İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/386 E. 2025/1206 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/386
Karar No
2025/1206
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/386 Esas KARAR NO : 2025/1206

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/06/2024 KARAR TARİHİ : 23/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda; TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilimiz hakkında ... 21. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi açılmış olup aşağıda belirtilen sebeplerle dosyada müvekkilin borcu olmadığının tespiti istemek zaruri hale gelmiştir. Davalı / alacaklı tarafından önce, ... 21. İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosya ile kambiyo takibi yapılmış, tarafımızdan açılan ... 10. İcra Hukuk Mahkemesi ... E. ...K. sayılı dava ile iş bu takibe konu 27.02.2023, 27.03.2023, 27.04.2023 ve 27.05.2023 tarihli bonolarla ilgili takibin iptaline, diğer bono 27.01.2023 tarihli bonoya ilişkin davanın reddine karar verilmiştirİş bu gerekçeli kararda da değinildiği üzere tehdit ve korkutma üzerine alınan senetlerle ilgili incelemenin İcra Mahkemesi tarafından yapılması mümkün olmadığından huzurda görülen dava açılmıştır. Müvekkilin eşi ... borçlu, davalı... Şti. alacaklı olmak üzere ... 3. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyadan alınan talimatla ... 23. İcra Müdürlüğü ... Tal. sayılı dosya ile 25.01.2023 tarihinde haciz muamelesi uygulanmış, haciz sırasında davalı şirket avukatı ile icra memuru vasıtasıyla işlem yapılırken kendilerine müvekkilin borcunun olmadığı söylenmesine karşılık haciz tehdidi ve korkutma ile bir takım evraklar imzalatılmıştır. Aradan geçen süre içerisinde her hangi bir olay meydana gelmemişse de müvekkile yapılan 10.02.2023 tarihli tebligatla ... 21. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile aleyhine icra takibi yapıldığı, haciz esnasında korkutma kasdıyla imzalanan protokolün ve 5 adet senedin icraya konulduğu öğrenilmiştirYukarıda belirttiğimiz gibi 25.01.2023 tarihinde yapılan hacizde müvekkilin hiçbir şey anlamaması üzerine müvekkil kızı ...'i aramış ve o da hemen yanına gelmiştir. Davalı şirket avukatı "alacaklarının olduğunu, ödeme yapılmaması halinde mal kadıracağını" söyleyerek müvekkili korkutmuş ve bunun üzerine hacizde hazır olan avukata müvekkilin kızı 2.000 TL. ödeme yapmıştır. Ardından alacaklı şirket vekili ve icra memuru evden ayrılmışlardır Yapılan haciz esnasında müvekkile iradesi ve bilgisi dışında imzalatılan belgelerin borçlandırılmak amacıyla yapıldığı ödeme emri tebliği ile öğrenilmiştir. Yine, müvekkil eşiyle konuştuğumda yapılan hacizlerin yasaya aykırı olduğu, icra dosyasının takipsizlik sebebiyle düşmesine karşılık işlem yapılmasının hatalı olduğu, ayrıca İcra yasası gereğince meskenlerde ev eşyalarının haczedilmesinin de kanuna aykırı olduğunu, bu sebeplerle şirkete karşı müvekkilin eşi ... davacı, ...Şti. davalı olmak üzere ... 5. İcra Hukuk Mahkemesi ...E. sayılı dosya ile hacizlere ve takibin zamanaşımına dava açıldığı söylenmiştir. İtiraza sebep protokol ve senetler incelendiğinde protokolün haciz günü olan 25.01.2023 tarihinde müvekkile imzalatılmasına karşılık üzerinde oynama yapılarak tarihin 26.01.2023 olarak değiştirildiği, davalının bu fiillerinde kötü niyetli olduğu, müvekkilin 1946 doğumlu ve ev hanımı olması sebebiyle istismara uğradığı, müvekkilin borcu olmayan bir bedelin tarafına yıkılmak istendiği, alacaklı vekilinin bu işlemleri yaparken zaten kasıtlı olduğu, icra memurunun ise devletin güvenini kullanmak suretiyle imzalatılan evraklar ile ilgili "icra dosyasının ve haczin evrakları" şeklinde açıklama yaparak görevini kötüye kullandığı ve her iki kişinin olayda amaç ve eylem birliği içerisinde olduğu ve tüm yönlendirmenin dosyanın avukatı olan kişi tarafından yapıldığı açıktır. Alacaklı vekili ve icra memuru müvekkilin yaşının ileri olmasını fırsat bilerek ve kötü niyetle protokol ve senet imzalatmış, hatta iddia edilen vadelerinin gelmesini beklemeden icra takibine koymuşlardır. Yapılan eylemler tehdit ve kandırma amacıyla iradenin aksine senet imzalatma ile kamu görevinin kötüye kullanılması suçunu oluşturmakta olup haklarında soruşturma açılması için ... Cumhuriyet Başsavcılığı...soruşturma no. İle şikayette bulunulmuşturBununla birlikte, alacaklı yan adına hareket eden vekillerin kamu görevini kötüye kullanmaları ve korkutmak amacıyla senet imzalatmaları sebebiyle ... Barosu Başkanlığı...tarih ... evrak kayıt no. İle şikayet dilekçesi verilmiştirGörüleceği üzere protokol ve senetteki imzalar müvekkilin tamamen kandırılarak elinden alınan imzalar olup bu sebeple maddi anlamda ve irade sakatlanarak alınan evraklarla açılan takipte borçlu olmaması sebebiyle önce yasa gereği arabuluculuk başvurusu yapılmış, ... Dosya No. ... Arb. No.lu görüşmeler anlaşamama ile sonuçlanmakla menfi tespit talep etmek zaruri hale gelmiştir. Müvekkilin yaşanan olaylarla ilgili manevi sıkıntısı ve içine düştüğü üzüntü devam etmekte olup bu yönde tüm başvuru haklarımızı saklı tutuyoruz. Davamızın kabulü ile ... 21. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takipte müvekkilin borçlu olmadığının tespitini, Haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle karşı yanın %20 tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Dava dilekçesi, 24.08.2024 tarihinde müvekkil ile ilgisi olmayan "..." adresine TK 35. md.si uyarınca kapıya yapıştırmak suretiyle tebliğ edilmiştir. Halbuki müvekkilin sicile kayıtlı adresi 2023 yılından beri "...." şeklindedir ve dava dilekçesinde dahi müvekkilin (ticaret siciline kayıtlı olan) işbu adresi gösterilmiştir. Görüldüğü üzere dava dilekçesi, tensip zaptı, ara kararlar vb. tüm tebliğ işlemleri usulsüzdür. Müvekkile yapılan tebliğ usulsüz olduğundan, Tebligat Kanunu md. 32/1 ve 2 md.leri gereği müvekilin beyan ettiği tarih esas alınacaktır. Dava dilekçesinden ve tensip zaptından 03.02.2025 haberdar olduğumuzu, dava dilekçesi ile tensip zaptının 03.02.2025 tarihinde tebliğ edilmiş sayılacağının dikkate alınmasını, taraf teşkili sağlanmadan ön inceleme yapılamayacağından tekrar ön inceleme günü verilmesini talep etmekteyiz. Bu hususu da sayın mahkemeniz dikkatine sunuyoruz, zira dava dilekçesi tebliğinden sonra yapılan tüm işlemler usulsüz gerçekleşmiştir. İrade bozukluğunun giderilmesi başlıklı TBK md. 39'da "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." denilmektedir. Somut olayda korkutmanın varlığı bir an için kabul edilse dahi, davacı tarafın korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan (haciz işleminin sona erdiği 25.01.2023 tarihinden) başlayarak bir yıl içinde (en geç 25.01.2024 tarihine bitimine kadar) müvekkile sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi gerekirdi. Fakat müvekkile böyle bir bildirim yapılmamış, verilen senetlerin iadesi de talep edilmemiştir. Bu sebeple hak düşürücü sürede dava açılmaması sebebiyle davanın süreden reddi gerekmektedir.İlk olarak: Davacı taraf, protokolün 1. maddesindeki tarihin tahrif edildiğini iddia etmekte ise de; protokolün 1. maddesi, protokolün düzenleme tarihini değil, protokol konusu borç miktarının hangi tarihte hesaplandığını (kapak hesabının hangi tarihte yapıldığını) belirtmektedir, diğer deyişle 1. madde, protokolün tanzim tarihini gösterir nitelikte değildir. Protokolün düzenlendiği tarih bakımından protokol metinde açıklık yoktur. Fakat, protokolün düzenleme tarihi, 4. maddedeki (senet dökümlerinin ve senetlerin düzenleme tarihlerinin yer aldığı) kısım esas alınarak tespit edilebilir. Bu yöntem, mahkemece kabul görmez ise; bu kez protokol, bila tarihli kabul edilebilir. İşbu protokolün bila tarihli düzenlendiği varsayımında, tarafların protokolü düzenledikleri tarihin tespiti için protokolün üçüncü maddesi dikkate alınmalıdır. Zira protokol kapsamında verilmiş bir kısım borç ödeme senetleri mevcuttur, bunların beş adet olduğunu ve her birinin dökümlerinin protokolün 3. md.sinde yer aldığını, protokolün 3. maddesinde her birinin düzenlendikleri tarihin 26.01.2023 olarak belirtildiğini, ayrıca bizzat bonoların üzerlerinde de, düzenleme tarihlerinin 26.01.2023 olarak belirtildiğini, yani düzenleme tarihlerinin her bir bono için 26.01.2023 olarak belirtildiğini, protokolün bu kısmında herhangi bir tahrifat da olmadığını vurgulamak isteriz. Bu husus, tarafların sözleşme kurma iradelerinin 26.01.2023 tarihinde hasıl olduğunu gösteren en güçlü emaredir. Bu doğrultuda, protokolün birinci maddesinde yer alan tahrifat iddiasının, sözleşmenin düzenlendiği tarihe ilişkin değil, olsa olsa kapak hesabının yapıldığı tarihe ilişkin olabileceğini mahkemeniz dikkatine tekrar sunuyoruz. İlgili tarihte yürürlükteki İcra ve İflas Kanunu ile Yargıtay içtihatları uyarınca, evde bulunan menkullerden en az ikişer adet yer alması halinde, bunlardan birinin haczedilebileceği bilinmektedir. O halde, haczedilen menkullerden aynı işlevi görür nitelikte en az 1 adet daha ev içerisinde yer aldığı da açıktır. Bu durumda muhafaza işlemi yapılsa dahi, günlük yaşamını ve ihtiyaçlarını idame ettirmesi bakımından biraz zarar doğmayacak olan davacının, TBK 38. md.si nde belirtilen "kendisine ya da yakınlarına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin varlığı" şeklindeki kanuni şartın gerçekleştiğinden söz edilmesi de mümkün değildir. Öncelikle Haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddi, bu istem kabul görmez ise, davanın esastan reddi, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmilini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından yapılan fiili haciz esnasında davacının korkutularak iradesine aykırı şekilde 5 adet bono alındığı ve bu bonolarla ilgili başlatılan ... 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır. Davacının senetlerde tahrifat yapıldığı iddiası bakımından yapılan değerlendirmede; Mahkememiz ara kararı gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Kurumuna dosyanın bono üzerinde tahrifat olup olmadığı hususunun araştırılması için dosyanın gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Kurumu Başkanlığının mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: " İnceleme konusu senetlerde tahrifat yapıldığını gösterir bulgu tespit edilmediği" şeklinde rapor sunulmuştur. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile her ne kadar senetlerin tanzim tarihinin haciz günü olan 25/01/2023 olmasına rağmen sonradan 26/01/2023 olarak değiştirildiği iddia edilmiş ise de mahkememizce alınan Adli Tıp Kurumu raporunda senetler üzerinde tahrifat yapıldığını gösterir herhangi bir bulgu tespit edilemediği bildirilmiştir. Bu sebeple davacı tarafından tahrifat iddiası ispat edilememiştir. Davacının senetleri haciz tehdidi ve korkutma ile imzaladığı iddiası bakımından yapılan değerlendirmede; Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas... Karar saylı ilamında özetle; " Dava menfi tespit ve yapılan ödemenin iadesi davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacıları vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili müvekkillerinin davaya konu 05.08.2020 tarihli PROTOKOL ; bono ve davacı .... tarafından davalıya 10.000,00 TL ödeme haciz baskısı altında yapıldığı, borcu üstlenme iradelerinin bulunmadığı beyan edilmiştir. Davacı .. dava dışı borçlunun icra takibine konu borcundan 10.000,00TL ödeyen 3. kişi konumundadır. İcra takibine konu borcun 3.kişi tarafından ödenmiş olması halinde dahi İİK.nun 72. maddesine göre ödenen bu paranın borçlu olunmadığından bahisle istirdatına ilişkin geri ödenme talebinde bulunmak hakkı vardır. Davalı ... A.Ş. 'nin ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasıyla dava dışı ... aleyhine icra takibi başlatıldığı ... 1.İcra Müdürlüğünün ...Talimat sayılı dosyasından borçlunun adresine hacze gidildiği, 05.02.2020 ve 05.08.2020 tarihlerinde haciz işlemi gerçekleştirildiği haciz yapılacağı ve mallarının kaldırılacağı korkusuyla ve 05/08/2020 tarihli haciz sırasında davalının istemiyle borçlunun borcuna istinaden davalıya 10.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığı ödeme protokolü bono düzenlendiği aynı gün ve aynı anda yapılan her iki işlem dolayısıyla müvekkillerin baskı altında oldukları belirtilmiş ise de haciz tehdidi iddiasının ancak borçlu tarafından ileri sürülebileceği, davacılar protokol imzalarken ve ödeme yaparken ihtirazi kayıt düşmedikleri ayrıca davacıların eyleminin TBK'nun 195 ve devamı maddeleri kapsamında borcun üstlenmesi niteliğinde olduğu borcun sona erdiği ve imzalanan protokolün hükümsüz kaldığı da davacılar tarafından ispat edilmediği anlaşılmakla istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir. ...ul 3. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı şirket olduğu borçluların ise ...Ltd. Şti., ..., ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı ...'ın haciz için gelinen ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tarafı olmadığı dolayısıyla emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ilamında da belirtildiği üzere haciz tehdidi altında bulunmadığı, haciz tehdidi iddiasının yalnızca ilgili takip dosyasının borçlusu tarafından ileri sürülebileceği anlaşılmıştır. Ayrıca dava dilekçesinde ileri sürülen korkutmadan kastın da yine "Davalı şirket avukatı "alacaklarının olduğunu, ödeme yapılmaması halinde mal kadıracağını" söyleyerek müvekkili korkutmuş" şeklinde ifade edilmiş olduğu dikkate alınarak haciz tehdidine ilişkin olduğu ve borçlu bulunmayan davacı tarafından ileri sürülemeyeceği dikkate alınarak mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacı vekili tarafından her ne kadar davalı vekili hakkında ... CBS'nin ... Sor sayılı dosyası ile haciz esnasındaki fiilleri sebebiyle suç duyurusunda bulunulduğu iddia edilmiş ise de ilgili savcılık dosyasının taraflarının dava dışı kişiler olduğu ve dava konusu olay ile ilgili olmadığı anlaşılmış olduğundan mahkememizce nazara alınmamıştır. Kaldı ki, dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında davacı tarafın davalı alacaklı vekili hakkındaki suç isnadının; "Alacaklı vekili ve icra memuru müvekkilin yaşının ileri olmasını fırsat bilerek ve kötü niyetle protokol ve senet imzalatmış, hatta iddia edilen vadelerinin gelmesini beklemeden icra takibine koymuşlardır. Yapılan eylemler tehdit ve kandırma amacıyla iradenin aksine senet imzalatma ile kamu görevinin kötüye kullanılması suçunu oluşturmakta olup" şeklinde ileri sürüldüğü ve haciz tehdidi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davalı vekili hakkında haciz olayı ile ilgili bir soruşturma yürütülse dâhi ilgili iddiaların haciz tehdidi kapsamında kalacağı ve yukarıda izah edildiği üzere davacının haciz tehdidi iddiasının mahkememizce yapılan yargılamada ileri sürülemeyeceğinden ilgili dosyanın beklenilmesine lüzum görülmemiştir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacının haciz tehdidi altında korkutularak dava konusu senetleri imzaladığına ilişkin iddiasının emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda ilgili icra takip dosyasına taraf olmayan davacı tarafından ileri sürülemeyeceği nazara alınarak davanın reddine, davalının menfi tespit davasındaki iddialarının ise hak arama hürriyeti kapsamında kaldığı ve kötü niyetinin ayrıca ispat edilememiş olması sebebiyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.128,13 TL'nin mahsup edilerek bakiye 512,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 66.059,06 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/386, K. 2025/1206, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-386-e-2025-1206-k-68e69da0d867