İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/438 E. 2025/78 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/438
- Karar No
- 2025/78
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/438 Esas KARAR NO : 2025/78
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/05/2024 KARAR TARİHİ : 28/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, kepçe, kamyon, iş makinesi ve hafriyat işleriyle uğraşmakta olup bu şekilde ticari faaliyetini sürdürmekte olduğunu, müvekkilinin, ticari işi kapsamında davalı şirkete iş makinesi kiralamış ve bu kapsamda kendisi veya işçileriyle de birlikte işçilik de dahil olmak üzere davalı şirkete hizmet vermiş olduğunu, müvekkilinin, söz konusu iş makinesi kiralama işine ve davalı şirkete verdiği hizmete binaen davalı şirkete; 01/06/2023 tarihli .... fatura numaralı fatura, 04/07/2023 tarihli ... fatura numaralı fatura ile 27/07//2023 tarihli ... fatura numaralı faturaları düzenlemiş olduğunu, davalı şirket tarafından söz konusu faturalara itiraz edilmemiş, ancak fatura bedelleri de ödenmemiş olduğunu, bunun üzerine taraflarınca davalı şirket aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı icra dosyasıyla faturaya dayalı olarak 398.951,64 TL asıl alacak ve işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapılmış, ancak davalı şirket tarafından borca ve takibe itiraz edilerek takibin durdurulmuş olduğunu, davalı şirketin, icra dosyasına sunmuş oldukları faturalardan dolayı müvekkiline borçlu olduğunu, ancak davalı şirket tarafından icra dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirilmemiş ve ödeme belgesi de sunulmamış olduğunu, söz konusu borca davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edilmiş, itiraz üzerine taraflarınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve burada da anlaşma sağlanamamış olduğunu, tüm yaşanan süreç sonunda davalı-borçlu yanın söz konusu borcunu ödememiş olup müvekkilini mağdur etmiş olduğunu, taraflarınca da gelinen noktada dosyanın yetkili ve görevli olan Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmak durumunda kalınmış olduğunu beyanla; tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulü ile Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafın 04.06.2024 tarihli delil dilekçesinin ekinde sunduğu vergi levhasında yıllık beyan edilen matrağı 130.000,00 TL civarında olduğunu, davacının matrağının tacir sınırının epey altında kaldığını, davacı tarafın tacir sıfatı bulunmadığını, huzurdaki davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini talep ediyor olduklarını, ayrıca dava konusunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu, dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının müvekkili şirkette hiçbir alacağı bulunmadığını, bir an için davacının müvekkili şirkette alacağı bulunduğu kabul edilse dahi zamanaşımını itirazında bulunuyor olduklarını, davacının iddiasını senetle ispat etmesi gerektiğini, huzurdaki davada davacıyla müvekkili şirket arasında hiçbir şekilde sözlü veya yazılı sözleşme bulunmayıp davacının bu yöndeki beyanlarının gerçekleri yansıtmadığını, huzurdaki davada tanık dinletilmesine muvafakat etmiyor olduklarını, davacı tarafın müvekkiline herhangi bir hizmet sunmamış olduğunu, davacının, müvekkili şirkete fatura içeriği ürün ve hizmeti teslim etmemiş olduğunu, faturalarda belirtilen iş ve hizmet teslim edilmediğinden dava konusu alacak talebine itiraz ediyor olduklarını, yalnızca fatura tanziminin faturada belirtilen malın teslimi veya hizmetinin ifa edildiği anlamı taşımayacak olduğunu, davacı tarafın faturada belirtilen malın teslimi veya hizmetinin ifa edildiğini ispat yükü altında olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da aynı doğrultuda olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin tüm talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarındadır. Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı tarafından davalı şirket aleyhine 97.446,90 TL ... fatura nolu 01/06/2023 tarihli fatura alacağı, 195.557,10 TL ... fatura nolu 04/07/2023 tarihli fatura alacağı, 105.947,64 TL ... fatura nolu 27/07/2023 tarihli fatura alacağı olmak üzere toplam 398.951,64 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusunun vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 14/10/2024 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi Yıldırım Şabançelebi 25/11/2024 tarihli raporunda özetle; dava konusunun, davacının davalıya yaptığı satışlarından kaynaklanan 398.951,64 TL lik alacağı olduğu iddiası ile icra takibi başlatmış olduğu, davalının itirazı ile takibin durduğu, bu kez davacının talebi ile huzurda görülen İtirazın İptali davasının açılmış olduğu anlaşılmış olduğunu, davacı tarafın Ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, 2023 yılı Ticari defterlerinin incelendiğini, ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığını, kayıtların usulünce yapıldığını, ticari defterlerinin birbirlerini doğruladığını ve dolayısıyla, T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davacı şirketin Ticari Defterlerinin lehine delil teşkil ettiğini, takdirin mahkememize ait olduğunu, davalı incelemeye defter sunmadığından defterleri üzerinde inceleme yapılamamış olduğunu, davacının Ticari defterlerinde davalının davacıya 398.951,64 TL borçlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacının 2023 yılında davacıya 8 adet belge ile 646.416,83 TL tutarında (KDV HARİÇ) satış yaptığı yönünde BS bildiriminde bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu, davalının da aynı şekilde 2023 yılında davacıdan 8 adet belge ile 646.416,83 TL tutarında (KDV HARİÇ) alış yaptığı yönünde BA bildiriminde bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu, tarafların BA-BS bildirimleri yönünden mutabık olduklarının tespit edilmiş olduğunu, davacının 2023 yılında davalıya düzenlediği ve defterine kaydettiği sekiz adet faturaların tamamını BS formu ile Vergi Dairesine bildirdiğinin, davalının da davacının satış iddiası tüm faturaları BA bildirimi ile vergi dairesine bildirdiğinin tespit edilmiş olduğunu, nihai takdirin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticari defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticari defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Davacı tarafın delillerinde ticari defter ve belgelere delil olarak dayandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının takip tarihi itibarıyla 398.951,64 TL alacak kaydının bulunduğu belirlenmiştir. Davacının 2023 yılında davacıya 8 adet belge ile 646.416,83 TL tutarında (KDV HARİÇ) satış yaptığı yönünde BS bildiriminde bulunduğu, davalının da aynı şekilde 2023 yılında davacıdan 8 adet belge ile 646.416,83 TL tutarında (KDV HARİÇ) alış yaptığı yönünde BA bildiriminde bulunduğu, tarafların BA-BS bildirimleri yönünden mutabık olduklarının tespit edilmiş olduğu, davacının 2023 yılında davalıya düzenlediği ve defterine kaydettiği sekiz adet faturaların tamamını BS formu ile Vergi Dairesine bildirdiğinin, davalının da davacının satış iddiası tüm faturaları BA bildirimi ile vergi dairesine bildirdiği tespit edilmiştir. Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığındın ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu faturalara ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememiştir. Davacı taraf ticari defterlere diğer deliller ile birlikte dayanmış olup mahkemece de davalının ticari defterlerini ibrazı HMK 222/3 ihtarı ile birlikte davalıya duruşma zabtıyla gönderilmiş olmasına rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu durumda HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerde kayıtlı fatura konusu malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği hususunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, satın alınan ve faturası belirli alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile davalı tarafın Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 79.790,32 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 79.790,32 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 27.252,39 TL harçtan peşin alınan 6.813,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.439,29 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 7.240,70 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 6.193,00 TL olmak üzere toplam 13.433,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 63.832,26 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/01/2025
Katip ...
Hakim ...