İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/511 E. 2025/857 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/511
Karar No
2025/857
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/511 KARAR NO : 2025/857

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2024 KARAR TARİHİ : 11/11/2025

İş bu davada 11.11.2025 tarihli arar karar gereğince;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı firma arasında 2021 yılından itibaren olmak üzere ticari ilişki mevcut olup, söz konusu ticari ilişki devam ederken, 06.02.2023 tarihinde ülkemizde başta ---- ili olmak üzere elem verici deprem hadisesi yaşanmış, birçok bina yıkılmış, haliyle depremzedeler için konut ihtiyacı hasıl olmuş, konut ihtiyacı sebebiyle davalı firma, müvekkilinden iş yerine yeni işçiler istihdam etmesini isteyerek çalışma kapasitesini artırmasını talep etmiş olduğunu, davalı, konteyner üreten bir firma olup, bu konteynerlerin montajı, hazır hale getirilmesi işlemlerinde müvekkilinin sorumlu olduğunu, deprem tarihleri içerisinde acil konteyner ihtiyacı dolayısıyla davalı bu talebi karşılamak adına müvekkili ----- ile görüştüğü, çalışma kapasitesinin artırılarak iş yerine yeni işçilerin istihdam edilmesi gerektiğini, istihdam edilecek işçilerin sgk giriş-çıkışlarının kendi firması üzerinden değil, müvekkili firmanın üzerinden gerçekleştirilmesinin gerektiğini belirttiği, müvekkilinin de bu talebi olumlu karşıladığı ve davalı firma ile aralarında şöyle bir mutabakata varıldığı, davalı firma, montajı yapılan ve teslime hazır hale getirilen konteyner başına 800 TL * 200 TL ödeme yapacak şekilde müvekkili ile anlaştığı, anlaşılan ücrette takriben 800 TL işçilerin hak edişi (konteyner başına), 200 tl ise işçilerin sgk primleri ve stopaj ödemelerine ilişkin olduğu, müvekkilinin mevcut işten elde etmiş olduğu gelir (kar rakamı), işçilere yapılan hak ediş ödemeleri ve işçilerin sgk primlerinin ödenmesinden sonra bakiye rakam olduğunu, müvekkilinin, 2023 yılının şubat ayından kasım ayına kadar davalı firmadan gelen talepler doğrultusunda çalışmaya ve anlaşılan rakamlar üzerinden işçilere ödemeleri yapmaya devam ettiği, şubat ayında sigortalanan işçiler peyderpey azalarak (talep doğrultusunda) kasım ayına kadar çalışmalarını sürdürdüğü, aralık ayında ise davalı firma yetkilileri tarafından müvekkile artık iş taleplerinin olmadığı belirtildiği ve yapılan ödemelerin durdurulduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkide, huzurdaki davaya sebebiyet veren olgunun is müvekkilinin, şubat ayından kasım ayına kadar olan süreçte 3.829.792,00 tl gelir elde etmiş, bu geliri vergi dairesine beyan ettiğinde (ek-2 yıllık gelir vergisi beyannamesi) beyan sonrası ödemesi gereken gelir vergisi ücreti 1.393.316,80 tl olduğunu, oysaki müvekkilinin bakiyesinde davalı ile aralarındaki ticari ilişki sebebiyle 898.936,96 tl bulunmakta, haliyle müvekkilinin, beyan edilen gelir vergisi sonrası ödemesi gereken vergi ücreti ile davalı firmanın kendisine ödemiş olduğu ücret arasında 494.379,84 tl fark bulunmakta olduğunu, söz konusu 494.379,84 tl'ye fatura kesilmesi gerekmekte olup, fatura kesildiğinde vergi ödemesi ve fatura kesildiğinden müvekkilin yıl sonunda tekrar gelir vergisi ödemesi gerektiğinden davalı tarafından ödenmesi gereken rakam, 671.353,60 tl olmakta olup, bahsetmiş oldukları olgunun, sayın mahkeme tarafından daha net anlaşabilmesi adına, aşağıda tablo olarak da paylaşmanın faydalı olacağı kanaatinde olduklarını, kar 13.829.792,00 TL beyan sonrası ödenmesi gereken g. vergisi 11.393.316,80 TL bakiye rakam : 898.936,96 TL aradaki alacak farkı 1: 494379,84 TL alacak farkına fatura kesildiğinde, davalı tarafından ödenmesi gereken bedel: 671.353,60 TL yukarıda yer verilen alacak farkı rakamına ilişkin olarak müvekkilinin davalı şirket yetkilileriyle öncelikle mart ayında görüştüğü,, davalı şirkette müdür pozisyonunda yer alan erdi beyle şifahen görüşmüş olan müvekkilinin, "yapmış olduğum iş için teklif ettiğiniz ücret üzerinden iş yapmaya devam edersem mevcut işin sonunda zarar edeceğim, bu ücret işçilerin hak ediş ücretleri, sgk primlerine ve stopaja yetiyor, vergi konusunda zarar edeceğim" diyerek mevcut durumu ifade etiği, talebine karşılık olarak "deprem bölgesine konut ihtiyacı mevcut, sen işlerini yapmaya devam et, ben şirket sahibiyle bu ücreti revize ettireceğim, problem olmayacaktır" şeklinde cevap aldığı, müvekkilinin bu cevap karşısında aralarındaki iş ilişkisi, depremzede ailelere gereken konut ihtiyacı sebebiyle işlerine devam ettiği, işçilere gereken ödemeleri yaptığı, 2023 yılının mayıs ayında müvekkili ücret konusunda revizeye yanaşılmadığını görünce zarar ettiğine ilişkin durumu tekrar şirket yetkilisine ifade etiği, işlerine devam etmesini, bu konuda problem yaşamayacağı taahhüt edilmiş olduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkide, müvekkilinin zayıf konumda olduğu tartışmasız olup, başka deyişle, müvekkilinin şahıs firması olması, ticari kapasitesinin davalı firmaya nazaran çok daha düşük olması hasebiyle aralarındaki ticari ilişkide davalının taleplerini kabul emek durumunda olması ve bu talepler doğrultusunda davalı firma ile çalışmaya devam etmesinin olağan olduğunu, zira müvekkilinin tek çalıştığı firma davalı firma olup, müvekkili salt bu durumdan zarar ettiğini bilmesine rağmen davalı ile çalışmaya devam etmiş, çünkü davalı firmanın kendisini mağdur etmeyeceğini, bahse konu "1000 tl" ücretin revize edileceğine dair inancı ticari ilişkinin sona ermesine kadar geçen sürede her daim tam olduğunu, kaldı ki, söz konusu ücret revize edilmese dahi aradaki farkın ödeneceğine inanarak çalışmaya devam etmiş, ancak gelinen noktada müvekkilinin hem davalı firmanın taleplerini yerine getirmiş hem davalı firmanın isteği üzerine işçileri kendi şirketinde sigorta yaptırmış hem de 494.379,84 tl fazladan ödeyerek zarara uğramış olduğunu, müvekkili uğramış olduğu zararın tazminine yönelik olarak öncelikli olarak davalı firmaya ekte sunmuş oldukları, (ek-3 -26.03.2024 tarihli ihtarname) ihtarnameyi göndermiş, söz konusu ihtarnamede davaya konu rakam talep edilmiş, davalı firma tarafından bahse konu ihtarnameye "16.01.2024 tarihinde gönderilen mutabakat mektubuna tarafınızca mutabıkız yanıtı verilmiş, “kazancınızın karşılığı gelir vergisi ödeneceği sorumluluğunuz olup, ödemeniz gereken gelir vergisini müvekkile yansıtma iste; mümkün değildir." diyerek ihtarnamede yer alan taleplerinin reddedilmiş, oysaki mutabık olunduğuna ilişkin olgu, tarafların aralarındaki ödemelere ilişkin olup, söz konusu ödemenin gelir vergisi ödemesini kapsamadığı tereddütsüz ve aşikar ve bu bağlamda, müvekkilinin alacağı olduğunun aşikar olduğunu, ezcümle; müvekkili iyi niyetli şekilde davalı firma ile ticari ilişkisini sürdürüp, taleplerini yerine getirmeye çalışmış, davalı ile müteaddit defa iletişime geçmiş ancak her seferinde talebi ötelenmiş, gelinen noktada müvekkilinin, gelir vergisini kendisi karşılamış ve davalı tarafından zarara uğratılmış, bu bağlamda, huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olmuş olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olmak kaydıyla; davanın kabulüne karar verilmesini, 671.353,60 tl'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; herhangi bir tüzel ya da gerçek kişi tarafından elde edilen gelir, vergiye tabidir ve bu vergiyi ödeme yükümlülüğü geliri elde edende olduğu, bu vergi gerçek kişiler tarafından "gelir vergisi" adı altında ödenirken, tüzel kişiler tarafından "kurumlar vergisi" adı altında ödenmekte olduğunu, davacının gelir elde ettiği, dava dilekçesindeki beyanları ile; gelir vergisi ödeme yükümlülüğünün kendisine ait olduğu gerçeği ise yasayla sabit olup, Davacı, huzurda görülen dava dosyasında, devlete ödemesi gereken gelir vergisinin müvekkil tarafından ödenmesini talep etmekte, iddia edilenin aksine, bu hususta müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu uyuşmazlıkta, ticari kazanç sahibi davacı olduğu, gelir vergisini doğuran olayın davacının üzerine aldığı iş dolayısıyla gelir elde etmesi olduğu, davacının elde ettiği gelire ilişkin ödenmesi gereken gelir vergisinden, müvekkili şirket'i sorumlu tutmanın hukuken mümkün olmadığını, davacı ile müvekkili, belli dönemlerde ticari ilişki içerisinde olmuşlarsa da, davacının müvekkili şirkete iş yaptığı döneme dair tüm hak ve alacakları kendisine ödendiği, davada bahsi geçen şubat 2023 tarihi sonrasında, davacı tarafından "konteyner montaj işçiliği" açıklamasıyla birden fazla fatura düzenlendiği ve bu faturaların karşılığının da müvekkili tarafından ödendiği, bu durumun, ekli fatura elleri ve cari ekstre ile de sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından üzerine düşen yükümlülükler tam anlamıyla yerine getirildiği, davacı tarafça fatura edilen tüm ödemelerin yapıldığı, müvekkili şirketin herhangi başka bir yükümlülüğü bulunmadığı, davacının elde ettiği gelire ilişkin gelir vergisinin muhatabının kendisi olduğunu, davacı iddia ve taleplerini destekleyecek herhangi bir belge yahut yasal dayanak dahi gösteremediği, bu sebeple de yasal olarak gelirinin karşılığı olan gelir vergisini ödeme yükümlülüğünün davacıda olduğunu, dilekçeleri ekinde sunulduğu üzere davacı, müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı olmadığına ilişkin müvekkili ile mutabık kalmış olduğunu, dava dilekçesinde; "oysaki mutabık olunduğuna ilişkin olgu, tarafların aralarındaki ödemelere ilişkin olup, söz konusu ödemenin gelir vergisi ödemesini kapsamadığı tereddüt ve aşikardır..." şeklindeki ifadelerin, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını göstermekte olduğunu, davacı dava dilekçesinde müvekkiline kıyasla zayıf konumda olduğunu, zarar ettiğini bilmesine rağmen tek gelirinin müvekkiline yaptığı iş olması sebebi ile çalışmaya devam ettiğini beyan etmekte, öncelikle dosyanın görülmekte olduğu mahkemenin ve yapılan işin niteliği gözetildiğinde taraflar arasındaki ilişkinin bir ticari ilişki olduğu açık olup, dolayısı ile sanki işveren-işçi arasındaki ilişkiden bahseder şekilde cümleler kurulmuş olmasının anlaşılabilir bir yanı olmadığını, iddia ve talepleri kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının yıl içindeki alım satım tutarları gözetildiğinde, dava dilekçesinde bahsi geçen şubat 2023 tarihi itibariyle müvekkil şirkete düzenlemiş olduğu ve karşılığı ödenmiş olan fatura bedellerindeki artışın bariz şekilde görüldüğü, iş hacminin ve gelirinin arttığı, esnaf sınırını aştığı, tacir olarak addedilmesi gerektiği ve basiretli tacir olarak yükümlülüklerinin bilincinde olması gerektiğinin açık olduğunu, iddia ve talepleri kabul veyahut önceki beyanlarından vazgeçtikleri anlamına gelmemek kaydıyla, davacının taraflar arasındaki ticari ilişki sonlanıncaya kadar, dava konusu miktara ilişkin herhangi bir talebi olmamış, davacı tarafından müvekkili uhdesinde yapılan işler tamamlanıp, tüm ödemeler tahsil edildikten sonra; daha fazla kazanç elde etmek için dava yoluna başvurulmuş, dava dilekçesinin 4. maddesinde geçen "revize edileceği" iddiasının da gerçeği yansıtmamakta, nitekim ücretlerde herhangi bir revize söz konusu olmayıp, aksini gösterir herhangi bir delil yahut somut bir veri de bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından huzurda görülen davaya konu bedel, ilk olarak ----. noterliği' nin 26.03.2024 tarih ----- yevmiye numaralı ihtarname ile talep edilmiş olup, müvekkili tarafından bahse konu ihtarnameye ilişkin ---- noterliği 'nin 04.04.2024 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yanıt verilmiş olup, cevabi ihtarnamedeki beyanlarının aynen geçerli olduğunu, vergilerin kanuniliği ilkesi uyarınca, davacı yükümlülüğünde olan gelir vergisi ödeme yükümlülüğünün, müvekkili şirkete yükletilmesi talebinin reddi gerektiği kanaatinde olduklarını beyanla, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, alacak davasına ilişkindir.Dava tensiben basit yargılama usulüne tabii olarak açılmış, 03.12.2024 tarihli celsede davacı davasını takip etmediğinden dosya işlemden kaldırılmış, akabinde süresi içerisinde davacı tarafından tekrar yenilenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320. Maddesinin 4. Fıkrası ile basit yargılama usulüne tabi davaların ivedi işlerden olması sebebiyle yalnızca bir kez takipsiz bırakılabileceği, yenilemeden sonra tekrar takipsiz bırakılma durumunda açılmamış sayılacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. 11.11.2025 tarihli duruşmada duruşma saati olan 09:33'te davacı vekili hazır bulunmamış, Mahkememizce sehven dosya işlemden kaldırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ---- Esas, ----- Karar sayılı ilamında da belirtilmiş olduğu gibi, işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren yasada öngörülen 3 aylık süre içinde yenilenmeyen davada mahkemece davanın açılmamış sayılması hakkında bir karar verilmemiş olsa da sürenin bittiği tarihte dava açılmamış sayılır ve davanın açılması ile oluşan tüm sonuçlar başka bir işleme gerek kalmadan sonra erer. Bu nedenle; somut olayda, yargılamanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, HMK m.320/4 uyarınca basit yargılama usulüne tabi davalarda işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, sehven işlemden 2. Kez kaldırılan dosyanın, davacı açısından kazınılmış hak oluşturmayacağından dosyanın 11.11.2025 tarihi itibari ile açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. ---- BAM ------ Hukuk Dairesinin 08.05.2024 Tarih, ----- Esas ve ----- karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.Yargılama giderleri ve vekalet ücreti dosyanın gelmiş olduğu aşama itibariyle tarafların haklılık durumları dikkate değerlendirilmiştir. Usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunda da belirtiltiği üzere davacının beyan edilmesi gereken gelir üzerinden doğacak gelir vergisi ödemesi yükümlülüğünün davacı tarafta olduğu, taraflar arasında davacı nezdinde doğacak gelir vergilerinin davalı tarafından ödeneceğine ilişkin yazılı bir delil bulunmadığı, bu hususta davacıya yemin delili de hatırlatıldığı ancak davacının yemin metni sunmadığı, mevcut durum itibariyle davacının nezdinde doğan vergileri davalının ödeyeceği husunun davacı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından yargılama gideri ve vekalet ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İşbu dava dosyasının 03.12.2024 tarihinde HMK 150. madde gereğince işlemden kaldırıldığı, yenilendiği; Mahkememiz 11.11.2025 tarihli duruşmasında da davacının hazır olmadığı gibi geçerli bir mazeret de bildirmediği anlaşılmakla; 7101 Sayılı Kanun'un 61. Maddesi delaletiyle basit yargılama usulünun uygulandığı bu davada; aynı davanın iki kez işlemden kaldırılmayacağı HMK'da düzenlendiğinden, HMK'nın 320/4 maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gerekli olan 615,40-TL maktu harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 11.465,05 TL nin mahsubu ile artan 10.849,65-TL. Harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesin yer olmadığına, 5- Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü. Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Dosyada bulunan gider avanslarının kararın kesinleşmesine müteakip ilgili tarafa iadesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/511, K. 2025/857, T. 11.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-511-e-2025-857-k-f003bd7c28f1