İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/463 E. 2025/933 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/463
- Karar No
- 2025/933
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/463 Esas KARAR NO : 2025/933 DAVA : Sigorta (Ziraat Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 23/05/2024 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Ziraat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; "Davacı müvekkilim davalı şirket ile 05/05/2023 tarihinde Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta sözleşmesi yapmıştır. Davacı müvekkilim sözleşme kapsamında sigorta ettiren ve sigortalıdır.... poliçe numaralı sigorta poliçeleri kapsamında; İzmir İli,... İlçesi, Merkez-...Köyü ... Parsel, İzmir İli, ..., Merkez-... Köyü...Parsel, İzmir İli, ... İlçesi, Merkez-... Köyü ... Parsel taşınmazlardaki bitkiler (domatesler) sigorta koruması altına alınmıştır. Bahse konu sigorta poliçelerine göre "dolu rizikosu" sigorta teminatı dahilindedir. 28/05/2023 tarihinde gerçekleşen dolu olayı nedeniyle müvekkilimin zirai bitkileri zarar görmüştür. Davalı şirkete gerekli hasar ihbarları yapılmış. Hasar ihbarı sonrası, davalı şirket tarafından aldırılan ekspertiz raporlarına göre üç ayrı tarladaki bitkiler ayrı ayrı % 25 oranında hasar görmüştür. Hasar oranı eksper raporu ile %25 belirlenmiş olsa da müvekkilin hasat döneminde belirlemiş olduğu hasar çok daha fazladır. Müvekkil hasat ettiği salçalık domatesleri anlaşmalı olduğu İzmir Bayındır İlçesindeki ... şirketine satmıştır. Gerekli görülmesi halinde yargılama aşamasında söz konusu şirkete ne kadar domates satıldığı ile igili belgeleri Mahkemenize sunacağız. Davalı şirket tarafından, davacı müvekkile yönelik kısmi bir ödeme yapılmışsa da yapılan ödeme; davacı müvekkilin poliçeler ile teminat altına alınan zararını karşılamamıştır. Sigorta tazminatı, davalı tarafından gereği gibi ödenmemiş; eksik bırakılmıştır. Müvekkilim hasar tespitine dair ekspertiz raporunu gördükten sonra hasarın %25 değil çok daha fazla olduğunu dile getirmiş. Ancak yetkililerce bunun ön rapor olduğu hasattan sonra kesin raporun çıkacağını ödemenin ona göre ödeneceğini söylenmiştir. Bundan dolayı müvekkilim ekspertiz hasar tespit raporuna itiraz edememiştir. Kabul etmemekle beraber hasar oranı %25 olarak alınsa bile yaptığımız tahmini hesaba göre davalı şirketin müvekkile eksik ödeme yaptığını düşünmekteyiz. Ancak eksik ödenen tutarı dava tarihi itibariyle tam ve kesin olarak belirleyemiyoruz. Bu sebepten kesin ve net tutarın, konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle hesaplanması gerekmektedir. Dava tarihi itibariyle eksik ödenen tutar, tarafımızca tam ve kesin olarak belirlenemediğinden işbu davayı belirsiz alacak davası şeklinde açmış bulunmaktayız. Tarafımızca, davalı şirketin sigorta teminatı kapsamına alınan tazminatı ödemesi için arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ve bu husustaki taleplerimizi davalı şirkete iletmişsek de arabuculuk süreci "ANLAŞMAMA" şeklinde sonuçlanmıştır. Sonuç olarak; Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta sözleşmeleri ile teminat altına alınan rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle, Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Anonim Şirketi tarafından sigorta ettiren davacı müvekkilime sigorta poliçeleri kapsamında ödenmesi gereken tazminatı talep ettiğimizden, Mahkemenize başvurma zorunluluğumuz doğmuştur. Mahkemenizce re'sen gözetilecek sair hususlar ve yukarıdaki açıklamalarımız gereğince; Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta sözleşmeleri ile teminat altına alınan rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak, belirsiz alacak şeklinde bilirkişi raporu sonrasında taleplerimizi arttırmak üzere şimdilik 100,00 TL sigorta tazminatının davalı şirketin temerrüde düşme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki ticari reeskont-avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesini, her türlü yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılması yönünde karar verilmesini vekaleten saygılarımla talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Huzurdaki Davanın Kısmi Alacak Davası Olarak Değerlendirilmesi Gerekmektedir. Yasa, usul ve yerleşik içtihat gereğince davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Açılan davanın husumet yönünden reddi gerekmektedir. Huzurdaki davaya konu poliçede ... Anonim Şirketi Torbalı Şubesi lehine dain-i mürtehin şerhi bulunmaktadır. Davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından mevzuat ve Yargıtay ve İstinaf Mahkemesi içtihatları gereğince davanın husumet yönünden reddi gerekmektedir. Davacı; salçalık domates ürünleri için, ... poliçe numaralı Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası poliçelerinin sigortalısıdır. Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları madde A.2.2’ye göre : “Sigorta bedeli, ürünün ekili/dikili bulunduğu arazideki toplam ürün miktarı/verimi ve birim fiyatı dikkate alınarak hesaplanan tutardır. Ürün miktarını/verimini ve birim fiyatını sigorta ettiren/sigortalı beyan eder.” Dava konusu poliçeler de işbu madde uyarınca sigortalı beyanına göre tanzim edilmiştir. Davacı taraf, bu poliçe ile sigortalı ürünlerinde don hasarı olduğu ve zararının karşılanmadığından bahisle huzurdaki davayı açmıştır. Müvekkil kurum %25 hasar oranı üzerinden... numaralı poliçe için 26/09/2023 tarihinde 103.548,00 TL, ... numaralı poliçe için 26/09/2023 tarihinde 336.398,00 TL,... numaralı poliçe için 26/09/2023 tarihinde 95.769,00 TL olmak üzere toplam 535.715,00 TL hasar tazminatı ödemiştir. Aynı zamanda ürünler bakım koşullarının yeterince sağlanmaması nedeniyle gerçek verimde düşüş meydana geldiğinin tespit edilmesi nedeniyle davacı sigortalıya: ...nolu poliçe için 768,10 TL; 23527706 nolu poliçe için 2.495,41 TL;... nolu poliçe için 789,35 TL prim iadesi yapılmıştır. Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Tarife Talimatları gereğince, ekspertiz çalışmalarında hasar tespiti yapılmadan önce gerçek verim tespiti yapılması zorunludur. Dava konusu poliçeler sigortalının beyanı üzerine düzenlendiğinden hasar tespiti yapılmadna önce "gerçek verim tespiti yapılması" dava konusu poliçelerin spesifik ve zorunlu bir unsurudur. Zira o yıl poliçe teminatı kapsamında hiçbir hasar gerçekleşmeseydi dahi alınacak olan verimin poliçede beyan edilenden daha düşük olacağı tespit edilirse sigortalıya ödediği fazla prim iade edilir ve poliçe koşulları gerçek verim değeri üzerinden yeniden oluşturulur. Nitekim dava konusu poliçelerle sigortalı ürünlerin bulunduğu alanda yapılan gerçek verim tespitinde o yıl üründe uygulanan bakım yetiştirme koşullarının yetersiz olmasından dolayı alanda yabancı otlar ve hastalık etmenleri belirlenmiştir. Bu nedenle dekarda alınabilecek ortalama verim 12000 kg/da olarak tespit edilmiştir. İlgili durum delillerimizle sabittir. Kesin ekspertiz çalışması esnasında ürünleri yabancı otların sardığı, alanda yeterli bakımın yapılmaıdğı çok açık bir şekilde görünmektedir. Bitkilerde görülen mantari ve bakteriyel hastalıklar, bitkilerin sağlığını tehdit eden farklı türde patojenler tarafından neden olunur. Domates bitkilerinde mantari hastalıklar oldukça yaygındır ve büyük ekonomik kayıplara neden olabilirler. Domates bitkilerinde en sık görülen mantar hastalıkları arasında mildiyö, külleme, erken yanıklık ve botrytis yer almaktadır. Bu hastalıklar, bitkinin büyümesini engelleyebilir, verimini azaltabilir ve hatta bitkinin ölümüne neden olabilir. Hasar tespit işlemlerinde eksperler alanlara gittiklerinde öncelikle hiç hasar olmasa idi üründe alınabilecek verim değerini ve hasara dair verileri incelemektedirler. Söz konusu poliçeli alanlara gidildiğinde örnekleri yukarıda yer alan görsellerde görüldüğü teminat dışı etkilerden kaynaklı olarak yapılan sayım ve ölçümler sonucunda verim 12000 kg /da olarak tespit edilmiştir. Bitkisel Ürün Sigortaları Tarife ve Talimatlarında yer alan; 2.2. Verim: (1) Gerçek verim; mevcut bakım ve yetiştirme koşullarında, teminat kapsamındaki bir riskin gerçekleşmediği varsayılarak belirlenen verimdir. Maddesi gereğince üründe verim tespit çalışması tamamlanmıştır. Davacının davasını dayandırdığı değişik iş tespit raporuna itiraz ederiz. Davacı taraf dava dilekçesinde değişik iş tespit raporuna göre davasının kabulünü talep etmiştir. Yukarıda açıkladığımız üzere dava konusu sigortalı ürünlerde don hasarı bulunmadığından müvekkil şirketin hiçbir tazminat ödeme borcu bulunmamaktadır. Teminat dahilinde don hasarı bulunmadığı delillerle ortaya konmuş olmasına karşın hasar varmışçasına tazminat hesaplaması yapılması poliçe hükümleri, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Tarife Talimatlar, teminatın kapsamı konusunda inceleme yapılmadığı açıkça göstermektedir. Tespit raporunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Kabul manasına gelmemek üzere, sayın mahkeme aksi kanaatte ise, tazminatın hesabı mevzuata uygun olarak yapılmalıdı. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle huzurdaki haksız davanın reddi gerekmektedir. Ancak kabul manasına gelmemek üzere, sayın mahkeme aksi kanaatte ise herhangi bir tazminat ödenmesine karar verilmesi durumunda, hesaplamanın mevzuata uygun yapılması gerekmektedir. Kabul manasına gelmemek üzere, davacının talep ettiği faize itiraz ederiz. Davacı taraf dilekçesinde rizikonun gerçekleşme tarihinden itibaren faiz talep etmiştir. Yukarıda huzurdaki haksız davanın reddi sebepleri açıklanmış olmakla birlikte, sayın mahkeme aksi kanaatte ise; davacının faiz taleplerinin reddi gerekmektedir. 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4. maddesiyle, tarım sektörünü tehdit eden risklerin belirli bir bölümünü teminat altında alan, sigorta primlerinin bir kısmı devlet tarafından karşılanan, tarım sigortalarının ülke genelinde yaygınlaşmasını hedefleyen, tüzel kişiliği haiz Tarım Sigortaları Havuzu kurulmuştur. 5363 sayılı kanunun 9. maddesi gereğince, müvekkil şirket, Tarım Sigortaları Havuzu’nun işleticisidir. TARSİM olarak adlandırılan tarım sigortaları sistemi, diğer sigorta sistemlerinden farklıdır. Tarım Sigortaları Havuzu diğer sigorta şirketlerinden farklı olarak kar amacı gütmemektedir. Havuzda yer alan sigorta şirketleri riskin %100’ünü havuza devrettikleri için sistemde kar-zarar ortaklıkları söz konusu değildir. Başka bir ifade ile sigorta şirketlerinin hasarın ödenmemesinden doğrudan bir menfaat sağlamaları söz konusu değildir. Havuzun yönetim kurulu dışında herhangi bir yürütme organı bulunmamaktadır. Sistem, sigortacıların kurduğu bir işletici şirket eliyle yürütülmektedir. Bu işletici şirket de kar amacı gütmemekte, sadece havuzdan masraflarını karşılayacak sabit bir ücret almaktadır. Kısaca, hasarın ödenip ödenmemesi şirkete bir kazanç sağlamamaktadır.Tarım Sigortaları Havuzu ve Temin Edilen Rizikolar Hakkında Hukuki Değerlendirme: Sigorta sözleşmeleri, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sigorta Hukuku Öğretim Üyesi, Prof. Dr. ... ın ekli makalesinde belirttiği üzere, sigortalıya her hal ve karda, zararın karşılanmasını talep hakkı sağlayan hukuki metinler olmayıp, teknik hesaplamalar sonucu sigortalanabilir olduğu tespit edilen menfaatlerin yine bilimsel esaslar dâhilinde belirlenen primler karşılığında ve belli koşul ve sınırlamalar altında teminat altına alınmasına hizmet ederler. Özellikle Tarım Sigortaları gibi rizikosu diğer sigorta dallarına göre çok daha ağır ve çeşitli olduğu genel kabul görmüş, bunun sonucu olarak daha ağır prim borcu doğuran ve bu nedenle de Devlet Destekli olarak düzenlenen, zararın bir kısmı muafiyetler ve müşterek sigorta uygulamaları ile sigortalı üzerinde bırakılan bu poliçelerden doğan hak ve taleplerin sınırlarının tayininde çok hassas davranmak zorunludur. Fizyolojik döküm ve don hasarı farkını ortaya koymak üzere dosyanın, bahçe bitkileri konusunda uzman akademisyen ziraat mühendisi bilirkişiye, poliçe teminatının değerlendirilmesi için sigorta hukukçusu bilirkişiye tevdiini talep ederiz. Yukarıda açıkladığımız ve sayın mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle; haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde talep etmiştir. Dava, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası kapsamında davalının ödemesinin eksik olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı tarafından yapılan ödemelerin yetersiz olduğunu iddia etmekte, davalı vekili vekili ise ürünlere yeterli bakımın yapılmaması nedeniyle prim iadesi ile birlikte zarara karşılık davacıya ödeme yapıldığını savunmaktadır. Zarar miktarı mahkememizce hesaplanamayacağından münavebe bedellerini gösterir belgelerde celp edilerek bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış olup, Bilirkişilerden alınan 24/10/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "Dava konusu poliçelerde ve dosya muhteviyatında yapılan incelemeler neticesi; 1-Poliçeye konu domates ürünlerinde zarar olduğu, 2-Zararın nedeninin dolu olduğu, 3-Zararın poliçe kapsamında olduğu, 4-Poliçelerde zeyilname yapıldığı, zararın zeyilname sonrası olduğu, bu durumda zararın zeyilname sonrası duruma göre hesaplanması gerektiği, 5-Poliçeler için hesaplanan davaya esas net tazminat miktarının aşağıdaki tablodaki şekilde olduğu, Sıra No Poliçe No Tazminat Mikt. Ödenen Miktar Net Tazm. Değeri 1 ... 336.398,00 TL 336.398,00 TL 0,00 2 ...103.548,00 TL 103.548,00 TL 0,00 3 ... 95.769,00 TL 95.769,00 TL 0,00 TOPLAM 535.715,00 TL 535.715,00 TL 0,00 netice ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan rapora karşı davacı tarafın esaslı itirazları olduğundan mahkememizce 2 nolu celse de; "Davaya konu poliçelere ilişkin riziko tarihleri itibari ile zeyilnamelerin hazırlandığı görülmekle, iş bu zeyilnamelere ilişkin sigortalı tarafın bilgilendirilip bilgilendirilmediği dosya kapsamında anlaşılmadığından ( tarafların ortak iradesi ile zeyilin mevcudiyetinin araştırılması için) öncelikle, -davaya konu poliçelere ilişkin düzenlenen zeyilnamelerde davacı sigortalının imzasının bulunup bulunmadığı ve bu zeyilnameler hazırlanır iken sigortalının bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin araştırılarak mahkememize gerekli belgelerin gönderilmesi için davalıya müzekkere yazılmasına, 2-Davacı vekiline hasat edilen ürünlerin (3 taşınmaz yönünden de) verimlilik miktarına ilişkin somut delillerini sunmak üzere gelecek celseye kadar kesin mehil verilmesine, kesin mehile rağmen verimlilik miktarına yönelik deliller sunulmaz ise mevcut bilirkişi raporunda ki hesaplamalar üzerinden davaya devam edileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı), 3-1 ve 2 nolu ara kararın ikmalinden sonra riziko tarihi itibari ile düzenlenen zeyilnameler yönünden sigortalının tazminat bedelini düşüren sebebin mevcut olayda var olup olmadığı, davalının bu işlemi usulüne uygun yapıp yapmadığı ve sonuç itibari ile gerçek zarar miktarının kök raporda uygulanan yöntem ile yeniden hesaplanmasının ve davacı vekilini itirazı doğrultusunda faiz yönünden de inceleme yapılmasının istenilmesine," şeklinde ara karar tesis edilmiş ve ara karar gereği bilirkişilerden alınan 14/05/2025 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "Heyetimizce kök raporda yapılan hesaplamaların hakkaniyetli olduğu, başkaca bir hesaplamaya gerek olmadığı kanaatindeyiz. İş bu Bilirkişi Heyeti Raporu 4 (dört) sayfa olup UYAP üzerinden e-imza ile imzalanarak PDF suretinde Sayın Mahkemenizin takdirlerine sunulmuştur. Takdir Sayın Mahkemenizindir. Saygılarımızla arz ederiz." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Mahkememize sunulan ek rapora karşı da davacının itirazları mevcut olduğundan yeniden 24/06/2025 tarihli celse de, Dosyanın re'sen seçilecek tarım sigortaları konusunda uzman bir bilirkişi, ziraat mühendisi ve bir sigorta ekspertizine tevdi ile dolu sonucu meydana gelen hasara karşılık davalının cevap dilekçesinde bildirdiği savunmalar da nazara alınarak (3-4-5-6-7. Sayfalar) dosya içerisinde mevcut poliçeler göz önüne alınarak muafiyet oranlarının dikkate alınması, yine davalı tarafça yapıldığı belirtilen bir kısım sigorta tazminatı ödemesinin varlığı ve prim iadelerinin belirlenecek sigorta tazminatından mahsubu yapıldıktan sonra zarar hesabının, Ayrıca Riziko tarihi itibari ile düzenlenen zeyilnameler yönünden sigortalının tazminat bedelini düşüren sebebin mevcut olayda var olup olmadığı, davalının bu işlemi usulüne uygun yapıp yapmadığı ve sonuç itibari ile gerçek zarar miktarının dosyaya sunulan ilk raporda uygulanan yöntem ile yeniden hesaplanmasının ve davacı vekilinin itirazı doğrultusunda faiz yönünden de inceleme yapılmasının, Rapor hazırlanırken önceki rapor sunan bilirkişilerden ayrışma mevcut olduğu takdirde bu ayrışmaya yönelik açıklama yapılmasının istenilmesine, 3 adet taşınmazın bulunması nedeniyle bilirkişilere ayrı ayrı 6.000,00' er TL olmak üzere toplam 18.000,00 TL ücret taktirine, dosyada var olan 345,50 TL gider avansı mahsup edildikten sonra eksik kalan 17.654,50TL bilirkişi ücretini mahkememiz veznesine yatırması için davacı vekiline 4 hafta kesin mehil verilmesine, kesin mehile rağmen bilirkişi gideri yatırılmadığı taktirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak dosyanın mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin davacı tarafa ihtarına ( ihtarat yapıldı), -ilgili; kayıtlar üzerinde ve ilgili kurum ile kuruluşlarda dava konusuyla sınırlı olmak üzere inceleme yapmak ve gerektiğinde rapora eklemek üzere belge almak konusunda yetkilendirilmek suretiyle HMK'nun 278(4) maddesi uyarınca bilirkişilere yerinde inceleme yapmak üzere yetki verilmesine, rapor ibraz edildiğinde taraflara tebliğine, rapor ibraz edildiğinde taraflara tebliğine, " şeklinde ara karar tesis edilmiş davacı vekili ise verilen kesin süre içerisinde delil avansını yatırmamış ve talik edilen celse de müvekkilinin maddi durumu nedeniyle de ücretin yatırılmadığı beyan edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2, HUMK m.159). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HUMK m.163, c.4, HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan 6100 sayılı Kanunun 94’ücü maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/02/1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22/11/1972 gün 8/832, 935; 13/10/2010 gün 2010/17-510-485; 28/04/2010 gün 2010/2-221-241; 28/03/2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12/12/2012 gün 2012/9-1202-1218 sayılı kararları). Tüm bu nedenler ile, iddiaya konu zararın belirlenmesi için mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve aldırılan kök ile ek raporda davalının yaptığı ödemelerin yeterli olduğu hesap edilmiş olup, yapılan hesaplamalara karşı davacı tarafın esaslı itirazlarının bulunduğu ve mahkememizce de itirazlarında değerlendirilebilmesi için yeni bir heyetten bilirkişi raporu aldırılması için ara kararın tesis edildiği, aynı ara kararda davacı vekiline yatırması gereken delil avansının miktarının belirtildiği ancak kesin süre içerisinde eksik delil avansının yatırılmadığı ve son celsede de bu ücretin yatırılamayacağı beyan edildiğinden HMK' nun 94. Maddesine göre mahkemelerce verilen kesin süreler taraflar ile birlikte hakimi de bağlayıcı nitelikte bulunduğundan ödenen bedel dışında karşılanmayan zarar miktarı ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (615,40 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin (her iki tarafta katılım sağladığından) davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/10/2025 Katip... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır