İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/328 E. 2024/328 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/328
- Karar No
- 2024/328
- Karar Tarihi
T.C. ... 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/328 Esas - 2025/49 Karar Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ... 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2024/328 Esas KARAR NO : 2025/49
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 28/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/02/2025 Mahkememizde açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili ; Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile oluşan ve faturaya bağlanan alacaklarının ödenmemesi üzerine davalı borçlu hakkında ... 2. Genel İcra Dairesinin 2024/209 esas sayılı icra takibini başlattıklarını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu belirtip, borçlunun itirazının iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. YANIT : Davalı vekili ; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında takip konusu faturaların ticari defter ve kayıtlara işlendiğini, çalışanlar için yapılan yol - yemek ve konaklama ücretlerinin davacıya ait olduğu halde kendileri tarafından ödeme yapılıp davacı için iade faturası düzenlediklerini, bu nedenle davacıya borçları bulunmadığını belirtip, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : -... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2024/209 E. sayılı dosyası, -Tarafların mal alım ve mal satım beyannameleri, -Arabulucu anlaşmazlık son tutanağı, -Cari hesap özeti ve faturalar, -Bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki talep, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından yerine getirilen iş nedeni ile davalı adına düzenlenen fatura bedellerinden kaynaklanan davacı alacağını tahsil için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının da kabulünde olduğu gibi, taraflar arasında ticari ilişki bulunmaktadır. Davacımız bu ticari ilişki nedeni ile davalı adına 9 adet fatura düzenleyip, bu faturaları kendisine ait ticari defterlere kayıt etmiştir. Bu fatura bedelleri ödenmediği için davalıdan alacaklı olduğunu düşünen davacımız, davalı hakkında ... 2. Genel İcra Dairesinin 2024/209 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış, icra takibi ile 168.005, 25 TL asıl alacağın tahsili talep edilmiş, ödeme emri davalı borçluya 08/01/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekilinin 10/01/2024 tarihinde ve süresi içerisinde takibe, borca ve ferilerine yapmış olduğu itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davalı taraf faturalardan kaynaklanan borcunu kabul etmekle birlikte, ticari ilişki kapsamında çalıştırılan kişilerin yol, yemek ve konaklama giderlerinin davacıya ait olduğunu, bu giderleri davacı yapmadığı için onun adına kendilerinin yaptığını belirtip 165.895,33 TL bedelli faturayı düzenlemiş, bu nedenle de davacıya borçları olmadığını ileri sürmektedir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi, çalışanların yol, yemek ve konaklama ücretlerinin davacıya ait olduğu davacı tarafından kabul edilmediği için, davalının çalışanların yol, yemek ve konaklama giderlerinin davacıya ait olduğunu, faturada belirtilen kadar gider yaptıklarını kanıtlaması gerektiği kabul edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapmak suretiyle sunulan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile, taraflar arasında mal alım satımı nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, davacı faturalarının her iki taraflın ticari defter ve kayıtlarına usulüne uygun şekilde kaydedildiği belirlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 Tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine oluşturmaktadır. Başka bir anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat varacı olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış ise, fatura bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerekmektedir. Bu genel açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, mal yada hizmet sağlayıcıları tarafından biri e-Fatura, diğeri ise e-Arşiv faturası şeklinde iki tür fatura düzenlenmektedir. Fatura türlerinin farklılığı kendisini faturaya itiraz konusunda ortaya çıkarmaktadır. Davalının düzenlediği fatura e-Arşiv faturası olup ( e-Fatura olmadığı için), davalının düzenlediği bu e-Fatura Gelir İdaresi Başkanlığının oluşturduğu sistem üzerinden doğrudan davacının sistemine işlenmekte olup, davacının beyanı ile mal alım beyannamesi oluşturulmayıp, faturanın niteliği itibarı ile davacının faturayı reddi için sistemde davacıya tanınmış bir yol olmadığı için e- Arşiv faturası davacının sisteminde görülmekle birlikte, faturayı ret için sistemde seçenek olmadığı için davacının ticari defterlerine kayıt edilmeyen bu faturanın davacı tarafından benimsendiğinin kabul mümkün değildir. Davalının düzenlediği e- Fatura olsa idi, davalının düzenlediği bu fatura Gelir İdaresi Başkanlığının oluşturduğu sistem üzerinden doğrudan davacının sistemine davalı tarafından işlenecek, davacının beyanı ile mal alım beyannamesi oluşturulmamakla birlikte, faturanın niteliği itibarı ile davacının faturayı reddi için sistemde davacıya tanınmış bir yol olup, davacının faturayı ret etmesi mümkün olacaktı. Süresinde sistem üzerinden ret işlemi yapılmaz ise davacının faturayı kabul etmiş sayılması gerekecek idi. Somut olayda, davalının düzenleyip GİB lığının sistemi üzerinden otomatik olarak davacının mal alım sistemine gönderdiği ve davacının sistem üzerinden ret hakkı olmayan 165.895,33 TL bedelli faturayı ticari defterlerine işlememiş olması karşısında, halen davalının taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile çalıştırılan kişilerin yol, yemek ve konaklama giderlerinin davacıya ait olduğunu kanıtlaması gerektiği, kendiliğinden oluşan davacı mal alım beyannamesinin davalı faturasının türü itibarı ile davalının iddiasını doğrulamak için yeterli olmadığı, üstelik davalı faturasının davacı defterlerinde de kayıtlı olmaması nedeni ile bu fatura bedelinin davacı alacağından mahsubunun mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Toplanan delillere göre, davacı alacağının dayanağı olan tüm davacı faturalarının davalı defterlerinde de kayıtlı olması nedeni ile davacının faturaların kapsamındaki ürünleri davalıya satıp teslim ettiğini kanıtladığı, her iki taraf kayıtlarına göre davacının davalıdan 168.000,25 TL alacaklı olup, davalının kendisi tarafından düzenlenen yol, yemek ve konaklama giderlerine ilişkin olduğunu söylediği fatura bedelinden davacının sorumlu olduğunu kanıtlayamadığı, yemin delili bulunan davalı tarafın hatırlatılmasına rağmen bu delile başvurmaması nedeni ile asıl alacağa yönelik davalı itirazı haklı nedene dayanmadığı, bu nedenle itirazın iptali gerektiği, her iki tarafın defterleri ile sabit ve hesaplanabilir olan davacı alacağına haksız itiraz nedeni ile geç olaştığı için icra inkar tazminatının da davalıdan tahsili gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın KABULÜNE, Davalının ... 2. Genel İcra Dairesinin 2024/209 Esas sayılı icra takibine yönelik itirazının 168.005,25 TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 44,25 oranından başlayan ve değişen oranlı avans faizi uygulanmak sureti ile takibin devamına, Hüküm altına alınan 168.005,25 TL'nin % 20'sine karşılık gelen 33.601,05 TL icra inkar tazminatının DAVALIDAN ALINIP DAVACIYA ÖDENMESİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.476,44 TL harçtan, dava açılışında alınan 2.869,11 TL peşin harcın düşülmesi ile kalan 8.607,33 TL harcın DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 3-) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-) Davacı tarafından yapılan 2.869,11 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 60,00 TL tebligat ücreti, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, olmak üzere toplam 7.356,71 TL yargılama giderinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-) Davacının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, 6-) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin YÜZÜNE KARŞI, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28/01/2025
e - imzalıdır e - imzalıdır
Bu gerekçeli karar güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.