İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/342 E. 2025/99 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/342
Karar No
2025/99
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/342 Esas - 2025/99 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/342 KARAR NO : 2025/99

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 06/08/2024 KARAR TARİHİ : 06/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, 1900’lü yılların başında kurulmuş olan müvekkilinin başta ABD olmak üzere, dünya çapında birçok ülkede saat ve gözlük gibi aksesuarlar ve performansı....” markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin bu markalarının dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi uzun yıllardır Türkiye’de de tescilli olduğunu, müvekkilinin tescilli ve tanınmış bu markalarına dayalı olarak davalı firmanın “....” harflerinden müteşekkil markasının tesciline karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı .... tarafından kısmen de olsa nihai olarak reddinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu,müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanının ayırıcı unsuru olan “...” ibaresinin baş harflerinden müteşekkil “....” ve ilk harfinden oluşan “...”li markalarının dünya çapında tanınmış ve müvekkili ile özdeşleşmiş markalar olduğunu, bu durumun taraf markalarının karıştırılma ihtimalini daha da arttırdığını, ayrıca taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız bir fayda elde etmek isteyen davalının “D” harfini kasten seçmiş olduğunu, zira “B” ve “D” harflerinin yakın benzer olduğunu, davalının müvekkilinin markalarında kullanılan ve güçlü/dinamik bir markayı sembolize eden yatay çizgili stilizasyonu da taklit etmiş olduğunu, davalı ....’in dava dışı kişi ve kuruluşlar tarafından tescil edilmek istenilen “...” ve “...” harfli markalara karşı müvekkilinin dosyaladığı itirazları kabul edegeldiğini, bu kararların somut uyuşmazlık yönünden emsal nitelikte olduklarını, müvekkilinin tanınmış/ikonik markalarına bu derecede benzer bir markanın tescili halinde müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğinin ve tanınmışlığının zarar göreceğini, böyle bir tescilin müvekkilinin markalarının sulanmasına sebebiyet vereceğini, ayrıca müvekkilinin markalarında kullanmış olduğu özel stilizasyonun eser niteliğini de haiz olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/6 hükmünün de uygulanması gerektiğini, tekstil sektöründe faaliyet gösteren davalının müvekkilinin aynı sektörde yer alan tanınmış markasını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yani davalının dava konusu edilen markayı bilerek müvekkilinin tanınmış markalarına benzetmiş olduğunu, zaten de davalının “.... başvuru sayılı markanın tümden hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; karıştırılma ihtimali incelemesinde işaret benzerliği ve mal/hizmet benzerliği arasında karşılıklı bir etkileşimin bulunması gerektiğinden hareketle, somut olayda taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının söylenebileceğini, davacının markasının tanınmışlığı ve davalının kötü niyetli olduğu hususundaki iddialarını ispatlayamadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı firmanın yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı firmanın 18.11.2022 tarihinde 25 ve 35. Sınıflara giren hizmetlerde kullanılmak üzere marka tescil başvurusunda bulunduğu, markanın ilanı üzerine, davacının SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/4, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerine ve .... sayılı kararı ile reddedildiği, ancak dava dışı bir firmanın itirazları üzerine davalının markasının kapsamından bir takım emtiaların çıkartılması üzerine davacının itirazını aynı markalara ve aynı madde hükümlerine dayalı olarak tekrar ettiği, bu itirazın da nihai olarak .... sayılı kararı ile nihai olarak ve kısmen reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRMELER; MARKALAR ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre; Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalı firmanın tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Markalar karşılaştırıldığında, taraf markaları, karakteristik/stilize bir şekilde yazılmış “...”, “...” ve “...” harflerinden müteşekkil markalardır; “.....” harf kompozisyonlarının kullanıldığı işaretlerde “...” harfi, paralel çizgilerden oluşacak şekilde stilize edilmiştir. Bu harflerin taraf markalarının esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, kısaltma ve harf markalarında sırf harf örtüşmesinin tek başına iltibasa yol açmayacağı yönündedir. Nitekim; Yargıtay’ın bir kararında; “….bir markanın ayırt edici unsuru ne ölçüde orijinal ise koruma düzeyi de o ölçüde yüksek olacaktır. Bununla birlikte, alfabede sınırlı sayıda harf bulunmakta olup, bu harflerin kullanılması tek başına kimsenin tekeline bırakılamayacağından harf markaları ile kısaltma markalarında da ayırt edicilik düzeyinin zayıf ve koruma düzeyinin de düşük olduğunun kabulü gerekir….” denilmek suretiyle, ortak harf kullanımının iltibasa etkisi konusuna açıklık getirilmiştir. ANCAK; taraf markalarında ortak olan tek husus harfler değil, davacının “...” harflerinden müteşekkil markaları özelinde, “...” harfinin yazılış stili ve dahi “B” ila “D” harflerinin, gerek görünüş, gerekse okunuş açısından yakın harfler olmasıdır. “...” harfleri/kısaltması, davacı ile özdeşleşmiş bir markadır ve özellikle hazır giyim eşyaları, ayakkabılar ve dahi aksesuarlar sektöründe “...” harflerini gören bir tüketicinin zihninde ilk anda davacının “...” markası ile ilişki kurması kuvvetle muhtemeldir. Bu durumun, davacının “...” harflerini tek/esas unsur olarak ihtiva eden markaları özelinde, taraf markalarını benzer kıldığı, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”li markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da, aynı sonucu vermektedir; taraf markalarındaki esas/tek unsurların aynı ve okunuşu çok yakın iki harften oluşuyor olması, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları fonetik açıdan da yakınlaştırdığı, Kavramsal açıdan da; taraf markalarında esas/tek unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” harflerinin/kısaltmasının yakın benzerliği nedeniyle, karşılaştırılan işaretlerin kavramsal açıdan tüketici zihninde bıraktıkları ilk algının da farklı olmadığı, Sonuçta; davacının “...” harflerinden müteşekkil ...... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle bu mal veya hizmetlerin; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği,

Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. “Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden davacının markaları tescilli değildir; davacının markaları sadece muhtelif giyim eşyaları ayakkabılar ve aksesuarlar yönünden tescillidir. Bu emtiaların birbirlerinden çok farklı alıcı çevrelerine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları gidermediği, son kullanıcılarının ve hedeflenen tüketici profillerinin farklı olduğu, (hizmet) sağlayıcılarının ve satış yerlerinin/mekanlarının da farklı olduğu, birbirleri yerine ikame imkanları ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunmadığı gerçekleri gözetildiğinde, benzer markalar altında bu farklı mal ve hizmetlerin sunulduğunu gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurmasının ihtimal dahilinde olmadığı, Sonuçta, davalının dava konusu edilen markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır . Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir . Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. Somut olay açısından; davalının markasının kapsamında kalmış olan, 35. Sınıftaki hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesi incelendiğinde; bu alıcıların söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği gerçekleri gözetildiğinde, söz konusu alıcı kitlesinin bu hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; davacının “...”li markaları özelinde, karşılaştırılan markalarda “.../...” harflerinin/kısaltmalarının geçiyor olmasının, davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”li markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimalini doğurduğu ve markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan birbirine yaklaştırdığı değerlendirilmiştir. ANCAK; davacının markalarının tescilli olduğu emtialar ile davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin aynı/benzer/türdeş/ilintili emtialar olarak nitelendirilemeyeceği, bu emtiaların birbirleriyle bağlantısı/alakası olmadığı, zaten de davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin de bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinin düşük olmadığı, bu yüzden de söz konusu emtialarda “.../...”li işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu mal ve hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicilerin/alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları ve her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünme ihtimallerinin olmadığı, davalının markasının, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratmayacağı, Bu nedenlerle de, somut olayda, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden, karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, DAVACININ ÖNCEKİ KULLANIMA DAYALI GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİASININ DAVALININ ....BAŞVURU SAYILI MARKASININ TESCİLİNE/HÜKMÜNE ENGELİ/ETKİSİ; 6769 sayılı SMK’nın “marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. maddesinin 3. fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir. Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Tescil, bir markanın daha özel hükümlerle korunmasını sağlar. SMK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini de kabul etmiştir. Ancak, bu hakkın ne zaman ve nasıl oluşabileceğinin kriterlerini düzenlememiştir . 6769 sayılı SMK’nın “Marka Tescilinde Nispi Ret Nedenleri” başlıklı 6. maddesinde, marka olarak tescil ettirilmek istenen işaret üzerinde tescil başvurusundan önce hak kazanmış kişilerin hukukunu korumaya yönelik hükümler bulunmaktadır. Söz konusu maddenin 3. fıkrasına göre bir işaret üzerinde, bu işaretin –üçüncü bir kişi tarafından-marka olarak tescili amacıyla başvurusu yapılan tarihten veya başvuru tarihinde belirtilen rüçhan tarihinden önce, bir hak elde edilmiş ise, bu hakka sahip kişi, söz konusu işaretin tesciline itirazda bulunabilir. Bu hüküm, işaret üzerinde ilk kullanma yoluyla haksız rekabet hükümlerine göre kazanılan hakkı üstün tutmayı amaçlamıştır. Bu bağlamda hak sahibinin işaretin sonradan bir başkası tarafından kullanılmasını yasaklaması TTK 57/5 ve 58/I, b’den kaynaklanmaktadır . İtiraz hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasını (SMK 6/3) gerekli kılar. “Ticaret sırasında kullanma” ile marka hukukuna özgü kullanma kastedilmektedir. Markasal kullanım, öğretide işareti taşıyan mal ve/veya hizmetlerin köken itibariyle diğer mal ve/veya hizmetlerden ayırt edilmesini sağlamaya yönelik olduğunun alıcılar tarafından anlaşılmasını mümkün kılacak şekilde kullanılması biçiminde tanımlanmaktadır. Ancak markaların kaynak gösterme fonksiyonu dışında reklam, iletişim, kalite, yatırım ve garanti fonksiyonlarının da bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Madde metninde bahsedilen tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi işaretlerdir. İtiraz veya dava hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasıdır. Ticaret sırasında kullanma ile marka hukukuna özgü kullanma kastedilmektedir. Ancak SMK’da “piyasada maruf hale getirme” şartından söz edilmese de bu şartın “zımnen” 6/3 maddesi hükmünde yer aldığını kabul etmek gerekir. Buna göre tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, o işarete kullanım yoluyla hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırmak gerekir. Bu ise işaretin “asgari bilinirlik düzeyi”ne ulaşması ile mümkündür. Asgari bilinirlikten anlaşılması gereken, işaretin kullanım sonucunda belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmesidir. Aksinin kabulü, piyasada işareti “ilk” kullanan kişiye korunma sağlanacağı anlamına gelir ki, bu “SMK hükümleri uyarınca sağlanan korunmanın tescil ile elde edileceği” ilkesini anlamsız hale getireceği gibi hakkaniyet ile de bağdaşmaz. Davacı taraf; dava konusu edilen “...” kısaltmasının, davalının markasının kapsamında kalmış olan 35. Sınıftaki hizmetlerde, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir. Bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Somut olayda; davacının “...” markasını, hazır giyim, ayakkabı ve aksesuar sektöründe, dünyada ve ülkemizde uzun yıllardır yoğun, istikrarlı ve ciddi biçimde kullandığı ve bu markaya ciddi yatırımlar yaptığı, bu markanın hazır giyim ve ayakkabı sektörde iyi bilindiği ve tanınmışlığa ulaştığı ve dahi bu tanınmışlığın ve yaygın kullanımın davacı tarafından dava dosyasına sunulan belgelerle ispatlanmış olduğu görüldüğünden ve davacının “...” ibaresini/kısaltmasını esas/tek unsur olarak ihtiva eden kelime markaları özelinde, taraf markalarının benzer olduğu da tespit edilmiş olduğundan dava konusu edilen markanın, kapsamında kalmış olan hizmetlerde kullanılması halinde yukarıda bahsedilen ihtimallerin gerçekleşme olasılığının mevcut olduğu değerlendirilmektedir. Davalının bu hizmetlerde markasal bir kullanımının davacı ile ilişkilendirilebileceği göz önüne alındığında, davalının davaya konu markasının, davacının “...” markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşabileceği, Bu nedenlerle, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, davalının markasının kapsamında kalmış olan tüm hizmetler yönünden tesciline/hükmüne engel olabileceği, DAVACININ TİCARET UNVANINA VE ESER SAHİPLİĞİNE DAYALI HAK İDDİALARININ DAVALININ.... BAŞVURU SAYILI MARKASININ TESCİLİNE/ HÜKMÜNE ENGELİ/ETKİSİ; 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.” Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, .... kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Yargıtay emsal kararlarında da açıkça dile getirildiği üzere KHK 8/3 (SMK 6/3) maddesinde yer alan "ticaret sırasında kullanılan işaret" ifadesinin kapsamı içerisine ticaret unvanları, işletme adları, isim, fotoğraf, telif hakkı vs. sokulabilir. Aynı maddenin 5. fıkrasına (SMK 6/6) göre de, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği belirtilmiştir. SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına ve alan adına tanınan koruma da, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları/alan adları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca da; bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir . Somut olayda; davacının ticaret unvanının ayırıcı unsuru olan “....” kelime öbeğinin, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerde kullanıldığına dair herhangi bir delil, dava/marka işlem dosyasına mevcut olmadığı gibi, dava konusu edilen markanın da bu ibarelerden oluşmadığı hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Davacının “...”li markalarında “...” harfinin stilize edilmiş halinin de bir “eser hüviyeti”nde sayılması, sahibinin “hususiyetini” taşıması gibi durumların somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği de görülmektedir. Sonuç olarak; davacının ticaret unvanından veya eser sahipliğinden kaynaklanan ve SMK m. 6/6 hükmü kapsamında korunması gereken üstün bir hakkının da somut uyuşmazlıkta bulunmadığı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Davalının dava konusu işareti kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/marka işlem dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markaların benziyor olmasının kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı değerlendirildiğinden, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat olunamadığı, Netice itibariyle, Davacının “.... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, Davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hiçbiri açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, Davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, bu tespitlere rağmen, karşılaştırılan markalar arasında, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, Davacının “gerçek hak sahipliği”, ve “ticaret unvanına/eser sahipliğine dayalı hak” iddialarının davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler açısından tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, Davacının “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının kapsamında kalmış olan tüm hizmetler yönünden tesciline/hükmüne engelinin/etkisinin olabileceği, Davacının “kötü niyet” iddialarının ispatlanamadığı, Dava konusu edilen 04.06.2024 tarihli ve .... Kararının iptali koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, ..... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.091,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06.03.2025

Kâtip Hâkim ..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Bilirkişi Ücreti :8.000,00.-TL P.P : 175,00.-TL TOPLAM :9.091,00.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/342, K. 2025/99, T. 06.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-342-e-2025-99-k-7d432f00e7c2