İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/383 E. 2025/813 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/383
Karar No
2025/813
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/383 Esas KARAR NO:2025/813

DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:10/02/2017 KARAR TARİHİ:05/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil bankanın ... Şubesi ile ... arasında akdedilen kredi sözleşmesini davalı borçlu ...'nun müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden müvekkil bankaca davalı borçluyla ticari ihtiyaç kredisi kullandırıldığını, borçlunun borcunu yasal süresi içerisinde ödemediğini, davalı borçlu aleyhine .... İcra müdürlüğünün 2016/... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrini tebliğ aldığını, itiraz ettiğini, davalının itirazının hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli olduğunu ve bu nedenle icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamını, davalı yanın %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu Mahkemeleri" yetkili olduğunu, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafından asıl borçluya kullandırılan “ihtiyaç kredisi”ne ilişkin Kredi Sözleşmesinin usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, “hesap kat”ı ihtarı yapılmadığını, muaccel olmuş bir borç doğmadığını, ihtiyaç kredisi için asıl borçlu aleyhine yapılan takibi semeresiz kalmadan kredi sözleşmesinin kefili hakkında icra takibi mümkün olmadığından müvekkil aleyhine icra takibi yapmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün 2016/... Esas sayılı takip dosyasında, "kredi üyelik sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti" sebebine dayalı olarak 14.483,47 TL nin tahsili istemiyle 07/12/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki asıl dava açılmıştır. Mahkememizin ... sayılı dosyasından verilen 25/09/2020 tarihli karar ile asıl dava yönünden bilirkişi incelemesinde dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde geri ödeme planındaki kesintiler bölümünde tahakkuk eden faizlerden KKDF kesintisi yapılmış olduğu, yeni kullandırılan kredinin ticari mahiyettte olmadığı Tüketici kredisi niteliğinde bulunduğu tespit edilmiş olup davalı ...’nun 30.05.2016 tarihli Bireysel Kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı dolayısıyla müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzalamadığı,kefalet miktarını kendi eliyle yazmadığı gözetilerek TBK m. 583 vd. Hükümlerindeki şartların gerçekleşmediği davalı ile banka arasında yasal şartlara uygun olarak geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmış olup davanıın reddine, birleşen dava yönünden bilirkişi raporunda hesaplanan bedeller yönünden kefalet limitini aşmadığı, davalı kefile ihtar tebliğ edilmediğinden temerrüdün 13.12.2016 takip tarihinde oluştuğu anlaşılmakla bilirkişi raporunda hesaplamalar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2021/186 esas, 2024/574 karar sayılı ilamı ile, "Davalı vekili davacı tarafın istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesinde borcun sona erdiğine dair beyanda bulunmuş olup dilekçe ekindeki 10/11/2020 tarihli mutabakata dayanmıştır. Bu mutabakat ile davaya konu takibin protokol kapsamında olduğunu ve davacının takiplerden feragat edeceğini taahhüt ettiğini ileri sürmüştür. Bunun üzerine ilgili evrak davalı taraftan talep edilmiş ve davacı vekiline tebliğ edilmiş ise de davacı vekilince herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Her ne kadar yargılama sırasında ibraz edilmeyen belgeler istinaf aşamasında nazara alınamayacak ise de alacağın tamamen veya kısmen ortadan kalkması sonucunu doğuran, borcu ortadan kaldıran, borcu söndüren bir hususun yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olup, mahkemece, davalı vekilinin ibraz ettiği 10/11/2020 tarihli mutabakat başlıklı belgenin borcu sona erdiren belge niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine " karar verilmiştir. Kaldırma sonrası davacı vekilinin davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığına ilişkin beyan dilekçesi sunduğu, davalı vekilinin borcun 10/11/2020 tarihli mutabakat ile sona erdiğine ilişkin beyan dilekçesi sunduğu görülmüştür. Mahkememizce tarafların mahkeme dışında hazırladıkları sulh sözleşmesini mahkemeye sunup buna göre sulh olduklarını bildirirlerse, bu yazılı sulh sözleşmesini mahkemeye verildiği duruşma tutanağına yazılacağı, (HMK154/3) bu halde mahkemeye verilen yazılı sulh sözleşmesinin duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağının (154/3-ç)'ye göre taraflara veya sulh için yetkili vekillerine imza ettirilmesi gerekeceği, bu halde Mahkeme dışı sulhun Mahkeme içi sulhe dönüşeceği, taraflar sulh sözleşmesini birlikte mahkemeye verirler ve buna göre sulh olduklarını bildirirlerse ve az yukarıda açıklandığı üzere bu husus tutanağa geçirilip, taraflara okunup imza ettirilirse, mahkeme içi sulhe dönüşüp buna göre karar verileceği, taraflar ikisi birlikte mahkeme dışında sulh olduklarını mahkemeye bildirmezlerse, taraflardan biri böyle bir sulh sözleşmesini inkar ederse, mahkeme dışındaki sulh sözleşmesine dayanan tarafın bunu mahkemede ispat etmekle yükümlü olacağı, somut olayda davacı vekilinin 14/08/2024 tarihli beyan dilekçesi ile davadan sonra yapılan tahsilatla davanın konusuz kaldığına ilişkin beyanı, davalı vekilinin 10/11/2020 tarihli mutabakat başlıklı belge ile borcun sona erdiğine ilişkin beyanı ancak mutabakat metninin dosyada bulunmayışı gözetilerek taraf vekillerine sulh sözleşmesi bulunup bulunmadığı, sulh sözleşmesi mevcut ise taraflarca ayrı ayrı sözleşmeyi mahkememize sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, davalı vekili tarafından ilgili belge sulh sözleşmesi olarak nitelendirilmemesi halinde de ilgili belgeyi sumak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde dosyada mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına karar verilmiştir. Bunun üzerine davalı vekilinin beyan dilekçesi ve ekinde "mutabakat" başlıklı belgeyi sunduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından sunulan 10/11/2020 tarihli mutabakat başlıklı metnin incelenmesinde, alacağı temlik alan davacı tarafından, dava dışı asıl kredi borçlusu ...'e düzenlenen belgede; "... A.Ş. (Banka) ile ... A.Ş (... ...) arasında imzalanan 29.03.2019 tarihli Alacak Temlik Sözleşmesi ile Bankadan temlik alınan, ... TCKN'li ...'ın kullanmış olduğu aşağıda dökümü yapılan borcu ile ilgili olarak iş bu taahhüt tarihi itibariyle icra dosyalarında mevcut olup da henüz ... ... tarafından çekilmemiş tutarlar hariç olmak üzere) borçlunun borcu sona ermiştir. Borçlu sıfatının sonlandırılmış olması icra ve dava dosyalarında fek, feragat vesair işlemler yapılması sebebiyle doğabilecek her türlü harç (tahsil harcı, cezaevi vb.) masraf vesair giderler ile bunun haricinde herhangi bir taahhütname, ibraname vb. belge düzenlenmesine dair herhangi bir talepte bulunulması halinde doğan/doğabilecek damga vergisi ve bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla her türlü vergi, resim, harç yine Borçlu'ya aittir. Taraflar mutabakat konusu borç kapsamında devam eden/neticelenmiş davalardan karşılıklı olarak -öncelikle borçlu tarafından beyanda bulunmak üzere- yargılama gideri, vekalet ücreti, harç ve sair olmaksızın feragat edecektir. Borçlu, var ise davanın tarafı olan üçüncü ki yargılama gideri, vekalet ücreti, harç masraf talebi olmaksızın davadan feragat edeceğini, aksi durumda ... ...'ın uğradığı/uğrayacağı tüm zararlarını karşılayacağını kabul ve taahhüt eder." şeklinde mutabakatın bulunduğu, mutabakat metninde dosya numaraları olarak mahkememizin dava konusu olan .... İcra Dairesinin 2016/... ve 2016/... sayılı dosyalarının belirtildiği görülmüştür. Davalı vekili 12/12/2024 tarihli dilekçesi ile alacaklı ve asıl borçlu arasında düzenlenmiş bu belge kapsamında, borcun ödenmiş olduğu davacı tarafça ikrar edilmiş bulunduğundan davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davacıya yüklemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ise 23/06/2025 tarihli dilekçesi ile Dava, tahsilat nedeniyle konusuz kalmış olduğundan karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesine dava tarihi sonrasında ödeme olması nedeniyle dava açılmasına Müvekkil şirket tarafından sebebiyet verilmemiş olması sebebiyle ve davanın konusuz kalması nedeniyle; lehe ve aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine, Müvekkil şirketin icra inkar tazminatı talebi bulunmamakla icra inkar tazminatına hükmolunmamasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce ... sayılı dosyasından verilen 25/09/2020 tarihli karar yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2021/186 esas, 2024/574 karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın reddedilen asıl dava yönünden kaldırıldığı görülmüş olup, birleşen davada davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı tarafça istinaf edilmediğinden yeniden dava dışı asıl borçlu ve davalı kefilin borçlu olduğu miktarın tespitine ilişkin inceleme yapılmamış, asıl ve birleşen davalar yönünden alacağın tamamen veya kısmen ortadan kalkması sonucunu doğuran, borcu ortadan kaldıran, borcu söndüren bir hususun bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. 10/11/2020 tarihli mutabakat metni ve davalı vekilinin beyanlarından borcun icra takibinin başlanıldığı 12/12/2016 ve davanın açıldığı 10/02/2017 tarihinden sonra olacak şekilde mutabakat tarihi olan 10/11/2020 tarihinde sona erdiği, yine taraf vekillerinin beyanlarından borcun dava dışı asıl borçlunun ödeme yapması ile sona erdiği, buna göre davacının dava tarihi itibariyle dava açmakta hukuki yararı bulunmakla birlikte mutabakatın yapıldığı tarih gözetildiğinde dava tarihi itibariyle davacının davasında haklı olduğu değerlendirilmiştir. Davalı vekili her ne kadar borcun 10/12/2020 tarihli ödemeyle sona erdiğini, buna karşın davacının istinaf talebi ile davayı sürdürdüğünden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunduğunu beyan etmiş ise de dava açıldıktan sonra yapılan ödeme sonrası kararın istinaf edilmiş olması davacının haklılık durumunu değiştirmemektedir. Buna göre mahkememizce davacının davayı açmakta haklı bulunduğu kanaatine varılmış ise de davacı vekilinin 23/06/2025 tarihli dilekçesi ile vekalet ücreti, yargılama gideri ve icra inkar tazminatı talebi bulunmadığı beyan edilmiş olmakla taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına karar verilmiş ve konusuz kalan asıl ve birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Konusuz kalan asıl ve birleşen dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA; 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu karar harcının peşin alınan 174,93 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 440,47 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-İstenilmediğinden davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/11/2025

Katip ... e-imzalıdır.

Hakim ... e-imzalıdır.

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/383, K. 2025/813, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-383-e-2025-813-k-f4782d8eafea