İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/38 E. 2025/205 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2024/38
- Karar No
- 2025/205
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/38 KARAR NO :2025/205
DAVA:MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ DAVA TARİHİ:26/02/2024 KARAR TARİHİ:06/11/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin Almanya'da tekstil işleri üzerine kendi markasıyla çalışan Türk kadın girişimci olduğunu, müvekkilinin ünlerini, tasarlamış olduğu “...” markasıyla Türkiye'deki şirketlere sipariş usulüyle ürettirildiğini ve ilgili firmaya da marka etiketini göndermekte olduğunu, müvekkili ile davalı arasında bu kapsamda bir ticari ilişki olduğunu, ticari ilişki bozulduktan sonra davalı tarafın 2023/... numaralı “...” markasını kötüniyetli olarak adına tescil ettirmiş olduğunu, dava konusu markanın bizzat müvekkilinin el yazısı ile hazırlanmış ve Almanya'da hizmet veren bir ajans tarafından (... firması) dijital çizimin yapılmış olduğunu, müvekkili tarafından bastırılan etiketlerin davalıya gönderildiğini, hatta davalı tarafın 11.09.2021 tarihinde “etiketler geldi” mesajı göndermiş olduğunu, müvekkilinin 2021 yılında yarattığını ve kullanmaya başladığı markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının marka başvurusunun 22.09.2023 tarihinde yapılmış olduğunu, müvekkili ile davalının ticaret başlangıç tarihinin ise bu tarihten çok önce olan 2023 yılının Ocak ayı olduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin faaliyet sınırlarını kapsayan marka tescilini müvekkilinden haberdar olmaksızın yapmasının olanaksız olduğunu, davalı adına tescilli olan 2023/... numaralı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: SMK uyarınca markaların ülkesel koruma kapsamında olduğunu, davacının Türkiye'de herhangi bir marka tescili olmadığı gibi başkaca ülkelerde de bir marka tescilinin de olmadığını, Ülkesellik ilkesi gereğince, bir ülkede marka hakkı elde etmiş bir kişinin hakları yalnızca o ülkenin sınırları dahilinde geçerli olduğunu ve marka sahibinin diğer ülkelerde geçerli marka hakkına sahip olabilmesi için markasını, koruma istediği ülkelerin ofislerinde de tescil ettirmesi gerektiğini; davacının Türkiye'de herhangi bir marka tescili bulunmamakla tescilli marka korumasından faydalanamayacağını, SMK 6/3 maddesi uyarınca, tescil edilmiş olmamasına rağmen bir markanın kullanılmış ve belli bir oranda tanınır hale gelmiş olması durumunda, bu işaret üzerinde bir hak elde edilmiş olacağının kabul edilebileceğini, gerçek hak sahipliğinin, açıklayıcı etkiye sahip olan tescile karşı üstün ve öncelikli hak sağlamakta olduğunu, ancak davacının SMK kapsamında tanımlanmış olan tescilsiz marka korumasından faydalanmasını sağlayacak herhangi aktif bir markasal kullanımı bulunmadığı gibi ilgili ibarenin davacı tarafından Türkiye'de tanınmış hale getirildiğinden de bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin marka tescilinde kötüniyetli olmadığını, müvekkilinin, ilgili ürünlerin hak sahibi olup söz konusu markanın da üreticisi ve satıcısı konumunda olduğunu, 2023/... tescil numaralı "..." markasının müvekkili adına iştigal konusu ile yakından ilgisi bulunan 25. ve 35. sınıflarda tescilli olup müvekkilinin marka üzerinde tescilli hak sahibi olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 19/05/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Hükümsüzlüğü talep edilen 2023/... numaralı markasının 25 ve 35.sınıflarda davalı şirket adına tescil edilmiş olduğu, tekstil ürünlerinde “...” ibaresinin markasal kullanımında gerçek hak sahipliğinin davacı tarafa ait olduğu gerekçesiyle SMK 6/3 maddede dayalı hükümsüzlük koşulları olduğu, davalının sınırsız seçenek özgürlüğü var iken davacının marka olarak kullandığını bildiği ibareyi herhangi bir haklı sebep bulunmaksızın kendi adına tescil ettirmiş olmasının iyiniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle SMK m. 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük koşulları olduğu, tarafların herhangi bir tazminat ve/veya yoksun kalınan kazanç talebinin bulunmadığı, SMK kapsamında bir hesaplama tercihinde bulunulmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 14/09/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davacı tarafın kök rapordaki tespit ve değerlendirmelere karşı beyan ve itirazları değerlendirilmiş olduğu, söz konusu itirazların kök raporda vardıkları sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava: TPMK nezdinde davalı adına tescilli 2023/... numaralı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile HMK'nın 329/2 maddesi uyarınca davalı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine ilişkindir. Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar. 6769 sayılı SMK'nın 5. maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez: a) 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler. b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler. c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. ç) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler. d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nispi ret sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir... Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır. Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. SMK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu kök/ek raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde: TPMK nezdinde 2023/... numaralı "..." markasının 25. ve 35. sınıfta davalı ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede: tekstil ürünlerinde “...” ibaresinin markasal kullanımında gerçek hak sahipliğinin davacı tarafa ait olduğu gerekçesiyle SMK 6/3 maddede dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının sınırsız seçenek özgürlüğü var iken davacının marka olarak kullandığını bildiği ibareyi herhangi bir haklı sebep bulunmaksızın kendi adına tescil ettirmiş olmasının iyiniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle SMK m. 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığından, davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2023/... numaralı marka tescilinin kötü niyete dayanması sebebi ile tescilli olduğu tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine dair karar verilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile; 2-Davalı adına tescilli 2023/... numaralı marka tescilinin kötü niyete dayanması sebebi ile tescilli olduğu tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 3-Kararın kesinleşmesi ile, kararın infazı için TPMK'ya müzekkere yazılmasına, 4-Mahkememizce tensip tutanağının 9. Maddesi kapsamında verilen tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar aynen devamına, 5-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazine irad kaydına, 6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 427,60 TL başvuru harç, 427,60 TL peşin harç, 443,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.298,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır