İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/440 E. 2025/327 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/440
- Karar No
- 2025/327
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/440 Esas - 2025/327
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/440 KARAR NO : 2025/327
DAVA : 1- Marka Tecavüzü, Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi 2-... sayılı Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 23/10/2024 KARAR TARİHİ : 10/09/2025 Yazım Tarihi: 04/10/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Davacı şirketin 2013 yılında 35, 36, 37 ve 42. sınıflarda tescilli ... ve ... markaları ile ....’da kurulu ve 2017 yılından beri faaliyette bulunan .... projesini hayata geçirdiği, davacı şirketin tüm Türkiye çapında inşaat ve enerji sektöründe faaliyet gösteren tanınmış bir firma olduğu, ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... markaları ve logolarının da 35, 36, 37, 41, 42 ve 43. Sınıflarda tescilli olduğu, davacının yaptığı reklam, afiş çalışmaları sayesinde ... markasının tüketici tarafından bilinir, gayrimenkul ve inşaat sektöründe tanınır ve davacının işletmesiyle ilişkilendirilir hale geldiği, davalının ... sayılı “... ... ...” markasının 35, 37 ve 43. Sınıflarda tescil edildiği, davalının bu markayı oluşturup tescil etmesinin sebebinin aynı isimle bir konut projesi oluşturmak olduğu, davalının tescilli markasının daha önceki tarihte koruma altına alınmış davacı markasıyla iltibas yarattığı, iki markanın aynı mal ve hizmetleri ihtiva etmesi nedeniyle tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin çok yüksek bulunduğu, markanın eskiye dayalı kullanım sebebiyle davacı şirketin gerçek hak sahibi olduğu, “...” ibaresinin davacı şirket tarafından 2013 yılından beri yoğun tanıtım ve reklamlar yapılarak kullanılmakta olduğu, davacı şirketin ticari emeği ve yüksek reklam harcamaları sayesinde yüksek tanınırlık ve bilinirlik düzeyine ulaştığı, davalı markasının Türkiye’de aktif olarak ticaret hayatına konu olan ve kullanılagelen “...” esas ibareli markalarından doğan haklarına tecavüz eder nitelikte olduğu, davalının kötü niyetli olduğu, davacı şirketin markalarının ulaştığı tanınmışlık seviyesinden faydalanmayı hedeflediği” öne sürülerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve davacı şirkete ait markalara tecavüzün önlenmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Davalının “...” ibaresini ... sayı ile tescil ettirdiği, ve 2004 tarihinden itibaren aktif olarak kullandığı, dava konusu markanın da esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davalının “...” ibaresini içeren “... ”, “...”, “ ... ”, “...” ibareli tescilli markalarının bulunduğu, inşaat projelerinde kullanılan “.../...” gibi ifadelerin inşaat projelerinde “yöre, yer, mahalle” anlamlarını kazandırması amacıyla kullanıldığı, “...” ibaresinin SMK md. 5/1-a, b, c, f bentleri gereğince marka olamayacak bir işaret olduğu, davacı tarafından bu ibare üzerine haksız bir menfaat elde edilmeye çalışıldığı, markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığından dolayı herhangi bir tecavüz durumunun da söz konusu olmadığı, davacıya ait markaları çağrıştırabilecek veya karıştırabilecek hiçbir eylemde bulunulmadığı, bu hususa ilişkin davacının hiçbir delil sunmadığı” öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 5/1-ç "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilmez. Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....). Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin .... şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. (Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ......" hükmü yer aldığı; Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.;" Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)... manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.
"hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 1-Davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen "..." ibareli tescilli markalarına bağlı davalı taraf eyleminin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı; 2-Davacı tarafın tescilli markalarına bağlı davalıya ait ... sayılı markanın SMK 5/1-ç maddesine göre aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru iddialarına bağlı davalı markasının SMK 25. Maddesine göre hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın ; çok sayıda ...+..., ..., ... ibareli muhtelif sınıflarda tescilli markaları olduğu Türk patent kurumu kayıtları ile tespit edilmiştir. Davalı tarafın ise "...+ ... ... "35/37 /43/ sınıflarda marka başvurusu yapılmıştır. 04.06.2025 tarihli Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; " ......tabloda “koyu ve italik” olarak gösterildiği üzere; dava konusu ... sayılı başvuru markasının tescili kapsamındaki 35. Sınıf hizmetlerinin tamamı, Davacı Şirketin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı markalarının tescilli oldukları 35. sınıf hizmetlerin kapsamında olan BİREBİR AYNI HİZMET niteliğindedir. Dava konusu ... sayılı başvuru markasının tescili kapsamındaki 37. Sınıf hizmetlerinin tamamı, Davacı Şirketin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı markalarının tescilli oldukları 37. sınıf hizmetlerin kapsamında olan BİREBİR AYNI HİZMET niteliğindedir. Dava konusu ... sayılı başvuru markasının tescili kapsamındaki 43. Sınıf hizmetlerinin tamamı, Davacı Şirketin ... ve ... sayılı markalarının tescilli oldukları 43. sınıf hizmetlerin kapsamında olan BİREBİR AYNI HİZMET niteliğindedir. Heyetimizce, başvuru markası hizmet sınıflarının tamamının davacıya ait davaya mesnet tescilli markalarının hizmet sınıflarıyla aynı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Dolayısıyla dava konusu başvuru markası ile davaya mesnet davacı markaları kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması koşulu SMK’ye uygun şekilde gerçekleşmiştir. Davacı markalarının asli, baskın ve ayırtedici unsurunun “..."ibaresi olduğu; Kelime ve ... unsurundan oluşan bir karma/bileşke marka olan başvuru markasında, "... ...” ibaresinin üstüne yerleştirilen yeşil renkli basit bir yaprak logosu bulunmaktadır. Bu logonun hemen yanında yer alan “...” ibaresi, “... ...” ibaresine gönderme yapan baş harflerin kısaltmasıdır ve tüketici tarafından seslenişte kullanılmayacak bir ibaredir. “Ses görünümden daha yüksek sesle konuşur“ ilkesi de göz önüne alındığında karma/bileşke markadaki yaprak logosu tali unsur olarak başvuru markasında konumlandırılmış olup, markanın bütüncül değerlendirilmesi gerekliliği nedeniyle başvuru markasının esas unsurunun bütünüyle “... ...” olduğu sonucuna varılmıştır. Markalar arasında görsel açıdan orta düzeyde benzerlik bulunduğu, Taraf markalarının işitsel olarak “...” ortak ibaresinden kaynaklı en azından orta düzeyde işitsel benzerlik taşıdığı, Davalının markasının, davacının “...” markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiştir. SONUÇ VE KANAAT; (1) SMK 5/1 (ç) maddesi kapsamında belirtilen ve bir arada aranan şartlardan “markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması” şartının sağlanmadığı, (2) SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı 35, 37 ve 43. Sınıf hizmetlerde tescil edilmiş olan "...+ ... ... " ibareli davalı markasının hizmet sınıflarının tamamının davacının itiraza mesnet tescilli “...” markalarının kapsamında olan birebir aynı hizmet niteliği taşıdığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak orta düzeyde benzerlik bulunduğu, (3) SMK 6/1 kapsamında; ... sayılı “... ...” ibareli davalı markasının, Davacının “...” esas unsurlu tescilli markaları ile arasındaki farklılıkların/benzerlik düzeyinin, karıştırılma ihtimalini bertaraf edemediği ve görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütünsel genel izlenim itibarıyla, başvurunun kapsadığı dava konusu edilen tüm hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, (4) SMK md. 6/3 kapsamında; davacının, davaya konu başvuru markasını, davalının başvuru tarihinden daha önce kendisinin herhangi bir mal veya hizmet bakımından kullanıldığına dair bir delile rastlanmamakla birlikte; davacının dava konusu ... sayılı “ ...” ibareli davalı markasının gerçek hak sahibi olduğunun varsayılamayacağı, (5) SMK md. 6/5 kapsamında; davacının “...” ibareli markalarının “İnşaat hizmetleri” kapsamında konut/iş yeri inşaat sektöründe belli bir bilinirliği olduğu, bu çerçevede, dava konusu markanın başvuru tarihi 02.06.2023 itibarıyla Davacının “...” esas unsurlu markalarının refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka” olduğunun somut olgu veya delillerle ortaya konulamadığı; aksinin kabulü durumunda; Davacının markalarının sadece inşaat hizmetleri, konut/iş yeri/ofis inşaatı faaliyetleri ile ilişkili hizmetler bakımından kullandığı dikkate alındığında, davacının davaya mesnet ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının, ... sayılı ibareli markasının ve ... sayılı ibareli markasının tescil kapsamındaki 37. Sınıfta yer alan; “İnşaat hizmetleri” ile aralarında hizmet aynılığı/benzerliği olduğu kanaatine ulaştığımız başvuru markasının başvuru kapsamında 37. Sınıfta yer alan; “İnşaat hizmetleri” bakımından tescili ve kullanımı halinde, ilgili alıcı kitlesinin taraf markaları arasında bağlantı/ilinti kurarak ekonomik davranışları ve satın alma tercihlerinde değişiklik olabileceğinin ve SMK 6/5’de düzenlenen Davalının haksız menfaat temin etmesi, Davacı markalarının itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verilmesi olasılığının doğabileceği (6) Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, (7) Davalının, davacıya ait "..." esas unsurlu markalarından birini veya bir benzer bir markayı bu markaların kapsamındaki 35, 37 veya 43. Sınıflara konu hizmetlerden herhangi birisi için herhangi bir malın üretildiğine, ürettirildiğine, satıldığına, satışının teklif edildiğine, pazarladığına, piyasada gözlemlenebilecek/ticari etki yaratacak şekilde fiili markasal kullanımla vuku bulmuş/mevcut markaya tecavüz eylemine dair hiçbir delile rastlanmadığı, (8) Davalının markasının, davacının “...” markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte olduğu, taraf markalarının karıştırılmaya yol açacağı ve bu eylemin davalının söz konusu karıştırılmaya yol açan önlemler alarak haksız rekabete neden olan fiili olarak değerlendirilebileceği, " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: (MARKA TECAVÜZÜ/HAKSIZ REKABET DAVASINDA) SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı taraf çok sayıda tescilli ... ibareli markasına sahip olmakla birlikte davalı tarafın davacıya ait tescilli markası olan ... şeklinde bu sınıflarda markasal kullanımı, bu ibare ile ticari faaliyeti yaptığı dosyaya yansıtılan delil ve belgeler ile kanıtlanmadığından marka tecavüzü/haksız rekabet davası reddedilmiştir. (HÜKÜMSÜZLÜK DAVASINDA); SMK 5-1-ç maddesi açısından; Davacı tarafa ait " ...+..., ..., ... " ibareli muhtelif sınıflarda tescilli markaları ile davalı tarafın " ... " ibareli markası arasında ortak "..." ibaresi yer alsa da davalı markası ile davacı markaları aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu söylenemeyeceği; sonucuna varılarak SMK 5-1-ç maddesi koşulları oluşmamıştır. SMK 6/1 maddesi iltibas açısından; Önceki tescilli bir markalar ile davalı başvuru markası arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacı tarafa ait " ...+..., ..., ... " ibareli muhtelif sınıflarda tescilli markaları ile davalı tarafın "... " ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ; davalı taraf davacının markalarındaki ... ibaresindeki .... harfini aynı şekilde başvuru markasında kullanarak davacı markasına yaklaşma çabasında olduğu ; Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 3-10 daki karşılaştırma tablosunda görüleceği şekilde emtia benzerliği oluştuğu ; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu emtialar için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "... " ibareli markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ...+..., ..., ... " ibareli muhtelif sınıflarda tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , iltibas ve benzerlik nedeniyle her iki taraf markası arasında yanılgı yaşayabileceği, hedef kitle açısından bu emtialarda iltibas ve benzerlik nedeniyle davalı taraf markası ile davacı taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalı emtialar algısı oluşabileceği , yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK 6/1 maddesindeki iltibas ve SMK 25/1 .nci maddedeki hükümsüzlük koşulu oluştuğu; SMK 6/3-5-9 maddesi iltibas açısından; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan ve oluşan iltibası ortadan kaldıran husus olmadığından sonuca etkisi de olmadığı; Neticeden bilirkişi heyet raporu da benimsenerek hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Marka Tecavüzü/Haksız Rekabet talepli açılan davanın REDDİNE, 2-Hükümsüzlük talepli açılan davanın KABULÜ ile ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-Marka Tecavüzü/Haksız Rekabet talepli açılan davada AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- Hükümsüzlük talepli açılan AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 15.000,00 TL. bilirkişi ücreti, 160,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 15.587,60 TL yargılama giderinin 1/2 si olan 7.793,8 davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, (Hükümsüzlük yönünden kabul kısmı) 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 10/09/2025
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır