatın ortalama maliyeti 34.200.000,00 TL ile 42.300.000,00 TL arasında olduğunu, Sözleşme tarihi olan 22.11.2019 tarihi ile davaya konu genel kurul tarihi arasında 30 ay | haftalık bir süre olduğunu, yani yüklenici sözleşmeye göre, genel kuruldan 1 hafta önce anahtar teslim yapmakla mükellef olduğunu, oysa yüklenici anahtar teslim tarihi geçmiş olmasına rağmen İnşaatın tamamlanabilmesi için kişi başı 650.000,00 TL olmak üzere 76 üyeden toplam 49.400.000,00 TL ek ödeme alınmasını talep ettiğini, yüklenicinin inşaatı hem geciktirmesi hem de kendi lehine 49.400.000,00 TL ek ödeme çıkarttırması ve kooperatiften toplamda 59.280.000,00 TL ödeme alarak maksimum 42.300.000,00 TL maliyetle yapılacak inşaat için fazladan (kabaca yaptıkları hesaba göre) 16.980.000,00 TL ödeme alarak inşaatı tamamlayacağını iddia etmesi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, yüklenicinin kendi kusuruyla yadsınamayacak kadar bir süre gecikme yaşaması (2023 Ağustos ayında dahi anahtar teslimi gerçekleşmediğini) ve bu süreçte inşaat maliyetlerinin artmış olması ne kooperatifin ne de kooperatif üyelerinin sorumluluğunda olduğunu, Kooperatif yönetimi inşaat “maliyetlerinden haberdar olmakla - birlikte, yüklenicinin bahsi geçen 650.000,00 TL ek ödemeyi karşılayamayan kişilerin hisselerini çok düşük miktarlara satın aldığı ve üyelerin düştüğü bu zor durumdan kötü niyetle faydalandığı da ayrıca bilindiğini, nitekim bahsi geçen miktar her sıradan vatandaşın bir anda ödeyebileceği bir miktar olmadığını, bu konuda hali hazırda derdest bir çok dava bulunmakla birlikte işbu genel kurulda alınan kararların iptali için açılan davalar da derdest olduğunu, Bu bahsi geçen ek ödeme hususu kooperatif ve yüklenicinin üyeleri zor durumda bırakmak için yaptığı hukuksuzlukların çok basit bir örneği olduğunu, müvekkil zor durumda kalması ve söz konusu yerin gerçek değerinden bihaber olması, üstelik zaten çok düşük bir miktara devrettiği hissesinin hiçbir şekilde karşılığını alamaması işbu davayı açmalarına vesile olduğunu, Mahkemenizce gerekli görülmesi halinde bu hususun tanık anlatımları ile de ispatı mümkün olduğunu, davanın kabulünü talep etmektedir.Davalı cevap dilekçesinde özetle; Kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı 1.300.000 TL ile hissesini devrettiğini iddia ettiğini, ancak huzurdaki dosyada harcı eksik ikmal ettiğini, Sayın Mahkemenin bu eksikliğin giderilmesi için davacı yana kesin süre vermesi, bu kesin süre içerisinde eksiklik giderilmez ise davanın usulen açılmamış sayılmasına karar vermesi ile usulen davanın reddine karar vermesini talep ettiklerini, ----------- E. Sayılı dosyasında davacı yada müvekkil taraf olmadığını, anılı dosya halen derdest olduğunu, bu dosyadan çıkabilecek hiçbir karar üyeliğini kendi rıza ve beyanı ile müvekkiline devreden ve artık anılı kooperatifte eski üye sıfatını kazanan davacıyı etkiler veya hukuki durumunu değiştirir halde olmadığını, bu itibarla yazışmalar ve işbu bahsi geçen dosyanın huzurdaki uyuşmazlıkla ve taraflarla ilgisi olmadığını bildirdiğini, nazara alınmamasını talep ettiğini, Ayrıca inşaatın maliyet hesabının şu aşamada neyi ispat eder olduğu da belirsiz Olduğunu, Aksi halde yine usul itirazlarının kabulü ile davanın hukuki yarar dava şartı noksanlığından reddine, Her halükârda yersiz ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmektedir.Davacı birleşen davada dava dilekçesinde: ----------- 22 yıla aşkın süredir üyesi olduğunu,----------- bir taşınmaz sahibi olabilmek amacıyla tüm birikimini bu kooperatife yatırdığını ve üyelik ödemelerini düzenli olarak yaptığını, Ödediği aidatlar karşılığında, davalı ----------- tarafından----------- ili,------------ İlçesi,----------- pafta----------- parselde bir adet taşınmaz vaat edildiğini, ancak 22 yıldır aidatlarını ödemiş olmasına rağmen halen daha kendisine vaat edilen dairesini alamadığını, Davalı -----------, kooperatife ait olan ana yapıda yakında kat irtifakına geçeceğini, Kat irtifakına geçilmesiyle bağımsız bölümler belli olacak ve bu tapular hak sahiplerine dağıtılacağını, kooperatif hissesine denk düşecek olan taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi halinde büyük zarara uğrayacağını ve hakkını kaybedeceğini, Davalı arasında müvekkile ait ------------ bulunan hissesinin devri için 05.01.2023 tarihinde hisse devir sözleşmesi yapıldığını, Davalı tarafından anılan sözleşme gereğince kendisine 25.04.2023 tarihinde 650.000.-TL ve 15.05.2023 tarihinde 650.000.-TL olmak üzere toplamda 1.300.000.-TL ödemeyi kabul ve beyan ettiğini, Bunun için davalı tarafından ifaya dönük olarak 650.000.-TL bedelli toplamda 1.300.000.-TL'lik iki adet bono verdiğini, bonoların günü gelmesine rağmen halen ödenmediğini, Sözleşmeye konu taşınmazların hali hazırda yaklaşık 4.000.000.-TL'ye satılması, işbu sözleşme imzalandıktan sonra kooperatifin --------- İli, ----------İlçesi, ----------- ada,----------- parselde ve ----------- ili,----------- İlçesi, ------------ ada,------------ parselde yaklaşık 14.000.000.- TL değerinde iki adet daha taşınmazının olduğunun ortaya çıkması ve ------------ E. Sayılı dosyası kapsamında verilen iptal kararı ile müvekkilin hissesinin değerinin artması gibi sebeplerle tarafımızca ----------- E. Sayılı dosya kapsamında gabin sebebiyle sözleşmenin iptali talepli olarak dava ikame edildiğini, Bahsi geçen ------------ Esas Sayılı dosya ile, ------------ 29.06.2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılı faaliyetlerin ığan genel kurul toplantısında oy Mahkememize sunulan bilirkişi raporuna karşı davalı vekilinin süre uzatım dilekçesi sunduğu bu talebin kabul edildiği görüldü. çokluğu ile kabul edilen 16. Maddesinin iptaline karar verildiğini, söz konusu maddede kooperatifin yasa mevzuatı gereği kullanamadığı emsal bedellerine karşılık------------ Şti.'ye belediye nezdinde arsa becayiş ve emsal bedellerinin kullandırılması kabul edilmiş olup iptal kararı neticesinde, 2 adet dublex daire, 4 adet normal daire ve 1 adet dükkan olmak üzere 7 adet taşınmaz tekrar kooperatifin aktif mal varlığına dahil edildiğini ve kooperatif üyelerine kalacak hisse değerleri arttığını, Davalı şirket aynı zamanda yapı kooperatifin yüklenicisi konumunda olup ----------- ile 22/11/2019 tarihinde ------------ Noterliğinin 22/11/2019 tarihli Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yaptığını, bu sebeplerle inşaatın maliyetini ve kooperatifin iç ilişkililerini gayet iyi bildiğini, V Aynı zamanda kooperatif yönetimi ile birlik olarak 50'ye yakın üyenin hakkının adeta gasp edercesine ellerinden aldığını, bu durumu kooperatif yönetimi gayet iyi bilmekte ve davalı şirketin diğer üyelerden yararlanması ve onları sömürmesi için genel kurul kararları alınmasını sağladığını, Y” 29.06.2022 tarihli Kooperatif Genel Kurulda alınan "gecikme halinde uygulanacak faiz oranının Aylık 948 belirlenmesi 30 kabul oyuna karşı 2 ret oy çokluğu ile kabul edildi." kararı bunun en iyi örneklerinden biridir. Genel kurulda hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak yıllık 9696 temerrüt faizi kararlaştırılmış olup bu kararda açıkça bazı kişilerin üyelik haklarından edilmesi için özel çaba sarfedildiği ve insanların müzayaka, bilgi ve tecrübesizliği ile sıkışık durumlarından faydalanılmaya çalışıldığının görüleceğini, yukarıda bahsi geçen ------------- Sayılı 17.05.2023 tarihli kararı ile bu karar dahil olmak üzere birçok karar iptal edildiğini, Başka birçok karar ile tüm üyeler için üyelik artık katlanılamaz bir hale geldiğini, nitekim davalı tarafın, yapı kooperatifi üyesi olan kişilerden birçok payı alarak çoğunluğu ele geçirdiğini, kooperatif yönetimi ile birlikte istediği kararları almakta üyeleri ekonomik olarak zora sokmakta ve el ele vererek tüm üyelerin ellerinden haklarının gasp edilmeye çalışıldığını, Somut olayda, kooperatifin karar defteri ve sair evraklarında yapılacak basit bir incelemede dahi böyle bir başvurunun yapılmadığının görüleceğini, davalı şirket tarafından bir başvuru yapılmışsa dahi bu başvurunun hukuken bir karşılığı olmadığını, Nitekim hem kanunda hem de kooperatif ana sözleşmesinin 17. maddesinde açıkça öngörüldüğü üzere devreden ile devalanın birlikte veyahut ayrı ayrı yazılı olarak başvurmaları gerektiğini, Yönetim kurulunun irade beyanlarını incelemesi ve daha sonra devir işlemlerine yönelik yönetim kurulu kararı alması gerektiğini, bu şart sağlanmadan bir yönetim kurulu kararı alınmış ise bile bu kararın hukuka aykırı olduğunu, Kaldı ki, tekrarla ifade etmek istediğimiz üzere, pay devri için kooperatife irade beyanını belirten bir dilekçe sunmadığını, hal böyleyken ve bu sözleşmenin iptali için derdest bir dava bulunuyorken kooperatifin üyelik devri yaparak iradesini yok saymasının kabul edilebilir olmadığını, Neticeten hal böyleyken öncelikle hissenin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesini, ----------- E. Sayılı sözleşmenin iptali davasının bekletici mesele yapılmasını ve üyeliğinin devam ettiğini tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Birleşen davada cevap dilekçesinde dava konusu uyuşmazlık davacı tarafla diğer davalı ------------ Şti., arasında yapıldığı iddia edilen ve bu sözleşme kapsamında, davalı Kooperatifin sözleşmede ve alış verişte taraf olmadığı halde husumet dahi yokken açılmış bir dava olduğunu, davacı tarafın iddialarının tamamının diğer davalılarla olup dava dilekçesinde de davalı Kooperatife geçerli bir sebebe dayanan yasal hiçbir atıf veya talepte bulunmadığını, bu nedenle de davalı Kooperatif yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının davalı kooperatif yönetimine hitaben yazmış olduğu beyanda; ------------ sal olduğum adet hissemi, ------------Şti. 04.01.2023 te devrettiğimi, devre konu hissemin tüm alacak ve borçlarını devralana geçtiğini bildirir, gereğinin yapılmasını talep ederim, içerikli açık talebini sunduğunu ve davalı kooperatif de doğal olarak talebi yerine getirdiğini, buna rağmen bu aşamada hakkının gasp edildiği iddia edilerek tekrar üyelik iddiasında bulunmanın yersiz olduğunu, Gerek işlemlerin hukuksal güvenliği ve hukuki işlemlerin sonuçlarının korunmasına dair kamusal sistem, gerekse iyiniyet ve dürüstlük kuralı kapsamında yapılan işlemin tekrar keyfi olarak iptal talebi yersiz olup davacının açık beyanla devrettiği hisseyle ilgili müvekkil kooperatife yönlendirilen iddialarla davanın hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, Davacı tarafın 05.01.2023 tarihinde yapılan sözleşme kapsamında rızai bir şekilde hissesini diğer davalıya devrettiğini, Sözleşme içeriğiyle ilgili davalı kooperatifin bilgi ve inisiyatifi söz konusu olmayıp davacı ve diğer davalı arasında imzalanmış olup bu sözleşmeden kaynaklı bir ihtilafta Kooperatifin suçlanması ve husumet yöneltilmesi dayanaksız olduğunu ve davanın reddi talep ve beyan etmiştir.Davacı itiraz dilekçesinde özetle: Rapordaki bedel tespitinin dosyada mübrez emsal satış ilanları ve kooperatifin mal varlığı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi ile birleşen davadaki üyelik tespiti taleplerimizin değerlendirilmesini, bu konularda ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı İtiraz dilekçesinde özetle: Emsal dosya kararı göz önüne alınarak dosyadan ek rapor tanzim edilmesine, alınacak raporda dairenin yaklaşık 80 metrekare olduğu, inşaatın protokol tarihindeki inşaat durumunun dikkate alınmasını, emsal ilanların dikkate alınmasını talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde;Asıl davanın kooperatif hissesine yönelik üyelik devir sözleşmesinin gabin sebebiyle iptali talebine ilişkindir. Birleşen davanın ise, davacının davalı kooperatifteki üyeliğini diğer davalı --------- devrettiğinden bahisle----------Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış olan devre ilişkin sözleşmenin iptali davası tahtında bu dava bekletici mesele yapılarak neticeten davacının, davalı kooperatifin üyesi olup olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Taraflar arasında iptali istenilen geçici devir protokolünün incelenmesinde; davacının bu protokol ile kooperatif hissesinin davalıya devrinin taahhüt edildiği, karşılığında belirli bir meblağın belirlendiği görülmüştür. Şu halde, taraflar arasında yapılan ve geçici devir protokolü olarak adlandırılan sözleşmede davacı satıcı davalı ise alıcı olarak yer almakta, satım konusunun kooperatif hissesi mukabili taşınmaz olduğu anlaşılmakta ve satım bedeli belirlenmiş olmakla davalı tarafından bu bedel de taahhüt edilmiştir. Borçlar hukukumuzun ana ilkelerinden biri sözleşme serbestisi olup taraflar akdin konusunu kanunun getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler ancak sözleşme yapma özgürlüğü de maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur, gabin de bu sınırlamalardan biridir. Bilindiği üzere, aşırı yararlanma (gabin); iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, bu sözleşmenin kurulması anında mevcut olan ve taraflardan birinin zor durumda olmasından, düşüncesizliğinden yahut deneyimsizliğinden faydalanılarak karşılıklı edimler arasında meydana getirilen açık oransızlıktır. TBK'nın 28/1. maddesine göre "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Gabin nedeniyle sözleşmenin iptali için; karşılıklı edimler arasında sözleşmenin kurulma zamanında açık bir oransızlık bulunmalı; bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmeli; sömürenin, edimler arasındaki açık oransızlığı, karşı tarafın zayıf durumundan faydalanmak suretiyle gerçekleştirmiş olmalıdır. TBK'nın 28. maddesine göre zarar görene tanınan ilk hak, sözleşmenin iptali ile ediminin geri verilmesini isteme hakkıdır. Ancak bu hakkı kullanabilmesi için karşı tarafa bildirimde bulunması gerekir. Diğer hak ise, sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkıdır. Bu durumda hakim sözleşmeye müdahale ederek, oransızlığın giderilmesi yoluna gidilir. Bu şekilde bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında aşırı oransızlık varsa ve bu durum zarar görenin zor durumda kalmasından, deneyimsizliğinden yada düşüncesizliğinden yararlanmak suretiyle gerçekleşmiş ise sözleşme gabin/aşırı yararlanma nedeniyle geçersiz hale gelecektir. Subjektif unsur bakımından zarar gören kişinin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, psikolojik durumu, tarafların yaşadıkları sosyal ve ekonomik çevre, eğitim ve kültürel durumları göz önünde tutularak maddi manevi yönleri araştırılarak sonuca varılmalıdır. Zarar gören sözleşmenin hükümsüzlüğünü talep edebileceği gibi aradaki oransızlığın giderilmesini de seçimlik olarak talep edebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı Yararlanma" başlıklı 28. Maddesinin ikinci fıkrasına göre "Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." yönünde düzenleme getirilmiştir. Gabinin varlığı zarar görene sözleşme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptali veya zararın giderilmesi davası açmak ve iddiasını her türlü delil ile ispatlamak hakkı verir. Gabin, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birisinin diğer tarafın müzayaka halinden (zor durumda, sıkıntı ve darlık içinde kalmasından), tecrübesizliğinden veya hiffetinden (düşüncesizlik ve uçarılık) yararlanmak suretiyle aşırı bir menfaat elde etmesi, edimler arası bir dengesizlik yaratması demektir. Görüldüğü üzere gabinin biri objektif diğeri de subjektif olmak üzere iki koşulu bulunmaktadır.Tüm bu yönler yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde; asıl davada taraflar arasında yapılan sözleşmede, kararlaştırılan devir miktarı ile gerçek değer arasında aşırı oransızlık taşıdığı, davalı şirketin ödemeler karşılığında senetler verdiği ve sözleşme bedelinin ödemesinin davacıya yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalının davacının tecrübesizliğinden veya hiffetinden (düşüncesizlik ve uçarılık) yararlanmak suretiyle aşırı bir menfaat elde ettiği, edimler arası bir dengesizlik söz konusu olup davacıya bu devrin bedeli dahi ödenmemiş olup davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yargılama sırasında Mahkememiz dosyasıyla birleşen davada asıl dosyada devir sözleşmesinin iptali şartları oluştuğu açık olup sözleşmenin iptali ile birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1A- Davacının ASIL DAVADA DAVASININ KABULÜ İLE ; Davacı ile davalı arasında yapılmış bulunan 15.01.2023 tarihli devir sözleşmesinin iptaline, 2- Harçlar Yasasına göre alınması gereken 88.803,00 TL karar ve ilam harcının başlagıçta alınan 22.200,75 TL'den mahsubu ile kalan 66.102,25 TL'nin davalıdan tahsili ile hazine adına irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 22.200,75 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı, 24.000,00 TL bilirkişi ücreti, 451,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 46.832,15 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 194.000,00TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1B- Davacının birleşen davada talebinin KABULÜ İLE; Asıl davada davacı ile davalı arasında yapılmış bulunan 15.01.2023 tarihli devir sözleşmesinin iptaline karar verilmiş olduğundan davacının davalı kooperatif üyesi olduğunun tespitine, 2- Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının başlagıçta alınan 179,90 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 435,50 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı, 209,75 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 569,55 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Asıl ve Birleşen davada karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.200,00 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 26/03/2025